(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنْ رَبِّهِمْ مُحْدَثٍ اِلَّا اسْتَمَعُوهُ وَهُمْ يَلْعَبُونَ لَاهِيَةً قُلُوبُهُمْ وَاَسَرُّوا النَّجْوٰىۗ اَلَّذِينَ ظَلَمُوا هَلْ هٰذَٓا اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُكُمْ اَفَتَأْتُونَ السِّحْرَ وَاَنْتُمْ تُبْصِرُونَ

mā ye'tīhim min ƶikrin min rabbihim muHdeṧin illā stemeǔhu ve hum yel'ǎbūne / lāhiyeten ḳulūbuhum ve eserrū n-necvā (e)lleƶīne Zelemū hel hāƶā illā beşerun miṧlukum e fe te'tūne s-siHra ve entum tubSirūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1مَا
2يَأْتِيهِمْye'tīhimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine gelen
3مِنْminher
4ذِكْرٍƶikrinذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekikazı
5مِنْmin-den
6رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerin-
7مُحْدَثٍmuHdeṧinح د ثYeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmakyeni
8اِلَّاillāancak
9اسْتَمَعُوهُstemeǔhuس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakdinlerler
10وَهُمْve humonlar
11يَلْعَبُونَyel'ǎbūneل ع بOyalanmak, eğlenmek, vakit geçirmek, şakalaşmak, boş zaman geçirmek, amaçsızca oyun oynamak, saçmalamak, aptalca davranmakeğlenerek
1لَاهِيَةًlāhiyetenل ه وOndan uzaklaşarak unutmak, Meşgul etmek, kandırmak, dikkatini dağıtmak, spor/oyun/eğlence, yolunu değiştirmek, sapma, unutmak, keyif/neşe vermek, uzaklaşmak, fırlatılan şey, dikkatsiz/umursamazeğlencededir
2قُلُوبُهُمْḳulūbuhumق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalbleri
3وَاَسَرُّواve eserrūس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukve gizlediler
4النَّجْوٰىۗn-necvāن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.aralarındaki konuşmayı
5اَلَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
6ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmeden(ler)
7هَلْheldeğil mi?
8هٰذَٓاhāƶābu
9اِلَّاillāancak
10بَشَرٌbeşerunب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşbir insandır
11مِثْلُكُمْmiṧlukumم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.sizin gibi
12اَفَتَأْتُونَe fe te'tūneا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekşimdi siz kapılacak mısınız?
13السِّحْرَs-siHraس ح رBüyü yapmak, sihir yapmak, büyülemek, aldatmak, göz boyamak, hipnotize etmek, etkilemek, baştan çıkarmak, kandırmak, şafak vakti, tan vakti, seher vaktibüyüye
14وَاَنْتُمْve entumsiz
15تُبْصِرُونَtubSirūneب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörüyorken

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Kalpleri de oyuna dalmıştır da o zâlimler, fısıltıyla konuşarak bu da sizin gibi bir insandan başka bir mahlûk mu ki, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız derler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Kalpleri de oyuna dalmıştır da o zâlimler, fısıltıyla konuşarak bu da sizin gibi bir insandan başka bir mahlûk mu ki, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız derler.

Adem Uğur

Kalpleri hep eğlencede(gaflette), hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?

Ahmed Hulusi

Akılları fikirleri oyun eğlencede! O, nefslerine zulmedenler, aralarında fısıldaşıyorlar: "Sizden farklı bir beşer mi sanki! Ne olduğunu görüp dururken, sihirli sözlerine mi kapılıyorsunuz?"

Ahmet Tekin

Akılları, gönülleri, Kur’ân üzerinde düşünmekten, anlamaktan uzak, eğlencede. Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faliyetleri engelleyenler, İslâm aleyhinde propagandaya devam eden zâlimler, haksız tepki duyanlar, hakkı tanımayanlar gerçek düşüncelerini saklayarak kulaktan kulağa fısıltı yayıyorlar: ' Bu Muhammed, sizin gibi bir insan olmaktan öte biri midir? Göz göre göre aklınızı etki altına alan büyüleyici bir söze mi kapılıyorsunuz?'

Ahmet Varol

Kalpleri de eğlencededir. Zulmedenler: 'Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Şimdi siz gözünüz göre göre sihre mi gideceksiniz?' diye aralarında gizlice konuşurlar.

Ali Bulaç

Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulmedenler, gizlice fısıldaştılar: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyse, göz göre göre büyüye mi geleceksiniz?"

