Onlara kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin; İbrahim'in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

اَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَاُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ اِبْرٰهِيمَ وَاَصْحَابِ مَدْيَنَ وَالْمُؤْتَفِكَاتِ اَتَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

e lem ye'tihim nebeu (e)lleƶīne min ḳablihim ḳavmi nūHin ve ǎādin ve ṧemūde ve ḳavmi ibrāhīme ve eSHābi medyene ve l-mu'tefikāti etethum rusuluhum bi l-beyyināti fe mā kāne (a)llahu li yeZlimehum ve lākin kānū enfusehum yeZlimūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَمْe lem
2يَأْتِهِمْye'tihimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara gelmedi mi?
3نَبَاُnebeuن ب اyüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamberhaberi
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
5مِنْmin
6قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkendilerinden öncekilerin
7قَوْمِḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhkavminin
8نُوحٍnūHinن و حNuh
9وَعَادٍve ǎādinع و دGeri dönmek, uzaklaşmak, geri gelmek, tekrarlamak, eski haline getirmek. Aidun - geri dönen kişi. Ma'adun - geri dönülen yer A'ada (fiil 4) - geri döndürmek, eski haline getirmek. A'ada fiili geçişli olup birinin geri dönmesini sağlamak veya geri getirmek ya da (geçip gitmiş olanı) geri getirmek anlamına gelir.ve Ad
10وَثَمُودَve ṧemūdeوثمودve Semud
11وَقَوْمِve ḳavmiق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve kavminin
12اِبْرٰهِيمَibrāhīmeابرهيمİbrahim
13وَاَصْحَابِve eSHābiص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.ve halkının
14مَدْيَنَmedyeneمدينMedyen
15وَالْمُؤْتَفِكَاتِve l-mu'tefikātiا ف كDurumunu/tavrını değiştirmek, geri çevirmek/döndürmek, fikir/yargı değiştirmek/saptırmak, aldatmak, yalan/yanlış söylemek, devirmek, baştan çıkarmak.ve yerlebir olanların
16اَتَتْهُمْetethumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara getirmişti
17رُسُلُهُمْrusuluhumر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleonların resulleri
18بِالْبَيِّنَاتِbi l-beyyinātiب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaçık deliller
19فَمَاfe mā
20كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvindeğildi
21اللّٰهُ(a)llahuAllah
22لِيَظْلِمَهُمْli yeZlimehumظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakonlara zulmediyor
23وَلٰكِنْve lākinfakat
24كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar
25اَنْفُسَهُمْenfusehumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendi kendilerine
26يَظْلِمُونَyeZlimūneظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakzulmediyorlardı

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd ve Semûd kavimleriyle İbrahim'in kavmine, Medyen ve Mu'tefikeler ehline âit haberler gelmedi mi size? Peygamberleri, apaçık delillerle onlara geldiler de onlara Allah zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmettiler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sizden önce gelip geçen Nûh, Âd ve Semûd kavimleriyle İbrahimʼin kavmine, Medyen ve Muʼtefikeler ehline âit haberler gelmedi mi size? Peygamberleri, apaçık delillerle onlara geldiler de onlara Allah zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmettiler.

Adem Uğur

Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı? Peygamberi onlara apaçık mucizeler getirmişti. Demek ki, Allah onlara zulmedecek değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler.

Ahmed Hulusi

Onlara kendilerinden öncekilerin; Nuh toplumunun, Ad'ın, Semud'un, İbrahim kavminin, Ashabı Medyen'in ve Lut toplumunun haberi gelmedi mi? Onların Rasulleri açık deliller olarak gelmişti! Allah onlara zulmediyor değildi; fakat onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.

Ahmet Tekin

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh kavminin, Âd’in ve Semûd’un, İbrâhim kavminin, Medyen halkının, altı üstüne gelen şehirlerin cezalandırılma haberleri ulaşmadı mı? Onların hepsine Rasulleri ayan beyan deliller, mûcizelerle gelmişlerdi. Demek ki, Allah onlara zulmedecek değildi. Fakat onlar Allah’ı inkâr ederek, rasullerini yalanlıyarak, günah işleyerek kendilerine haksızlık etmeyi, birbirlerine zulmetmeyi alışkanlık haline getirdiler.

