Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı.

فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَافَ رَسُولِ اللّٰهِ وَكَرِهُوا اَنْ يُجَاهِدُوا بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ وَقَالُوا لَا تَنْفِرُوا فِي الْحَرِّ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ اَشَدُّ حَرًّا لَوْ كَانُوا يَفْقَهُونَ

feriHa l-muḣallefūne bi meḳ'ǎdihim ḣilāfe rasūli (a)llahi ve kerihū en yucāhidū bi emvālihim ve enfusihim fī sebīli (a)llahi ve ḳālū lā tenfirū fī l-Harri ḳul nāru cehenneme eşeddu Harran lev kānū yefḳahūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَرِحَferiHaف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.sevindiler
2الْمُخَلَّفُونَl-muḣallefūneخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekmuhalefet ederek
3بِمَقْعَدِهِمْbi meḳ'ǎdihimق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerioturup kalmalarına
4خِلَافَḣilāfeخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememek
5رَسُولِrasūliر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleresulu
6اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
7وَكَرِهُواve kerihūك ر هZor bulmak, hoşlanmamak, onaylamamak, tiksinti duymak, isteksiz olmak, tiksinmek, nefret etmek, iğrenmek, nefret etmek, isteksiz olmakve hoşlanmadılar
8اَنْen
9يُجَاهِدُواyucāhidūج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.cihadetmekten
10بِاَمْوَالِهِمْbi emvālihimم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallarıyle
11وَاَنْفُسِهِمْve enfusihimن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunanve canlarıyle
12فِي
13سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunda
14اللّٰهِ(a)llahiAllah
15وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
16لَا
17تَنْفِرُواtenfirūن ف رSavaştan kaçmak, herhangi bir işten çekilmek (savaştan olduğu gibi), yürümek, vahşileşmek, huysuzlaşmak.sefere çıkmayın
18فِي
19الْحَرِّl-Harriح ر رÖzgür olmak (köle), özgür doğmak, bir köleyi özgürleştirmek/serbest bırakmak/kurtarmak. Sıcak veya çok sıcak olmak, yanıp tutuşmak ve şiddetli veya sıcak hale gelmek, susamak, susuzluktan veya üzüntüden kurumak, su ısıtmak, çok şiddetli ve geniş kapsamlı olmak, bir yazıyı güzel ve zarif ve kusursuz hale getirmek, iyi ve doğru yazmak, hatasız ve tam olarak yazmak.sıcakta
20قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
21نَارُnāruن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakateşi
22جَهَنَّمَcehennemeجهنمcehennemin
23اَشَدُّeşedduش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.daha
24حَرًّاHarranح ر رÖzgür olmak (köle), özgür doğmak, bir köleyi özgürleştirmek/serbest bırakmak/kurtarmak. Sıcak veya çok sıcak olmak, yanıp tutuşmak ve şiddetli veya sıcak hale gelmek, susamak, susuzluktan veya üzüntüden kurumak, su ısıtmak, çok şiddetli ve geniş kapsamlı olmak, bir yazıyı güzel ve zarif ve kusursuz hale getirmek, iyi ve doğru yazmak, hatasız ve tam olarak yazmak.sıcaktır
25لَوْlevkeşke
26كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolsalardı
27يَفْقَهُونَyefḳahūneف ق هİlahi kanunda öğrenmiş, yetenekli, kavrayışlı olmak, bir şeyi anlamak.anlıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah'ın Peygamberine muhâlefet edenler, savaşa çıkmayıp oldukları yerde oturup kalmalarına sevindiler ve mallarıyla, canlarıyla, Allah yolunda savaşmak, onlara zor ve kötü geldi de bu sıcakta savaşa çıkmayın dediler. De ki: Cehennem ateşi, daha da sıcak; bir anlasalar şunu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allahʼın Peygamberine muhâlefet edenler, savaşa çıkmayıp oldukları yerde oturup kalmalarına sevindiler ve mallarıyla, canlarıyla, Allah yolunda savaşmak, onlara zor ve kötü geldi de bu sıcakta savaşa çıkmayın dediler. De ki: Cehennem ateşi, daha da sıcak; bir anlasalar şunu.