Ali Fikri Yavuz

Kalbleri daima eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: “- Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre sihre mi gidiyorsunuz? (Sihir ve yalanı mı tasdik ediyorsunuz, sizin gibi bir insan hiç peygamber olur mu?)

Ali Rıza Safa

Yürekleri eğlenceye dalmıştır. Haksızlık yapanlar, gizlice fısıldaştılar: "Sizin gibi bir insanoğlu değil mi bu? Yine de göz göre göre, büyüye mi kapılacaksınız?"

Bayraktar Bayraklı

Kalpleri başka şeylerle oyalanarak haksızlık edenler, aralarında fısıldaşarak,"Bu da sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Siz göre göre büyüyü mü kabul edip inanacaksınız?" derler.

Bekir Sadak

(2-3) Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtari mutlaka, gonulleri gaflet icinde eglenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantilarinda: «Bu zat, sizin gibi bir insandan baska bir sey midir? Siz, goz gore gore sihre mi uyarsiniz?» diye konusurlar.

Celal Yıldırım

Kalbleri (iyice) oyun ve eğlenceye dalmıştır. O zulmedenler gizli gizli görüşüp fısıldaşırlar: «Bu da sizin gibi ancak bir insandır. Siz görüp durduğunuz halde sihre büyüye mi gidiyorsunuz?» (derler).

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(2-3) Ne zaman rablerinden kendilerine yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, akılları başka yerde, kendileri oyun ve eğlence içinde iken dinlemişlerdir. O zalimler, “Bu da sizin gibi sadece bir insan değil midir? Şimdi siz göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?” diye gizlice fısıldaşmaktalar.

Diyanet İşleri

(2-3) Rab'lerinden kendilerine yeni bir öğüt (bir uyarı) gelmez ki, onlar mutlaka onu alaya alarak, kalpleri de gaflette olarak dinlemesinler. O zulmedenler gizlice şöyle konuştular: "Bu da ancak sizin gibi bir insan. Şimdi siz göz göre göre sihre mi kapılacaksınız?"

Diyanet İşleri (eski)

(2-3) Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: 'Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?' diye konuşurlar.

Diyanet Vakfi

(2-3) Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak, kalpleri oyuna, eğlenceye dalarak dinlemişlerdir. O zalimler şöyle fısıldaştılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kalbleri hep eğlencede (gaflette), hem o zalimler aralarında şu gizli fısıltıyı yaptılar: «Bu, ancak sizin gibi bir insan. Artık göz göre göre sihre mi gidip uyarsınız?»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kalpleri hep oyunda, hem o zalimler gizlice fısıldaştılar: "Bu ancak sizin gibi bir insan! Artık göz göre göre büyüye mi gidiyorsunuz?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Kalbleri hep oyunda hem onlar o zalimler şu gizli fısıltıyı sirleştiler: bu sırf sizin gibi, bir beşer artık göre göre sihire mi gidiyorsunuz?

Erhan Aktaş

O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir beşerden başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O haksızlık yapanlar, akıllarınca önemsemeyerek ve kendi aralarında fısıldayarak: "Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Yoksa siz, göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?" diyorlar.

Fizilal-il Kuran

Kalpleri oyundadır. Bu zalimler gizlice şöyle fısıldaştılar; «Şu Muhammed, sadece sizin gibi bir insan değil mi? Gözünüz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?»

Gültekin Onan

Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulmedenler, gizlice fısıldaştılar: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi"? Öyleyse, göz göre göre büyüye mi geleceksiniz?"

Hamdi Döndüren

Kalpleri hep eğlencede, hem o zâlimler, aralarında gizlice şöyle fısıldadılar: “Bu (Muhammed) sizin gibi bir insan değil mi? Öyleyse, göz göre göre kendinizi büyüye mi kaptıracaksınız?”

Hasan Basri Çantay

(2-3) Rablerinden kendilerine yeni bir ihtaar gelmeye dursun, onlar bunu ille istihza ederek ve kalbleri oyuna dalarak dinlemişlerdir. Zaalimler gizli fısıltı ile (şöyle) konuşdular: "Bu sizin gibi bir insandan başka mıdır? Kendiniz görüb (ve bilib) dururken şimdi sihre mi geleceksiniz"?

Hasib Asutay

Kalpleri eğlencededir. O zulmedenler, (aralarında) gizlice fısıldaştılar: 'Bu da sizin gibi bir insan değil mi? Şimdi siz, göre göre büyüye mi kapılacaksınız?'

Hayrat Neşriyat

(2-3) Rablerinden kendilerine gelen her yeni nasîhati, ancak alaya alarak, onu kalbleri gaflet içinde dinlerler. Ve o zulmedenler, (aralarında) şu fısıldamaları gizli tuttular: 'Bu(Muhammed), sâdece sizin gibi bir insan değil midir? Şimdi siz, görüp dururken sihre mi geliyorsunuz?'