Ahmet Varol

Onlara kendilerinden önce geçmiş olanların, Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve yerle bir edilmiş şehirlerin haberleri gelmedi mi? Onlara peygamberleri açık deliller getirmişlerdi. Allah onlara haksızlık etmiyordu, ama onlar kendi kendilerine haksızlık ediyorlardı.

Ali Bulaç

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Ali Fikri Yavuz

Onlara, şu kendilerinden öncekilerin haberi gelmedi mi? Nûh kavminin Âd’ın, Semûd’un İbrahim kavminin, Medyen sahiblerinin ve Mu’tefikelerin (Lût kavminin)... Onlara, Peygamberleri mu’cizeler getirmişti (de inkârları yüzünden helâk olmuşlardı). Böylece Allah onlara zulmetmiş değildi. Fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Ali Rıza Safa

Onlardan öncekilerin; Nuh, Âd ve Semud toplumları, İbrahim toplumu, Medyen yoldaşları ve yerle bir olmuş kentlerin haberleri onlara gelmedi mi? Elçiler, onlara açık kanıtlar getirdiler. Sonunda, Allah, onlara haksızlık etmedi. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler.

Bayraktar Bayraklı

Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, 'Ad ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve alt-üst olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

Bekir Sadak

Kendilerinden once olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, Ibrahim milletinin, Medyen ve altust olmus sehirler halkinin haberleri onlara gelmedi mi? Peygamberleri onlara belgeler getirmislerdi. Allah onlara zulmetmemis, onlar kendilerine yazik etmislerdir.

Celal Yıldırım

Kendilerinden önce (gelip geçen) Nûh, Âd, Semûd kavimlerinin, ibrahim kavminin, Medyen'in yerli halkının ve altüst olup yıkılan kasabalar halkının haberi bunlara gelmedi mi ? Onlara peygamberleri açık âyet ve mu'cizelerle gelmişti; (o halde) Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bunlara kendilerinden öncekilerin, Nûh, Âd ve Semûd toplumlarının, İbrâhim’in kavminin, Medyen halkının ve yıkılıp giden beldeler ahalisinin haberleri gelmemiş miydi? Onlara peygamberleri apaçık delillerle geldiler. Demek ki Allah onlara zulmetmiş değildi, asıl onlar kendilerine zulmetmişlerdi.

Diyanet İşleri

Onlara kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin; İbrahim'in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Diyanet İşleri (eski)

Kendilerinden önce olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, İbrahim milletinin, Medyen ve altüst olmuş şehirler halkının haberleri onlara gelmedi mi? Peygamberleri onlara belgeler getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmemiş, onlar kendilerine yazık etmişlerdir.

Diyanet Vakfi

Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı? Peygamberi onlara apaçık mucizeler getirmişti. Demek ki, Allah onlara zulmedecek değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh Kavmi'nin, Âd'in, Semûd'un, İbrahim Kavmi'nin, Medyen Ashabı'nın ve o mü'tefikelerin haberi gelmedi mi? Onların hepsine peygamberleri delillerle gelmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara kendilerinden öncekilerin: Nuh, Ad ve Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve alt üst olmuş şehirlerin haberi gelmedi mi? Bunların hepsine peygamberleri apaçık delillerle gelmişti. Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunlara o kendilerinden evvelkilerin: kavmı Nuhun, Adın, Semudün, kavmı İbrahimin, Eshabı medyenin, Mü'tefikelerin haberi gelmedi mi? Hep bunlara Peygamberleri beyyinelerle gelmişlerdi, demek ki Allah onlara zulmetmiş değil idi ve lakin kendileri kendilerine zulmediyorlardı

Erhan Aktaş

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad ve Semud halklarının, İbrahim halkının ve Medyen sahiplerinin ve mutefikelerin haberi gelmedi mi? Resulleri onlara açık kanıtlar getirmişti. Allah, onlara haksızlık etmiş değildi. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semud halklarının, İbrahim halkının ve Medyen sahiplerinin ve mutefikelerin haberi gelmedi mi? Resulleri onlara açık kanıtlar getirmişti. Allah, onlara haksızlık etmiş değildi. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad ve Semud halklarının, İbrahim halkının ve Medyen sahiplerinin ve mutefikelerin haberi gelmedi mi? Rasulleri onlara açık kanıtlar getirmişti. Allah, onlara haksızlık etmiş değildi. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.

