Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

اِنَّ الَّذِينَ يُجَادِلُونَ فِي اٰيَاتِ اللّٰهِ بِغَيْرِ سُلْطَانٍ اَتٰيهُمْ اِنْ فِي صُدُورِهِمْ اِلَّا كِبْرٌ مَا هُمْ بِبَالِغِيهِ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ

inne (e)lleƶīne yucādilūne fī āyāti (a)llahi bi ğayri sulTānin etāhum in fī Sudūrihim illā kibrun mā hum bi bāliğīhi fe steǐƶ bi(a)llahi innehu huve s-semīǔ l-beSīru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّinneşüphesiz
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3يُجَادِلُونَyucādilūneج د لBir şeyi sıkıca bükmek, bir şeyi sağlam veya güçlü ya da kompakt yapmak, sert ve güçlü hale gelmek, bir anlaşmazlıkta/tartışmada şiddetli veya zorlu bir şekilde mücadele etmek veya dava açmak, birini yere atmak, sonraki kullanıma göre (avukatların) hangi kanıtların üstün olduğunun ortaya çıkması için [başka bir kişi veya kişilerle yapılan bir tartışmada] kanıtları karşılaştırmak, tartışma veya çekişmede ve [bununla] üstün gelme çabasında yarışmak, inşa etmek veya kurmak, bir şeyi çizgilerle düzenlemek [bir kitabın sayfa etrafına çizgi çekilmesi gibi].tartışan(lar)
4فِيhakkında
5اٰيَاتِāyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetleri
6اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
7بِغَيْرِbi ğayriغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.olmadan
8سُلْطَانٍsulTāninس ل طHüküm sürmek, egemen olmak, baskı yapmak, musallat olmak, üstesinden gelmek, yetki vermek, güç vermek, kuvvet vermek, hakim olmak, iktidar olmak(hiçbir) delil
9اَتٰيهُمْetāhumا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekkendilerine gelen
10اِنْinyoktur
11فِي
12صُدُورِهِمْSudūrihimص د رGeri dönmek, geri gelmek, ilerlemek, çıkmak veya kaynaklanmak, ileri gitmek, ilerletmek veya teşvik etmek, gerçekleşmek, olmak, kaynaklanmak, göğse/sine vurmak, başlamak. Kişinin önünde duran veya yüzleştiği herhangi bir şey; dolayısıyla göğüs, sine veya bağır [genellikle zihni anlamında]. Herhangi bir şeyin ön kısmı. Geri gitme veya geri dönüp uzaklaşma.onların göğüslerinde
13اِلَّاillābaşka bir şey
14كِبْرٌkibrunك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük (taslamaktan)
15مَا
16هُمْhumonlar
17بِبَالِغِيهِbi bāliğīhiب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakerişemeyecekleri
18فَاسْتَعِذْfe steǐƶع و ذSığınmak, korunmak istemek, yardım dilemek, Allah'a sığınmak, himaye talep etmek, korunma talebisen sığın
19بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
20اِنَّهُinnehuçünkü O
21هُوَhuveO'dur
22السَّمِيعُs-semīǔس م عduymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamakişiten
23الْبَصِيرُl-beSīruب ص رgörme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısıgören

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah'ın âyetleri hakkında, kendilerine hiçbir kesin delil gelmemişken çekişmeye girişenlerin gönüllerinde, ancak ulaşmalarına imkân olmayan bir büyüklenme duygusu var; artık Allah'a sığın, şüphe yok ki o, duyar, görür.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allahʼın âyetleri hakkında, kendilerine hiçbir kesin delil gelmemişken çekişmeye girişenlerin gönüllerinde, ancak ulaşmalarına imkân olmayan bir büyüklenme duygusu var; artık Allahʼa sığın, şüphe yok ki o, duyar, görür.

Adem Uğur

Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, işiten ve görendir.