Adem Uğur

Allah'ın Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; "bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!

Ahmed Hulusi

Allah Rasulünün isteğinin aksine, gitmeyip geride kalanlar, evlerinde oturmakla sevindiler; Allah uğruna mallarıyla, canlarıyla mücahede etmek hoşlarına gitmedi ve dediler ki: "Şu sıcakta savaşa çıkmayın". . . De ki: "Cehennem narı sıcaklık olarak çok daha şiddetlidir!" Keşke kavrayabilselerdi!

Ahmet Tekin

Savaşa giden orduya katılmayan münâfıklar, Allah’ın Rasulüne muhalefet edip, cephe gerisinde evlerinde oturup kalmaları sebebiyle sevindiler. Allah yolunda, İslâm uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmeyi, savaşmayı hoş karşılamadılar. 'Bu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. 'Cehennem ateşi daha sıcaktır' de. Keşke anlamış olsalardı.

Ahmet Varol

Geride kalanlar Allah'ın Peygamberine muhalefet ederek oturup kalmalarına sevindiler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar ve: 'Sıcakta savaşa çıkmayın' dediler. De ki: 'Cehennemin ateşi daha sıcaktır.' Keşke anlayabilselerdi.

Ali Bulaç

Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp anlasalardı.

Ali Fikri Yavuz

Tebük savaşına iştirak etmeyip geri kalan münafıklar, Rasûlüllah’a muhalefet ederek oturup kalmalarıyla sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücadele etmeyi çirkin gördüler ve; “- Bu sıcakta harbe çıkmayın” dediler. De ki: “- Cehennemin ateşi daha sıcaktır. Fakat gidecekleri yeri bilseler!...”

Ali Rıza Safa

Allah'ın elçisine karşı gelerek geride kalanlar, oturup kaldıkları için sevindiler. Çünkü Allah'ın yolunda mallarıyla canlarıyla çaba göstermekten hoşlanmadılar. Üstelik "Bu sıcakta çıkmayın!" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın Peygamberine muhalefet etmek için savaştan geri kalanlar, yerlerinde oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler ve"Bu sıcakta savaşa gitmeyiniz" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı!

Bekir Sadak

Allah'in paygamberinin hilafina geri kalanlar, oturup kalmalarina sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoslarina gitmedi. «Sicakta savasa cikmayin» dediler. De ki: «Cahennem atesi daha sicaktir.» Keski bilseydiler!

Celal Yıldırım

(Savaşa çıkmayıp) Resûlüllah'tan ayrılarak geriye kalanlar (evlerinde) oturmalarıyle sevindiler de Allah yolunda mallarıyle, canlarıyle savaşmaktan hoşlanmadılar ve «bu sıcakta savaşa çıkmayın!» dediler. De ki: Cehennem ateşi daha sıcak. Bunu bir bilip anlasalardı..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah’ın Resulünün çağrısına uymayarak seferden geri kalanlar yerlerinden ayrılmamış olmaktan dolayı sevinç duydular; canlarıyla mallarıyla Allah yolunda savaşmak istemediler, üstelik “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennem ateşi çok daha sıcaktır” anlayabilselerdi!

Diyanet İşleri

Allah'ın Resulüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoşlarına gitmedi. 'Sıcakta savaşa çıkmayın' dediler. De ki: 'Cehennem ateşi daha sıcaktır.' Keşke bilseydiler!

Diyanet Vakfi

Allah'ın Resûlüne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevindiler; mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler; «bu sıcakta sefere çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem ateşi daha sıcaktır!» Keşke anlasalardı!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Savaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik «Bu sıcakta savaşa gitmeyin.» dediler. De ki: «Cehennem ateşi daha sıcaktır.» Keşke anlayabilselerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Arkada kalıp savaşa gitmeyenler, Allah'ın Resulüne karşı koymak üzere, yerlerinde oturup kalmalarına sevindiler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar ve: "Bu sıcakta sefere çıkmayın!" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcak!" Keşke duysalardı!