Fizilal-il Kuran

Onlara kendilerinden önceki toplumlara, yani Nuh, Ad, Semud kavmine, İbrahim kavmine, Medyen halkına ve yurtları altüst edilenlere ilişkin bilgiler gelmedi mi? Bu toplumlara, peygamberleri açık anlamlı mesajlar getirmişlerdi. Allah'ın onlara zulmetmesi sözkonusu değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler.

Gültekin Onan

Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Tanrı onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.

Hamdi Döndüren

Onlardan önce gelen Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyenlilerin ve alt üst olmuş kasabalar halkının kıssaları onlara ulaşmadı mı? Onlara peygamberleri açık mucizeler getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmiş değildi, ama onlar kendilerine zulmettiler.

Hasan Basri Çantay

Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Ad, Semud kavm (lerinin, Ibrahim kavminin, Medyen saahiblerinin, Mü'tefikelerin haberi de gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık mu'cizeler getirmişdi. (İnanmadıkları için tamamen helak oldular). Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Hasib Asutay

Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen halkının (33) ve alt üst olan kentlerin (34) haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişlerdi. (35) Allah onlara zulmediyor değildi; ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (33. Şuayb (a.s.)'ın kavmi.) (34. Lut (a.s.)'ın kavminin kasabaları.) (35. Âyette söz konusu edilen kavimlere peygamberler mucizelerle geldiler fakat bu kavimler peygamberlerini yalanladılar. Yüce Allah da her birini değişik bir felaketle yok etti. Örneğin Nuh kavmi denizde boğulmakla, Hud peygamberin kendilerine gönderildiği Ad kavmi rüzgârla, Salih peygamberin gönderildiği Semûd kavmi depremle helak oldular.)

Hayrat Neşriyat

Onlara kendilerinden öncekilerin; Nûh, Âd ve Semûd kavminin, İbrâhîm kavminin, Medyen halkının ve (Lut kavmi gibi) alt üst olan (şehir)lerin haber(ler)i gelmedi mi?Peygamberleri onlara mu'cizeler getirmişti. Böylece Allah onlara zulmediyor değildi; fakat(onlar bu inkârlarıyla) kendilerine zulmediyorlardı.

İbni Kesir

Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Ad ve Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ve altüst olmuş şehirler halkının haberleri gelmedi mi? Peygamberi onlara apaçık delillerle gelmişlerdi. Allah, onlara zulmediyor değildi. Ama onlar, kendilerine zulmediyorlardı.

Mehmet Okuyan

Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh kavminin, Âd’in, Semûd’un, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı? Elçileri onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara haksızlık edecek değildi fakat onlar kendi kendilerine yazık etmekteydiler.

Muhammed Esed

O halde, hiç göz önüne almazlar mı, kendilerinden öncekilerin başına gelenleri? Nuh toplumunun (başına gelenleri), 'Ad ve Semud toplumlarının, İbrahim toplumunun, Medyen halkının ve yıkılıp giden bütün o şehirlerin (başına gelenleri)? Bunların hepsine, kendi (içlerinden çıkarılan) elçiler, hakkı ortaya koyan apaçık delillerle gelmişlerdi, (fakat bu toplumlar onlara karşı çıktılar:) dolayısıyla, Allah değildi (azabıyla) onlara zulmeden; onların bizzat kendileriydi kendilerine zulmeden.

Mustafa İslamoğlu

Yoksa kendilerinden önce geçip gidenlerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud'un, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve bütün o altı üstüne gelmiş kentlerin (felaket) haberleri onlara ulaşmadı mı? Öncekilere (de) elçileri hakikatin apaçık delilleriyle gelmişlerdi (fakat inkar ettiler). Sonuçta, Allah onlara kıymış değildi; fakat onlar asıl kendi kendilerine kıydılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlara, o kendilerinden mukaddem olanların, Nûh, Âd, Semûd kavminin ve İbrahim kavminin ve Medyen ile Mü'tefikat ashâbının haberi gelmedi mi? onlara peygamberleri açık mûcizeler ile gelmişti. Artık Allah Teâlâ onlara zulmeder olmadı, velâkin onlar kendi nefislerine zulmeder oldular.

