Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ كَفَرُوا وَقَالُوا لِاِخْوَانِهِمْ اِذَا ضَرَبُوا فِي الْاَرْضِ اَوْ كَانُوا غُزًّى لَوْ كَانُوا عِنْدَنَا مَا مَاتُوا وَمَا قُتِلُوا لِيَجْعَلَ اللّٰهُ ذٰلِكَ حَسْرَةً فِي قُلُوبِهِمْ وَاللّٰهُ يُحْيِ وَيُمِيتُ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tekūnū ke(e)lleƶīne keferū ve ḳālū li iḣvānihim iƶā Derabū fī l-erDi ev kānū ğuzzen lev kānū ǐndenā mā mātū ve mā ḳutilū li yec'ǎle (a)llahu ƶālike Hasraten fī ḳulūbihim ve(a)llahu yuHyī ve yumītu ve(a)llahu bimā teǎ'melūne beSīrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar
4لَا
5تَكُونُواtekūnūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmayın
6كَالَّذِينَke(e)lleƶīnekimseler (gibi)
7كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
8وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve diyenler (gibi)
9لِاِخْوَانِهِمْli iḣvānihimا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşleri için
10اِذَاiƶāzaman
11ضَرَبُواDerabūض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmaksefere çıktıkları
12فِي
13الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
14اَوْevya da
15كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvin
16غُزًّىğuzzenغ ز وSavaşa gitmek, sefere çıkmak, istemek, arzu etmek, amaçlamak, hedeflemek, niyet etmek; savaşmaya veya yağmalamaya girişmek; amaçlanan anlam veya mana; kocası savaşta olan kadın; saldırıda bulunmak, döllendirilmesi zor olan dişi deve.savaşa çıktıkları
17لَوْleveğer
18كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolsalardı
19عِنْدَنَاǐndenāع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.bizim yanımızda
20مَا
21مَاتُواmātūم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölmezlerdi
22وَمَاve mā
23قُتِلُواḳutilūق ت لöldürmek, idam etmek, suçlanmak, katletmek/öldürmek/boğazlamak/kesip biçmek, öldürmeye teşebbüs etmek, kişiyi öldürülmüş gibi göstermek, savaşmak/çarpışmak/mücadele etmek, ustalaşmak, mücadele etmek/dövüşmek, ölümcül, bir şeyi tamamen/iyi bilmek, bir şeyle tanışık olmakve öldürülmezlerdi
24لِيَجْعَلَli yec'ǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakyapar
25اللّٰهُ(a)llahuAllah
26ذٰلِكَƶālikebu (düşünce ve sözlerini)
27حَسْرَةًHasratenح س رYorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya pişmanlık ifade etmek, birini küçümsemek, birini rahatsız etmek veya sinirlendirmek, birini uzaklaştırmak, birinin üzüntü veya pişmanlık yaşamasına veya düşmesine neden olmak, tüy dökmek (kuşlar), yorgunluktan düşmek veya dökülmek, bir şeyi açığa çıkarmak, kaldırılmak veya temizlenmek.bir dert
28فِي
29قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpkalblerinde
30وَاللّٰهُve(a)llahuAllahtır
31يُحْيِyuHyīح ي يYaşamak, hayatta olmak, utanmak, geceyi uyanık geçirmek, toprağı gübrelemek/verimli hale getirmek, birini hayatta tutmak, birini sağ bırakmak, ihtiyatlılığı/ölçülülüğü/utangaçlığı kaldırmak, ölçüsüz/arsız yapmak, iyi durumda olmak, geçim araçlarına sahip olmak, belirgin/açık olmak, uzun ömürlü olmak, kötülük ve zarardan uzak olmak, egemenlik sahibi olmak, onurlandırılmak, fayda görmek, selamlamak, canlandırmak/diriltmek/hayat vermek, beslemek, canlandırmak/yeniden canlandırmak/diriltmek/hayata döndürmek, yaşam vermek/canlandırmak, (toprak için) işlenmek ve verimli hale getirilmek, uyanık kalmak, bir şeyden kaçınmak, sakınmak, utanç/çekingenlik/mahcubiyet hissetmek veya duymak, bir şeyi yapmaktan utanmak/çekinmek, bir şeyi küçümsemek veya hor görmek, bir şeyden kaçınmak/yapmayı reddetmekyaşatan
32وَيُمِيتُve yumītuم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızve öldüren
33وَاللّٰهُve(a)llahuAllah
34بِمَاbimāşeyleri
35تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyaptıklarınız
36بَصِيرٌbeSīrunب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgörmektedir

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey inananlar, sakın kâfir olup da sefere çıkan, yahut savaşa giden kardeşlerine, bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi, öldürülmezlerdi diyenlere benzemeyin. Allah, bunu, onların yüreklerine bir hasret olarak yerleştirdi. Halbuki dirilten de Allah'tır, öldüren de ve Allah, bütün yaptıklarınızı görür.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey inananlar, sakın kâfir olup da sefere çıkan, yahut savaşa giden kardeşlerine, bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi, öldürülmezlerdi diyenlere benzemeyin. Allah, bunu, onların yüreklerine bir hasret olarak yerleştirdi. Halbuki dirilten de Allahʼtır, öldüren de ve Allah, bütün yaptıklarınızı görür.

Adem Uğur

Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında: "Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaatı onların kalplerine (kaybettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı veren de alan da Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler. . . Dünyada gezip dolaşan ya da savaşa çıkan kardeşleri için "Eğer yanımızda kalsalardı ölmemiş veya öldürülmemiş olacaklardı" diyerek hakikati inkar edenler gibi olmayın! Allah bu fikri onların içinde bir hasretlik acısı olarak meydana getirdi. Allah diriltir ve Allah öldürür (sebepler değil)! Allah yapmakta olduklarınızı (Esma'sı itibarıyla onların hakikati ve dahi yaratıcısı olması ile) Basıyr'dir (değerlendirendir).

Ahmet Tekin

Ey iman nimetine kavuşanlar, sizler, yeryüzünde ticaret ve rızkını kazanmak için sefere çıkan veya savaşan kardeşlerine: 'Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezlerdi, öldürülmezlerdi' diyenler, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirler gibi olmayın. Allah, bu düşünceyi, onların kalplerine dayanılmaz bir üzüntü ve pişmanlık olarak koydu. Hayat veren, yaşatan Allah’tır, eceller gelince ölümü gerçekleştirecek olan da Allah’tır. Allah işlediğiniz amellerin hepsini biliyor, görüyor.

Ahmet Varol

Ey iman edenler! Kardeşleri yola çıktıklarında veya savaşa katıldıklarında onlar hakkında: 'Bizim yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi' diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah bunu onların kalplerine bir hasret olarak yerleştirdi. Dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görendir.

Ali Fikri Yavuz

Ey iman edenler! Kardeşleri yeryüzünde dolaştığı veya bir savaşta bulundukları zaman, haklarında şöyle söyleyen kâfirler gibi olmayın: “- Bizim yanımızda olsalardı, ölmezler ve öldürülmezlerdi.” Allah onların bu söz ve inançlarını kalblerinde bir keder ve hasret olsun diye bıraktı. Halbuki Allah dilediğini yaşatır, dilediğini de öldürür. Allah, yapmakta olduğunuz şeyleri bilendir.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Yeryüzünde dolaşan veya savaşa çıkan kardeşleri hakkında, "Yanımızda olsalardı, ne ölürler ne de öldürülürlerdi!" diyen nankörler gibi olmayın. Allah, onların yüreklerinde, bunu bir pişmanlık yapmıştır. Allah, yaşam verir ve öldürür. Çünkü Allah, yaptıklarınızı Görendir.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Sakın sefere veya savaşa çıktıktan sonra kardeşleri hakkında, "Bunlar bizim yanımızda kalsalardı ölmezler veya öldürülmezlerdi" diyen kafirler gibi olmayınız. Allah bunu onların içine yürek yarası yaptı. Allah yaşatır ve öldürür; Allah, bütün yaptıklarınızı bilir.