Ahmed Hulusi

Kendilerine gelmiş bir reddedilemez delil olmaksızın Allah'ın işaretleri hakkında mücadele edenler var ya, onların içlerinde, asla ulaşamayacakları bir kibirden başka bir şey yoktur (Kibriya'nın farkındalığına asla ulaşamayacaklardır)! O halde sen, Esma'sıyla hakikatin olan Allah'a sığın. . . Muhakkak ki O, "HU"; Semi'dir, Basıyr'dir.

Ahmet Tekin

Kendilerine gelmiş kesin bir delil, bir ferman, bir yetki olmaksızın, Allah’ın âyetleriyle ilgili tartışanların kalplerinde, asla sahip olamayacakları ille de bir büyüklük hevesi vardır. Sen Allah’a sığın. Kesinkes o işitir, bilir görür; duana icabet eder, doğru yolu gösterir.

Ahmet Varol

Kendilerine gelmiş açık bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenler var ya, onların göğüslerinde erişemeyecekleri bir büyüklükten başka bir şey yok. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O, duyandır, görendir.

Ali Bulaç

Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

Ali Fikri Yavuz

Kendilerine (Allah’dan) gelmiş bir delil olmaksızın Allah’ın ayetlerini inkâr edenlerin kalblerinde ancak tekebbür var. Onlar, o tasarladıkları büyüklüğe asla eremiyeceklerdir. Sen, hemen (sana fenalık düşünenlerden) Allah’a sığın. Muhakkak ki O, Semîdir= sözlerini işitendir, Basîr’dir= yaptıklarını görendir...

Ali Rıza Safa

Kendilerine gelmiş hiçbir kanıtları olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışıyorlar. Onların yüreklerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenmeden başkası yoktur. Artık, Allah'a sığın; kuşkusuz, O, Duyandır; Görendir.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine gelmiş herhangi bir delil olmadan Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlerin gönüllerinde, asla ulaşamayacakları büyüklenme arzusundan başka bir şey yoktur. Artık sen, Allah'a sığın! Şüphesiz O, her şeyi işitir; görür.

Bekir Sadak

Allah'in ayetleri uzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartisanlarin gonullerinde, ulasamiyacaklari bir buyuklenme vardir. Sen Allah'a sigin. O suphesiz isitendir, gorendir.

Celal Yıldırım

Allah'ın âyetleri hakkında kendilerine gelen bir delil ve belge olmaksızın tartışıp iddialaşanların gerçekten içlerinde ulaşamıyacakları bir kibir (büyüklük, kendini beğenmişlik) vardır. Sen artık Allah'a sığın. Şüphesiz ki O, işitendir, görendir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ellerinde hiçbir kesin delil olmadan Allah’ın âyetlerini tartışmaya kalkışanlara gelince, onların içlerindeki, hedefine asla ulaştıramayacakları bir büyüklenme duygusundan başka bir şey değildir. Öyleyse sen Allah’a sığın; kuşkusuz her şeyi işiten, gören yalnız O’dur.

Diyanet İşleri

Allah'ın ayetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir.

Diyanet Vakfi

Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, işiten ve görendir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O'dur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde, sadece yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın çünkü işiten O'dur, gören O!

Elmalılı Hamdi Yazır

Kendilerine gelmiş kat'i bir bürhan olmaksızın Allahın ayetlerinde mücadele edenler muhakkak ki onların siynelerinde ancak yetişemiyecekleri bir kibir vardır sen hemen Allaha sığın, çünkü o, semi odur, basir o

Erhan Aktaş

Yetkili kılınmadıkları halde Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yetkili kılınmadıkları halde Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yetkili kılınmadıkları halde Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların kalplerinde, hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri bir büyüklenme tutkusu vardır. Sen, Allah'a sığın. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.

Fizilal-il Kuran

Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir.

Gültekin Onan

Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın, Tanrı'nın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur. Artık sen Tanrı'ya sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

Hamdi Döndüren

Allah’ın âyetleri üzerinde, kendilerine kesin bir kanıt gelmediği halde tartışanlara gelince; onların göğüslerinde, tatmin edemeyecekleri, büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen Allah’a sığın, çünkü O, çok iyi işiten, çok iyi görendir.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine gelmiş kat'i bir delil (ve salahiyyet) olmaksızın (körü körüne) Allahın ayetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde, hiç şübhe yok ki, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük (hevesin) den başka bir şey yokdur. Hemen sen (onların şerrinden) Allaha sığın. Çünkü O, (dediklerini) bizzat işiden, (yapdıklarını) hakkıyle görendir.