Ömer Öngüt

Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Âd, Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olmuş şehirlerin haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmemiş, onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Suat Yıldırım

Kendilerinden önce gelip geçmiş milletlerin başlarına gelen olaylara dair haber onlara ulaşmadı mı? Nuh kavminden, Âd, Semud ve İbrâhim kavminden, Medyen halkından ve şehirleri yerle bir edilen toplumdan haberdar olmadılar mı?Onlara peygamberleri açık deliller getirdi ama inanmadılar, bundan dolayı Allah’ın gazabına uğradılar. Ama onlara Allah zulmetmedi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Süleyman Ateş

Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve başları üstüne ters dönen şehirlerin haberi gelmedi mi? Elçileri, onlara açık deliller getirmişti (Ama inanmadılar, bundan dolayı Allah'ın gazabına uğradılar). Allah onlara zulmediyor değildi, onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Süleymaniye Vakfı

Bu münafıklara kendilerinden önce gelmiş olan Nuh'un halkının, Ad'ın, Semud'un, İbrahim'in halkının, Medyen ahalisinin ve altı üstüne getirilmiş yerlerin haberi ulaşmadı mı? Elçileri onlara açık belgelerle gelmişlerdi. Allah onlara asla yanlış yapmadı; yanlışı onlar kendilerine yapıyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Öncekilerin haberleri; Nuh'un, Ad'ın, Semud'un halkının, İbrahim halkının, Meyden'lilerin ve altı üstüne getirilmiş yerlerin haberleri size ulaşmadı mı? Elçileri onlara o açık belgelerle(mucizelerle) gelmişlerdi. Allah onlara yanlış yapmış değildir ama onlar yanlışı kendilerine yapmışlardı.

Şaban Piriş

Onlara, kendilerinden önce geçen Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen ve alt üst olmuş şehirlerin halklarının haberleri gelmedi mi? Resulleri onlara belgeler getirmişlerdi. Allah, onlara zulmetmemiş fakat onlar, kendi kendilerine zulmetmişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

Onlara, kendilerinden öncekilerin Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmetmektelerdi.

Ümit Şimşek

Onlara kendilerinden önce geçenlerin, Nuh kavminin, Âd'ın, Semud'un, İbrahim kavminin, Medyen halkının, yerle bir olan şehirlerin haberi ulaşmadı mı? O kavimlere peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah onlara bir haksızlık etmedi; onlar kendilerine yazık etmekteydiler.

Yaşar Nuri Öztürk

Gelmedi mi onlara kendilerinden öncekilerin haberi: Nuh kavminin, Ad'ın, Semud'un, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altı üstüne gelmiş kentlerin. Resulleri onlara açık seçik ayetler getirmişti. Allah onlara zulmediyor değildi; aksine, öz benliklerine onlar zulmediyorlardı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Məgər onlara özlərindən əvvəlkilərin – Nuh qövmünün, Ad və Səmud tayfalarının, İbrahim qövmünün, Mədyən əhalisinin və alt-üst edilmiş kəndin (Lut tayfasının) xəbərləri gəlib çatmayıbdırmı? Elçiləri onlara açıq-aydın dəlillər gətirmişdilər. Allah onlara zülm etmədi, lakin onlar özləri özlərinə zülm edirdilər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər onlara özlərindən əvvəlki Nuh, Ad, Səmud tayfasının, İbrahim qövmünün, Mədyən əhalisinin və Möʼtəfikilərin (şəhərləri alt-üst olmuş Lut tayfasının) xəbəri gəlib çatmadımı? Peyğəmbərləri onlara aşkar möʼcüzələrlə gəlmişdilər. Allah onlara zülm edən deyildi, lakin onlar özlərinə zülm etdilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Haben die Nachrichten über die Völker vor ihnen sie nicht erreicht, über das Volk von Noah und von ʹÂd und Thamûd, über das Volk von Abraham und die Bewohner Madyans und die Bewohner der vernichteten Städte? Ihre Gesandten legten ihnen klare Beweise vor. Gott hat ihnen keineswegs unrecht getan, sondern sie taten sich selbst unrecht.

