Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا

ve lā tec'ǎl yedeke meğlūleten ilā ǔnuḳike ve lā tebsuThā kulle l-besTi fe teḳ'ǔde melūmen meHsūran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lāve asla
2تَجْعَلْtec'ǎlج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakyapma
3يَدَكَyedekeي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitel(ler)ini
4مَغْلُولَةًmeğlūletenغ ل لGizlemek, bir şeyi başka bir şeyin içine yerleştirmek, dolandırıcılık, aldatmak, giydirmek, üzerine koymak, susuzluktan yanmak, sadakatsiz olmak, yaka, kelepçe, zincirlemek/bağlamak, kişinin kendini gizlediği şey, dürüst olmama, samimiyetsizlik, gizli nefret, araziden elde edilen gelirbağlanmış
5اِلٰىilā
6عُنُقِكَǔnuḳikeع ن قUzun boyunlu olmak, boyunda incelme olmak. Kucaklaşmak. Boyun, insan topluluğu, ağaç gövdesi, yaprak veya meyve sapı, insanların başları veya şefleri, büyük kişiler anlamlarına gelir. 17:29'da mecazi bir ifade olarak 'yapma' anlamında kullanılmıştır.boynuna
7وَلَاve lāve
8تَبْسُطْهَاtebsuThāب س طYaymak, sermek, döşemek, genişletmek, uzatmak, açmak, neşelendirmek, ferahlatmak, sevindirmek, yayılmak, uzanmak, genişlemek, bollaşmak, açılmak, sevinmek, ferahlamak, mutlu olmakaçma
9كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlitamamen
10الْبَسْطِl-besTiب س طYaymak, sermek, döşemek, genişletmek, uzatmak, açmak, neşelendirmek, ferahlatmak, sevindirmek, yayılmak, uzanmak, genişlemek, bollaşmak, açılmak, sevinmek, ferahlamak, mutlu olmakaçarak
11فَتَقْعُدَfe teḳ'ǔdeق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerisonra kalırsın
12مَلُومًاmelūmenل و مBirini bir şey için suçlamak, itham etmek.kınanmış
13مَحْسُورًاmeHsūranح س رYorulmak, yorgun düşmek, bıkmak, yetersiz kalmak. Bir şeyi çıkarmak/sökmek/soymak/sıyırmak, soymak, süpürmek, batıp kaybolmak, alçak veya çekilmiş olmak, yorgun olmak, donuk veya sönük olmak, üzüntü veya keder veya pişmanlık ifade etmek, birini küçümsemek, birini rahatsız etmek veya sinirlendirmek, birini uzaklaştırmak, birinin üzüntü veya pişmanlık yaşamasına veya düşmesine neden olmak, tüy dökmek (kuşlar), yorgunluktan düşmek veya dökülmek, bir şeyi açığa çıkarmak, kaldırılmak veya temizlenmek.hasret içinde

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Elini boynuna bağlama, tamâmıyla da açma, sonra kendini kınar ve birşeye gücün yetmeyerek pişman bir halde oturur kalırsın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Elini boynuna bağlama, tamâmıyla da açma, sonra kendini kınar ve birşeye gücün yetmeyerek pişman bir halde oturur kalırsın.

Adem Uğur

Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.

Ahmed Hulusi

Elini boynuna bağlanıp asılmış kılma (Arapça deyim = cimrilikten kaçın)! Onu büsbütün açma da (müsrif de olma). . . Yoksa pişmanlık içinde oturup kalırsın.

Ahmet Tekin

Elini boynuna bağlayan kimse gibi, eli sıkı, cimri olma. Büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, kaybettiklerinin hasretini çeker durursun.

Ahmet Varol

Elini boynuna bağlı kılma, tamamen de açıp saçma. Sonra kınanmış, hüsrana uğramış halde oturur kalırsın.

Ali Bulaç

Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

Ali Fikri Yavuz

Elini boynuna bağlı kılma (cimri olma) ve büsbütün de onu açıp israf etme ki, sonra kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.

Ali Rıza Safa

Elini boynuna bağlama; tümüyle de açma. Sonra kınanır; pişmanlık içinde kalırsın.

Bayraktar Bayraklı

Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme ve büsbütün de açıp tutumsuz olma! Yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

Bekir Sadak

Elini boynuna baglayip cimri kesilme, busbutun de acip tutumsuz olma, yoksa pisman olur, acikta kalirsin.

Celal Yıldırım

Elini boynuna bağlayıp asma, onu büsbütün açma, sonra kınanır, pişmanlık içinde açıkta kalırsın,

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Eli sıkı olma, ölçüsüzce eli açık da olma; sonra kınanacak, kendi kendine hayıflanacak duruma düşersin!

Diyanet İşleri

Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

Diyanet İşleri (eski)

Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

Diyanet Vakfi

Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), hem de onu büsbütün açıp saçma (israf etme); aksi halde kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem elini bağlayıp boynuna asma (cimrilik etme), hem de büsbütün açıp saçma (israf etme) ki, pişman olur, açıkta kalırsın;

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem elini bağlayıp boynuna asma, hem de onu büsbütün açıp saçma ki pişman olur, açık kalırsın

Erhan Aktaş

Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Elini bağlayıp boynuna asma. Onu büsbütün de açma. Aksi halde kınanırsın ve yaptığına pişman olur kalırsın.