Bekir Sadak

Ey Inananlar! Yolculuga cikan veya savasa giden kardesleri hakkinda: «Onlar yanimizda olsalardi olmezler ve oldurulmezlerdi» diyen inkarcilar gibi olmayin ki, Allah bunu onlarin kalblerinde bir hasret olarak biraksin. Dirilten de olduren de Allah'tir. Allah islediklerinizi gorur.

Celal Yıldırım

Ey imân edenler! Yola çıkıp seyahatte ölen veya savaşlarda öldürülen kardeşleri için, «yanımızda olsalardı ne ölür, ne de öldürülürlerdi» diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalbinde hasret olarak bıraksın. Allah hem diriltir, hem öldürür. Allah yaptıklarınızı görüp bilendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ey iman edenler! Sizler, sefere çıkan veya savaşa giren kardeşleri hakkında -Allah sonunda bunu kalplerinde bir hasret acısı kılsın diye- “Onlar yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Hayat veren de öldüren de Allah’tır; Allah yaptıklarınızı görmektedir.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Diyanet İşleri (eski)

Ey İnananlar! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: 'Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi' diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalblerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah işlediklerinizi görür.

Diyanet Vakfi

Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında: «Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi» diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaatı onların kalplerine (kaybettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı veren de alan da Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: «Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi.» diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, sakın inkar edip yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: "Yanımızda kalsaydılar ne ölür, ne de öldürülürlerdi." diyenler gibi olmayın! Allah bunu onların yüreklerini dağlayan bir acı olarak bıraksın diye böyle söylerler. Oysa yaşatan da öldüren de Allah'tır ve Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iman edenler! Sakın şunlar gibi olmayın ki küfrettiler de ıhvanları arzda bir siyahat ettikleri veya gazaya gittikleri vakit haklarında şöyle dediler "yanımızda olsalar ne ölürlerdi ne katlonurlardı" Allah bunu kalblerinde bir hasret olarak bıraksın diye, halbuki hayatı veren de Allah mematı veren de, ve Allah her ne yaparsanız görüb duruyor

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Yolculuğa çıkan ya da savaşa katılan kardeşleri hakkında, "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi." diyen, Kafirler gibi olmayın. Allah, bunu, kalplerinde bir hasret olsun diye yaptı. Allah, yaşatan ve öldürendir. Kuşkusuz, Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Yolculuğa çıkan ya da savaşa katılan kardeşleri hakkında, "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi." diyen, Kafirler gibi olmayın. Allah, bunu, kalplerinde bir hasret olsun diye yaptı. Allah, yaşatan ve öldürendir. Kuşkusuz, Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Yolculuğa çıkan ya da savaşa katılan kardeşleri hakkında, "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi." diyen, gerçeği yalanlayan nankör kimseler gibi olmayın. Allah, bunu, kalplerinde bir hasret olsun diye yaptı. Allah, yaşatan ve öldürendir. Kuşkusuz, Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.

Fizilal-il Kuran

Ey müminler, yolculuğa çıkan ya da savaşa katılan kardeşleri hakkında «Eğer onlar yanımızda olsalardı ölmezler ya da öldürülmezlerdi» diyen kâfirler gibi olmayınız. Allah bu asılsız saplantıyı onların kalplerine çöreklenen acı bir hayıflanmaya dönüştürdü. Oysa can veren de öldüren de Allah'tır. Hiç kuşkusuz Allah yaptıklarınızı görür.

Gültekin Onan

Ey inananlar, kafirler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: "Yanımızda olsalardı ölmezlerdi, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Tanrı, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Tanrı'dır. Tanrı, yaptıklarınızı görendir.

Hamdi Döndüren

Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve sefere çıkan veya savaşan kardeşleri için, “Eğer bizim yanımızda kalsalardı, ölmezler, öldürülmezlerdi!” diyenler gibi olmayın. Allah bu düşünceyi onların kalplerine Bir hasret (yarası) olarak koydu. Yaşatan da öldüren de Allah’tır. Allah, yapmakta olduklarınızı çok iyi görendir.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, siz, o küfredib de yer yüzünde seyaahat ve seferde, yahud gazada bulundukları zaman (ölen) kardeşleri hakkında: "Bizim nezdimizde olsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah bunu onların yüreklerinde akıbet, dağ-ı derun yapdı. Allah hem diriltir, hem öldürür. Allah ne yaparsanız, hakkıyla görendir.