Almanca — Der Edle Quran

Ist ihnen nicht die Kunde von denjenigen zugekommen, die vor ihnen waren, des Volkes Nuhs, der ʹAd und der Tamud, des Volkes Ibrahims, der Bewohner von Madyan und der umgestürzten Städte? Ihre Gesandten kamen zu ihnen mit den klaren Beweisen. Nimmer ist es Allah, der ihnen Unrecht getan hat, sondern sie selbst haben sich Unrecht zugefügt.

Almanca — M. A. Rassoul

Hat sie nicht die Kunde von denen erreicht, die vor ihnen waren vom Volke Noahs, von `Ad und Tamud und vom Volke Abrahams und den Bewohnern Madyans und der zusammengestürzten Städte? Ihre Gesandten kamen mit deutlichen Zeichen zu ihnen. Allah also wollte ihnen kein Unrecht tun, doch sie taten sich selber Unrecht.

Almanca — Muhammad Zaidan

Kam zu ihnen etwa nicht dieMitteilung über diejenigen vor ihnen: die Leute von Nuh, ʹAad, Thamud, die Leute von Ibrahim, die Bewohner von Madyan und von den Umgewandten ?! Ihre Gesandten kamen zu ihnen mit den deutlichen Zeichen, so gebührt ALLAH niemals, ihnen Unrecht anzutun. Doch sie pflegten sich selbst Unrecht anzutun.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Have they not been informed of what became of their predecessors -the people of Nuh (Noah) and those of 'Ad, the people of Thamud and those of Ibrahim(Abraham), the people of Shuaib -the Madianites- and those of Lut (Lot) - the subverted cities-. All of them received Messengers who brought them divine illumination and enlightenment. Never was Allah going to do them. injustice, but it was they who wronged themselves.

Abdul Haleem

Have they never heard the stories about their predecessors, the peoples of Noah, Ad, Thamud, Abraham, Midian, and the ruined cities? Their messengers came to them with clear evidence of the truth: God would not deceive them; they deceived themselves.

Abdullah Yusuf Ali

Hath not the story reached them of those before them?- the People of Noah, and 'Ad, and Thamud; the People of Abraham, the men of Midian, and the cities overthrown. To them came their messengers with clear signs. It is not Allah Who wrongs them, but they wrong their own souls.

Abul A'la Maududi

[9:70] Have they not heard the accounts of those who came before them - of the people of Noah and 'Ad and Thamud, and the people of Abraham and the dwellers of Madyan (Midian), and the cities that were overturned? Their Messengers came to them with Clear Signs. Then, it was not Allah Who caused them any wrong; they rather wronged themselves.

Aisha Bewley

Has the news of those who came before them not reached them the people of Nuh and ‘Ad and Thamud, and the people of Ibrahim and the inhabitants of Madyan and the overturned cities? Their Messengers brought them the Clear Signs. Allah did not wrong them; rather they wronged themselves.

Al-Hilali & Khan

Has not the story reached them of those before them? - The people of Nûh (Noah), ‘Âd, and Thamûd, the people of Ibrâhîm (Abraham), the dwellers of Madyan (Midian) and the cities overthrown [i.e. the people to whom Lût (Lot) preached]; to them came their Messengers with clear proofs. So it was not Allâh Who wronged them, but they used to wrong themselves.

Ali Quli Qarai

Has there not come to them the account of those who were before them —the people of Noah, ‘Ād, and Thamūd, and the people of Abraham, the inhabitants of Midian, and the towns that were overturned? Their apostles brought them manifest proofs. So it was not Allah who wronged them, but it was they who used to wrong themselves.

Amatul Rahman Omar

Have they not heard the news of their predecessors, of the people of Noah, `Âd and Thamûd and of the people of Abraham and of the dwellers of Midian, and of the cities (of Sodom and Gomorrah) which were overthrown? There had come to them their Messengers (of God) with clear proofs (but they denied them and suffered the consequences thereof). So it was not Allâh who dealt with them unjustly but they did injustice to themselves.

Arthur John Arberry

Has there not come to you the tidings of those who were before you -- the people of Noah, Ad, Thamood, the people of Abraham, the men of Midian and the subverted cities? Their Messengers came to them with the clear signs God would not wrong them, but themselves they wronged.

