(Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: "Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya." De ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur'an ayetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir."

وَاِذَا لَمْ تَأْتِهِمْ بِاٰيَةٍ قَالُوا لَوْلَا اجْتَبَيْتَهَا قُلْ اِنَّمَٓا اَتَّبِعُ مَا يُوحٰٓى اِلَيَّ مِنْ رَبِّي هٰذَا بَصَائِرُ مِنْ رَبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

ve iƶā lem te'tihim bi āyetin ḳālū levlā ctebeytehā ḳul innemā ettebiǔ mā yūHā ileyye min rabbī hāƶā beSāiru min rabbikum ve huden ve raHmetun li ḳavmin yu'minūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَاve iƶāzaman
2لَمْlem
3تَأْتِهِمْte'tihimا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekonlara getirmediğin
4بِاٰيَةٍbi āyetinا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.bir ayet
5قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
6لَوْلَاlevlākeşke
7اجْتَبَيْتَهَاctebeytehāج ب يO topladı (örn. su/vergi). Toplama şekli/tarzı. Onu kendisi için seçti. Geri döndü/çekildi/geri çekildi/geri gitti. Seçme/seçim şeklinde toplama (örn. Tanrı'nın Süleyman'ı diğerlerinden daha çok kutsaması vb.). Onu üretti/ortaya çıkardı/icat etti. Su toplandı. Suyun toplandığı su yalağı. Kuyunun kazıldığı yer. Kuyu/su yalağı etrafındaki şey. Üzüm asması filizlerinin dikildiği kazılmış kuyular. Develer için su toplayıcısı. Çekirge (her şeyi yiyerek toplar), Bir grup insan.bunu da derleseydin ya
8قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
9اِنَّمَٓاinnemāben ancak
10اَتَّبِعُettebiǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekuyuyorum
11مَاşeye
12يُوحٰٓىyūHāو ح يİşaret etmek/ortaya çıkarmak/önermek, belirtmek, bir şeyi (zihne) yerleştirmek, haberci göndermek, ilham vermek, gizlice konuşmak, acele etmek, işaret yapmak, hızlıca işaret etmek, süratle önermek, yazmak, sadece dinleyenin duyabileceği fısıltı tonunda bir şey söylemek ama yanında duran kişinin duyamayacağı şekilde.vahyolunana
13اِلَيَّileyyebana
14مِنْmin-den
15رَبِّيrabbīر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim-
16هٰذَاhāƶābu (Kur'an)
17بَصَائِرُbeSāiruب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıbasiretlerdir
18مِنْmin-den
19رَبِّكُمْrabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbiniz-
20وَهُدًىve hudenه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.ve yol göstericidir
21وَرَحْمَةٌve raHmetunر ح مmerhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma.ve rahmettir
22لِقَوْمٍli ḳavminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir toplum için
23يُؤْمِنُونَyu'minūneا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanan

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onlara bir âyet gelmeyince kendinden düzüp koşsaydın derler. De ki: Ben ancak Rabbim bana neyi vahy ederse ona uyarım. Budur Rabbinizden gelen ve can gözlerinizi açacak olan aşikâr deliller ve inanan topluluğa doğru yolu gösteren vâsıta ve rahmet.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onlara bir âyet gelmeyince kendinden düzüp koşsaydın derler. De ki: Ben ancak Rabbim bana neyi vahy ederse ona uyarım. Budur Rabbinizden gelen ve can gözlerinizi açacak olan aşikâr deliller ve inanan topluluğa doğru yolu gösteren vâsıta ve rahmet.

Adem Uğur

Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.

Ahmed Hulusi

Onlara bir ayet iletmediğinde: "Onu (kendinden) uydursaydın ya!" dediler. . . De ki: "Ancak, Rabbimden bana vahyolunana tabi olurum. . . Bu (Kur'an) Rabbinizden basiretlerdir (idrak ettirir), hüdadır (hakikat rehberi) ve iman eden topluluk için rahmettir (kemalatlarını açığa çıkarır). "

Ahmet Tekin

Sen onlara bir âyet getirmediğin zaman, vahiy bir müddet kesilince: 'Birşeyler derleyip toparlasaydın ya!' derler. Sen: 'Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana, Kur’ân’a tâbi olurum. Bu Kur’ân önünüzü aydınlatan, ufkunuzu açan, güven sağlayan, basiretinizle anlayabileceğiniz âyetleri içeren, Rabbinizden gelen bir kitaptır. İnanacak bir kavim için hidayet rehberi ve rahmettir' de.

Ahmet Varol

Onlara bir ayet (mucize) göstermediğin zaman: 'Bir yerlerden buluştursaydın' derler. De ki: 'Ben ancak bana Rabbimden vahyedilene uyuyorum.' Bunlar, Rabbinizden gerçeği görmenizi sağlayacak işaretler ve iman edenler topluluğu için bir hidayet rehberi ve rahmettir.

Ali Bulaç

Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen Onu (inmeyen ayeti) derleyip toplasana" derler. De ki: "Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."

Ali Fikri Yavuz

Onlara (Mekke halkına), istedikleri bir âyeti getirmesen, şöyle derler: “- Sen o âyeti hazırlayıp toplasaydın ya!” De ki: “- Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bütün bu Kur’an âyetleri, Rabbinizden gelen hüccetlerdir; ve iman edecek bir kavim için hidâyettir, rahmettir.”

Ali Rıza Safa

Onlara bir mucize getirmediğinde; "Onu uydursana!" derler. De ki: "Ben, yalnızca, Efendimden bana bildirilene bağlı kalırım. İşte bu, Efendinizden aydınlanma kaynağıdır. İnanan bir toplum için de yol gösteren ve rahmettir!"

Bayraktar Bayraklı

Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Sen bir tane derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir."

Bekir Sadak

Onlara bir ayet getirmedigin zaman, «Sen bir tane yapsaydin ya» derler. De ki: «Ben ancak Rabbim tarafindan bana vahyolunana uyarim. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden acik belgeler, yol gosterme ve rahmettir.»

Celal Yıldırım

Sen onlara (istedikleri) bir âyet getirmediğinde ise, «Sen bir tane derleyip meydana getirseydin ya !» derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bu (kitap) Rabbinizden kalb gözlerinizi açacak belgelerdir ve inanan bir millet için doğru yolun ve rahmetin kendisidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sen onlara bir mûcize getirmediğin vakit, “Onu da derleyip toplasaydın ya!” derler. De ki: “Ben sadece rabbimden bana vahyedilene uyarım.” İşte bu Kur’an, rabbinizden gelen kanıtlardır, inanan bir topluluk için hidayettir, rahmettir.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: "Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya." De ki: "Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uymaktayım. Bu (Kur'an ayetleri), Rabbinizden gelen basiretlerdir (Gönül gözlerini aydınlatan nurlardır). İman edecek bir topluluk için bir hidayet kaynağı ve bir rahmettir."

Diyanet İşleri (eski)

Onlara bir ayet getirmediğin zaman, 'Sen bir tane yapsaydın ya' derler. De ki: 'Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir.'

Diyanet Vakfi

Onlara bir mucize getirmediğin zaman, (ötekiler gibi) onu da derleyip getirseydin ya! derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır); inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman, derleyip toplasaydın ya derler, sen de de ki; ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım, işte bütünüyle bu Kur'ân, Rabbinizden gelen basiretlerdir (kalp gözünü açacak beyanlardır), iman eden bir kavim için hidayettir, rahmettir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen onlara bir ayet getirmediğin zaman "Derleyip toplasaydın ya!" derler. De ki: "Ben ancak Rabbimden bana ne vahyolunuyorsa ona uyarım! Bütünüyle bu Kur'an Rabbinizden gelen kalp gözlerinizi açacak delillerdir. İman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sen onlara bir ayet getirmediğin zaman derib toplasa idin a dediler, de ki: ben, ancak rabbımdan bana ne vahiy olunuyorsa ona ittiba' ederim bütün bu Kur'an rabbınızdan gelen basıretlerdir ve iyman edecek bir kavm için bir hidayet ve rahmettir

Erhan Aktaş

Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, iman eden bir halk için Rabb'inizden gelen bir basiret, bir yol gösterici ve bir rahmettir."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, inanan bir halk için Rabb'inizden gelen bir basiret, bir yol gösterici ve bir rahmettir."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Derleyip uydursaydın ya." derler. De ki: "Ben ancak Rabb'imden bana vahyedilene uyarım. Bu, inanan bir toplum için Rabb'inizden gelen bir basiret, bir hidayet ve bir rahmettir.

Fizilal-il Kuran

Sen onlara bir ayet sunmadığın zaman «kendin bir ayet uydursaydın ya» derler. De ki; «Ben ancak Rabbim tarafından bana indirilen vahye uyuyorum. Bu Kur'an'daki ayetler müminler topluluğu için uyarıcı kanıtlar, doğru yol kılavuzu ve rahmettir.»

Gültekin Onan

Kendilerine bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip toplasana" derler. De ki: "Ben yalnızca bana rabbimden vahyolunana uyarım. Bu rabbinizden olan bir basiretlerdir; inanacak bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."

Hamdi Döndüren

Sen onların (isteklerine uygun) bir mucize getirmediğin zaman, “Onu sen kendinden getirseydin!” derler. De ki: “Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bu Kur’an, Rabbinizden gelen birtakım delillerdir; inanacak bir toplum için bir hidayet ve bir rahmettir!”

Hasan Basri Çantay

Onlara (istedikleri) bir ayet gelmediği vakit derler ki: "(Kendinden derib) onları toplasaydın ya!". De ki: "Rabbimden bana ne vahy olunursa ben ancak ona uyarım. Bu (Kur'an ayetleri, kalblerinize) Rabbinizden (açılan) gözlerdir, iman edecek bir kavm için (mahz-ı) hidayet ve rahmetdir".

Hasib Asutay

(Resulüm!) Onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman, '(Ötekiler gibi) bunu da derleyip getirseydin ya!' (65) derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bu (Kur'an) inanan bir toplum için Rabbinizden (gelen) parlak deliller, yol gösterici ve rahmettir. (65. Uydurup düzseydin ya.)

Hayrat Neşriyat

Ve onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman: 'Bunu da uydursaydın ya!' derler. De ki: '(Ben) ancak Rabbimden bana vahyolunana tâbi' olurum!' Bu (Kur’ân), îmân edecek bir topluluk için Rabbinizden (gelen) basîretler (deliller)dir ve bir hidâyet ve bir rahmettir.

İbni Kesir

Onlara bir ayet getimediğin zaman, derler ki: Sen, bir tane yapsaydın ya? De ki: Ben, ancak Rabbımdan bana vahyolunana uyarım. Bu, Rabbımızdan gözleri açacak delillerdir. İman eden bir kavim için hidayet ve rahmettir.

Mehmet Okuyan

Onlara herhangi bir delil getirmediğin zaman, “Onu da derleyip getirseydin ya!” derler. De ki: “Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu (Kur’an), Rabbinizden gelen öngörülerdir; (ayrıca) inanan bir toplum için rehber (yol gösterme) ve rahmettir (merhamettir).”

Muhammed Esed

Ve sen (ey Peygamber,) bir mucize getirmediğin zaman, bazıları: "Onu (Allahtan) elde etmeye çalışsan ya!" derler. De ki: "Ben sadece Rabbim tarafından bana vahyolunan her neyse, ona uyarım: bu (vahiy), inanmak isteyen bir toplum için Rabbinizin katından bahşedilmiş bir kavrama yöntemi, bir yol gösterici ve bir rahmettir.

Mustafa İslamoğlu

Ve sen onlara istedikleri ayeti getirmediğin zaman hemen derler ki: "Onu (Rabbinden) almak için çabalasaydın ya!" De ki: "Ben yalnızca Rabbimden bana vahyedilene uyarım: bu (vahiy) Rabbiniz katından gelen bir bilinç kaynağıdır; inanacak bir toplum için de kapsamlı bir doğru yol haritası ve bir rahmet pınarıdır."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlara bir âyet getirmediğin zaman, «Onu kendi tarafından uydurmalı değil miydin?» derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahy olunana tâbi olurum. Bu Rabbiniz tarafından basiretlerdir ve inanan bir kavim için hidâyettir ve rahmettir.

Ömer Öngüt

Onlara bir âyet getirmediğin zaman: “Sen kendin bir tane derleyip getirseydin ya!” derler. De ki: “Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bu, Rabbinizden gelen basîretlerdir (kalp gözlerini açan beyanlardır). İman eden bir topluluk için hidayet ve rahmettir. ”

Suat Yıldırım

Onlara keyfî olarak istedikleri bir âyet veya mûcize getirmediğin zaman"Hiç değilse bir şeyler bulup buluştursaydın yâ!" derler. De ki: "Ben, sadece Rabbimden ne vahyolunursa ona tâbi olurum. Bütün bu Kur’ân Rabbinizden gelen basiretlerdir, gönül gözlerini açan, gerçekleri gösteren nurlardır. İman edecek kimseler için hidâyet ve rahmettir."

Süleyman Ateş

Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Bunu da derleseydin ya!" derler. De ki: "Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyuyorum. Bu (Kur'an), Rabbinizden gelen basiretler(gönül gözlerini açan nurlar, gerçeğe ileten kanıtlar)dır ve inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmettir!"

Süleymaniye Vakfı

Onlara bir ayet getirmediğin zaman "kendin oluştursaydın ya!" derler. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bunlar, Rabbinizden gelen göstergelerdir. İnanıp güvenen bir topluluk için ise bir rehber ve bir ikramdır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara bir ayet getirmediğin zaman "Derleseydin ya?" derler. De ki "Ben Rabbim tarafından bana vahyedilene uyarım. Bunlar, Rabbinizden size gelen ayetlerlerdir. Bir de inanıp güvenen bir topluluk için yol gösterici ve bir ikramdır."

Şaban Piriş

Onlara bir ayet getirmediğin zaman: -Kendin bir ayet yapsaydın! derler. De ki: -Ben, ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım, bu, Rabbinizden gelen açık delillerdir. İnanan bir toplum için de yol gösterici ve rahmettir.

Tefhim-ul Kuran

Onlara bir ayet getirmediğin zaman: «Sen Onu (inmeyen ayeti) derleyip toplasana» derler. De ki: «Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için de bir hidayet ve bir rahmettir.»

