(12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

وَالَّذِي خَلَقَ الْاَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْفُلْكِ وَالْاَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ لِتَسْتَوُ۫ا عَلٰى ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَاِنَّٓا اِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ

ve elleƶī ḣaleḳa l-ezvāce kullehā ve ceǎle lekum mine l-fulki ve l-en'ǎāmi mā terkebūne / li testevū ǎlā Zuhūrihi ṧumme teƶkurū niǎ'mete rabbikum iƶā steveytum ǎleyhi ve teḳūlū subHāne elleƶī seḣḣara lenā hāƶā ve mā kunnā lehu muḳrinīne / ve innā ilā rabbinā le munḳalibūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالَّذِيve elleƶīve O ki
2خَلَقَḣaleḳaخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.yaratandır
3الْاَزْوَاجَl-ezvāceز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocaçiftleri
4كُلَّهَاkullehāك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlibütün
5وَجَعَلَve ceǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve var edendir
6لَكُمْlekumsize
7مِنَmine
8الْفُلْكِl-fulkiف ل كYuvarlak olmak, dairesel olan herhangi bir şey, ısrar etmek/sebat etmek, gemi, gemi, yıldızların dönme yeri, gök küresi, gökyüzü kubbesi, gökyüzü, çevreleyen küreler, gökyüzü, dönme, dönme, devre, gidip gelme, çalkalanma durumunda, iğin dönüşü, etrafında dönen kişigemiler
9وَالْاَنْعَامِve l-en'ǎāmiن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.ve hayvanlar
10مَا
11تَرْكَبُونَterkebūneر ك بBinmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir hayvanın binmek için kullanılması. Mutarakibun - yığın halinde, birbiri üzerine binmiş, sık büyüyen, küme üstüne küme, katman katman. Tarkabunna - geçmek, yükselmek, yukarı çıkmak.bineceğiniz
1لِتَسْتَوُ۫اli testevūس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyebinmeniz için
2عَلٰىǎlāüzerine
3ظُهُورِهِZuhūrihiظ ه رGörünmek, belirgin/açık/net/bariz olmak, ortaya çıkmak, yükselmek/tırmanmak, üstün gelmek, bilmek, ayırt etmek, aşikar olmak, ilerlemek, öğleye girmek, ihmal etmek, üstünlük sağlamak, sırta yara açmakonların sırtları
4ثُمَّṧummesonra, ayrıca
5تَذْكُرُواteƶkurūذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekanmanız için
6نِعْمَةَniǎ'meteن ع مRahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf, nimet, (konuşma/yetenek/akıl vb. ile) bahşedilmiş.nimetini
7رَبِّكُمْrabbikumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinizin
8اِذَاiƶāzaman
9اسْتَوَيْتُمْsteveytumس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyebindiğiniz
10عَلَيْهِǎleyhionlara
11وَتَقُولُواve teḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve (şöyle) demeniz için
12سُبْحَانَsubHāneس ب حYüzmek, bir şeyi akıtmak, suda hareket etmek, akıp gitmek, serbest kalmak, boşlukta süzülmek, Allah'ı tesbih etmek, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek, Allah'ı yüceltmekşanı yücedir
13الَّذِيelleƶī
14سَخَّرَseḣḣaraس خ رAlay etmek, dalga geçmek, eğlenmek, küçümsemek, maskaraya almak, kullanmak, hizmetine almak, emrine vermek, buyruğu altına almak, zorla çalıştırmak, sömürmekhizmetimize verenin
15لَنَاlenābizim
16هٰذَاhāƶābunu
17وَمَاve māyoksa
18كُنَّاkunnāك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbiz değildik
19لَهُlehubunu
20مُقْرِنِينَmuḳrinīneق ر نBir şeyi başka bir şeyle birleştirmek, eşleştirmek. Qarnin/qarnan - nesil, yüzyıl. Qarn (ikili qarnani, dolaylı qaraini, çoğul qurun) - boynuz, trampet. Genellikle güç/kudret/şan sembolü olarak kullanılır. Qarunun (çoğul qurana) - eş, yoldaş, yakın arkadaş. Muqarranin - birbirine bağlı. Muqrinina - boyun eğdirme yeteneği olan. Muqtarinin - sıra halinde dizilmiş olanlar, eşlik edenler.(hizmetimize) yanaştıracak
1وَاِنَّٓاve innābiz elbette
2اِلٰىilā
3رَبِّنَاrabbināر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbimize
4لَمُنْقَلِبُونَle munḳalibūneق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpdöneceğiz

Tüm mealler

Meal seçin (98 / 98 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve şüphe yok ki biz, Rabbimize döneceğiz deyin diye.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve şüphe yok ki biz, Rabbimize döneceğiz deyin diye.

