Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.

ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْاَمَلُ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

ƶerhum ye'kulū ve yetemetteǔ ve yulhihimu l-emelu fe sevfe yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1ذَرْهُمْƶerhumو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmekbırak onları
2يَأْكُلُواye'kulūا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryesinler
3وَيَتَمَتَّعُواve yetemetteǔم ت عFaydalanmak/yararlanmak, hediye, faydalı/avantajlı herhangi bir şey, eşya (örn. mutfak eşyası, mobilya), mal/ürün.ve eğlensinler
4وَيُلْهِهِمُve yulhihimuل ه وOndan uzaklaşarak unutmak, Meşgul etmek, kandırmak, dikkatini dağıtmak, spor/oyun/eğlence, yolunu değiştirmek, sapma, unutmak, keyif/neşe vermek, uzaklaşmak, fırlatılan şey, dikkatsiz/umursamazve onları oyalasın
5الْاَمَلُl-emeluا م لÜmit etmek, beklemek, uzak veya belirsiz beklenti, gelecekte olması istenen bir olaya yönelik kalbin bağlılığı, ulaşılacak bir iyiliğe karşı kalbin duyduğu sevgi, umut açısındanarzu
6فَسَوْفَfe sevfeyakında
7يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebileceklerdir

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Bırak onları, yesinler, geçinsinler ve isteklere düşüp oyalansınlar, yakında bilecekler.

Adem Uğur

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!

Ahmed Hulusi

Bırak onları, yesinler, zevklensinler; sonu gelmez arzular onları oyalasın! Yakında bilecekler.

Ahmet Tekin

Şimdi onları bırak, yesinler, eğlensinler, boş ümitleri onları oyalayadursun. Âkıbetlerinin ne olacağını yakında öğrenecekler.

Ahmet Varol

Bırak onları yesinler, yararlansınlar, emel (umut) onları oyalasın. Pek yakında bilecekler.

Ali Bulaç

Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

Ali Fikri Yavuz

Ey Rasûlüm) o kâfirleri bırak yesinler, dünyalıkları ile zevk etsinler; emel kendilerini oyalaya dursun, sonra (başlarına gelecek musibeti) bilecekler.

Ali Rıza Safa

Onlara aldırış etme. Yesinler, yararlansınlar ve boş umutlarla oyalansınlar; artık yakında öğrenecekler.

Bayraktar Bayraklı

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş ümitler onları oyalayadursun. İleride yaptıklarının yanlış olduğunu bilecekler.

Bekir Sadak

Birak onlari yesinler, zevk alsinlar; umit onlari avundursun; ilerde ogrenecekler.

Celal Yıldırım

Bırak da onları, yesinler (nefs ve şehvet otlağında) geçinip yararlansınlar ; emel (=sonu gelmeyen arzu) onları avundursun. İleride (böylesine sefih bir hayatın sonunun nereye varacağını) bileceklerdir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bırak onları; yesinler, yararlansınlar, boş ümit oyalasın onları; yakında bilecekler!

Diyanet İşleri

Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.

Diyanet İşleri (eski)

Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.

Diyanet Vakfi

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onları bırak yesinler, içsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bırak onları, yesinler, içsinler, keyif sürsünler ve emel kendilerini oyalasın; sonra bilecekler!

Elmalılı Hamdi Yazır

Bırak onları yesinler içsinler, zevketsinler, emel, kendilerini eğliye dursun, sonra bilecekler

Erhan Aktaş

Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bırak onları; yiyip, içip faydalansınlar; beklentileri onları oyalasın. Fakat yakında gerçeği anlayacaklar.

Fizilal-il Kuran

Bırak onları yesinler, dünya nimetlerinden yararlansınlar ve ihtirasları ile oyalansınlar, ilerde gerçeği öğreneceklerdir.

Gültekin Onan

Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

Hamdi Döndüren

Onları bırak; yesinler, eğlensinler, boş umut onları oyalasın! Onlar yakında bilecekler!