Hasib Asutay

Ey iman edenler! O inkâr edip de yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında 'Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi' diyenler gibi olmayın; tâ ki Allah bunu kalplerinde bir hasret (yarası) olarak bıraksın. Allah hem diriltir hem öldürür. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Hayrat Neşriyat

Ey îmân edenler! İnkâr eden ve kardeşleri hakkında yeryüzünde yolculuğa çıktıkları veya gaziler oldukları (savaşa gittikleri) zaman: 'Eğer yanımızda olsalardı ne ölürler, ne de öldürülürlerdi!' diyenler gibi olmayın ki, Allah bunu (bu sözü) onların kalblerinde bir hasret (ve pişmanlık) kılsın! Çünki hayâtı veren de öldüren de (ancak) Allah’dır. Allah ise,yapmakta olduklarınızı hakkıyla görendir.

İbni Kesir

Ey iman edenler; siz; küfredip de yeryüzünde dolaşan veya gazada bulunan kardeşleri hakkında: Onlar yanınızda olsalardı ölmezler veya öldürülmezlerdi, diyenler gibi olmayın. Allah; bunu, onların kalblerinde bir hasret olarak koydu. Halbuki öldüren de dirilten de Allah'tır. Ve Allah, yaptığınız şeyleri görendir.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! kâfir olanlar ve yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında “Bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi.” diyenler gibi olmayın! Sonunda Allah bunu onların kalplerinde bir pişmanlık kılacaktır. Allah diriltir (hayat verir) ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görendir.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Uzak yerlere seyahate çık(tıkt)an veya savaşa katıl(dıktan sonra öl)en kardeşleri hakkında, "Bizimle kalmış olsalardı ölmeyeceklerdi," veya "öldürülmemiş olacaklardı" diyen, hakikati inkara şartlanmış kimseler gibi olmayın; zira Allah, bu tür düşünceleri onların kalplerinde acı bir pişmanlık kaynağı yapacaktır, çünkü hayat bağışlayan ve ölüme hükmeden yalnız Allah'tır. Allah, yaptığınız her şeyi görür.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! İnkara saplanıp da, yeryüzünde sefere çıkan ya da gazaya katılan kardeşleri için "Bizimle kalmış olsalardı ölmeyecekler ya da öldürülmeyeceklerdi" diyenler gibi olmayın! Zira Allah bunu, onların içine bir yürek yarası yapacaktır. Çünkü hayatı ve ölümü yaratan Allah'tır: ve Allah yaptığınız her şeyi görmektedir.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ey imân edenler! Kâfir olanlar ve kardeşleri için sefere çıktıkları veya gaziler oldukları zaman, «Eğer onlar bizim yanımızda olsalar idi ne ölürlerdi ve ne de öldürürlerdi,» diyenler gibi olmayınız. Allah Teâlâ onu kalblerinde bir hasret kılmak için yapmıştır. Halbuki Allah Teâlâ yaşatır, öldürür ve Allah Teâlâ yaptığınız şeyleri hakkıyla görücüdür.

Ömer Öngüt

Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler gibi yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında: “Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezlerdi veya öldürülmezlerdi. ” diyenler gibi olmayın. Allah bunu onların yüreklerinde bir iç acısı yaptı. Halbuki dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

