(2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَدِيدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ اِلَيْهِ الْمَصِيرُ

tenzīlu l-kitābi mine (a)llahi l-ǎzīzi l-ǎlīmi / ğāfiri ƶ-ƶenbi ve ḳābili t-tevbi şedīdi l-ǐḳābi ƶī T-Tavli lā ilāhe illā huve ileyhi l-meSīru

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1تَنْزِيلُtenzīluن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirilişi
2الْكِتَابِl-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitabın
3مِنَminetarafındandır
4اللّٰهِ(a)llahiAllah
5الْعَزِيزِl-ǎzīziع ز زgüçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sertaziz (daima galib)
6الْعَلِيمِl-ǎlīmiع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamealim (herşeyi en iyi bilen)
1غَافِرِğāfiriغ ف رkorumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemekbağışlayandır
2الذَّنْبِƶ-ƶenbiذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçu
3وَقَابِلِve ḳābiliق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekve kabul edendir
4التَّوْبِt-tevbiت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbeyi
5شَدِيدِşedīdiش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çetin olandır
6الْعِقَابِl-ǐḳābiع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.azabı
7ذِيƶīsahibidir
8الطَّوْلِT-Tavliط و لUzun olmak, uzun süre devam etmek, kalıcı olmak, uzatılmak. taulu - bol servet, kişisel sosyal ve maddi imkanların yeterliliği, güç. tuulun - yükseklik. tawiilun - uzun. tatawala - yayılmak, uzatılmak/uzamak.lutuf
9لَاyoktur
10اِلٰهَilāheا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikilah
11اِلَّاillābaşka
12هُوَhuveO'ndan
13اِلَيْهِileyhiO'nadır
14الْمَصِيرُl-meSīruص ي رGitmek, olmak, yönelmek. Gidiş, yolculuk, ayrılış. Geri çekilmek, sonuçlanmak, neticeye varmak.dönüş

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Odur suçları örten ve tövbeleri kabûl eden ve azâbı şiddetli olan ve kullarına nîmetler ihsân eden; yoktur ondan başka tapacak ve dönüp varılacak yer, onun tapısıdır ancak.

Abdulkadir Gölpınarlı

Odur suçları örten ve tövbeleri kabûl eden ve azâbı şiddetli olan ve kullarına nîmetler ihsân eden; yoktur ondan başka tapacak ve dönüp varılacak yer, onun tapısıdır ancak.

Adem Uğur

O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi Allah'tandır ki. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O'nadır.

Ahmed Hulusi

Ğafir'iz Zenb (suçları bağışlayıcı), Kabilit Tevb (tövbeyi - hakikatine dönmeyi kabul edici), Şediyd ül 'Ikab (suçları acımasız şiddetle cezalandıran) ve Züt Tavl'dır (lütfu ihsanı bol olan). . . Tanrı yok, sadece "HU"! O'nadır dönüş.

Ahmet Tekin

Kur’ân, günahları bağışlayan, tevbeleri, günah işlemekten vazgeçip kendisine itaate yönelişleri kabul eden, suça, günaha, isyana, inkâra denk, âdil cezalandırma gücüne, sonsuz lütuf ve kereme sahip Allah tarafından indirilmiştir. Hak ilâh yalnızca O’dur. Sonuçta, yalnız O’nun huzuruna varıp hesap vereceksiniz.

Ahmet Varol

Günâhı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli olan ve lütuf sahibi (Allah tarafından). O'ndan başka ilâh yoktur. Dönüş O'nadır.

Ali Bulaç

Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Allah'tan). O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş O'nadır.

Ali Fikri Yavuz

O günah bağışlayan, tevbe kabul eden, azabı şiddetli olan ihsan sahibi Allah’dandır ki, O’ndan başka hiç bir ilâh yoktur; dönüş ancak O’nadır.

Ali Rıza Safa

Suçları bağışlayan ve pişmanlıkları kabul eden, cezası yaman, gücü sınırsızdır. O'ndan başka Tanrı yoktur. Dönüş, O'na olacaktır.