Abdullah Aydın

“Şüphe yok ki Rabbimize döneceğiz.”

Adem Uğur

Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz (demelisiniz).

Ahmed Hulusi

"Doğrusu biz (sürekli dönüşerek) Rabbimize ereceğiz!"

Ahmet Davudoğlu

“Ve herhalde biz, dönüp Rabbimize varacağız.” deyin.

Ahmet Tekin

'Biz elbette, Rabbimize döneceğiz' demelisiniz.

Ahmet Varol

Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz.'

Ali Arslan

“Şüphesiz ki biz Rabbimize döneceğiz.”

Ali Bulaç

Ve biz elbette, Rabbimize çevrilip döneceğiz."

Ali Fikri Yavuz

Ve Muhakkak biz, dönüb Rabbimize varacağız.”

Ali Rıza Safa

"Zaten kesinlikle, Efendimize döneceğiz!"

Arif Pamuk

"Biz elbette Rabbimize döneceğiz."

Ayntabî Mehmet Efendi

“Ve biz Rabbimiz celle şânuhu'ya rücu edeceğiz.”

Bahaeddin Sağlam

“Ve elbette biz, Rabbimize döneceğiz.”

Bayraktar Bayraklı

"Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz."

Bekir Sadak

(12-14) Her sinif varligi yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmistir. Butun bunlar; uzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: «Bunlari buyrugumuza veren ne yucedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; suphesiz Rabbimize dnecegiz» demeniz icindir.

Bir Heyet

“Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.”

Celal Yıldırım

Ve elbette biz, dönüp dolaşıp Rabbımıza döneceğiz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(13-14) Var etti ki, sırtlarına binesiniz, sonra üzerine yerleştiğinizde rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: “Bunu bize boyun eğdiren Allah noksanlardan münezzehtir, yoksa biz buna güç yetiremezdik! Ve biz kuşkusuz rabbimize geri döneceğiz.”

Diyanet İşleri

(12-14) O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz" diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır.

Diyanet İşleri (eski)

(12-14) Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: 'Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz' demeniz içindir.

Diyanet Vakfı (1993)

“Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz.”

Diyanet Vakfi

Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz (demelisiniz).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Gerçekten biz Rabbimize döneceğiz.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve muhakkak biz dönüp dolaşıp Rabbimize varacağız."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve her halde biz dönüp dolaşıp rabbımıza varacağız

Erhan Aktaş

Kuşkusuz biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kuşkusuz biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kuşkusuz biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.

Fizilal-il Kuran

Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz deyin.

Gültekin Onan

Ve biz elbette, rabbimize çevrilip döneceğiz (lemünkalibun).

Hamdi Döndüren

“Biz, hiç kuşkusuz Rabbimize döneceğiz.”

Hasan Basri Çantay

(13-14) Taki sırtlarında karaar kılasınız, sonra üzerlerine yerleşince (kalblerinizle) Rabbinizin ni'metini iyice düşünesiniz ve (dilinizle de) "Bunları bize rameden Allahın şanı ne yücedir, münezzehdir. Yoksa biz bunlara güc yetiremezdik. Biz herhalde, ancak Rabbimize dönüb gidicileriz", diyesiniz.

Hasan Tahsin Feyizli

“Ve elbette biz Rabb'imize dön(üp gid)eceğiz.”

Hasib Asutay

Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz. '

Hayrat Neşriyat

(13-14) Tâ ki, onların sırtlarına kurulasınız; sonra üzerlerine yerleştiğiniz zaman, Rabbinizin ni'metini anarak: 'Münezzehtir O (Allah) ki, bunu bize itâatkâr kıldı; yoksa (biz)buna güç yetirici kimseler değildik; çünki şübhesiz biz, gerçekten Rabbimize dönecek olanlarız' diyesiniz.

Hüseyin Atay, Yaşar Kutluay

“Rabbimize döneceğiz.” demeniz içindir.

Hüseyin Kaleli

(13-14) “Sırtlarında denk durmanız, sonra üzerinde rahatlaştığınız zaman Rabbinizin nimetini hatırlamanız ve: “Bunu bize müsahhar kılanı tenzih ederiz. Değilse O’na güç yetirenler olmazdık ve şüphesiz biz, ancak Rabbimize dönenleriz.” demeniz içindir.”

İbni Kesir

Ve biz, şüphesiz Rabbımıza döneceğiz.

İsmail Mutlu, Şaban Döğen

"Muhakkak ki sonunda Rabbimize döneceğiz."

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz sadece Rabbimize döneceğiz.”

Muhammed Esed

o halde biz mutlaka O'na döneceğiz!" diyesiniz.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet şu kesin ki biz, elbet Rabbimize döneceğiz!"

Nedim Yılmaz

Elbette biz sadece Rabbimize döneceğiz (diyesiniz).