Hasib Asutay

Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri üzerinde tartışanlar var ya, onların göğüslerinde asla erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O'dur.

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz o kimseler ki, kendilerine gelmiş bir delîl olmaksızın Allah’ın âyetleri hakkında mücâdele ederler. Onların sînelerinde, kendisine ulaşamayacakları bir kibirden (sana üstün gelme arzusundan) başka bir şey yoktur. (Sen) hemen Allah’a sığın! Çünki Semî'(herşeyi işiten), Basîr (hakkıyla gören) ancak O’dur.

İbni Kesir

Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmadan Allah'ın ayetleri üzerinde tartışanların göğüslerinde, şüphesiz ki ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Öyleyse sen, Allah'a sığın. Muhakkak ki O'dur O, Semi, Basir.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadığı hâlde Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenler var ya, onların göğüslerinde (kalplerinde), asla ulaşamayacakları bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah’a sığın! Şüphesiz ki -O’dur O- duyan; gören.

Muhammed Esed

Allah'ın mesajlarını hiçbir delilleri olmadan sorgulayanlara gelince; onların içinde hiçbir zaman tatmin edemeyecekleri küstahça bir kendini beğenmişlik (duygusun)dan başka bir şey yoktur, öyleyse sen Allah'a sığın çünkü her şeyi işiten, her şeyi gören yalnız O'dur!

Mustafa İslamoğlu

Allah'ın ayetleri hakkında kendilerine ulaşmış hiçbir belge ve yetki olmadan tartışanlara gelince: onların içinde hiçbir zaman erişip (tatmin) olamayacakları bir büyüklenme tutkusu vardır, başkası değil. Artık sen sadece Allah'a sığın: çünkü O, evet O'dur her şeyi işiten, her şeyi görüp gözeten.

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok o kimseler ki, kendilerine gelmiş bir kat'i bürhan olmaksızın Allah'ın âyetlerinde mücadelede bulunurlar, onların sinelerinde kendilerinin yetişemeyecekleri bir böbürlenmeden başka bir şey yoktur. Sen hemen Allah'a sığın, şüphe yok ki bihakkın işitici, görücü olan O'dur O.

Ömer Öngüt

Kendilerine verilmiş kesin bir delil ve salâhiyet olmaksızın, Allah'ın âyetleri üzerinde tartışanların gönüllerinde hiç şüphe yok ki aslâ erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Öyleyse sen Allah'a sığın. Şüphesiz ki O işitendir, görendir.

Suat Yıldırım

Kendilerine ulaşan hiçbir delil olmaksızın Allah’ın âyetleri hakkında ileri geri tartışanların içlerinde olan duygu, sırf bir büyüklük kompleksinden başka bir şey değildir, ama onlar o özendikleri dereceye asla ulaşamazlar. Sen onların şerrinden Allah’a sığın.Çünkü O, her şeyi tam mânasıyla işitir ve bilir.

Süleyman Ateş

Kendilerine gelmiş hiçbir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışanlar var ya, onların göğüslerinde, (hiçbir zaman) erişemeyecekleri bir büyüklük taslamaktan başka bir şey yoktur. Sen Allah'a sığın, çünkü işiten, gören O'dur.

Süleymaniye Vakfı

Kendilerine ulaşmış güçlü bir delil olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaya girenlerin içlerinde sadece büyük olma (hevesi) vardır ki o büyüklüğe asla ulaşamazlar. Sen Allah'a sığın. O dinleyen ve görendir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ellerinde bir delil (dayanak) olmadan Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaya girenlerin göğüslerinde, asla ulaşamıyacakları bir büyüklük duygusu vardır. Sen Allah'a sığın. O dinler ve görür.