Bayraktar Bayraklı

- Bu kitap, mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi olan Allah tarafından indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş ancak O'nadır.

Bekir Sadak

O, gunahi bagislayan, tevbeyi kabul eden, cezasi siddetli, lutfu bol olandir. O'ndan baska tanri yoktur, donus O'nadir.

Celal Yıldırım

Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütuf ve ihsanı geniş ve bol olandır. O'ndan başka Tanrı yoktur. Varış O'nadır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(2-3)Kitabın indirilişi azîz ve alîm olan, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, hem cezalandırması şiddetli hem lutfu bol olan Allah’ın katındandır. O’ndan başka tanrı yoktur, dönüş yalnız O’nadır.

Diyanet İşleri

(2-3) Bu kitabın indirilmesi, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lütuf sahibi Allah tarafındandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

Diyanet İşleri (eski)

O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.

Diyanet Vakfi

(2-3) Bu Kitap mutlak galip, hakkıyla bilen, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi Allah tarafından indirilmiştir. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O'nadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O, günah bağışlayıcı, tevbe kabul edici, azabı şiddetli, kerem sahibi Allah'tandır ki O'ndan başka ilâh yoktur. Hem dönüş O'nadır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O günahkarları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezalandırması şiddetli, bol lütuf sahibi Allah'tan ki, O'ndan başka tapılacak yoktur. Dönüş de O'nadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O günah bağışlayıcı ve tevbe kabul edici ıkabı şiddetli, fadıl sahibi Allahdandır ki ondan başka tapılacak yok, hem onadır dönüm

Erhan Aktaş

O, suçu bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O, suçu bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O, suçu bağışlayan, tövbeyi kabul eden, cezası şiddetli, sınırsız güç sahibi olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş, yalnızca O'nadır.

Fizilal-il Kuran

O günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş O'nadır.

Gültekin Onan

Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Tanrı'dan). O'ndan başka tanrı yoktur. Dönüş O'nadır.

Hamdi Döndüren

O günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli olan, lütuf sahibi bulunan (Allah tarafından). O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Dönüş de ancak O’nadır.

Hasan Basri Çantay

(2-3) (Bu) kitabın indirilmesi; O mutlak gaalib, O (her şey'i) hakkıyle bilen, (mü'minlerin) günahı (nı) yarlığayan, tevbesini kabul eden, (kafirler ve muhaalifler için) azabı çetin, (ariflere) fazl (-u kerem) saahibi olan Allahdandır. Ondan başka hiçbir Tanrı yokdur. Dönüş ancak Onadır.

Hasib Asutay

Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası çetin olan ve lütuf sahibi (Allah tarafından). O'ndan başka ilâh yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

Hayrat Neşriyat

(2-3) (Bu) Kitâb’ın (Kur’ân’ın) indirilişi, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen), Alîm(hakkıyla bilen), günahı bağışlayan, tevbeyi kabûl eden, azâbı pek şiddetli ve çok lütuf sâhibi olan Allah tarafındandır. O’ndan başka ilâh yoktur. Dönüş ancak O’nadır.

İbni Kesir

Günahları bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lutfu bol olandır. O'ndan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.

Mehmet Okuyan

O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli olandır, lütuf sahibidir. O’ndan başka ilah yoktur; dönüş de yalnızca O’nadır.

Muhammed Esed

Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, intikamı çetin, lütfu sınırsız olan (Allah'tan). Ondan başka ilah yoktur, varış O'nadır.

Mustafa İslamoğlu

(O) günahları bağışlayan, kendine yönelenin yönelişini kabul eden, cezalandırması çetin, keremi de sınırsız olandır: O'ndan başka ilah yoktur ve tüm yolların sonu O'na çıkar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Günahı örten ve tevbeyi kabul eden, azabı şiddetli olan, geniş ihsan sahibi bulunan Allah cânibindendir. O'ndan başka ilâh yoktur. Dönüş ancak O'nadır.

