ل ه و (LHW) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Ondan uzaklaşarak unutmak, Meşgul etmek, kandırmak, dikkatini dağıtmak, spor/oyun/eğlence, yolunu değiştirmek, sapma, unutmak, keyif/neşe vermek, uzaklaşmak, fırlatılan şey, dikkatsiz/umursamaz

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (15)

Bu kök Kur'an boyunca 15 kez, 10 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

وَلَهْوٌ3 kez

En'am 6:32وَلَهْوٌve lehvunve eğlenceden

وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا اِلَّا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَلَلدَّارُ الْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

ve mā l-Hayātu d-dunyā illā leǐbun ve lehvun ve le d-dāru l-āḣiratu ḣayrun li(e)lleƶīne yetteḳūne e fe lā teǎ'ḳilūne

Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız?

Muhammed 47:36وَلَهْوٌve lehvunve eğlencedir

اِنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَاِنْ تُؤْمِنُوا وَتَتَّقُوا يُؤْتِكُمْ اُجُورَكُمْ وَلَا يَسْـَٔلْكُمْ اَمْوَالَكُمْ

innemā l-Hayātu d-dunyā leǐbun ve lehvun ve in tu'minū ve tetteḳū yu'tikum ucūrakum ve lā yeselkum emvālekum

Şüphesiz dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer inanır ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız, O size mükafatınızı verir ve sizden mallarınızı (tamamen sarf etmenizi) istemez.

Hadid 57:20وَلَهْوٌve lehvunve eğlencedir

اِعْلَمُٓوا اَنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ وَتَكَاثُرٌ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ كَمَثَلِ غَيْثٍ اَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرٰيهُ مُصْفَرًّا ثُمَّ يَكُونُ حُطَامًا وَفِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَغْفِرَةٌ مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانٌ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ

ǎ'lemū ennemā l-Hayātu d-dunyā leǐbun ve lehvun ve zīnetun ve tefāḣurun beynekum ve tekāṧurun fī l-emvāli ve l-evlādi ke meṧeli ğayṧin eǎ'cebe l-kuffāra nebātuhu ṧumme yehīcu fe terāhu muSferran ṧumme yekūnu HuTāmen ve fī l-āḣirati ǎƶābun şedīdun ve meğfiratun mine (a)llahi ve riDvānun ve mā l-Hayātu d-dunyā illā metāǔ l-ğurūri

Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah'ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.

لَهْوًا3 kez

A'raf 7:51لَهْوًاlehvenbir eğlence

اَلَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَهُمْ لَهْوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا فَالْيَوْمَ نَنْسٰيهُمْ كَمَا نَسُوا لِقَاءَ يَوْمِهِمْ هٰذَا وَمَا كَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ

(e)lleƶīne tteḣaƶū dīnehum lehven ve leǐben ve ğarrathumu l-Hayātu d-dunyā fe l-yevme nensāhum ke mā nesū liḳā'e yevmihim hāƶā ve mā kānū bi āyātinā yecHadūne

Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.

Enbiya 21:17لَهْوًاlehvenbir eğlence

لَوْ اَرَدْنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ لَهْوًا لَاتَّخَذْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا اِنْ كُنَّا فَاعِلِينَ

lev eradnā en netteḣiƶe lehven le tteḣaƶnāhu min ledunnā in kunnā fāǐlīne

Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık.

Cum'a 62:11لَهْوًاlehveneğlence

وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْوًا انْفَضُّوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ

ve iƶā raev ticāraten ev lehven nfeDDū ileyhā ve terakūke ḳāimen ḳul mā ǐnde (a)llahi ḣayrun mine l-lahvi ve mine t-ticārati ve(a)llahu ḣayru r-rāziḳīne

(Durum böyle iken) onlar bir ticaret veya bir oyun eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona koştular ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın yanında bulunan, eğlence ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

لَهْوٌ2 kez

Ankebut 29:64لَهْوٌlehvuneğlenceden

وَمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا اِلَّا لَهْوٌ وَلَعِبٌ وَاِنَّ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ لَهِيَ الْحَيَوَانُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

ve mā hāƶihi l-Hayātu d-dunyā illā lehvun ve leǐbun ve inne d-dāra l-āḣirate le hiye l-Hayevānu lev kānū yeǎ'lemūne

Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

Lokman 31:6لَهْوَlehveboş

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ

ve mine n-nāsi men yeşterī lehve l-Hadīṧi li yuDille ǎn sebīli (a)llahi bi ğayri ǐlmin ve yetteḣiƶehā huzuven ulāike lehum ǎƶābun muhīnun

İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

وَلَهْوًا1 kez

En'am 6:70وَلَهْوًاve lehvenve eğlence

وَذَرِ الَّذِينَ اتَّخَذُوا دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِهِ اَنْ تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَلِيٌّ وَلَا شَفِيعٌ وَاِنْ تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَا يُؤْخَذْ مِنْهَا اُو۬لٰٓئِكَ الَّذِينَ اُبْسِلُوا بِمَا كَسَبُوا لَهُمْ شَرَابٌ مِنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ اَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْفُرُونَ

ve ƶeri (e)lleƶīne tteḣaƶū dīnehum leǐben ve lehven ve ğarrathumu l-Hayātu d-dunyā ve ƶekkir bihi en tubsele nefsun bimā kesebet leyse lehā min dūni (a)llahi veliyyun ve lā şefīǔn ve in teǎ'dil kulle ǎdlin lā yu'ḣaƶ minhā ulāike (e)lleƶīne ubsilū bimā kesebū lehum şerābun min Hamīmin ve ǎƶābun elīmun bimā kānū yekfurūne

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

وَيُلْهِهِمُ1 kez

Hicr 15:3وَيُلْهِهِمُve yulhihimuve onları oyalasın

ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْاَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

ƶerhum ye'kulū ve yetemetteǔ ve yulhihimu l-emelu fe sevfe yeǎ'lemūne

Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.

لَاهِيَةً1 kez

Enbiya 21:3لَاهِيَةًlāhiyeteneğlencededir

لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰىۗ اَلَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ اَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ

lāhiyeten ḳulūbuhum ve eserrū n-necvā (e)lleƶīne Zelemū hel hāƶā illā beşerun miṧlukum e fe te'tūne s-siHra ve entum tubSirūne

(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

تُلْهِيهِمْ1 kez

Nur 24:37تُلْهِيهِمْtulhīhimkendilerini alıkoymaz

رِجَالٌ لَا تُلْهِيهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَاِيتَٓاءِ الزَّكٰوةِ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ فِيهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُ

ricālun lā tulhīhim ticāratun ve lā bey'ǔn ǎn ƶikri (a)llahi ve iḳāmi S-Salāti ve ītā'i z-zekāti yeḣāfūne yevmen teteḳallebu fīhi l-ḳulūbu ve l-ebSāru

(36-37) Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.

تُلْهِكُمْ1 kez

Münafikun 63:9تُلْهِكُمْtulhikumsizi alıkoymasın

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tulhikum emvālukum ve lā evlādukum ǎn ƶikri (a)llahi ve men yef'ǎl ƶālike fe ulāike humu l-ḣāsirūne

Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

تَلَهّٰى1 kez

Abese 80:10تَلَهّٰىtelehhāilgilenmiyorsun

فَاَنْتَ عَنْهُ تَلَهّٰى

fe ente ǎnhu telehhā

(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

اَلْهٰيكُمُ1 kez

Tekasür 102:1اَلْهٰيكُمُelhākumusizi oyaladı

اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُ

elhākumu t-tekāṧuru

(1-2) Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı.