İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.

وَكَذٰلِكَ مَا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ فِي قَرْيَةٍ مِنْ نَذِيرٍ اِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَا اِنَّا وَجَدْنَا اٰبَٓاءَنَا عَلٰٓى اُمَّةٍ وَاِنَّا عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ مُقْتَدُونَ

ve ke ƶālike mā erselnā min ḳablike fī ḳaryetin min neƶīrin illā ḳāle mutrafūhā innā vecednā ābā'enā ǎlā ummetin ve innā ǎlā āṧārihim muḳtedūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَذٰلِكَve ke ƶālikeve işte böyle
2مَا
3اَرْسَلْنَاerselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalegöndermedik
4مِنْmin
5قَبْلِكَḳablikeق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmeksenden önce
6فِيherhangi
7قَرْيَةٍḳaryetinق ر يBir misafiri ağırlamak, bir misafirin ağırlandığı şey. Toplamak, içine/içeri koşmak. Keşfetmek; araştırmak; çok ve özenli bir aramayla şehri/kasabayı incelemek.bir kente
8مِنْminhiçbir
9نَذِيرٍneƶīrinن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarıcı
10اِلَّاillādışında
11قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyenlerden
12مُتْرَفُوهَاmutrafūhāت ر فYumuşak, rahat, nazik bir yaşam sürmek, hayatın güzel şeylerinden zevk almak, hayatın güzel şeylerini bahşetmek.oranın zenginleri
13اِنَّاinnāelbette biz
14وَجَدْنَاvecednāو ج دkaybolan bir şeyi bulmak, algılamak, elde etmek, herhangi bir kişiyi veya şeyi (şöyle veya böyle) bulmakbulduk
15اٰبَٓاءَنَاābā'enāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabalarımızı
16عَلٰٓىǎlāüzerinde
17اُمَّةٍummetinا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]bir din
18وَاِنَّاve innāve biz de
19عَلٰٓىǎlā
20اٰثَارِهِمْāṧārihimا ث رİz bırakmak, etki etmek, tesir etmek, işaret bırakmak, iz sürmek, nakletmek, rivayet etmek, tercih etmek, seçmekonların izlerine
21مُقْتَدُونَmuḳtedūneق د وYaklaşmak, tat ve koku bakımından hoş ve lezzetli olmak. İktida (8. kip) - taklit etmek, kopyalamak, uygun şekilde takip etmek.uyarız

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve böylece senden önce de hiçbir şehre bir korkutucu göndermedik ki o şehrin, hâli vakti yerinde olanları, şüphe yok ki biz, atalarımızı bir dîne, bir inanca sâhip bulduk ve şüphe yok ki biz de onların izine uyduk demesinler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve böylece senden önce de hiçbir şehre bir korkutucu göndermedik ki o şehrin, hâli vakti yerinde olanları, şüphe yok ki biz, atalarımızı bir dîne, bir inanca sâhip bulduk ve şüphe yok ki biz de onların izine uyduk demesinler.

Adem Uğur

Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.

Ahmed Hulusi

İşte böyle. . . Senden önce hangi topluma bir uyarıcı irsal ettiysek, oranın zengin ileri gelenleri şöyle dediler: "Biz atalarımızı bu din anlayışı üzere bulduk ve biz onların eserlerine (şartlanmaları, genleri) uyanlarız. "

Ahmet Tekin

Buna benzeyen misalleri çoğaltabiliriz: Biz senden önce hangi memlekete sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın şımarık, varlıklı, ileri gelenleri: 'Biz, babalarımızı veraseten sahip oldukları bir dinî geleneği yaşarlarken, işleyen müesseseleri varken gördük. Biz de, yalnız onların izlerinden gideriz.' derlerdi.

Ahmet Varol

İşte böyle senden önce hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek muhakkak oranın varlıklıları: 'Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve biz onların izlerine uymaktayız' demişlerdir.

Ali Bulaç

İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz."

Ali Fikri Yavuz

Yine böyle (senin kavmin dediği gibi), senden önce hangi memlekete bir peygamber gönderdikse, (o memleket halkının) ileri gelenleri şöyle demişti: “- Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de onların izlerine uyarız.”

Ali Rıza Safa

Ve işte böylece, senden önce hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek, orasının ellerine güç geçirmiş olanları, şöyle dediler: "Aslında, atalarımızı bir din üzerinde bulduk; zaten onları izliyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Senden önce, peygamber gönderdiğimiz bütün beldelerin şımarıkları da aynı şekilde, "Şüphesiz biz babalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izlerini takip ediyoruz" demişlerdi.

Bekir Sadak

Senden once, herhangi bir kasabaya gonderdigimiz uyariciya, o kasabanin simarik varliklari sadece: «Dogrusu babalarimizi bir din uzerinde bulduk, biz de onlarin izlerini izlemekteyiz» derlerdi.

Celal Yıldırım

İşte böylece senden önce bir kasabaya ne kadar uyarıcı bir peygamber gönderdikse mutlaka oranın ileri gelen refah içindeki şımarık zenginleri şöyle dediler: «Doğrusu biz babalarımızı bir din ve inanç üzerinde bulduk ve şüphesiz onların izlerine uyup gitmekteyiz.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Aynı şekilde senden önce de hiçbir topluluğa bir uyarıcı göndermedik ki, topluluğun zevku sefâya dalmış kesimi şöyle demiş olmasınlar: “Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk ve biz onların izlerinden gitmekteyiz.”

Diyanet İşleri

İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.

Diyanet İşleri (eski)

Senden önce, herhangi bir şehre gönderdiğimiz uyarıcıya, şımarık varlıklıları sadece: 'Doğrusu babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz' dediler.

Diyanet Vakfi

Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ey Muhammed! Yine böyle biz senden önce de hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, mutlaka oranın şımarık varlıklı kimseleri: «Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yine böyle senden önce hangi memlekette bir uyarıcı gönderdikse, onun refah içindeki takımı demişti ki: "Bizler atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine böyle senden evvel hangi memlekette bir nezir gönderdikse onun refahlı takımı demişti ki: bizler atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk biz de onların izlerine uyarız

Erhan Aktaş

Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." demişlerdi.

Fizilal-il Kuran

İşte böyle senden önce hangi memlekete uyarıcı gönderdiysek, mutlaka oranın ileri gelen zenginleri: «Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız» dediler.

Gültekin Onan

İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz."

Hamdi Döndüren

İşte biz, senden önce, hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek, oranın yoldan çıkmış varlıklıları da mutlaka; “Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinde gidiyoruz.” demişlerdi.

Hasan Basri Çantay

Senden evvel her hangi bir memlekete fena akıbetleri haber verici hiçbir peygamber göndermedik ki ille oranın refah erbabı da böylece "Gerçek biz atalarımızı bir ümmet (bir din) üzerinde bulduk. Biz de hakikaten onların izlerine uymuşlarız" demiş (ler) dir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) İşte böyle, senden önce de hangi ülkeye uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları, 'Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk (9), doğrusu biz de onların izlerine uyarız ' derlerdi. (9. Bütün delilleri, körü körüne taklitten ibarettir.)

Hayrat Neşriyat

İşte böyle, (biz) senden önce de hangi şehre bir korkutucu gönderdiysek, mutlaka oranın ni'met içinde (şımarmış) olanları dedi ki: 'Doğrusu biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, elbet biz de onların izlerine tâbi' olanlarız.'

İbni Kesir

Senden önce de hangi kasabaya bir uyarıcı gönderdiysek; o kasabanın varlıklıları sadece dediler ki: Doğrusu biz, babalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve biz de onların izlerine uymaktayız.

Mehmet Okuyan

Senden önce de hangi şehre uyarıcı göndermişsek oranın şımarıkları mutlaka “Şüphesiz ki babalarımızı (böyle) bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyanlarız.” derlerdi

Muhammed Esed

İşte böyle: Biz, ne zaman, senden önce herhangi bir topluluğa bir uyarıcı gönderdiysek, halkın keyif ve haz peşinde koşan kesimi daima şöyle dediler: "Biz atalarımızı bir inanç üzerinde bulduk, biz ancak onların izinden gideriz!"

Mustafa İslamoğlu

İşte böyle: Biz senden önce hangi beldeye bir uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri hep şunu söylediler: "Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk; şu halde bize düşen onların izini takip etmektir."

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve böylece senden evvel bir kasabaya bir korkutucu göndermedik ki, illâ onun refah içinde yaşayanları dedi ki: «Biz babalarımızı bir büyük tarikat üzere bulduk ve şüphe yok ki, biz de onların emrine uymuş kimseleriz.»

Ömer Öngüt

İşte böyle. Senden önce de, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımaranları mutlaka şöyle demişlerdir: "Doğrusu biz atalarımızı bu din üzerinde bulduk ve biz de onların izlerinde gitmekteyiz. "

Suat Yıldırım

İşte böylece senden önce, uyarıcı bir resul gönderdiğimiz hiçbir şehir yoktur ki oraların varlıklı kişileri: "Biz babalarımızı bir dine bağlanmış gördük. Biz de onların izlerine uyduk!" demiş olmasınlar.

Süleyman Ateş

İşte böyle, senden önce de hangi kente uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıklıları: "Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız." dediler.

Süleymaniye Vakfı

Hep böyle oldu; senden önce de hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek oranın şımartılmış olanları ona şöyle dediler: "Biz atalarımızı bir inanç üzere bulduk. Biz elbette onların izindeyiz, onlara uyarız."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Hep böyle olmuştur; senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek onların şımarık olanları şöyle demişlerdir: "Biz kalktık, atalarımızı bir ümmete (bir inanca) bağlı bulduk, biz onların izinden gideriz."

Şaban Piriş

Senden önce de bir beldeye uyarıcı gönderdiğimizde hemen oranın refahtan şımarmış ileri gelenleri: -Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz, demişlerdi.

Tefhim-ul Kuran

İşte böyle; senden önce de (herhangi) bir memlekete bir peygamber göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: «Gerçek şu ki, biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuşlarız.»

Ümit Şimşek

Bunun gibi, senden önce hangi beldeye Biz bir peygamber gönderdiysek, oranın refah içindeki ileri gelenleri de 'Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk; onların izine uymuş gidiyoruz' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte böyle! Senden önce de hangi kente bir uyarıcı göndermişsek oranın servetle şımarmış kodamanları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz atalarımızı bir ümmet/bir din üzerinde bulduk; onların eserlerine uyarak yol alacağız."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Biz səndən əvvəl hansı bir şəhərə xəbərdarlıq edən bir peyğəmbər göndərdiksə, onun cah-calal içində yaşayan sakinləri: “Biz atalarımızı bu yolda gördük və biz də onların yolunu tutub gedəcəyik!”– dedilər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So war es auch mit den früheren Völkern. Wir haben zu keiner Stadtgemeinschaft einen Gesandten geschickt, dem die in Saus und Braus lebenden Notabeln nicht gesagt hätten: ʺWir haben unsere Väter mit einer Religion vorgefunden, und wir folgen ihren Fußstapfen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

So haben Wir (auch) vor dir in eine Stadt keinen Warner gesandt, ohne daß diejenigen, die in ihr üppig lebten, gesagt hätten: ʺWir haben ja (bereits) unsere Väter in einer bestimmten Glaubensrichtung vorgefunden, und auf ihren Spuren folgen wir ihrem Vorbild.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und ebenso sandten Wir keinen Warner vor dir in irgendeine Stadt, ohne daß die Reichen darin gesagt hätten: ʺWir fanden unsere Väter auf einem Weg, und wir treten in ihre Fußstapfen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und solcherart entsandten WIR nicht vor dir zu einer Ortschaft einen Warner, ohne daß ihre Luxurierenden sagten: ʺWir fanden unsere Ahnen auf einem Weg vor, und wir sind ihren Spuren folgend.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But then, We never sent a Messenger before you O Muhammad, to a people but stood those with the riches similitude exact of your people and said: "We have found our fathers bent on a particular system of faith and worship and in their foot steps we walk".

Abdul Haleem

When-ever We sent a messenger before you to warn a township, those corrupted by wealth said, in the same way, ‘We saw our fathers following this tradition; we are only following in their footsteps.’

Abdullah Yusuf Ali

Just in the same way, whenever We sent a Warner before thee to any people, the wealthy ones among them said: "We found our fathers following a certain religion, and we will certainly follow in their footsteps."

Abul A'la Maududi

And thus it is: whenever We sent any warner to a city its affluent ones said: "We found our forefathers on a way and we continue to follow in their footsteps."

Aisha Bewley

Similarly We never sent any warner before you to any city without the affluent among them saying, ‘We found our fathers following a religion and we are simply following in their footsteps. ’

Al-Hilali & Khan

And similarly, We sent not a warner before you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) to any town (people) but the luxurious ones among them said: "We found our fathers following a certain way and religion, and we will indeed follow their footsteps."

Ali Quli Qarai

And so it has been that We did not send any warner to a town before you, without its affluent ones saying, ‘We found our fathers following a creed and we are indeed following in their footsteps. ’

Amatul Rahman Omar

It has always been the case, We never sent any Warner to any township before you but its insolent leaders and well-to-do persons said, `We have found our forefathers on a certain course and we are the followers in their footsteps (to the right direction). '

Arthur John Arberry

Even so We sent never before thee any warner into any city, except that its men who lived at ease said, 'We indeed found our fathers upon a community, and we are following upon their traces. '

Bijan Moeinian

In the past too, whenever I (God) sent a Warner to a nation their leaders [whose income depended upon the existing unjust order] would say: "We follow the footsteps of our forefathers. "

E. Henry Palmer

Thus, too, did we never send before thee to a city any warner, but the affluent ones thereof said, 'Verily, we found our fathers (agreed) upon a religion, and, verily, we are led by their traces. '

Edip-Layth

Similarly, We did not send a warner to a town, except its privileged hedonists said, "We found our fathers following a certain way, and we are being guided in their footsteps."