Elmalılı Hamdi Yazır

Arkada kalanlar Resulullah hılafına olarak oturub kalmalariyle ferahlandılar, Allah yolunda mallariyle, canlariyle mücahid olmayı hoşlanmadılar, bu sıcakta seferber olmayın dediler, de ki Cehennem ateşi daha sıcak, fakat duysalardı

Erhan Aktaş

Allah'ın Resul'üne muhalefet ederek geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Mallarıyla, canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar. Bir de "Bu sıcakta savaşa çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'ın Resulüne muhalefet ederek geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Mallarıyla, canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar. Bir de, "Bu sıcakta savaşa çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlasalardı!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'ın Rasul'üne muhalefet ederek geride kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Mallarıyla, canlarıyla cihat etmekten hoşlanmadılar. Bir de, "Bu sıcakta savaşa çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." keşke anlasalardı.

Fizilal-il Kuran

Sefere katılmayanlar Allah'ın Rasulüne ters düşerek geride kaldıklarına sevindiler. Allah yolunda malları ve canları ile cihad etmeyi istemediler, «Sıcakta sefere çıkmayın» dediler. Onlara «Cehennem ateşi bundan daha sıcaktır» deyiniz. Keşke bunu kavrayabilselerdi.

Gültekin Onan

Tanrı'nın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler ve Tanrı yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrasalardı (yefkahun).

Hamdi Döndüren

Allah’ın elçisine karşı çıkarak, savaştan geri kalanlar, yerlerinde oturup kalmalarından dolayı pek sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşmaktan hoşlanmadıkları için (birbirlerine), “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır!” Keşke anlasalardı (savaştan geri kalmazlardı)!

Hasan Basri Çantay

Allahın peygamberine muhaalefet için (savaşdan) geri kalan (münafık) lar (memleketlerinden çıkmayıb) oturmalarıyle sevindi (ler), Allah yolunda mallariyle, canlariyle cihad etmeyi çirkin gördüler ve: "Bu sıcakda harbe çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcak". İyice bilmiş olsalardı...

Hasib Asutay

(Münafıklar) Allah'ın Resulüne muhalefet ederek (Tebük seferine çıkmayıp) geri kalanlar oturmaları ile sevindiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat etmeyi çirkin gördüler ve 'Bu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De ki: Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı!

Hayrat Neşriyat

(Tebük Seferinden) geride bırakılan (münâfık)lar, Allah Resûlüne muhâlefet ederek(sefere çıkmayıp) oturmalarıyla sevindi(ler); mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihâd etmekten hoşlanmadılar ve: 'Bu sıcakta sefere çıkmayın!' dediler. De ki: 'Cehennem ateşi sıcaklık cihetiyle daha çetindir!' Eğer anlasalardı!

İbni Kesir

Allah'ın peygamberine muhalefet için geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi. Bu sıcakta savaşa çıkmayın, dediler. De ki: Cehennem ateşi daha sıvaktır. Keşke bilselerdi.

Mehmet Okuyan

Allah’ın Elçisi'ne muhalefet etmek için geri kalanlar (sefere çıkmayıp) oturmaları ile sevinmişler, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad (fedakârlık) etmeyi çirkin görmüşler ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın.” demişlerdi. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır! Keşke anlasalardı!”

Muhammed Esed

Geride bırakılan bu (münafık) kimseler, Allah Elçisinin (sefer için ayrılmasının) ardından kendilerinin savaştan uzak kalmalarına sevindiler; çünkü Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmak düşüncesi bunların hoşuna gitmiyor ve (hatta birbirlerine) "Bu sıcakta savaşa çıkmayın!" diyorlardı. De ki: "Cehennem ateşi çok daha sıcaktır!" Tabii, eğer bu gerçeği kavrayabilirlerse!

Mustafa İslamoğlu

Terk edilen (bu) kimseler, Rasululllah'a muhafelet ederek oturup kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmadılar; bir de kalkıp "Şu sıcakta savaşa çıkmayın!" diye propaganda yaptılar. Onlara "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" de; tabii ki bunun bilincine varabilirlerse!