Şaban Piriş

Kendilerine gelen hiçbir delilleri olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışanların gönüllerinde kibirden başka bir şey yoktur. Onlar, ona ulaşamazlar. Öyleyse sen, Allah'a sığın. Çünkü O, işiten ve gören O'dur.

Tefhim-ul Kuran

Şüphesiz, kendilerine gelmiş bulunan hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri konusunda mücadele edenlere gelince; onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur. Artık sen Allah'a sığın. Şüphesiz O hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

Ümit Şimşek

Kendilerine ulaşmış bir delile dayanmaksızın Allah'ın âyetleri hakkında tartışmaya girenlerin gönüllerinde yatan şey, hiçbir zaman erişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden ibarettir. Sen Allah'a sığın. Çünkü O herşeyi işiten, herşeyi görendir.

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine gelmiş hiçbir kanıt olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında tartışıp duranlar var ya, onların göğüslerinde, asla ulaşamayacakları bir büyüklüğün kuruntusu vardır. Artık Allah'a sığın! O'dur Semi, O'dur Basir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, özlərinə bir dəlil gəlmədən Allahın ayələri barəsində mübahisə edənlərin ürəklərində böyüklük iddiasından başqa bir şey yoxdur. Onlar heç vaxt buna çatmayacaqlar. Sən Allaha sığın! Həqiqətən, O, Eşidəndir, Görəndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Şübhəsiz ki, (Rəbbindən) özlərinə bir dəlil gəlmədən Allahın ayələri barəsində mübahisə edənlərin ürəyində ancaq bir təkəbbür (böyüklük iddiası, sənə qarşı həsəd) vardır. Onlar heç vaxt Ona (böyüklüyə, peyğəmbərlik dərəcəsinə) çatmayacaqlar. Sən Allaha pənah apar. Həqiqətən, O, (hər şeyi) eşidəndir, görəndir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, die Gottes Zeichen ohne bereits erhaltene Beweise bestreiten, hegen im Herzen nur Hochmut. Sie erreichen damit nichts. Bitte Gott um Seinen Beistand! Er ist es, Der alles genau hört und sieht.

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, diejenigen, die über Allahs Zeichen streiten, ohne daß sie eine Ermächtigung erhalten hätten, haben in ihren Brüsten nur Neid (auf das), was sie nicht erreichen werden können. So suche Zuflucht bei Allah, denn Er ist der Allhörende und Allsehende.

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, diejenigen, die über die Zeichen Allahs streiten, ohne daß irgendeine Ermächtigung (dazu) zu ihnen (gekommen wäre) nichts ist in ihren Herzen als Großmannssucht -, sie werden es nicht erreichen. So nimm Zuflucht bei Allah. Wahrlich, Er ist der Allhörende, der Allsehende.

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, diejenigen, die über ALLAHs Ayat disputieren ohne Beweis, der ihnen zuteil wurde, in ihren Brüsten gibt es nichts außer Stolz, den sie nicht erlangen werden. So richte Istiʹadha an ALLAH! Gewiß, ER ist Der Allhörende, Der Allsehende.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Those who contend with opposing arguments against Allah's signs and seem resolved to dispute the truth of His revelations without being endowed with authority, simply vent their feelings overflowing with the sense of pride and inordinate self-esteem but attaining no end. Therefore, commit yourself O Muhammad, to Allah counter to their falsehood. He is AL-Sami’ (with unlimited audition), and AL-Bassir (the vigilant who sees all things),

Abdul Haleem

As for those who, with no authority to do so, dispute God’s messages, there is nothing in their hearts but a thirst for a greatness they will never attain. Seek refuge in God, for He is the All Hearing, the All Seeing.

Abdullah Yusuf Ali

Those who dispute about the signs of Allah without any authority bestowed on them,- there is nothing in their breasts but (the quest of) greatness, which they shall never attain to: seek refuge, then, in Allah: It is He Who hears and sees (all things).

Abul A'la Maududi

Verily those who dispute regarding the Signs of Allah without any evidence that might have come to them, nothing but vain pride fills their hearts. Yet they shall never be able to satisfy the pride with which they are puffed up. So seek refuge with Allah. Verily He is All-Hearing, All-Seeing.