George Sale

Thus We sent no preacher, before thee, unto any city, but the inhabitants thereof who lived in affluence, said, verily we found our fathers practising a religion: And we tread in their footsteps.

Hamid S. Aziz

And even so, We did not send before you (Muhammad) any Warner into any town, but those who led easy lives in it (the wealthy or leisured) said, "Surely we found our fathers in a religion, and surely we will follow in their footsteps. "

Mahmoud Ghali

And thus in no way did We send even before you any warner into a town, except that its (population) living in ease and luxury said, "Surely we found our fathers upon a course (Literally: a nation; a community; following a leadership pr a religion) and surely we are emulating (them) upon their tracks. "

Marmaduke Pickthall

And even so We sent not a warner before thee (Muhammad) into any township but its luxurious ones said: Lo! we found our fathers following a religion, and we are following their footprints.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus, We never sent an admonisher to a settlement before you but the decadent among them said. "We found our fathers following this way, and we are walking in their footsteps."

Muhammad Asad

And thus it is: whenever We sent, before thy time, a warner to any community, those of its people who had lost themselves entirely in the pursuit of pleasures would always say, "Behold, we found our forefathers agreed on what to believe - and, verily, it is but in their footsteps that we follow!"

Mustafa Khattab

Similarly, whenever We sent a warner to a society before you ˹O Prophet˺, its ˹spoiled˺ elite would say, "We found our forefathers following a ˹particular˺ way, and we are walking in their footsteps."

Progressive Muslims

And similarly, We did not send a warner to a town, except its carefree ones said: "We found our fathers following a certain way, and we are being guided in their footsteps. "

Sahih International

And similarly, We did not send before you any warner into a city except that its affluent said, "Indeed, we found our fathers upon a religion, and we are, in their footsteps, following. "

Sam Gerrans

And thus We sent not before thee into a city any warner save its opulent ones said: “We found our fathers upon a community, and we are following in their footsteps.”

Shabbir Ahmed

Thus it is. Whenever We sent, before you, a Warner to a community, its luxurious ones said, "Behold, We found our fathers following a certain religion, and we are following their footprints."

Syed Vickar Ahamed

And just the same way, whenever We sent a warner before you to any people, the wealthy ones among them said: "We found our fathers following a certain way and religion, and we will certainly follow their footsteps. "

Taqi Usmani

Similarly, We did not send a warner to a town before you, but its affluent people said, "We have found our fathers on a certain way, and we are following their footprints."

The Monotheist Group

And similarly, We did not send a warner to a town, except its carefree ones said: "We found our fathers following a certain way, and we are being guided in their footsteps."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et cʹest ainsi que Nous nʹavons pas envoyé avant toi dʹavertisseur en une cité, sans que ses gens aisés nʹaient dit: ʺNous avons trouvé nos ancêtres sur une religion et nous suivons leurs tracesʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Her wiha Me beriya te ji xelkê welatekî re çiqas pêxemberek şandibe, dewlemend û giregirên wî welatî ev gotine: Me bavên xwe li ser olekê dîtiye û em ê li pey şopa wan herin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zo hebben Wij vóór jouw tijd geen waarschuwer naar een stad gezonden zonder dat haar inwoners die een luxeleven leidden zeiden: ʺWij hebben gemerkt dat onze vaderen tot een (geloofs)gemeenschap behoorden en in hun spoor gaan wij verder.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wij zouden geen prediker voor u, naar geene stad, of de bewoners daarvan, die in overvloed leefden, zeiden: Waarlijk, wij bevonden dat onze vaderen eenen godsdienst uitoefenden, en wij traden in hunne voetstappen.

Hollandaca — Siregar

En zo zonden Wij vóór jou geen waarschuwer naar een stad, of de bewoners ervan, die in weelde leefden, zeiden: ʺVoorwaar, wij troffen onze voorvaderen aan in een godsdienst. En voorwaar, Wij volgen hun godsdienst.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И также не (было так, что) посылали Мы до тебя (о, Посланник) в (какое-либо) селение (какого-либо) увещевателя (который предостерегал о наказании Аллаха за неверие), чтобы не сказали жители его [селения] живущие роскошно [погрязшие в наслаждениях и потехах]: «Поистине, мы нашли наших отцов [предков] в некоем учении [на некой вере и религии], и мы последуем по их следам [за их верой и религией]».

Rusça — Osmanov

Так [было и прежде] - стоило Нам послать какого-нибудь увещевателя в селение [людское], как зажиточные мужи его говорили: ʺВоистину, Мы застали своих отцов приверженцами такой-то веры, и мы следуем по их стопамʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och så har det varit förr; Vi har aldrig sänt en varnare till ett folk före dig utan att de nöjeslystna veklingarna bland dem sade: ʺVi har förstått att detta var våra fäders tro och vi följer deras exempel.ʺ