Suat Yıldırım

Ey iman edenler! Dini inkâr edip de Allah için seferde ölen veya gazalarda öldürülen arkadaşları hakkında: "Bizim yanımızda olsalardı, ne ölürler ne de öldürülürlerdi." diyenler gibi olmayın! Allah bunu, onların gönüllerinde bir hasret, bir yürek yarası olarak bıraksın diye yaptı. Hayatı veren de, alan da Allah’tır. Allah bütün yaptıklarınızı görür.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, siz inkar edenler ve yeryüzünde sefere, ya da savaşa çıkan gazi kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve vurulmazlardı." diyenler gibi olmayın. Allah, onların bu düşünce ve sözlerini, kalblerinde dert yapar. Yaşatan da, öldüren de Allahtır. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler, kafirlik edenler gibi olmayın! Onlar, yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında "Yanımızda olsalardı ne ölür ne de öldürülürlerdi." derler. Bu tavırları, Allah'ın onu kalplerinde bir acıya dönüştürmesinin sebebidir. Allah hem hayat verir hem de öldürür. Allah yaptığınız her şeyi görendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler! Âyetleri görmezlikten gelenler (kafirler) gibi olmayın. Onlar, yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri için "Yanımızda olsalardı ne ölür ne de öldürülürlerdi." derler. Bu, Allah'ın yüreklerinde acı oluşturması içindir. Canı veren ve alan Allah'tır. Yaptığınız her şeyi gören de Allah'tır.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri için "yanımızda kalsalardı ölmez ve öldürülmezlerdi" diyen kafirler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalbinde yakıp kavuran bir dert kılmak için ortaya koymuştur. Yaşatan da öldüren de Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

Tefhim-ul Kuran

Ey iman edenler, küfre sapanlar ile yer yüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (ölen) kardeşleri için: «Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi» diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah'tır. Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.

Ümit Şimşek

Ey iman edenler! Sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için 'Bizim yanımızda olsalardı ölmez yahut öldürülmezlerdi' diyen kâfirler gibi olmayın. Allah bunu onların yüreklerine bir hasret olarak yerleştirdi. Yaşatan da Allah'tır, öldüren de. Allah sizin yaptıklarınızı da görmektedir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman sahipleri! Yeryüzünde dolaşan yahut gazaya çıkan kardeşleri için şöyle diyen inkarcılar gibi olmayın: "Yanımızda olsaydılar ölmezlerdi, öldürülmezlerdi." Allah bunu onların kalplerinde bir özlem yapacaktır. Allah diriltir de öldürür de. Allah, yapıp ettiklerinizi en iyi şekilde görmektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Ey iman gətirənlər! Səfərə çıxmış və ya müharibəyə getmiş qardaşları barəsində: “Əgər onlar bizim yanımızda olsaydılar, nə ölər, nə də öldürülərdilər”– deyən kafirlər kimi olmayın! Allah bunu onların qəlblərində qəm-qüssə olsun deyə belə etdi. Dirildən də, öldürən də Allahdır. Allah nə etdiklərinizi görür.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ey iman gətirənlər! Səfərə və ya müharibəyə getmiş (orada vəfat etmiş və ya öldürülmüş) qardaşları barəsində: ″Əgər onlar bizim yanımızda olsaydılar, nə ölər, nə də öldürülərdilər″, - deyən kafirlər kimi olmayın! Allah bunu (bu əqidəni) onların ürəklərində bir həsrət (yarası) olsun deyə yaratdı. Halbuki, dirildən də, öldürən də Allahdır. Allah etdiyiniz əməlləri görəndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

O ihr Gläubigen! Seid nicht wie die Ungläubigen, die über ihre Mitmenschen sagen, wenn sie Reisen unternehmen oder in den Krieg ziehen und dabei den Tod finden: ʺWenn sie bei uns geblieben wären, wären sie nicht gestorben und nicht getötet worden. ʺ So läßt Gott ihre falsche Gesinnung zum Gram in ihren Herzen werden. Gott ist es, Der leben und sterben läßt, und Er sieht alles, was ihr tut.

Almanca — Der Edle Quran

O die ihr glaubt, seid nicht wie diejenigen, die ungläubig sind und von ihren Brüdern, wenn sie im Lande umhergereist sind oder sich auf einem Kriegszug befunden haben, sagen: ʺWenn sie bei uns geblieben wären, wären sie nicht gestorben und nicht getötet wordenʺ, damit Allah dies zu einer gramvollen Reue in ihren Herzen mache. Allah macht lebendig und läßt sterben. Und was ihr tut, sieht Allah wohl.