İbni Kesir

Kalbleri gaflet içerisinde. Zulmedenler gizlice fısıldaştılar: Bu sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göre göre büyüye mi aldanacaksınız?

Mehmet Okuyan

Kendilerine, Rablerinden her yeni mesaj geldiğinde, onlar kalpleri eğlencede olduğu hâlde (gaflet içerisinde) elbette bununla hep alay ederek dinlemişlerdi. O zalimler şu gizli fısıltıyı yapmışlardı: “Bu (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka nedir ki! Siz şimdi göz göre göre büyüye mi geliyorsunuz (büyüye mi kapılıyorsunuz)?”

Muhammed Esed

kalpleri geçici hoşnutluklar peşinde; bununla birlikte, zulme (böylece) niyetli olanlar (birbirlerine şunu söylerken) gerçek düşüncelerini saklıyorlar: "(Peygamber olduğunu söyleyen) bu kişi sizin gibi ölümlü biri değil mi? Peki öyleyse, böyle göz göre göre büyü ürünü bir söze mi kapılacaksınız?"

Mustafa İslamoğlu

Onların aklı fikri oyunda oynaştadır; üstelik bilinci altüst olan bu kimseler el altından şöyle fiskos yapıyorlar: "Bu da sizin gibi ölümlü bir insan değil mi? Şu halde siz, göz göre göre büyüye kapılıp gidecek misiniz?"

Ömer Nasuhi Bilmen

Kalpleri gaflet içinde olarak (dinlemiş olurlar) ve zulmetmiş olanlar, pek gizlice fısıltıda bulunurlar da (derler ki) «Bu, sizin gibi bir beşerden başka değil, artık siz görür kimseler olduğunuz halde sihre mi geleceksiniz?»

Ömer Öngüt

Kalpleri gaflet içerisindedir. O zulmedenler kendi aralarında şöyle fısıldaştılar: “Bu, sizin gibi bir beşer değil midir? Siz göz göre göre sihrin peşinden mi gidiyorsunuz?”

Suat Yıldırım

(2-3) Rab’leri tarafından kendilerine gelen her yeni uyarıyı, alaya alıp kalpleri eğlenceye dalarak dinlerler. Hem o zalimler aralarında kulis yapıp, şu fısıltıyı, gizlice yayarlar: "O da sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Şimdi siz göz göre göre sihire mi kapılacaksınız yani?"

Süleyman Ateş

Kalbleri eğlencededir. O zulmedenler, aralarında şu konuşmayı gizlediler: "Bu (Muhammed) de sizin gibi bir insan değil mi? Şimdi siz, göre göre büyüye mi kapılacaksınız?"

Süleymaniye Vakfı

Dinlerken kalpleri boş işlerle meşguldür. Yanlışa dalan bu kimseler, aralarında gizlice şöyle konuşurlar: "Bu da sizin gibi bir beşerden başka nedir ki! Göz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğlenmeyi içten içe yaparlar. Yanlışa dalan bu kimseler aralarında gizlice fısıldaşarak derler ki "Bu da sizin gibi bir insandan başka nedir ki? Göz göre göre sihire mi geliyorsunuz?"

Şaban Piriş

Zalimler kalpleri gaflet içerisinde gizlice fısıldaşıyorlar: -Bu, (Muhammed) sizin gibi bir insandan başka bir şey mi? Göz göre göre büyülenecek misiniz?

Tefhim-ul Kuran

Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulme sapanlar, gizlice fısıldaştılar: «Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyse, göz göre göre siz büyüye mi geleceksiniz?»

Ümit Şimşek

Kalpleri hep oyundadır. O zalimler gizlice fısıldaşarak dediler ki: 'Bu da sizin gibi bir beşer değil mi? Göz göre göre büyüye mi kapılacaksınız?'