Ümit Şimşek

Onlara yeni bir âyet getirmediğin zaman, 'Kendin derlesene' derler. Sen de ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bu Kur'ân, Rabbinizden size hakkı gösteren delillerdir; iman eden bir topluluk için o bir hidayet rehberi ve bir rahmettir.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir ayet getirmediğinde, "onu da şurdan burdan derleseydin ya," diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sən onlara möcüzə gətirmədiyin zaman: “Nə olardı ki, onu da özündən uyduraydın?”– deyərlər. De: “Mən yalnız Rəbbimdən mənə vəhy olunanlara tabe oluram. Bunlar Rəbbinizdən gələn aşkar dəlillər, iman gətirən bir qövm üçün doğru yolu göstərən rəhbər və mərhəmətdir”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Ya Peyğəmbərim!) Sən onlara (Məkkə müşriklərinə) bir ayə gətirmədiyin zaman (sənə ayə nazil olmayanda): ″Məgər sən onu öz tərəfindən uydurub düzəltməli deyildin? – deyə soruşarlar. De: ″Mən ancaq Rəbbimdən mənə vəhy edilənlərə tabe oluram. Bu (Qurʼan, vəhylər) Rəbbiniz tərəfindən (göndərilmiş) aşkar dəlillərdir, həm də iman gətirən bir tayfa üçün hidayət və mərhəmətdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn du den Ungläubigen nicht das von ihnen geforderte Zeichen bringst, sagen sie dir: ʺDu mußt es dringend von deinem Herrn fordern!ʺ Sprich: ʺIch befolge nur die Offenbarung, die mir von meinem Herrn eingegeben wird. Hier, im Koran, sind Beweise von eurem Herrn, die der gesunde Menschenverstand einsieht, Rechtleitung und Barmherzigkeit für die Gläubigen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn du ihnen kein Zeichen bringst, sagen sie: ʺHättest du es dir doch (selbst) ausgesucht!ʺ Sag: Ich folge nur dem, was mir von meinem Herrn (als Offenbarung) eingegeben wird. Dies sind einsichtbringende Zeichen von eurem Herrn und Rechtleitung und Barmherzigkeit für Leute, die glauben.

Almanca — M. A. Rassoul

Wenn du ihnen kein Zeichen bringst, sagen sie: ʺWarum erfindest du es nicht?ʺ Sprich: ʺIch folge nur dem, was mir von meinem Herrn offenbart wurde. Dies sind sichtbare Beweise von eurem Herrn und eine Führung und Barmherzigkeit für gläubige Leute.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und wenn du ihnen keine Ayat vollbringst, sagten sie: ʺHättest du sie doch zusammengestellt.ʺ Sag: ʺIch folge nur dem, was mir von meinem HERRN an Wahy zuteil wird.ʺ Dies ist (der Quran) etwas Einblick-Gewährendes von eurem HERRN, eine Rechtleitung und eine Gnade für Menschen, die den Iman verinnerlichen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And if you do not present them with a supernatural act to satisfy their desire, they wish you would go in quest of it. Say to them: I only follow what is revealed to me by spiritual influence from Allah, my Creator; this is the Quran, the true illumination and enlightenment. It is revealed by Allah, your Creator, to open your mind's eyes and guide those whose hearts have been touched with the divine hand into all truth and to confer on them Allah's mercy and blessings.

Abdul Haleem

When you do not bring them a fresh revelation, they say, ‘But can you not just ask for one?’ Say, ‘I merely repeat what is revealed to me from my Lord: this revelation brings you insights from your Lord, and guidance and mercy for those who believe,

Abdullah Yusuf Ali

If thou bring them not a revelation, they say: "Why hast thou not got it together?" Say: "I but follow what is revealed to me from my Lord: this is (nothing but) lights from your Lord, and Guidance, and mercy, for any who have faith."

Abul A'la Maududi

[O Prophet!] When you do not produce before them any miracle, they say: 'Why do you not choose for yourself a miracle?' Say to them: 'I follow only what is revealed to me by my Lord. This is nothing but a means of insight into the truth, and guidance and mercy from your Lord to the people who believe.

Aisha Bewley

If you do not bring them a Sign, they say, ‘Why have you not come up with one?’ Say, ‘I follow only what has been revealed to me from my Lord. ’ This is clear insight from your Lord, and guidance and mercy, for people who have iman.

Al-Hilali & Khan

And if you do not bring them a miracle [according to their (i.e. Quraish-pagans’) proposal], they say: "Why have you not brought it?"[1] Say: "I but follow what is revealed to me from my Lord. This (the Qur’ân) is nothing but evidence from your Lord, and a guidance and a mercy for a people who believe."