Almanca — M. A. Rassoul

O ihr, die ihr glaubt, seid nicht gleich den Ungläubigen, die da sprechen von ihren Brüdern, als sie das Land durchwanderten oder Streiter waren: ʺWären sie bei uns geblieben, wären sie nicht gestorben und nicht erschlagen worden.ʺ Allah bestimmte dies als Kummer für ihre Herzen. Und Allah macht lebendig und läßt sterben, und Allah durchschaut euer Tun.

Almanca — Muhammad Zaidan

Ihr, die den Iman verinnerlicht habt! Seid nicht wie diejenigen, die Kufr betrieben haben und zu ihren Brüdern sagten, als diese sich auf Handelsreisen oder Feldzügen befanden: ʺWären sie bei uns geblieben, wären sie weder gestorben, noch getötet worden.ʺ (Sagt es nicht), damit ALLAH dies als Bitterkeit (nur) in ihren Herzen bleiben läßt. Und ALLAH (alleine) macht lebendig und läßt sterben. Und ALLAH ist dessen, was ihr tut, allsehend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

O you who conformed to Islam, be not like those infidels who denied Allah and thought they could prevent what is fated to happen. On every occasion when they lost some of their fellow countrymen in journeys of trade or in wars, they expressed their thoughts in words: "Had they been with us and remained here, they would not have died nor been slain." This feeling and thought did Allah infuse into them to actuate their hearts and minds with grief. It is Allah who gives life and occasions the moment of death and He is 'Alimun of all that you do.

Abdul Haleem

You who believe, do not be like those who disbelieved and said of their brothers who went out on a journey or a raid, ‘If only they had stayed with us they would not have died or been killed,’ for God will make such thoughts a source of anguish in their hearts. It is God who gives life and death; God sees everything you do.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Be not like the Unbelievers, who say of their brethren, when they are travelling through the Earth or engaged in fighting: "If they had stayed with us, they would not have died, or been slain." This that Allah may make it a cause of sighs and regrets in their hearts. It is Allah that gives Life and Death, and Allah sees well all that ye do.

Abul A'la Maududi

Believers, do not behave like those who disbelieved and say to their brothers (who meet some mishap) in the course of their journey for fighting: 'Had they remained with us, they would not have died nor been slain.' Allah makes such thoughts the cause of deep regrets in their hearts. For in truth it is Allah alone who grants life and deals death. Allah sees all that you do.

Aisha Bewley

You who have iman! do not be like those who are kafir and say of their brothers, when they are going on journeys or military expeditions, ‘If they had only been with us, they would not have died or been killed,’ so that Allah can make that anguish for them in their hearts. It is Allah Who gives life and causes to die. Allah sees what you do.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Be not like those who disbelieve (hypocrites) and who say to their brethren when they travel through the earth or go out to fight: "If they had stayed with us, they would not have died or been killed," so that Allâh may make it a cause of regret in their hearts. It is Allâh that gives life and causes death. And Allâh is All-Seer of what you do.

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not be like the faithless who say of their brethren, when they travel in the land or go into battle, ‘Had they stayed with us they would not have died or been killed,’ so that Allah may make it a regret in their hearts. But Allah gives life and brings death, and Allah sees best what you do.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! do not be like those who have concealed (the truth) and who say of their brethren when they (- the latter) travel in the land or go forth on any campaign (and fall martyrs), `Had they been with us they would not have died or been killed. ' They say it so that Allâh makes this a cause of intense regret in their hearts. (The fact, however, is that) it is Allâh Who gives life and causes death. Allâh sees well all what you do.

Arthur John Arberry

O believers, be not as the unbelievers who say to their brothers, when they journey in the land, or are upon expeditions, 'If they had been with us, they would not have died and not been slain' -- that God may make that an anguish in their hearts. For God gives life, and He makes to die; and God sees the things you do.

Bijan Moeinian

O you who have believed; do not adopt the disbelievers’ attitude. The latter say to their kinsmen (who prepare themselves to go on battle grounds): "If they (the previous wars’ martyrs) had stayed with us, they would not have been killed" God will make it a disappointment for them [that their “advice” is not being listened] Know that life and death is at the disposition of God and He sees everything that you do.

