(36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
فَمَا اُو۫تِيتُمْ مِنْ شَيْءٍ فَمَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ وَاَبْقٰى لِلَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ وَالَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ وَاِذَا مَا غَضِبُوا هُمْ يَغْفِرُونَ وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۖ وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ وَالَّذِينَ اِذَٓا اَصَابَهُمُ الْبَغْيُ هُمْ يَنْتَصِرُونَ
fe mā ūtītum min şey'in fe metāǔ l-Hayāti d-dunyā ve mā ǐnde (a)llahi ḣayrun ve ebḳā li(e)lleƶīne āmenū ve ǎlā rabbihim yetevekkelūne / ve(e)lleƶīne yectenibūne kebāira l-iṧmi ve l-fevāHişe ve iƶā mā ğaDibū hum yeğfirūne / ve(e)lleƶīne stecābū li rabbihim ve eḳāmū S-Salāte ve emruhum şūrā beynehum ve mimmā razeḳnāhum yunfiḳūne / ve(e)lleƶīne iƶā eSābehumu l-beğyu hum yenteSirūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden kaçınanlara ve kızdıkları zaman, suçları örtenlere.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve suçların büyüklerinden ve çirkin şeylerden kaçınanlara ve kızdıkları zaman, suçları örtenlere.
Adem Uğur
Onlar, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.
Ahmed Hulusi
Onlar ki suçun büyüklerinden (şirk, iftira) ve açık çirkinliklerden kaçınırlar; öfkelendiklerinde bağışlarlar. . .
Ahmet Tekin
İman edenler, bilerek işlenen büyük günahlardan, meşrû olmayan şehevî fiillerden, gayri meşrû ilişkilerden, zinadan ve hayâsızlıktan, cimrilikten, haddi aşmaktan ve ahlâksızlıktan kaçınanlardır. Öfkelendikleri zaman kusurları bağışlayanlardır.
Ahmet Varol
Onlar ki, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar. Kızdıkları zaman bağışlarlar.
Ali Bulaç
(Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin, utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar,
Ali Fikri Yavuz
O kimselerdir ki, büyük günahlardan ve açık rezaletlerden kaçınırlar, öfkelendikleri zaman da, onlar kusur bağışlarlar;
Ali Rıza Safa
Onlar, büyük suçlardan ve sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunmaktan kaçınırlar; öfkelendiklerinde de bağışlarlar.
Bayraktar Bayraklı
Onlar, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar; kızdıklarında da hataları bağışlarlar.
Bekir Sadak
(36-38) Size verilen herhangi bir sey, sadece dunya hayatinin bir gecimligidir. Allah katinda olan; inanip Rablerine guvenen, buyuk gunahlardan ve hayasizliklardan cekinen, ofkelendiklerinde bile bagislayanlar, Rablerinin cagrisina cevap verenler ve namaz kilanlar icin daha iyi ve daha sureklidir. Onlarin isleri aralarinda danisma iledir. Kendilerine verdigimiz riziktan da sarfederler.
Celal Yıldırım
Günahın büyüklerinden ve hayâsızlıklardan kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar;
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Onlar büyük günahlardan ve hayâsızlıklardan kaçınırlar, öfkelendiklerinde dahi bağışlarlar.
Diyanet İşleri
(36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şura (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.
Diyanet İşleri (eski)
(36-38) Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.
Diyanet Vakfi
Onlar, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar; kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
O iman edenler, büyük günahlardan ve hayasızlıktan kaçınırlar. Onlar öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlarlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar ki, günahın büyüklerine ve açık çirkinliklere uzak bulunurlar ve öfkelendikleri vakit de kusur örterler;
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlar ki günahın büyüklerine ve açık çirkinliklere uzak bulunurlar ve her gadablandıkları vakıt da onlar kusur örterler
Erhan Aktaş
Onlar, büyük günahlardan ve fahşadan kaçınan ve öfkelendikleri zaman bağışlayan kimselerdir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, büyük günahlardan ve fahşadan kaçınan ve öfkelendikleri zaman bağışlayan kimselerdir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, günahların büyüğünden ve hayasızlıktan kaçınan ve öfkelendikleri zaman bağışlayan kimselerdir.
Fizilal-il Kuran
Onlar büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da affederler.