Fizilal-il Kuran

Elini sıkıp boynuna bağlama (cimri olma) onu büsbütün de açma; sonra kınanmış ve eli boş kalırsın.

Gültekin Onan

Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

Hamdi Döndüren

Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanmış ve kaybettiğinin özlemini çeken biri olursun!

Hasan Basri Çantay

Elini boynuna bağlı olarak asma Onu büsbütün de açıb saçma. Sonra kınanmış, peşiman bir halde oturub kalırsın.

Hasib Asutay

Elini boynuna bağlamış olarak kalma. (8) Onu büsbütün de açma. (9) Sonra kınanmış, pişman bir durumda kalırsın. (8. Cimrilik etme.) (9. İsrafa sapma.)

Hayrat Neşriyat

Hem elini boynuna bağlı kılma (cimri olma); onu büsbütün geniş davranarak da açma! Yoksa, kınanmış ve pişman bir hâlde oturup kalırsın.

İbni Kesir

Ve elini boynuna bağlı kılma, onu büsbütün de açıp durma. Yoksa kaybedenlerden ve kınananlardan olursun.

Mehmet Okuyan

Elini boynuna kilitleme; onu büsbütün de açma! Sonra kınanmış, (kaybettiklerinin) hasret(ini) çekmiş olarak oturur kalırsın.

Muhammed Esed

Ve ne ellerini boynuna bağlayıp kilitli tut, ne de sonuna kadar aç(ıp varını yoğunu ortaya dök); böyle yaparsan, (yükümlü olduğun kimselerce) kınanan, yapayalnız ve yoksul biri olup çıkarsın.

Mustafa İslamoğlu

Yine sen (ey insan), ne ellerini boynuna bağlayıp (cimrilik yap), ne de onları büsbütün açarak (saçıp savur); eğer böyle yaparsan, kınanmış olarak bir köşeye atılıp pişmanlık içinde kıvranırsın.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve elini boynuna bağlanmış kılma ve onu büsbütün de açma. Sonra fazlaca levme uğramış, hasret içinde kalmış bir halde oturup durursun.

Ömer Öngüt

Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme! Büsbütün de saçıp israf etme ki, sonra kınanır, hasret içinde eli boş kalırsın.

Suat Yıldırım

Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma ki herkes tarafından ayıplanan, kaybettiklerine hasret çeken bir hale düşmeyesin.

Süleyman Ateş

El(ler)ini boynuna bağlanmış yapma, tamamen de açma, sonra kınanır, hasret içinde kalırsın.

Süleymaniye Vakfı

Eli sıkı olma; aşırı derecede eli açık da olma! Yoksa kınanmış ve eli boş bir şekilde oturup kalırsın!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ne eli sıkı ol ne de onu büsbütün aç. Yoksa hem dile düşmüş hem de açıkta bırakılmış olarak oturur kalırsın.

Şaban Piriş

Elini boynuna asıp bağlama, büsbütün de açıp, tutumsuz olma; yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

Tefhim-ul Kuran

Elini boynunda bağlanmış olarak kılma, büsbütün de açık tutma. Sonra kınanır, hasret (pişmanlık) içinde kalakalırsın.

Ümit Şimşek

Elini kısma; onu büsbütün de açıverme ki pişman ve kınanmış halde kalmayasın.

Yaşar Nuri Öztürk

Elini bağlayıp boynuna asma. Ama onu büsbütün de salıverme. Sonra kınanır, hasret içinde bir köşede büzülür kalırsın.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əlini nə qoynunda gizlət, nə də onu büsbütün aç (nə xəsis ol, nə də israfçı). Yoxsa qınanmış və peşman vəziyyətdə qalarsan.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Nə əldən çox bərk ol, nə də əlini tamamilə açıb israfçılıq et. Yoxsa həm qınanarsan, həm də peşman olarsan!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Geize nicht, als wäre deine Hand an deinen Hals gefesselt, und verschwende nicht, als wäre deine Hand völlig offen, damit du nicht geschmäht oder mittellos dahinleben mußt!

Almanca — Der Edle Quran

Und lasse deine Hand nicht an deinem Hals gefesselt sein, strecke sie aber auch nicht vollständig aus, sonst würdest du getadelt und (aller Mittel) entblößt dasitzen.

Almanca — M. A. Rassoul

Und laß deine Hand nicht an deinen Hals gefesselt sein, aber strecke sie auch nicht zu weit geöffnet aus, damit du nicht getadelt (und) zerschlagen niedersitzen mußt.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und halte deine Hand nicht (aus Geiz verschlossen, als wäre sie) an deinem Hals gebunden, und strecke sie nicht (verschwenderisch) total aus, sonst wirst du zu einem, dem Vorwürfe gemacht werden, und zu einem Selbstankläger.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And do not bind your hand to your neck, as it were, unwilling to give or spend anything, nor should you spread it in the "spread-eagle style", lest you sit brooding on the vast abyss of reprimand and woeful want.