E. Henry Palmer

O ye who believe! be not like those who misbelieve, and say unto their brethren when they knock about in the earth, or are upon a raid, 'Had they but been at home, they had not died and had not been killed. ' It was that God might make a sighing in their hearts, for God gives life and death; and God on what ye do doth look.

Edip-Layth

O you who acknowledge do not be like those who rejected and said to their brothers when they were marching in the land or on the offensive: "If they were here with us they would not have died nor been killed." God will make this a source of grief in their hearts, and God grants life and death, and God is watching over what you do.

George Sale

O true believers, be not as they who believed not, and said of their brethren, when they had journeyed in the land or had been at war, if they had been with us, those had not died, nor had these been slain: Whereas what befell them was so ordained that God might make it matter of sighing in their hearts. God giveth life, and causeth to die: And God seeth that which ye do.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Be not like those who disbelieve, and say unto their brethren who went about in the earth, or are fighting in the field, "Had they but been with us, they would not have died or been killed. " That Allah might make it a cause for sighs (regrets) in their heart. It is Allah that gives life and death; and Allah is Seer of what you do.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, do not be as the ones who have disbelieved and have said to their brethren when they strike in the earth (i. e. journey in the land) or are upon expeditions, "If they had been in our presence, they would not have died and not been killed." that (is so that) Allah may make that a regret in their hearts. And Allah gives life and makes to die, and Allah is Ever-Beholding of whatever you do.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Be not as those who disbelieved and said of their brethren who went abroad in the land or were fighting in the field: If they had been (here) with us they would not have died or been killed: that Allah may make it anguish in their hearts. Allah giveth life and causeth death; and Allah is Seer of what ye do.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, do not be like those who deny, and say of their brethren (who died) travelling in the land or fighting: "Had they stayed with us here they would not have died or been killed. " This happened so that God may fill their hearts with grief. God is the giver of life and death and sees all that you do.

Muhammad Asad

O you who have attained to faith! Be not like those who are bent on denying the truth and say of their brethren [who die] after having set out on a journey to faraway places or gone forth to war, "Had they but remained with us, they would not have died," or, "they would not have been slain" - for God will cause such thoughts to become a source of bitter regret in their hearts, since it is God who grants life and deals death. And God sees all that you do.

Mustafa Khattab

O believers! Do not be like the unfaithful[1] who say about their brothers who travel throughout the land or engage in battle, "If they had stayed with us, they would not have died or been killed." Allah makes such thinking a cause of agony in their hearts. It is Allah who gives life and causes death. And Allah is All-Seeing of what you do.

Progressive Muslims

O you who believe do not be like those who rejected and said to their brothers when they were marching in the land or on the offensive: "If they were here with us they would not have died nor been killed. " God will make this a source of grief in their hearts, and God grants life and death, and God is watching over what you do.

Sahih International

O you who have believed, do not be like those who disbelieved and said about their brothers when they traveled through the land or went out to fight, "If they had been with us, they would not have died or have been killed," so Allah makes that [misconception] a regret within their hearts. And it is Allah who gives life and causes death, and Allah is Seeing of what you do.

Sam Gerrans

O you who heed warning: be not like those who ignore warning, and say of their brothers when they travel in the earth or are on an expedition: “Had they been with us, they would not have died or been killed,” that God might make that a sorrow in their hearts; for God gives life, and gives death; and God sees what you do.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Do not be like disbelievers who grieve that if their brethren had stayed home with them, rather than going out traveling or defending, they wouldn't have died or been killed. Such attitude creates anguish in the hearts according to Allah's Laws. Fear of death takes away "life" out of life. Allah gives life and causes death and Allah is Seer of your behavior.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Do not be like the Unbelievers, and who say of their brothers, when they are traveling through the earth or engaged in fighting: "If they had stayed with us, they would not have died, or have been killed. " (This is) because Allah may make it a cause of sighs and regrets in their hearts. It is Allah Who gives Life and Death, and Allah is All Seeing (Baseer) all that you do.

Taqi Usmani

O you who believe, do not be like those who disbelieved and said about their brethren while they travelled on the earth or had to fight, "Had they been with us, they would have not died, nor would they have been killed." The result is that Allah makes it a remorse resting in their hearts. Allah gives life and brings death; Allah is watchful of what you do.