Yaşar Nuri Öztürk

Kalpleri hep oyun ve oyalanmada. O zulüm sergileyenler, şu yolda bir fısıldaşmayı iyice koyulaştırdılar: "Bu adam, sizin gibi bir insandan başkası değil. Gözünüz baka baka büyüye mi gidiyorsunuz!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

qəlbləri qəflət içində qaldığı halda. Zalımlar öz aralarında xəlvətcə pıçıldaşıb deyirlər: “Məgər bu sizin kimi adi bir insan deyilmi? Gözünüz görə-görə sehrəmi inanacaqsınız?”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Qəlbləri qəflət içində olaraq (ona qulaq asmasınlar). Zalımlar öz aralarında gizli pıçıldaşıb (bir-birinə): ″Bu (Muhəmməd) sizin kimi ancaq adi bir insandır. (Onun gətirdiyi Qurʼan sehrdən, cadudan başqa bir şey deyildir). Gözünüz görə-görə sehrəmi uyursunuz?″ – dedilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Abgelenkt sind ihre Herzen. Die Ungerechten sprechen heimlich miteinander und sagen: ʺDieser ist nur ein Mensch wie ihr. Wollt ihr dem Zauberwerk zuhören, während ihr es als solches erkennt?ʺ

Almanca — Der Edle Quran

und ihre Herzen zerstreut sind. Und sie führen insgeheim vertrauliche Gespräche sie, die Unrecht tun: ʺIst dieser etwas anderes als ein menschliches Wesen wie ihr? Wollt ihr denn sehend(en Auges) Zauberei begehen?ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Ihre Herzen belustigen sich anderweitig. Und sie besprechen sich insgeheim - sie, die da freveln - (,dann sagen sie): ʺIst dieser etwa ein anderer Mensch als wir? Wollt ihr euch denn gegen (bessere) Einsicht auf Zauberei einlassen?ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Nachlässig sind ihre Herzen. Und ihre heimliche Unterhaltung verschwiegen haben diejenigen, die Unrecht begingen: ʺIst dieser etwas anderes als ein Mensch wie ihr? Wollt ihr etwa dieMagie annehmen, während ihr es seht?ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Their hearts' ears are closed for revelation but open for mockery and amusement -the happiness of those who cannot think- Being wrongful of actions, they say in their secret counsel: "Is he Muhammad not human like yourselves, and so will you accede to the magic he is able to manifest in his discourse when you have insight of the mind and eyesight of the body"!

Abdul Haleem

with frivolous hearts. The evildoers conferred in secret: ‘Is this man anything but a mortal like yourselves? Are you going to fall under his spell with your eyes wide open?’

Abdullah Yusuf Ali

Their hearts toying as with trifles. The wrong-doers conceal their private counsels, (saying), "Is this (one) more than a man like yourselves? Will ye go to witchcraft with your eyes open?"

Abul A'la Maududi

their hearts being set on other concerns. The wrong-doers whisper to one another: "This person is no more than a mortal like yourselves. Will you, then, be enchanted by sorcery while you see?"

Aisha Bewley

Their hearts are distracted. Those who do wrong confer together secretly, saying, ‘Is this man anything but a human being like yourselves? Do you succumb to magic with your eyes wide open?’

Al-Hilali & Khan

With their hearts occupied (with evil things). Those who do wrong, conceal their private counsels, (saying): "Is this (Muhammad صلى الله عليه وسلم) more than a human being like you? Will you submit to magic while you see it?"

Ali Quli Qarai

their hearts set on diversions. The wrongdoers secretly whisper together, [saying], ‘Is not this [man] just a human being like yourselves? Will you give in to magic with open eyes?’

Amatul Rahman Omar

While their minds are inattentive. Those of them who have transgressed the limits, keep their counsels (against the Prophet of their time) secret (and say), `He is only a human being like yourselves. Will you be seduced by his skillful eloquence while you see and know?'

Arthur John Arberry

diverted their hearts. The evildoers whisper one to another, 'Is this aught but a mortal like to yourselves? What, will you take to sorcery with your eyes open?'

Bijan Moeinian

Their minds being close to truth, they say among themselves: "Do you believe in what this mortal (Mohammad) is saying? ….

E. Henry Palmer

and their hearts make sport thereof! And those who do wrong discourse secretly (saying), 'Is this man aught but a mortal like yourselves? will ye accede to magic, while ye can see?'

Edip-Layth

Their hearts are preoccupied, and those who are wicked confer privately: "Is he not a human being like you? Would you accept this magic while you know?"

George Sale

Their hearts are taken up with delights. And they who act unjustly discourse privately together, saying, is this Mohammed any more than a man like yourselves? Will ye therefore come to hear a piece of sorcery, when ye plainly perceive it to be so?

Hamid S. Aziz

No new reminder comes to them from their Lord, but they listen to it as in (or while they play (or as a jest),

Mahmoud Ghali

Diverted (are) their hearts. The ones who do injustice confer in secret among themselves, "Is this nothing except a mortal like yourselves? Will you then take to sorcery while you are beholding?" (i.e., with your eyes wide open).

Marmaduke Pickthall

With hearts preoccupied. And they confer in secret. The wrong-doers say: Is this other than a mortal like you? Will ye then succumb to magic when ye see (it)?