Ömer Nasuhi Bilmen

(14-15) «Ve şüphe yok ki, biz Rabbimize elbette dönüp gidicileriz.» Öyle iken onun için kullarından bir cüz isnat ettiler. Şüphe yok ki, (bu gibi bir) insan elbette apaçık bir küfürbazdır.

Ömer Öngüt

"Biz şüphesiz ki Rabbimize döneceğiz. "

Ömer Rıza Doğrul

Biz muhakkak Rabbimize döneceğiz.

Suat Yıldırım

(13-14) Ta ki onların üstüne binerken Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve şöyle diyesiniz: "Bunları bizim hizmetimize veren Allah yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. O lütfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz."

Süleyman Ateş

"Biz elbette Rabbimize döneceğiz."

Süleymaniye Vakfı

Biz kesinlikle Rabbimize döneceğiz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz (öldükten sonra) yeni bir bedenle Rabbimizin (Sahibimizin) huzuruna çıkarılacağız."

Şaban Piriş

(13-14) Onların sırtlarına bitip oturmanız, sonra da: Rabbiniz'in nimetlerini hatırlamanız, onlara yerleştikten sonra da: -Bunu, hizmetimize veren Allah ne yücedir. Yoksa buna bizim gücümüz yetmezdi ve biz elbette Rabbimiz'e döneceğiz demeniz için..

Talat Koçyiğit

“Şüphesiz bir, Rabbimize döneceğiz.”

Tefhim-ul Kuran

Ve biz elbette, Rabbimize çevrilip döneceğiz.

Ümit Şimşek

'Sonunda hepimiz Rabbimize döneceğiz.'

Yaşar Nuri Öztürk

"Ve gerçekten biz, halden hale geçerek Rabbimize mutlaka döneceğiz."

Ziya Kazıcı, Necip Taylan

“Biz Rabbimize dönüp varacağız.”

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şübhəsiz ki, biz Rəbbimizə qayıdacağıq”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, biz (öləndən sonra) Rəbbimizin hüzuruna qayıdacağıq!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir werden nach diesem Leben sicher zu unserem Herrn zurückkehren.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wir werden ganz gewiß zu unserem Herrn zurückkehren.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und zu unserem Herrn werden wir sicher zurückkehren.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

wa inna ila rab-bina lamun-qalibun .ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And indeed to Allah, our Creator, we shall all ultimately go back"

Abdul Haleem

Truly it is to our Lord that we are returning.’

Abdullah Yusuf Ali

"And to our Lord, surely, must we turn back!"

Abul A'la Maududi

It is to our Lord that we shall eventually return."

Aisha Bewley

Indeed we are returning to our Lord!’

Al-Hilali & Khan

And verily, to Our Lord we indeed are to return!"

Ali Quli Qarai

Indeed we shall return to our Lord. ’

Amatul Rahman Omar

`Certainly, we are the ones bound to return to our Lord. '

Arthur John Arberry

surely unto our Lord we are turning. '

Bijan Moeinian

[then continue saying:] "Indeed one Day we will be returned to meet our Lord. "

E. Henry Palmer

and, verily, unto our Lord shall we return!'

Edip-Layth

"We will ultimately return to our Lord."

George Sale

And unto our Lord shall we surely return.

Hamid S. Aziz

"And surely to our Lord we are returning. "

Mahmoud Ghali

And surely to our Lord We are indeed turning over. " (i.e., returning)

Marmaduke Pickthall

And lo! unto our Lord we surely are returning.

Mohamed Ahmed - Samira

Surely we have to go back to our Lord. "

Muhammad Asad

Hence, verily, it is unto Him that we must always turn. "

Mustafa Khattab

And surely to our Lord we will ˹all˺ return."

Progressive Muslims

"And we will ultimately return to our Lord. "

Sahih International

And indeed we, to our Lord, will [surely] return. "

Sam Gerrans

“And to our Lord are we returning.”

Shabbir Ahmed

Hence, verily, it is unto Him that we must always turn. "

Syed Vickar Ahamed

"And surely, to our Lord, we must return back!"

Taqi Usmani

and of course, towards our Lord we have to return."

The Monotheist Group

"And we will ultimately return to our Lord."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cʹest vers notre Seigneur que nous retourneronsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman em ê her li Xwedayê xwe vegerin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij zullen zeker tot onze Heer omkeren.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En tot onzen Heer zullen wij zekerlijk terugkeeren.

Hollandaca — Siregar

Wa innâ ilâ rabbinâ lamoenqalibôen. (En voorwaar, tot onze Heer zullen wij zeker terugkeren.)

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И, поистине, мы (после нашей смерти) к Господу нашему непременно вернемся!»

Rusça — Osmanov

И, воистину, мы вернемся к нашему Господуʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Låt oss aldrig glömma att) vi skall vända tillbaka till vår Herre!ʺ