Aisha Bewley

Certainly those who argue about the Signs of Allah without any authority having come to them have nothing in their breasts except for pride which they will never be able to vindicate. Therefore seek refuge with Allah. He is the All-Hearing, the All-Seeing.

Al-Hilali & Khan

Verily those who dispute about the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) of Allâh, without any authority having come to them, there is nothing else in their breasts except pride [to accept you (Muhammad صلى الله عليه وسلم) as a Messenger of Allâh and to obey you][1]. They will never have it (i.e. Prophethood which Allâh has bestowed upon you). So seek refuge in Allâh (O Muhammad صلى الله عليه وسلم from the arrogants). Verily, it is He Who is the All-Hearer, the All-Seer.

Ali Quli Qarai

Indeed those who dispute the signs of Allah without any authority that may have come to them —there is only vanity in their breasts, which they will never satisfy. So seek the protection of Allah; indeed He is the All-hearing, the All-seeing.

Amatul Rahman Omar

Those who dispute regarding the Messages of Allâh without any authoritative proof having come to them (from God in their support), there is nothing in their minds but (an ambition for) greatness to which (goal) they can never attain. So (do not bother about them rather) go on seeking refuge in Allâh (against their mischiefs). Surely, He alone is the All-Hearing, the All-Seeing.

Arthur John Arberry

Those who dispute concerning the signs of God, without any authority come to them, in their breasts is only pride, that they shall never attain. So seek thou refuge in God; surely He is the All-hearing, the All-seeing.

Bijan Moeinian

Those argumentative people who challenge the word of God without any knowledge are sick of arrogance (without even knowing it) and will fail. Seek refuge in God as He hears everything and sees everything.

E. Henry Palmer

Verily, those who wrangle concerning the signs of God without authority having come to them, there is naught in their breasts but pride; but they shall not attain it: do thou then seek refuge in God; verily, He both hears and looks!

Edip-Layth

Surely, those who dispute about God's signs without any authority given to them, there is nothing but arrogance in their chests, which they do not perceive. Therefore, seek refuge in God; He is the Hearer, the Seer.

George Sale

As to those who impugn the signs of God, without any convincing proof which hath been revealed unto them, there is nothing but pride in their breasts; but they shall not attain their desire: Wherefore fly for refuge unto God; for it is He who heareth and seeth.

Hamid S. Aziz

Surely those who dispute about the revelations (signs, communications) of Allah without any authority that has come to them, there is naught in their breasts but (a desire) to become great which they shall never attain. Therefore, seek refuge in Allah, surely He, only He is the Hearer, the Seer.

Mahmoud Ghali

Surely the ones who dispute concerning the signs of Allah without any all-binding authority having come up to them, decidedly in their breasts is nothing except pride; in no way will they be attaining (Literally: reaching) it, (i. e., the attainment of the fulfillment of their pride, or harming the Prophet, or attaining Prophet hood) so seek refuge in Allah; surely He, Ever He, is The Ever-Hearing, The Ever-Beholding.

Marmaduke Pickthall

Lo! those who wrangle concerning the revelations of Allah without a warrant having come unto them, there is naught else in their breasts save pride which they will never attain. So take thou refuge in Allah. Lo! He, only He, is the Hearer, the Seer.

Mohamed Ahmed - Samira

Verily those who argue in the matter of God's revelations, without authority having reached them, have nothing but pride in their hearts, and they will not achieve their end. So take refuge in God: Surely He is all-hearing and all-seeing.

Muhammad Asad

Behold, as for those who call God’s messages in question without having any evidence therefore in their hearts is nothing but overweening self-con­ceit, which they will never be able to satisfy: seek thou, then, refuge with God - for, verily, He alone is all-hearing, all-seeing!

Mustafa Khattab

Surely those who dispute Allah’s signs—with no proof given to them—have nothing in their hearts but greed for dominance, which they will never attain. So seek refuge in Allah. Indeed, He alone is the All-Hearing, All-Seeing.