The Monotheist Group

O you who believe do not be like those who rejected and said to their brothers when they had gone forth in the land or on the offensive: "If they were here with us they would not have died nor been killed." God will make this a source of grief in their hearts, and God grants life and death, and God is watching over what you do.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

O les croyants! Ne soyez pas comme ces mécréants qui dirent à propos de leurs frères partis en voyage ou pour combattre: ʺSʹils étaient chez nous, ils ne seraient pas morts, et ils nʹauraient pas été tués.ʺ Allah en fit un sujet de regret dans leurs cœurs. Cʹest Allah qui donne la vie et la mort. Et Allah observe bien ce que vous faites.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Gelî yên ku bawerî anîne! Hûn nebin mîna wan ên ku kafir bûne; dema birayên wan derketin seferê (û tê de mirin) yan jî derketin cengê (û tê de hatin kuştin) digotin: “Eger ew li nik me bimana nedimirin û nedihatin kuştin. Xwedê dê vê xerabiya ha di dilê wan de bike derd û kovan. Xweda sax dike û dimirîne. Helbet Xwedê bi ya ku hûn dikin bîner e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Jullie die geloven! Weest niet zoals zij die ongelovig zijn en die, wanneer zij op de aarde rondtrekken of op veldtocht zijn, van hun broeders zeggen: ʺAls zij bij ons waren gebleven, dan waren zij niet gestorven en niet gedood.ʺ (Zij zeggen het) opdat God dat tot (een reden voor) wroeging in hun harten zou maken. God geeft leven en laat sterven. God doorziet wat jullie doen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

O geloovigen! weest niet als de ongeloovigen, die van hunne broeders zeggen, als zij het land doorreizen, of naar den oorlog gaan: Indien zij met ons waren gebleven, zouden zij niet gestorven of niet gedood zijn. God heeft dit gedaan om hun hart te beproeven. God geeft leven en dood, en ziet wat gij doet.

Hollandaca — Siregar

O jullie die geloven! Weest niet als degenen die ongelovig zijn en (die) over hun broeders wanneer zij over de aarde reizen of in strijd verwikkeld zijn: ʺWanneer zij bij ons gebleven waren, zouden zij niet gestorven of gedood zijn.ʺ Opdat Allah dat tot (een bron van) wroeging in hun harten maakt. En het is Allah Die doet leven en Die doet sterven. En Allah is ziende over wat jullie doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

О вы, которые уверовали! Не будьте похожи на тех, которые стали неверующими и сказали своим братьям (по убеждению) [лицемерам] (про тех, кто умер или погиб из их числа) когда они странствовали по земле (с торговлей или другим) или были в (военном) походе: «Если бы они [умершие] (послушались бы нас и) были бы при нас [не выходили в тот путь], то не умерли бы и не были бы убиты». (И произошло это) чтобы Аллах сделал это огорчением (которое увеличивает их боль и сожаление) в их сердцах. (А верующие же знают, что все это происходит по предопределению Аллаха). И (ведь поистине) Аллах оживляет (Свои творения) и умертвляет (их). И Аллах видит то, что вы делаете!

Rusça — Osmanov

О вы, которые уверовали! Не уподобляйтесь тем, которые не уверовали и сказали о своих братьях, отправившихся в дорогу [по делам] или же в поход: ʺЕсли бы они остались с нами, то не умерли бы и не были бы убитыʺ. Ведь Аллах сделал подобные [сетования] причиной печали в их сердцах. Аллах - тот, кто оживляет и умерщвляет, и Аллах видит то, что вы вершите.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Troende! Säg inte som förnekarna av sanningen säger om sina bröder som (dött) under resa i fjärran land eller (fallit) i strid: ʺOm de hade blivit kvar hos oss, skulle de inte ha dött eller dödats.ʺ - Gud (låter dem tänka dessa tankar), så att deras hjärtan skulle känna ökad sorg och grämelse, eftersom det är Gud som skänker liv och skänker död. Gud ser vad ni gör.