Abdul Haleem

Do not be tight-fisted, nor so open-handed that you end up blamed and overwhelmed with regret.

Abdullah Yusuf Ali

Make not thy hand tied (like a niggard's) to thy neck, nor stretch it forth to its utmost reach, so that thou become blameworthy and destitute.

Abul A'la Maududi

(vi) Do not keep your hand fastened to your neck nor outspread it, altogether outspread, for you will be left sitting rebuked, destitute.

Aisha Bewley

Do not keep your hand chained to your neck but do not extend it either to its full extent so that you sit there blamed and destitute.

Al-Hilali & Khan

And let not your hand be tied (like a miser) to your neck, nor stretch it forth to its utmost reach (like a spendthrift), so that you become blameworthy and in severe poverty.

Ali Quli Qarai

Do not keep your hand chained to your neck, nor open it altogether, or you will sit blameworthy, regretful.

Amatul Rahman Omar

And do not keep your hand shackled to your neck (out of miserliness), nor stretch it out to an entire stretching (extravagantly), lest you sit down reproached (incurring blame) and exhausted (on becoming penniless).

Arthur John Arberry

And keep not thy hand chained to thy neck, nor outspread it widespread altogether, or thou wilt sit reproached and denuded.

Bijan Moeinian

You shall not be stingy. You shall not be extravagant either as you will be blamed once you end up in poverty.

E. Henry Palmer

Make not thy hand fettered to thy neck, nor yet spread it out quite open, lest thou shouldst have to sit down blamed and straitened in means.

Edip-Layth

Do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you make it fully open so you become in despair and regret.

George Sale

And let not thy hand be tied up to thy neck; neither open it with an unbounded expansion, lest thou become worthy of reprehension, and be reduced to poverty.

Hamid S. Aziz

Let not your hand be fettered to your neck (i. e. selfish and tight fisted), nor yet spread it out quite open, lest you should have to sit down blamed and destitute.

Mahmoud Ghali

And do not set up your hand shackled to your neck, (i. e., Do not be niggardly) nor outspread it widespread altogether, (Literally: outspread it all outspreading, i.e., do not be a spendthrift) for then you will sit blamed and regretfully rejected.

Marmaduke Pickthall

And let not thy hand be chained to thy neck nor open it with a complete opening, lest thou sit down rebuked, denuded.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not be niggardly, nor extravagant that you may later feel reprehensive and constrained.

Muhammad Asad

And neither allow thy hand to remain shackled to thy neck, nor stretch it forth to the utmost limit [of thy capacity], lest thou find thyself blamed [by thy dependants], or even destitute.

Mustafa Khattab

Do not be so tight-fisted, for you will be blameworthy; nor so open-handed, for you will end up in poverty.

Progressive Muslims

And do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you lay it fully open so you become in despair and regret.

Sahih International

And do not make your hand [as] chained to your neck or extend it completely and [thereby] become blamed and insolvent.

Sam Gerrans

And make thou not thy hand chained to thy neck; nor extend thou it to its full extent, then sit down blameworthy and denuded.

Shabbir Ahmed

You should not keep your hand chained to your neck in stinginess, nor open it foolishly lest you sit down destitute and denuded.

Syed Vickar Ahamed

And do not make your hand tied to your neck, (like a miser), nor push it out to its longest reach, so that you become worthy of blame and being penniless.

Taqi Usmani

And do not keep your hand tied to your neck, nor extend it to the full extent, lest you should be sitting reproached, empty-handed.

The Monotheist Group

And do not make your hand stingy by holding it to your neck, nor shall you lay it fully open so you become in despair and regret.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne porte pas ta main enchaînée à ton cou (par avarice), et ne lʹétend pas non plus trop largement, sinon tu te trouveras blâmé et chagriné.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di riya Xwedê de yekcar destgirtî nebe û bi temamî destvekirî jî nebe, paşê tu yê lomedar û destevala rûnê.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Houd je hand niet aan de hals gebonden en strek haar ook niet helemaal uit, want dan zul je met verwijten overladen beschaamd terneer zitten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Laat uwe hand niet aan uwen nek gebonden zijn, en open die ook niet op toomlooze wijze, opdat gij geene blaam verdienet en niet tot armoede gebracht wordet.

Hollandaca — Siregar

En maak je hand niet vastgebonden aan je nek, en strek hem niet uit met de hele uitstrekking, want dan wordt je (gierigheid of spilzucht) verweten en spijtig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не делай (так, будто) твоя рука прикована к твоей шее [не скупись расходовать на доброе] (но) и не расширяй ее [свою руку] всем расширением [не трать чрезмерно], а то останешься сидеть порицаемым [люди будут порицать тебя] (и) жалким [сожалеющим о том, что растратил].

Rusça — Osmanov

Не скупись, словно твоя рука прикована к шее, и не будь непомерно щедрым, а не то тебя будут порицать, и будешь ты печалиться.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Bind inte handen vid din hals, men sträck inte heller ut den så långt, att du får förebråelser (för slösaktighet) eller (till sist själv) råkar i nöd.