Mohamed Ahmed - Samira

Their minds are lost in frivolous pastimes; and the evil-doers discuss secretly: "Is he not but only a man like you? Then why are you taken in by magic seeingly?"

Muhammad Asad

their hearts set on passing ­delights; yet they who are [thus] bent on wrongdoing conceal their innermost thoughts [when they say to one another], "Is this [Muhammad] anything but a mortal like yourselves? Will you, then, yield to [his] spellbinding eloquence with your eyes open?"

Mustafa Khattab

with their hearts ˹totally˺ distracted. The evildoers would converse secretly, ˹saying,˺ "Is this ˹one˺ not human like yourselves? Would you fall for ˹this˺ witchcraft, even though you can ˹clearly˺ see?"

Progressive Muslims

Their hearts are preoccupied, and those who are wicked confer privately: "Is he not a human being like you Would you accept this magic while you know"

Sahih International

With their hearts distracted. And those who do wrong conceal their private conversation, [saying], "Is this [Prophet] except a human being like you? So would you approach magic while you are aware [of it]?"

Sam Gerrans

Their hearts distracted. And those who do wrong conceal their private conversation: “Is this save a mortal like you? Will you go to sorcery with open eyes?”

Shabbir Ahmed

With their hearts preoccupied with fleeting delights, the wrongdoers confer secretly, "Is he not just a human being like you? Will you yield to his spellbinding eloquence with your eyes open?"

Syed Vickar Ahamed

Their hearts playing with petty things, the wrongdoers hide their private talk: "Is this (human, the Prophet) more than a man like yourselves? Will you go into magic while you can see?"

Taqi Usmani

their hearts paying no heed. And the wrongdoers whisper in secret, "This one is nothing but a mortal like you. Would you then go along with sorcery while you can see (the reality)?"

The Monotheist Group

Their hearts are preoccupied, and those who are wicked confer privately: "Is he not but a human being like you? Would you accept this magic while you know?"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

leurs cœurs distraits; et les injustes tiennent des conversations secrètes et disent: ʺCe nʹest là quʹun être humain semblable à vous? Allez-vous donc vous adonner à la magie alors que vous voyez clair?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dilê wan (ji fahma wê) xafil e. Ew ên ku zalim in di navbera xwe de pistepist dikin; dibêjin: Ev (Muhemmed) her ew jî mîna we mirovek e, digel ku hûn têdigihîjin jî ma çawa hûn didin pey sêrbaziyekê!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en terwijl hun harten verstrooiing zoeken. En zij die onrecht plegen zeggen in hun vertrouwelijke gesprekken: ʺIs deze iets anders dan een mens, zoals jullie? Zullen jullie je dan met toverij inlaten hoewel jullie het doorzien?ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Hunne harten denken slechts aan vermaken. En zij die onrechtvaardig handelen, spreken heimelijk met elkander, zeggende: Is deze Mahomet iets meer dan een mensch gelijk gij? Wilt gij dus naar een tooverij luisteren, terwijl gij duidelijk bemerkt, dat het niets anders is.

Hollandaca — Siregar

Achteloos zijn hun harken. En degenen die onrechtvaardig zijn verbergen (hun onrecht) in heimelijk overleg (en zeggen:) ʺDeze (Boodschapper) is niet anders dan een mens zoals jullie.ʺ Nemen jullie dan tovenarij aan, terwijl jullie het doorzien?

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

с беспечными (к Корану) сердцами [Они заняты всякими пустыми мирскими делами и потехами, и не размышляют о Коране]. И (однажды собравшись) тайно беседовали те [многобожники], которые были несправедливы [предали Аллаха] (желая отвратить людей от Пророка, и для этого они решили задавать людям вопрос): «Разве этот человек (который утверждает, что он Посланник Аллаха) не такой же как вы [человек, а не ангел]? Неужели вы поддадитесь колдовству, когда вы (это) видите [знаете, что это колдовство]?»

Rusça — Osmanov

и игривым мыслям. Те, что грешили, говорили промеж себя тайком: ʺРазве он не такой же человек, как и вы? Неужели же вы поддались колдовству? Ведь вы воочию видите [, что он - человек]!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och medan deras sinnen är upptagna av andra tankar. De (som sätter gudar vid Guds sida) håller sina hemliga överläggningar (och frågar varandra:) ʺÄr denne (Muhammad) något mera än en dödlig människa som vi? Skall vi då, vi som är klarsynta, gå med på (att lyssna till) hans (vältalighet som bländar och förhäxar som) trolldom?ʺ