Ali Quli Qarai

When you do not bring them a sign, they say, ‘Why do you not improvise one?’ Say, ‘I only follow what is revealed to me from my Lord; these are insights from your Lord, and a guidance and mercy for a people who have faith. ’

Amatul Rahman Omar

And when you do not bring to them a (fresh) revelation they say, `Why do you not forge a verse (and invent it as a revelation)?' Say, `I only follow what is revealed to me by my Lord. These (Qur'ânic verses) are enlightening (and) proofs from your Lord and source of guidance and mercy (of Allâh) for a people who would believe,

Arthur John Arberry

And when thou bringest them not a sign, they say, 'Why hast thou not chosen one?' Say: 'I follow only what is revealed to me from my Lord; this is clear testimony from your Lord, guidance, and mercy for a people of believers. '

Bijan Moeinian

When you do not come up with a miracle per request, they say: "Why do you not ask the Lord to help you with a miracle?" Say: "My task is to follow what is revealed to me [and I am not in miracle- making business. ] This Qur'an [by itself is the greatest miracle as it] contains beacons of insight from your Lord as well as guidance sent as a mercy to those who chose to believe.

E. Henry Palmer

Shouldst Thou not bring them a sign they say, 'Hast Thou not yet made choice of one?' Say, 'I only follow what is inspired to me by my Lord. These are perceptions from my Lord, and a guidance and a mercy to a people who believe.'

Edip-Layth

Since you do not bring them a sign, they say, "If only you had brought one." Say, "I only follow what is inspired to me from my Lord. These are enlightenments from your Lord, a guide and a mercy to a people who acknowledge."

George Sale

And when thou bringest not to them a fresh Sign, they say, 'Why hast thou not forged one?' Say, `I follow only that which is revealed to me from my Lord. These are clear proofs from your Lord and guidance and mercy for a people who believe.'

Hamid S. Aziz

If you bring them not a verse (of revelation) they say, "Have you not yet made choice of one? Say, "I only follow what is inspired in me by my Lord. These are lights (perceptions, insights) from your Lord, and a guidance and a mercy to a people who have faith."

Mahmoud Ghali

And when you do not come up to them with a sign, they say, "Why have you not selected it?" Say, "Surely I closely follow only what has been revealed to me from my Lord; these one evident demonstrations (i. e., demonstrations for beholders) from your Lord, and a guidance, and a mercy for a people who believe.".

Marmaduke Pickthall

And when thou bringest not a verse for them they say: Why hast thou not chosen it? Say: I follow only that which is inspired in me from my Lord. This (Qur'an) is insight from your Lord, and a guidance and a mercy for a people that believe.

Mohamed Ahmed - Samira

And when you do not bring a (Qur'anic) verse to them, they say: "Why don't you make one up?" Say: "I follow only what my Lord reveals to me. " These (revelations) are an evident proof from your Lord, and a guidance and grace for those who believe.

Muhammad Asad

And yet, when thou [O Prophet] dost not produce any miracle for them, some [people] say, "Why dost thou not seek to obtain it [from God]? Say: "I only follow whatever is being revealed to me by my Sustainer: this [revelation] is a means of insight from your Sustainer, and a guidance and grace unto people who will believe.

Mustafa Khattab

If you ˹O Prophet˺ do not bring them a sign ˹which they demanded˺, they ask, "Why do you not make it yourself?" Say, “I only follow what is revealed to me from my Lord. This ˹Quran˺ is an insight from your Lord—a guide and a mercy for those who believe.”

Progressive Muslims

And because you do not bring them a sign, they Say: "If only you had brought one. " Say: "I only follow what is inspired to me from my Lord. This is an evidence from your Lord, and a guide and mercy to a people who believe."

Sahih International

And when you, [O Muúammad], do not bring them a sign, they say, "Why have you not contrived it?" Say, "I only follow what is revealed to me from my Lord. This [Qur''an] is enlightenment from your Lord and guidance and mercy for a people who believe."

Sam Gerrans

And when thou bringest them not a proof, they say: “Oh, that thou hadst but chosen one!” Say thou: “I follow only what is revealed to me from my Lord; this is a means of insight from your Lord, and guidance, and a mercy for people who believe.”