Ömer Nasuhi Bilmen

Resûlullah'a muhalefet için geri kalmış olanlar, oturmalarıyla sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücâhedede bulunmalarını kerih gördüler ve, «Şu sıcakta cihada çıkmayın,» dediler. De ki: «Cehennemin ateşi sıcaklıkça daha şiddetlidir.» Eğer iyice anlar kimseler olsalar idi.

Ömer Öngüt

Allah'ın Resul'üne muhalefet etmek için (savaştan) geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad etmeyi çirkin gördüler ve (savaşa çıkmak isteyenlere de): “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” dediler. De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır!” Keşke bilseler!

Suat Yıldırım

Savaşa çıkmayıp Resûlullah’tan ayrılarak geride kalanlar, oturmalarından memnun olup sevince garkoldular. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmayıp "Bu sıcakta sefere çıkmayın!" dediler. De ki: "Cehennem ateşi, bundan da sıcak! Ona nasıl dayanacaksınız?Bunu bir bilip anlasalardı!

Süleyman Ateş

Allah'ın Elçisinin arkasından oturmakla sevindiler, mallarıyle ve canlarıyle cihadetmekten hoşlanmadılar: "Sıcakta sefere çıkmayın." dediler. De ki: "Cehennemin ateşi daha sıcaktır!" Keşke anlasalardı!

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın elçisine muhalefet edip savaştan geri kalanlar, oturup kalmalarından dolayı mutlu oldular. Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad etmek /ellerinden geleni yapmak onlara itici geldi. Bir de "Bu sıcakta savaşa çıkmayın!" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır!" Keşke kavrasalardı!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Muhalefete geçenler, bulundukları yerden Allah'ın elçisine karşı gelmelerine sevindiler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda sefere çıkmaktan (savaşmaktan) hoşlanmadılar. "Bu sıcakta orduyu çıkarmayın" dediler. De ki "Cehennem'in ateşi daha sıcaktır." Bunu bir anlasalardı.

Şaban Piriş

Allah'ın Elçisinin aksine geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat hoşlarına gitmedi de 'sıcakta savaşa çıkmayın!' dediler. De ki: -Cehennem ateşi daha sıcaktır.' Keşke anlayabilselerdi.

Tefhim-ul Kuran

Allah'ın Resulüne muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: «Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın» dediler. De ki: «Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir.» Bir kavrayıp anlasalardı.

Ümit Şimşek

Seferden geri kalanlar, Allah'ın Resulüne muhalefet ederek evlerinde oturmaktan pek keyiflendiler. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi hoş karşılamadılar ve 'Bu sıcakta sefere çıkmayın' dediler. De ki: Cehennem ateşi bundan sıcaktır. Keşke anlayabilselerdi!

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'ın resulüne ters düşmek için arkada kalanlar, çöküp oturdukları için sevindiler; Allah yolunda, mallarıyla canlarıyla didinmeyi tiksindirici bulup şöyle dediler: "Bu sıcakta seferber olmayın." De ki: "Hararet bakımından cehennem daha zorludur." Bir anlayabilselerdi!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Döyüşə getməyib arxada qalanlar Allahın Elçisinin əleyhinə çıxaraq evdə qalmalarına sevindilər. Onlar Allah yolunda öz malları və canları ilə cihad etmək istəmədilər və: “Bu istidə döyüşə çıxmayın!”– dedilər. De: “Cəhənnəm odu bundan da hərarətlidir!” Kaş anlayaydılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Təbuk döyüşündə iştirak etməyib) arxada qalanlar (münafiqlər) Allahın Rəsuluna qarşı çıxaraq (evdə) oturub qalmalarına sevindilər, Allah yolunda malları və canları ilə cihad etmək istəmədilər və (möʼminlərə): ″Bu istidə döyüşə çıxmayın!″ – dedilər. (Ya Peyğəmbərim!) De: ″Cəhənnəm odu daha istidir!″ Kaş biləydilər!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Die Zurückgelassenen waren froh darüber, daß sie hinter Allahs Gesandtem (daheim) sitzen geblieben sind, und es war ihnen zuwider, sich mit ihrem Besitz und mit ihrer eigenen Person auf Allahs Weg abzumühen. Und sie sagten: ʺRückt nicht in der Hitze aus!ʺ Sag: Das Feuer der Hölle ist noch heißer; wenn sie (es doch) verstehen würden!