Hasan Basri Çantay

Bırak onları (kendi hallerine): Yesinler, faydalansınlar (eğlensinler), onlar emel oyalaya dursun. Sonra bilecekler onlar.

Hasib Asutay

Onları bırak! Yesinler, yararlansınlar ve boş ümit onları oyalayadursun. Artık (kötü sonucu) yakında bilecekler.

Hayrat Neşriyat

Onları bırak, yesinler (içsinler), zevk etsinler ve emel, onları oyalaya dursun; artık(yaptıklarının âkıbetini) ileride bilecekler!

İbni Kesir

Bırak onları; yesinler, eğlensinler ve kendilerini emel, oyalayadursun. Sonra öğreneceklerdir.

Mehmet Okuyan

Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun! İleride (gerçeği) bilecekler!

Muhammed Esed

(Şimdi) kendi hallerine bırak onları, yiyip (içsinler), avunsunlar; bu arada (boş hazların) umudu aldatıp oyalasın onları; nasıl olsa günü gelince (gerçeği) öğrenecekler.

Mustafa İslamoğlu

Kendi haline bırak onları; yesinler, geçici hazlarla avunsunlar, oyalasın onları boş umutlar: nasıl olsa zamanı gelince (gerçeği) öğrenecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onları bırak, yesinler ve faidelensinler ve onları arzuları oyalayadursun. Artık yakında bileceklerdir.

Ömer Öngüt

Bırak onları, yesinler, arzu, boş emeller onları oyalayadursun. Yakında bilecekler!

Suat Yıldırım

Bırak onları, yesin içsinler, zevklerine düşsünler, arzu ve emelleri kendilerini oyalaya dursun. Yakında bilecekler!

Süleyman Ateş

Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir.

Süleymaniye Vakfı

Bırak onları yesin-içsin, (nimetlerden) yararlansınlar! Beklentileri onları oyalasın! Nasıl olsa ileride (gerçeği) öğrenecekler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bırak onları yesin-içsin hayatın tadını çıkarsınlar, beklentileri kendilerini oyalasın; nasıl olsa yakında öğrenecekler.

Şaban Piriş

Onları bırak, yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.

Tefhim-ul Kuran

Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

Ümit Şimşek

Bırak onları yesinler, nasiplensinler, emellerle avunsunlar-yakında öğrenecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Bırak onları yesinler, nimetlenip zevk etsinler ve sonu gelmez arzu kendilerini oyalasın. Ama yakında bilecekler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Qoy onlar bir müddət yeyib-içsinlər, əylənsinlər və xam xəyallar onların başlarını qatsın. Tezliklə biləcəklər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Rəsulum!) Qoy (kafirlər) hələ (istədikləri kimi) yeyib içsinlər, (dünyadan) ləzzət alsınlar, arzuları-ümidləri başlarını qatsın. (Düçar olacaqları müsibəti) sonra biləcəklər!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Lasse sie nur essen und genießen und sich durch (falsche) Hoffnung ablenken lassen. Sie werden (es noch) erfahren.

Almanca — M. A. Rassoul

Lasse sie essen und genießen und von Hoffnung abgelenkt werden; bald werden sie es erfahren.

Almanca — Muhammad Zaidan

Laß sie verspeisen und genießen und laß die Zuversicht sie beschäftigen, denn sie werden es noch wissen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Let them feast their senses, their thoughts and their feelings with infidelity and disobedience and experience with delight the pleasure they draw from such a disposition and be fooled by their hopes which they shall come to know and. realize that they are doomed to disappointment

Abdul Haleem

so [Prophet] leave them to eat and enjoy themselves. Let [false] hopes distract them: they will come to know.

Abdullah Yusuf Ali

Leave them alone, to enjoy (the good things of this life) and to please themselves: let (false) hope amuse them: soon will knowledge (undeceive them).