Bijan Moeinian

Have these people ever heard of the previous sinners such as the people of Noah, Thamud, Aad, the people of Abraham, the citizens of Midyan and the evil doers [of Sodom & Gomorrah]? Their prophets went to them with undeniable proofs (miracles. ) God never did any injustice to them. It was they themselves who were unjust to their own souls.

E. Henry Palmer

Did there not come to them the declaration of those who were before them? of the people of Noah and 'Ad and Thamud, and of the people of Abraham, and the people of Midian? and of the overturned (cities)? Their apostles came to them with manifest signs; for God would not wrong them, but it was themselves they wronged.

Edip-Layth

Had not the news of those before them come to them, the people of Noah and Aad and Thamud. The people of Abraham, and the dwellers of Midian, and those overthrown. Their messengers came to them with proofs; it was not God who wronged them, but it was themselves that they wronged.

George Sale

Have they not been acquainted with the history of those who have been before them? Of the people of Noah, and of Ad, and of Thamud, and of the people of Abraham, and of the inhabitants of Madian, and of the cities which were overthrown? Their apostles came unto them with evident demonstrations: And God was not disposed to treat them unjustly; but they dealt unjustly with their own souls.

Hamid S. Aziz

Did there not come to them the story of those who were before them? Of the people of Noah and A'ad and Thamud, and of the people of Abraham, and the people of Midian? And of their overthrown cities? Their messengers came to them with manifest signs; for Allah surely wrongs them not, but it was themselves that they wronged.

Mahmoud Ghali

Has there not come up to them the tiding of the ones who were even before them, the people of Nûh, (Noah) and Aad, and Tham?d, and the people of Ibrahîm, (Abraham) and the companions (i. e., the inhabitants) of Madyan, and the cities of falsehood? Their Messengers came up to them with the clear evidences; so in no way did Allah indeed do them (any) injustice, but they were doing themselves injustice..

Marmaduke Pickthall

Hath not the fame of those before them reached them - the folk of Noah, A'ad, Thamud, the folk of Abraham, the dwellers of Midian and the disasters (which befell them)? Their messengers (from Allah) came unto them with proofs (of Allah's Sovereignty). So Allah surely wronged them not, but they did wrong themselves.

Mohamed Ahmed - Samira

Has not the account of those before them come to them, -- of the people of Noah and 'Ad and Thamud, of Abraham and Midian, and all the habitations that were destroyed? Their apostles had come to them with clear proofs; and God did not surely wrong them, they wronged themselves.

Muhammad Asad

Have, then, the stories of those who preceded them never come within the ken of these [hypocrites and deniers of the truth]?-[the stories] of Noah's people, and of [the tribes of] `Ad and Thamud, and of Abraham's people, and of the folk of Madyan, and of the cities that were overthrown? To [all of] them their apostles had come with all evidence of the truth. [but they rejected them:] and so it was not God who wronged them [by His punishment], but it was they who wronged themselves.

Mustafa Khattab

Have they not received the stories of those ˹destroyed˺ before them: the people of Noah, ’Âd, and Thamûd, the people of Abraham, the residents of Midian, and the overturned cities ˹of Lot˺?[1] Their messengers came to them with clear proofs. Allah would have never wronged them, but it was they who wronged themselves.

Progressive Muslims

Did the news not come to them of those before them, the people of Noah and 'Aad and Thamud, and the people of Abraham, and the dwellers of Median, and those overthrown. Their messengers came to them with clarity; it was not God who wronged them, but it was themselves that they wronged.

Sahih International

Has there not reached them the news of those before them - the people of Noah and [the tribes of] 'Aad and Thamud and the people of Abraham and the companions of Madyan and the towns overturned? Their messengers came to them with clear proofs. And Allah would never have wronged them, but they were wronging themselves.

Sam Gerrans

Has not the report of those before them come to them: the people of Noah, and ʿĀd, and Thamūd, and the people of Abraham, and the people of Madyan, and the cities thrown down? Their messengers brought them clear signs; and God wronged them not, but they wronged their souls.

Shabbir Ahmed

Has not the history reached them of those before them? Of the People of Noah, Aad, Thamud, Abraham's folk, the dwellers of Midyan, and the disasters that befell them. Their Messengers had come to them with clear evidence of the Truth. Allah never did injustice to them. But they used to wrong their own people and thus wronged their own "Self".