Progressive Muslims

Surely, those who dispute about God's revelations without any authority given to them, there is nothing but arrogance in their chests, which they do not perceive. Therefore, seek refuge in God; He is the Hearer, the Seer.

Sahih International

Indeed, those who dispute concerning the signs of Allah without [any] authority having come to them - there is not within their breasts except pride, [the extent of] which they cannot reach. So seek refuge in Allah. Indeed, it is He who is the Hearing, the Seeing.

Sam Gerrans

Those who dispute concerning the proofs of God without an authority having come to them — in their breasts is only greatness they will never reach. So seek thou refuge in God; He is the Hearer, the Seeing.

Shabbir Ahmed

They contest the Messages of Allah without possible authoritative evidence, since they have nothing but false pride in their hearts. By self-glorification none shall attain dignity. (7:146), (40:35). Dispel their designs by seeking refuge in Allah's Laws. Behold, He, only He, is the Hearer, the Seer.

Syed Vickar Ahamed

Verily, those who disagree (and dispute) about the Signs of Allah without any authority given to them— In their hearts there is nothing but (the search for) greatness which they shall never get then, find (help and) shelter in Allah, Verily, it is He is the All Hearing (As-Sami’), the All Seeing (Al-Baseer).

Taqi Usmani

Surely, those who quarrel in Allah’s verses without any authority having reached them, there is nothing in their hearts but pride of greatness that they are not (able) to reach. So, seek refuge with Allah. Surely, He is the All-Hearing, the All-Seeing.

The Monotheist Group

Surely, those who dispute about the revelations of God without any authority given to them, there is nothing except arrogance in their chests, which they do not perceive. Therefore, seek refuge with God; He is the Hearer, the Seer.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku der heqê ayetên Xwedê de nîqaşê dikin –bêyî delîleke vebirî ku ji wan re hatibe. ji bilî kibr û quretiyekê pê ve tiştekî di dilên wan de tune ye. Ew ê negihîjin armanca xwe. Tu xwe biavêje ber hifza Xwedê. Bêguman Xwedê, her ew e yê bihîzer, yê bîner.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die over Gods tekenen twisten zonder dat er een machtiging tot hen gekomen is hebben in hun harten slechts grootheidswaan; zij zullen hun doel niet bereiken. Vraag dus God om bescherming; Hij is de wetende, de doorziende.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wat hen betreft, die de teekenen van God bestrijden, zonder dat hun een overtuigend bewijs werd geopenbaard, er is slechts trotschheid in hunne borsten; doch zij zullen hun verlangen niet verkrijgen; vlucht dus tot God, als een toevluchtsoord; want hij hoort en ziet alles.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, degenen die over de Verzen van Allah redetwisten zonder een bewijs dat tot hen is gekomen: in hun harten is niets dan hoogmoed waardoor zij het (doel) niet bereiken. Zoek daarom je toevlucht tot Allah: voorwaar, Hij is de Alhorende, de Alziende.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, те, которые препираются [спорят] о знамениях Аллаха (пытаясь, при помощи лжи, отвергнуть их) безо (всякого) довода, явившегося к ним (от Аллаха), – в их грудях [в их душах] только высокомерие [превознесение над истиной]. (И) они [неверующие] не достигнут (того, чего желают) [они не смогут сделать так, что ложь будет выше истины, и не обретут господства над тобой, о, Пророк]. Обратись же за защитой (от их зла) к Аллаху, – поистине, Он – Слышащий (и) Видящий!

Rusça — Osmanov

Воистину, в сердцах тех, которые спорят о знамениях Аллаха безо всякого довода, дарованного им, - одна лишь [мечта] о величии, которого они не обретут. Взывай же к Аллаху о помощи. Воистину, Он - внемлющий, зрящий!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Hjärtana hos dem som utan grund, utan bevis, sätter Guds uppenbarelser i fråga, är fyllda av högmod, (ett högmod så stort att) de aldrig kan tillfredsställa det. Tag därför din tillflykt till Gud - Han är Den som hör allt, ser allt.