Gültekin Onan
(Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin, utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar,
Hamdi Döndüren
O mü’minler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar, kızdıkları zaman da onlar bağışlarlar.
Hasan Basri Çantay
(36-37-38-39) Size verilen şey dünya hayaatının (geçici birer) faidesidir. Allah indinde olan (sevab) ise daha hayırlı, daha süreklidir. (Bu sevablar) iman edib de ancak Rablerine güvenib dayanmakda, büyük günahlardan ve faahiş kötülüklerden kaçınmakda, öfkelendikleri zaman bizzat (kusurları) örtmekde (bağışlamakda) olanlara, Rablerinin (tevhid ve ibadete aid da'vetine) icabet edenlere, namaz (ların) ı dosdoğru kılanlara — ki bunların işleri aralarında müşavere (ile) dir—, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allaha taat uğrunda) harcamakda bulunanlara, kendilerine tağallüb ve zulüm vaaki olduğu zaman elbirlik (mazluma) yardım eyleyenlere mahsusdur.
Hasib Asutay
Onlar ki büyük günâhlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar; öfkelendikleri zaman da (kusurları) bağışlarlar.
Hayrat Neşriyat
Hem onlar ki, günahın büyüklerinden ve fuhşiyâttan kaçınırlar; onlar öfkelendikleri zaman da (kusurları) bağışlarlar.
İbni Kesir
Ve büyük günahlardan, hayasızlıktan çekinenler, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar içindir.
Mehmet Okuyan
Onlar büyük günahlardan ve çirkinliklerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da bağışlarlar.
Muhammed Esed
bağışlanmaz günahlardan ve hayasızlıktan kaçınanlar ve öfke bastığında da kolayca affedenler (için);
Mustafa İslamoğlu
İşte onlar, büyük günahlardan ve hayasızca davranışlardan kaçınırlar, dahası öfkeli zamanlarında bile affetme (erdemini) gösterirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o kimseler için ki, günahın büyüklerinden ve fâhiş kötülüklerden kaçınırlar. Ve gazaba geldikleri zaman onlar bağışlarlar.
Ömer Öngüt
Onlar büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar. Kızdıkları zaman da kusurları bağışlarlar, affederler.
Suat Yıldırım
Onlar öyle kimselerdir ki büyük günahlardan ve hayasız çirkin işlerden kaçınırlar, kızdıkları zaman öfkelerini yutar, karşıdakinin kusurlarını affederler.
Süleyman Ateş
Onlar büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da onlar, affederler.
Süleymaniye Vakfı
büyük günahlardan ve fuhuş çeşitlerinden uzak duran, öfkelendikleri zaman da bağışlayan kişiler için,
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlar, büyük günahlardan ve fuhuş çeşitlerinden uzak duran kimselerdir. Öfkelendikleri zaman da affederler.
Şaban Piriş
Günahın büyüğünden ve ahlaksızlıklardan kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlarlar.
Tefhim-ul Kuran
(Bunlar,) Büyük günahlardan ve çirkin, utanmazlıklardan kaçınanlar ve gazablandıkları zaman bağışlayanlar,
Ümit Şimşek
Onlar büyük günahlardan ve fuhşiyattan kaçınırlar; öfkelendiklerinde ise kusurları bağışlarlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar, günahın büyüklerinden ve tüm iğrençliklerinden uzak dururlar. Öfkelendikleri zamansa, affedenler onlar olur.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
O kəslər üçün ki, böyük günahlardan və çirkin əməllərdən çəkinir, qəzəbləndikləri zaman xətanı bağışlayırlar,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
O kəslər üçün ki, böyük günahlardan rəzil işlərdən (zinadan) çəkinər, (birinə) qəzəbləndikləri zaman (onun günahını) bağışlayarlar;
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
die die großen Untaten und Abscheulichkeiten meiden, und die verzeihen, wenn sie zum Zorn herausgefordert werden,
Almanca — Der Edle Quran
und diejenigen, die schwerwiegende Sünden und Abscheulichkeiten meiden und, wenn sie zornig sind, (doch) vergeben,
Almanca — M. A. Rassoul
und (für jene, die) die schwersten Sünden und Schändlichkeiten meiden und, wenn sie zornig sind, vergeben
Almanca — Muhammad Zaidan
auch für diejenigen, welche die schweren Verfehlungen und Verabscheuenswürdigkeiten meiden, und wenn sie erzürnen, verzeihen sie,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Who are disposed to avoid major and deadly sins and the willful and deliberate violation of moral principles, and when angered they forgive and do not entertain the thoughts of ill will,
Abdul Haleem
who shun great sins and gross indecencies; who forgive when they are angry;
Abdullah Yusuf Ali
Those who avoid the greater crimes and shameful deeds, and, when they are angry even then forgive;
Abul A'la Maududi
who eschew grave sins and shameful deeds, and whenever they are angry, forgive;
Aisha Bewley
those who avoid major wrong actions and indecencies and who, when they are angered, then forgive;
Al-Hilali & Khan
And those who avoid the greater sins,[1] and Al-Fawâhish (illegal sexual intercourse), and when they are angry, forgive.[2]
Ali Quli Qarai
—Those who avoid major sins and indecencies, and forgive when angered;
Amatul Rahman Omar
Those who avoid the more grievous sins and acts of indecency and who forgive when their anger is aroused,
Arthur John Arberry
And those who avoid the heinous sins and indecencies and when they are angry forgive,
Bijan Moeinian
They are those who avoid great sins and indecencies and when [for some reason] become angry they ask God to forgive them [for letting anger to take control over them].