Syed Vickar Ahamed

Has the story of those before them not reached them? The people of Nuh (Noah), and Ad, and Samood (Thamud); The people of Ibrahim (Abraham), the men of Madyan (Midian), and the Cities (all) defeated. Their messengers came to them with Clear Signs. It is not Allah Who does wrong to them, but (it is) they who do wrong to their own souls.

Taqi Usmani

Has there not reached them the news of those before them, the people of NūH and ‘Ād and Thamūd and the people of Ibrāhīm and the people of Madyan, and (the news) of the towns overturned? Their messengers came to them with clear signs; so, Allah was not such as would wrong them, but they have been doing wrong to their own selves.

The Monotheist Group

Did the news not come to them of those before them, the people of Noah and 'Aad and Thamud. And the people of Abraham, and the dwellers of Midyan, and those overthrown. Their messengers came to them with clarity; it was not God who wronged them, but it was themselves that they wronged.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Est-ce que ne leur est pas parvenue lʹhistoire de ceux qui les ont précédés: le peuple de Noé, des ʹAad, des Tamûd, dʹAbraham, des gens de Madyan, et des Villes renversées? Leurs messagers leur avaient apporté des preuves évidentes. Ce ne fut pas Allah qui leur fit du tort, mais ils se firent du tort à eux-mêmes.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ma ji bo wan (munafiqan) xebera qewmên beriya wan nehatiye; qewmê Nûh, Ad, Semûd, qewmê Îbrahîm, xelkên Medyenê (ku ew gelê Şû‘eyb e) û gundên hatin serûbinkirin (ku ew qewmê Lût e). Pêxemberên wan ji bo wan delîl û mucîzeyên zelal anîbûn (bawerî neanîn; helak bûn). Vêca Xwedê ne ew e ku neheqiyê li wan bike, lê belê wan bi xwe neheqî li xwe kiriye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Is tot hen niet de mededeling gekomen over hen die er voor hun tijd waren, het volk van Noeh en de ʹAad en de Thamoed en het volk van Ibrahiem en de bewoners van Madjan en de ondersteboven gekeerde steden, tot wie hun gezanten met de duidelijke bewijzen kwamen. God was niet zo dat Hij hun onrecht aandeed, maar zij deden zichzelf onrecht aan.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waart gij niet bekend met de geschiedenis van hen, die vóór hen bestonden? Van het volk van Noach, van Ad en van Themoed, en van het volk van Abraham, en van de bewoners van Madian, en van de steden die verwoest werden? Hunne apostelen kwamen tot hen met duidelijke aanwijzingen, en God was niet geneigd hen onrechtvaardig te behandelen; maar zij handelden onrechtvaardig met hunne eigene zielen.

Hollandaca — Siregar

Heeft het bericht hun niet bereikt over degenen vóór hen; het volk van Noeh, en de ʹÂd en de Tsamôed, en het volk van Ibrâhîm, en de bewoners van Madyan en de bewoners van de geruïneerde steden? Hun Boodschappers waren tot ben gekomen met de duidelijke bewijzen. En Allah heeft hen nimmer onrecht aangedaan, maar zij hebben zichzelf onrecht aangedaan.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве не дошли до них [до лицемеров] вести [истории] о тех, которые были до них, – (о) народе (пророка) Нуха, (об) адитах (к которым был послан пророк Худ) и (о) самудянах (к которым был послан пророк Салих), (и о) народе (пророка) Ибрахима и жителях Мадьяна (к которым был послан пророк Шуайб) и (о) перевернутых (селениях) (к которым был послан пророк Лут)? Приходили к ним [к тем народам] их посланники с ясными знамениями [с откровением и доказательствами от Аллаха] (но они не уверовали в них). (И Аллах наказал их всех за то, что они отвергли посланных Аллахом и продолжали упорствовать в своих грехах.) И не таков Аллах, чтобы поступить с ними несправедливо, но они сами поступили по отношению к самим себе несправедливо (проявляя неверие и совершая злодеяния)!

Rusça — Osmanov

Неужели до них не дошли рассказы о тех [народах], которые жили задолго до них, - о народе Нуха, [народах] ʹад и самуд, народе Ибрахима, жителях Мадйана и разрушенных [городов]? К ним приходили посланники с ясными знамениями. Аллах вовсе не собирался наказывать их, это они сами наказали себя.