Almanca — M. A. Rassoul

Jene, die zurückgelassen worden waren, freuten sich ihres Daheimbleibens hinter dem (Rücken des) Gesandten Allahs und waren nicht geneigt, mit ihrem Gut und mit ihrem Blut für Allahs Sache zu kämpfen. Sie sagten: ʺZieht doch nicht in der Hitze aus.ʺ Sprich: ʺDas Feuer der Gahannam ist von stärkerer Hitze.ʺ Wenn sie doch nur begreifen könnten!

Almanca — Muhammad Zaidan

Die (als Drückeberger) Zurückgebliebenen freuten sich über ihr Zurückbleiben in Auflehnung gegen den Gesandten ALLAHs, lehnten ab, fi-sabilillah mit ihrem Vermögen und mit sich selbst Dschihad zu leisten und sagten: ʺBrecht bei der Hitze nicht auf!ʺ Sag: ʺDas Feuer von Dschahannam ist noch heißer.ʺ Würden sie es doch nur begreifen!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

These hypocrites, the stay-at-home, rejoiced for remaining behind, leaving the Messenger and his available troops to set forth for the battle and they hated to participate in the expedition; they disliked greatly to strive with their wealth and their lives and incited others not to join the expedition in the scorching heat of the summer. Say to them: The heat of Hell is far more intense and indeed merciless if only you have enough intelligence to reflect!

Abdul Haleem

Those who were left behind were happy to stay behind when God’s Messenger set out; they hated the thought of striving in God’s way with their possessions and their persons. They said to one another, ‘Do not go [to war] in this heat.’ Say, ‘Hellfire is hotter.’ If only they understood!

Abdullah Yusuf Ali

Those who were left behind (in the Tabuk expedition) rejoiced in their inaction behind the back of the Messenger of Allah: they hated to strive and fight, with their goods and their persons, in the cause of Allah: they said, "Go not forth in the heat." Say, "The fire of Hell is fiercer in heat." If only they could understand!

Abul A'la Maududi

[9:81] Those who were allowed to stay behind rejoiced at remaining behind and not accompanying the Messenger of Allah. They were averse to striving in the Way of Allah with their belongings and their lives and told others: "Do not go forth in this fierce heat." Tell them: "The Hell is far fiercer in heat." Would that they understand!

Aisha Bewley

Those who were left behind were glad to stay behind the Messenger of Allah. They did not want to do jihad with their wealth and themselves in the Way of Allah. They said, ‘Do not go out to fight in the heat.’ Say: ‘The Fire of Hell is much hotter, if they only understood.’

Al-Hilali & Khan

Those who stayed away (from Tabuk expedition) rejoiced in their staying behind the Messenger of Allâh; they hated to strive and fight with their properties and their lives in the Cause of Allâh, and they said: "March not forth in the heat." Say: "The Fire of Hell is more intense in heat"; if only they could understand!

Ali Quli Qarai

Those who were left behind exulted for their sitting back against [the command of] the Apostle of Allah, and were reluctant to wage jihād with their possessions and persons in the way of Allah, and they said, ‘Do not go forth in this heat. ’ Say, The fire of hell is severer in heat, should they understand.

Amatul Rahman Omar

Those who were left behind (in the Tabûk expedition because of their making false excuses) rejoiced in their staying (at home) behind the Messenger of Allâh. They found it hard to strive with their possessions and their persons in the cause of Allâh. And they said (one to another), `Go not forth to fight in the heat.' Say, `The fire of Gehenna is even more intense in heat.' If only they could understand (it).

Arthur John Arberry

Those who were left behind rejoiced in tarrying behind the Messenger of God, and were averse to struggle with their possessions and their selves in the way of God. They said, 'Go not forth in the heat.' Say: 'Gehenna's fire is hotter, did they but understand.'

