ح س ر (ḪSR) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Yorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya pişmanlık ifade etmek, birini küçümsemek, birini rahatsız etmek veya sinirlendirmek, birini uzaklaştırmak, birinin üzüntü veya pişmanlık yaşamasına veya düşmesine neden olmak, tüy dökmek (kuşlar), yorgunluktan düşmek veya dökülmek, bir şeyi açığa çıkarmak, kaldırılmak veya temizlenmek.

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (12)

Bu kök Kur'an boyunca 12 kez, 10 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

حَسَرَاتٍ2 kez

Bakara 2:167حَسَرَاتٍHaserātinhasretler (pişmanlık kaynağı olarak)

وَقَالَ الَّذِينَ اتَّبَعُوا لَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّاَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُ۫ا مِنَّا كَذٰلِكَ يُرِيهِمُ اللّٰهُ اَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُمْ بِخَارِجِينَ مِنَ النَّارِ

ve ḳāle (e)lleƶīne ttebeǔ lev enne lenā kerraten fe neteberrae minhum ke mā teberra'ū minnā ke ƶālike yurīhimu (a)llahu eǎ'mālehum Haserātin ǎleyhim ve mā hum bi ḣāricīne mine n-nāri

Uyanlar şöyle derler: "Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık." Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Fatır 35:8حَسَرَاتٍHaserātinhasretlere

اَفَمَنْ زُيِّنَ لَهُ سُوءُ عَمَلِهِ فَرَاٰهُ حَسَنًا فَاِنَّ اللّٰهَ يُضِلُّ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ فَلَا تَذْهَبْ نَفْسُكَ عَلَيْهِمْ حَسَرَاتٍ اِنَّ اللّٰهَ عَلِيمٌ بِمَا يَصْنَعُونَ

e fe men zuyyine lehu sū'u ǎmelihi fe rāhu Hasenen fe inne (a)llahe yuDillu men yeşā'u ve yehdī men yeşā'u fe lā teƶheb nefsuke ǎleyhim Haserātin inne (a)llahe ǎlīmun bimā yeSneǔne

Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.

حَسْرَةً2 kez

Al-i İmran 3:156حَسْرَةًHasratenbir dert

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ كَفَرُوا وَقَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ اِذَا ضَرَبُوا فِي الْاَرْضِ اَوْ كَانُوا غُزًّى لَوْ كَانُوا عِنْدَنَا مَا مَاتُوا وَمَا قُتِلُوا لِيَجْعَلَ اللّٰهُ ذٰلِكَ حَسْرَةً فِي قُلُوبِهِمْ وَاللّٰهُ يُحْيِ وَيُمِيتُ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tekūnū ke(e)lleƶīne keferū ve ḳālū li iḣvānihim iƶā Derabū fī l-erDi ev kānū ğuzzen lev kānū ǐndenā mā mātū ve mā ḳutilū li yec'ǎle (a)llahu ƶālike Hasraten fī ḳulūbihim ve(a)llahu yuHyī ve yumītu ve(a)llahu bimā teǎ'melūne beSīrun

Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Enfal 8:36حَسْرَةًHasratendert

اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ وَالَّذِينَ كَفَرُوا اِلٰى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ

inne (e)lleƶīne keferū yunfiḳūne emvālehum li yeSuddū ǎn sebīli (a)llahi fe se yunfiḳūnehā ṧumme tekūnu ǎleyhim Hasraten ṧumme yuğlebūne ve(e)lleƶīne keferū ilā cehenneme yuHşerūne

Şüphe yok ki, inkar edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkar edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir.

يَاحَسْرَتَنَا1 kez

En'am 6:31يَاحَسْرَتَنَاyā HasratenāEY/HEY/AH Pişmanız

قَدْ خَسِرَ الَّذِينَ كَذَّبُوا بِلِقَاءِ اللّٰهِ حَتّٰٓى اِذَا جَاءَتْهُمُ السَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا يَاحَسْرَتَنَا عَلٰى مَا فَرَّطْنَا فِيهَا وَهُمْ يَحْمِلُونَ اَوْزَارَهُمْ عَلٰى ظُهُورِهِمْ اَلَا سَاءَ مَا يَزِرُونَ

ḳad ḣasira (e)lleƶīne keƶƶebū bi liḳā'i (a)llahi Hattā iƶā cā'ethumu s-sāǎtu beğteten ḳālū yā Hasratenā ǎlā mā ferraTnā fīhā ve hum yeHmilūne evzārahum ǎlā Zuhūrihim elā sā'e mā yezirūne

Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, "Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay halimize!" diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür!

مَحْسُورًا1 kez

İsra 17:29مَحْسُورًاmeHsūranhasret içinde

وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا

ve lā tec'ǎl yedeke meğlūleten ilā ǔnuḳike ve lā tebsuThā kulle l-besTi fe teḳ'ǔde melūmen meHsūran

Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

الْحَسْرَةِ1 kez

Meryem 19:39الْحَسْرَةِl-Hasratihasret

وَاَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ اِذْ قُضِيَ الْاَمْرُ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

ve enƶirhum yevme l-Hasrati iƶ ḳuDiye l-emru ve hum fī ğafletin ve hum lā yu'minūne

Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar.

يَسْتَحْسِرُونَ1 kez

Enbiya 21:19يَسْتَحْسِرُونَyesteHsirūneyorulmazlar

وَلَهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِ وَلَا يَسْتَحْسِرُونَ

ve le hu men fī s-semāvāti ve l-erDi ve men ǐndehu lā yestekbirūne ǎn ǐbādetihi ve lā yesteHsirūne

Göklerde ve yerde kim varsa hep O'nundur. O'nun katındakiler, ne O'na ibadetten çekinir (ve büyüklenir) ne de yorgunluk (ve bıkkınlık) duyarlar.

يَاحَسْرَةً1 kez

Yasin 36:30يَاحَسْرَةًyā HasratenEY/HEY/AH dert

يَاحَسْرَةً عَلَى الْعِبَادِ مَا يَأْتِيهِمْ مِنْ رَسُولٍ اِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

yā Hasraten ǎlā l-ǐbādi mā ye'tīhim min rasūlin illā kānū bihi yestehziūne

Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

يَاحَسْرَتٰى1 kez

Zümer 39:56يَاحَسْرَتٰىyā HasratāEY/HEY/AH Pişmanlık/Dert

اَنْ تَقُولَ نَفْسٌ يَاحَسْرَتٰى عَلٰى مَا فَرَّطْتُ فِي جَنْبِ اللّٰهِ وَاِنْ كُنْتُ لَمِنَ السَّاخِرِينَ

en teḳūle nefsun yā Hasratā ǎlā mā ferraTtu fī cenbi (a)llahi ve in kuntu le mine s-sāḣirīne

(55-56) Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin.

حَسِيرٌ1 kez

Mülk 67:4حَسِيرٌHasīrunhor ve bitkin

ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنْقَلِبْ اِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسِيرٌ

ṧumme rciǐ l-beSara kerrateyni yenḳalib ileyke l-beSaru ḣāsien ve huve Hasīrun

Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.

لَحَسْرَةٌ1 kez

Hakka 69:50لَحَسْرَةٌle Hasratunelbette hasrettir

وَاِنَّهُ لَحَسْرَةٌ عَلَى الْكَافِرِينَ

ve innehu le Hasratun ǎlā l-kāfirīne

Şüphesiz Kur'an, kafirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.