Abul A'la Maududi

Leave them to eat and enjoy life and let false hopes amuse them. They will soon come to know.

Aisha Bewley

Leave them to eat and enjoy themselves. Let false hope divert them. They will soon know.

Al-Hilali & Khan

Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with (false) hope. They will come to know!

Ali Quli Qarai

Leave them to eat and enjoy and to be diverted by longings. Soon they will know.

Amatul Rahman Omar

Leave them alone to eat and enjoy themselves and let vain hopes beguile them, but they will soon know (the reality).

Arthur John Arberry

leave them to eat, and to take their joy, and to be bemused by hope; certainly they will soon know!

Bijan Moeinian

Leave them on their own to be preoccupied with their daily affairs of eating, drinking, entertaining themselves and follow their worldly desires which will eventually make them sorry.

E. Henry Palmer

Leave them to eat and enjoy themselves and let hope beguile them, but they at length shall know!

Edip-Layth

Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with hope. They will come to know.

George Sale

Suffer them to eat, and to enjoy themselves in this world; and let hope entertain them: But they shall hereafter know their folly.

Hamid S. Aziz

Leave them to eat and enjoy the good things of life and let hope beguile them, but they shall come to know!

Mahmoud Ghali

Leave them out to eat and enjoy (life), and let (false) aspiration divert them; then eventually they will know.

Marmaduke Pickthall

Let them eat and enjoy life, and let (false) hope beguile them. They will come to know!

Mohamed Ahmed - Samira

Leave them to feast and revel, beguiled by hope; they will come to know soon.

Muhammad Asad

Leave them alone; let them eat and enjoy themselves the while the hope [of vain delights] be guiles them: for in time they will come to know [the truth].

Mustafa Khattab

˹So˺ let them eat and enjoy themselves and be diverted by ˹false˺ hope, for they will soon know.

Progressive Muslims

Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with hope. They will come to know.

Sahih International

Let them eat and enjoy themselves and be diverted by [false] hope, for they are going to know.

Sam Gerrans

Leave thou them to eat and enjoy themselves while hope diverts them; and they will come to know.

Shabbir Ahmed

Let them eat, drink, and enjoy life while hanging on to false hopes (47:12). They will come to know. (If they do not come to the Truth, the Truth will come to them, and they will see it (102:7)).

Syed Vickar Ahamed

Leave them alone to eat and enjoy (this life) and to please themselves: Let (their false) hope amuse them: Soon knowledge (and truth) will (wake them).

Taqi Usmani

Let them eat and enjoy, and let (their) fancy make them neglectful, for they shall soon come to know (their ultimate end).

The Monotheist Group

Leave them to eat and enjoy, and let them be preoccupied with wishful thinking. They will come to know.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dev ji wan berde, bila bixwin (û vexwin), pê xweş bibin, hêvî û umîd wan mijûl bike, vêca ew ê bizanin (ka encama wan bû çi).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Laat hen maar eten en genieten en door de hoop afgeleid worden; zij zullen het wel weten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Sta hun toe te eten en te genieten in deze wereld, en laat hun hoop voeden; doch hierna zullen zij hunne dwaasheid kennen.

Hollandaca — Siregar

Lad hen eten en zich vermaken en worden afgeleid door de (valse) hoop, later ze zullen (het) weten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(О, Пророк) оставь их [этих неверующих], пусть они едят и пользуются (благами этой жизни), и (пусть) отвлекает их надежда (на долгую жизнь) (от размышлений о том, что ведет к спасению от наказания Аллаха). И вскоре они узнают (итог своих дел).

Rusça — Osmanov

Пусть тебя не тревожит их судьба, и пусть они едят, пользуются [благами мирскими] и тешатся надеждой. Впоследствии они узнают, [каковы плоды их деяний].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Låt dem frossa och njuta (fröjderna i) detta liv och låt deras (samveten) sövas av hoppet (att räkenskapens Stund aldrig kommer). Tids nog skall de få veta (sanningen).