Bijan Moeinian

The hypocrites who [came with all kind of excuses in order not to participate in the expedition to Tabuk and] were permitted to stayed behind, could not hide their happiness that they have lost the opportunity of pleasing God with their belongings and lives. They were openly saying to the people: "It is crazy to set forth in such a heat." Say: “This heat is nothing compared to the Hellfire.” If only they knew.

E. Henry Palmer

Those who were left behind rejoiced in staying behind the Apostle of God, and were averse from fighting strenuously with their wealth and their persons in God's way, and said, 'March not forth in the heat. ' Say, 'The fire of hell is hotter still, if ye could but discern!'

Edip-Layth

Those who were left behind rejoiced their staying behind God's messenger, and they disliked to strive with their wealth and lives in the cause of God. They said, "Do not march out in the heat." Say, "The fire of hell is far hotter." If they could only understand!

George Sale

They who were left at home in he expedition of Tabuc, were glad of their staying behind the apostle of God, and were unwilling to employ their substance and their persons for the advancement of God's true religion; and they said, go not forth in the heat. Say, the fire of hell will be hotter; if they understood this.

Hamid S. Aziz

Those who were left behind rejoiced in staying behind the Messenger of Allah, and were averse to striving with their wealth and their persons in the way of Allah, and said, "March not forth in the heat. " Say, "The fire of hell is hotter still, if you could but discern!"

Mahmoud Ghali

The ones who were left behind exulted with their seat (s) behind the back of Messenger of Allah, (i. e., against the wishes of the Messenger) and hated to strive with their riches and their selves in the way of Allah, and said, "Do not march out in the heat." Say, "The fire of Hell is strictly hotter, " if they (really) comprehend..

Marmaduke Pickthall

Those who were left behind rejoiced at sitting still behind the messenger of Allah, and were averse to striving with their wealth and their lives in Allah's way. And they said: Go not forth in the heat! Say: The fire of hell is more intense of heat, if they but understood.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who were left behind rejoiced that they stayed at home against the wishes of God's Apostle, being averse to fighting in the way of God with their wealth and lives, and said: "Do not go in this heat. " Tell them: "The heat of Hell is far more intense." If only they had cared to instruct themselves!

Muhammad Asad

THOSE [hypocrites] who were left behind rejoiced in their staying away [from war] after [the departure of] God's Apostle, for they hated the thought of striving with their possessions and their lives in God's cause; and they had [even] said [to the others], "Do not go forth to war in this heat!" Say: "The fire of hell is hotter by far!" Had they but grasped this truth!

Mustafa Khattab

Those ˹hypocrites˺ who remained behind rejoiced for doing so in defiance of the Messenger of Allah and hated ˹the prospect of˺ striving with their wealth and their lives in the cause of Allah. They said ˹to one another˺, "Do not march forth in the heat." Say, ˹O Prophet,˺ “The Fire of Hell is far hotter!” If only they could comprehend!

Progressive Muslims

Those who have remained behind are content with their position behind God's messenger, and they disliked to strive with their wealth and lives in the cause of God; and they Say: "Do not march out in the heat. " Say: "The fire of Hell is far hotter," if they could only understand.

Sahih International

Those who remained behind rejoiced in their staying [at home] after [the departure of] the Messenger of Allah and disliked to strive with their wealth and their lives in the cause of Allah and said, ''Do not go forth in the heat. " Say, "The fire of Hell is more intensive in heat" - if they would but understand.

Sam Gerrans

Those who remained behind exulted at their remaining behind the messenger of God, and disliked to strive with their wealth and their lives in the cause of God; and they said: “Go not forth in the heat.” Say thou: “The fire of Gehenna is more intense in heat,” would that they understood.

Shabbir Ahmed

Those (hypocrites) who were left behind rejoiced at sitting still behind the Messenger of Allah, and disliked to strive with their wealth and persons in Allah's Cause. They said, "Let us not go forth in heat." Say, "The fire of Hell is more intense", if they but understood. (And the aggressors could soon bring the heat of the conflict to their homes).