Shabbir Ahmed

When you do not produce a miracle that they demand, they say, "Why not ask God for it?" Say, "I simply follow and convey what is revealed to me from my Lord. " These verses are the enlightening miracle from your Lord, the Guidance and Grace for those who accept them.

Syed Vickar Ahamed

And if you do not bring them a miracle, they say: "Why have you not put it together?" Say: "I only follow what is revealed to me from my Lord: This is (only) Light, (the Quran) from your Lord, and Guidance and Mercy for any who have Faith. "

Taqi Usmani

When you do not bring them a sign, they say, "Could you not make up one?"Say, “I only follow what is revealed to me from my Lord.” This is (a Book of) insights from your Lord and a guidance and mercy for a people who believe.

The Monotheist Group

And because you do not bring them a sign, they say: "If only you had brought one." Say: "I only follow what is inspired to me from my Lord. This is an evidence from your Lord, and a guide and mercy to a people who believe."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quand tu ne leur apportes pas de miracle, ils disent: ʺPourquoi ne lʹinventes-tu pas?ʺ Dis: ʺJe ne fais que suivre ce qui mʹest révélé de mon Seigneur. Ces (versets coraniques) sont des preuves illuminantes venant de votre Seigneur, un guide et une grâce pour des gens qui croient.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Resûlê min!) Dema te ji bo wan tu mucîze neanî dê bibêjin: De bila te mucîzeyek ji cem xwe baniya. (Ji wan re) Bibêje: Ez tenê didim pey wehya ku ji cem Xwedayê min ji min re hatiye. Ev (ayetên Qur’anê) delîlên zelal in ji Xwedayê we û ji bo qewmekî ku bawerî tînin, riya hîdayet û dilovaniyê ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer jij hun geen teken brengt zeggen zij: ʺHad jij er niet een kunnen uitkiezen?ʺ Zeg: ʺIk volg slechts wat door mijn Heer aan mij wordt geopenbaard. Dit zijn inzichtelijke bewijzen van jullie Heer en het is een leidraad en barmhartigheid voor mensen die geloven.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En indien gij hun geen vers van den Koran brengt, zeggen zij: Hebt gij het nog niet samengesteld? Antwoord: Ik volg alleen datgene wat mij van mijnen Heer werd geopenbaard. Dit boek bevat duidelijke bewijzen van uwen Heer, en is eene leiding van barmhartigheid voor hen die gelooven.

Hollandaca — Siregar

En wanneer jij niet met een Vers tot hen komt, dan zeggen zij: ʺHad je er zelf niet een kunnen maken?ʺ Zeg: ʺIk volg alleen dat wat aan Mij is geopenbaard van mijn Heer. Dit zijn de heldere bewijzen van jullie Heer en Leiding en Bamhartigheid voor een gelovig volk.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И если ты (о, Пророк) не явишь им [многобожникам] знамения, они говорят: «Почему ты его [аят] не сочинил (от себя)?» Скажи (им) (о, Посланник): «(Я не сочиняю аяты, а) лишь следую за тем, что ниспосылается мне, как откровение, от моего Господа. Это [Коран] – явные доказательства от вашего Господа, руководство и милосердие для людей, которые веруют».

Rusça — Osmanov

Если ты [, Мухаммад,] не сотворишь им знамения, они говорят: ʺПочему ты не испросил его [у Аллаха]?ʺ Отвечай: ʺЯ следую только Корану, который неспосылается мне откровением от моего Господа. Эти откровения - от Господа вашего, [они -] руководство к прямому пути и милость для верующихʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och då du (Muhammad) inte ger dem det tecken eller under (som de begär), säger de: ʺVarför har du inte (själv) valt ut det?ʺ Säg: ʺJag följer bara vad som uppenbaras för mig av min Herre, (uppenbarelser) som skall öppna era ögon (för sanningen) och som är en vägledning och en källa till nåd för dem som vill tro.ʺ