E. Henry Palmer
and those who avoid great sins and abominations, and who when they are wroth forgive,
Edip-Layth
Those who avoid gross sins and lewdness, and when they are angered, they forgive.
George Sale
and who avoid hainous and filthy crimes, and when they are angry, forgive;
Hamid S. Aziz
And those who. shun the great sins and indecencies, and whenever they are angry they forgive.
Mahmoud Ghali
And the ones who avoid the great (kinds) of vice and obscenities, and when they are angry, it is they (who) forgive.
Marmaduke Pickthall
And those who shun the worst of sins and indecencies and, when they are wroth, forgive,
Mohamed Ahmed - Samira
Who avoid the deadly sins, immoral acts, and forgive when they are angered,
Muhammad Asad
and who shun the more heinous sins and abominations; and who, whenever they are moved to anger, readily forgive;
Mustafa Khattab
who avoid major sins and shameful deeds, and forgive when angered;
Progressive Muslims
And those who avoid gross sins and lewdness, and when they are angered, they forgive.
Sahih International
And those who avoid the major sins and immoralities, and when they are angry, they forgive,
Sam Gerrans
And those who avoid the enormities of sin and sexual immoralities, and when wroth they forgive,
Shabbir Ahmed
And desist from actions that most of all drag down the individual and collective human potential, and from stinginess and obscene behavior, and when annoyed, readily forgive people. ((4:31), (53:32). 'Fawahish' = Indecencies, miserliness amounting to shame).
Syed Vickar Ahamed
And those who avoid the greater sins (crimes against humanity), and shameful (sexual) deeds and when they are angry, even then forgive;
Taqi Usmani
and (for) those who abstain from the major sins and from shameful acts; and (for those who) when they get angry, they forgive,
The Monotheist Group
And those who avoid major sins and immorality, and when they are angered, they forgive.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
qui évitent (de commettre) les péchés les plus graves ainsi que les turpitudes, et qui pardonnent après sʹêtre mis en colère,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew bawermendên ku ji gunehên mezin û ji fehşîtiyan (bêtoreyiyan) xwe diparêzin û dema ku ew hêrs dibin jî (hêrsa xwe dadiqurtînin ) û efû dikin.
Hollandaca (2)
Hollandaca — Fred Leemhuis
en die de grote zonden en gruwelijkheden vermijden en wanneer zij boos worden toch vergevensgezind zijn
Hollandaca — Siregar
En (zij zijn) degenen die de grote zonden en de verdorvenheid mijden. En als zij boos zijn, dan vergeven zij.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
и тех, которые отстраняются (от совершения) тяжких грехов и мерзостей [[См. комм. в суре «Звезда», аят 32]] [еще более тяжких], а когда гневаются (на кого-либо), то прощают (его, надеясь на награду от Аллаха), –
Rusça — Osmanov
для тех, которые избегают тяжких грехов и мерзостей, которые, когда, приходя во гнев, прощают;
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och som avhåller sig från de grövsta synderna och skamliga handlingar och som förlåter, (även) om vreden har gripit dem,