Syed Vickar Ahamed

Those who stayed behind (from the Tabuk expedition) were happy not doing anything behind the back of the Messenger (Muhammad) of Allah: And they hated to struggle and fight, with their goods and themselves, in the Cause of Allah: And they said, "Do not go out in the heat. " Say, "The Fire of Hell is hotter in heat." If they could only understand!

Taqi Usmani

Those who were left behind were happy with their sitting back to the displeasure of the Messenger of Allah, and they disliked carrying out Jihād in the way of Allah with their wealth and lives, and they said, "Do not march in this hot weather." Say, “The fire of Jahannam is much more intense in heat,” only if they could understand.

The Monotheist Group

Those who have remained are happy with their position of lagging behind the messenger of God, and they disliked striving with their money and lives in the cause of God; and they say: "Do not mobilize in the heat." Say: "The fire of Hell is much hotter," if they could only understand.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui ont été laissés à lʹarrière se sont réjouis de pouvoir rester chez eux à lʹarrière du Messager dʹAllah, ils ont répugné à lutter par leurs biens et leurs personnes dans le sentier dʹAllah, et ont dit: ʺNe partez pas au combat pendant cette chaleur!ʺ Dis: ʺLe feu de lʹEnfer est plus intense en chaleur.ʺ - Sʹils comprenaient!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku ji bo dijraberiya Pêxemberê Xwedê ji şer mane, bi rûniştina xwe (ya li malê) kêfxweş bûn û nexwestin ku bi malê xwe û canê xwe di riya Xwedê de cîhadê bikin, digotin: Di vê germê de dernekevin cîhadê. (Ji wan munafiqan re) bibêje: Agirê dojehê hê germtir e. Eger ew vê bizanibin (ew ê ji şer xwe nedin paş).

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die achtergelaten zijn verheugen zich erover dat zij in tegenstelling tot de gezant van God thuisgebleven zijn en het staat hun tegen zich met hun bezittingen en hun persoon op Gods weg in te spannen en zij zeggen: ʺRukt niet uit in de hitte.ʺ Zeg: ʺHet vuur van de hel is heter.ʺ Als zij dat maar begrijpen.

Hollandaca — Siregar

De achterblijvers (in de tijd van de Slag bij Tahôek) verheugden zich er over dat zij achter de Boodschapper van Allah waren gebleven en zij hadden er een afkeer van om met hun bezittingen en hun levens te strijden op de Weg van Allah, en zij zeiden: ʺRukt niet uit in de hitte!ʺ Zeg: ʺDe hitte van de Hel is erger.ʺ Als jullie dat toch begrepen!

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Радовались оставленные позади [лицемеры, которые не вышли на поход в Табук] тем, что они остались отсиживаться (в Медине) поступая вопреки посланнику Аллаха. И им было ненавистно усердствовать своим имуществом и своими душами (вместе с Пророком) на пути Аллаха, и сказали они (одни другим): «Не выступайте в зной [[Во время выхода Посланника Аллаха в поход на Табук стояла сильная жара.]]!» Скажи (им) (о, Посланник): «Огонь Геенны [Ада] более зноен», – если бы они только понимали (это)!

Rusça — Osmanov

Оставленные на своих местах [в Медине мунафики] радовались тому, что сидят в тылу Посланника Аллаха, так как им было ненавистно бороться во имя Аллаха, жертвуя своим имуществом и [рискуя] жизнью, и они говорили [другим]: ʺНе выступайте в поход в такой знойʺ. Ты, [Мухаммед,] возрази им: ʺАдский огонь намного жарчеʺ. О, если бы они знали истину!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(HYCKLARNA) som fick stanna hemma gladdes åt att de sluppit ifrån (fälttåget), eftersom de var emot Profetens (plan); de kände ovilja mot att tvingas kämpa för Guds sak med sina ägodelar och med livet som insats och uppmanade (till och med andra) att inte gå med (i fälttåget) i den hetta (som rådde). Säg: ʺHelvetets lågor är hetare!ʺ Om de bara ville förstå!