Ömer Öngüt

O; günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka ilâh yoktur. Dönüş yalnız O'nadır.

Suat Yıldırım

O, aynı zamanda günahları bağışlar, tövbeleri kabul buyurur, ama cezalandırması da çetin olup, lütuf ve ihsanı pek geniştir. Ondan başka tanrı yoktur. Dönüş yalnız O’na olacaktır.

Süleyman Ateş

Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin olan, lutuf sahibi (Allah tarafından). O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.

Süleymaniye Vakfı

günahları bağışlayan, tövbeleri kabul eden, cezası çetin ve ihsanı bol olanın (katındandır). Ondan başka ilah yoktur, dönüp varılacak yer onun huzurudur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Günahları bağışlar, dönüşleri (tevbeleri) kabul eder, cezaları pek ağır ve imkanları geniştir. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.

Şaban Piriş

Günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azabı şiddetli ve bol lütuf sahibidir. Ondan başka ilah yoktur, dönüş O'nadır.

Tefhim-ul Kuran

Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası pek şiddetli olan ve lütuf sahibi (Allah'tan). O'ndan başka ilah yoktur. Dönüş O'nadır.

Ümit Şimşek

O günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, cezası şiddetli ve lütfu bol olandır. Ondan başta tanrı yoktur. Dönüş ancak Onadır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ğafir'dir, günahı affedendir. Tövbeyi kabul eden, azabı çetin, lütfu bol olandır O. İlah yoktur O'ndan gayrı. Yalnız O'nadır varış ve dönüş.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Bu, günahları Bağışlayan, tövbələri qəbul edən, cəzası şiddətli olan lütf sahibindəndir! Ondan başqa məbud yoxdur. Dönüş də Onadır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Günahları bağışlayan, tövbələri qəbul edən, cəzası şiddətli, kərəmi böyük olan (Allahdandır)! Ondan başqa heç bir tanrı yoxdur. Axır dönüş də Onadır!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Dem Vergebenden, Der die Reue annimmt, schwere Strafen verhängt und großzügige Gaben beschert. Es gibt keinen Gott außer Ihm. Zu Ihm allein kehren alle am Ende zurück.

Almanca — Der Edle Quran

dem Vergebenden der Sünde und dem Anehmenden der Reue, dem Strengen in der Bestrafung und Dem, Der voller Wohltätigkeit ist. Es gibt keinen Gott außer Ihm. Zu Ihm ist der Ausgang.

Almanca — M. A. Rassoul

dem die Sünde Vergebenden und die Reue Abnehmenden, dem Strengen in der Bestrafung, dem Besitzer der Gnadenfülle. Es ist kein Gott außer Ihm. Zu Ihm ist die Heimkehr.

Almanca — Muhammad Zaidan

Dem Allvergebenden der Verfehlung und Dem Annehmenden der Reue, Dem Harten im Strafen, Dem mit den Wohltaten. Es gibt keine Gottheit außer Ihm. Zu Ihm ist das Werden.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Who gives up claim to requital for a violation of a religious or a moral principle, Who accepts penitence of those who in lowliest plight repentant stood, Who also justly strikes at the root or foundation tending to the utter destruction, Who has the rightful claim to Omnipotence; No Ilah there is but He; He is the end and the purpose for which all are destined.

Abdul Haleem

Forgiver of sins and Accepter of repentance, severe in punishment, infinite in bounty. There is no god but Him; to Him is the ultimate return.

Abdullah Yusuf Ali

Who forgiveth sin, accepteth repentance, is strict in punishment, and hath a long reach (in all things). there is no god but He: to Him is the final goal.

Abul A'la Maududi

the Forgiver of sins, the Accepter of repentance, the Stern in retribution, the Bountiful. There is no god but He. To Him are all destined to return.

Aisha Bewley

The Forgiver of wrong action, the Accepter of tawba, the Severe in retribution, the Possessor of abundance. There is no god but Him. He is the final destination.

Al-Hilali & Khan

The Forgiver of sin, the Acceptor of repentance, the Severe in punishment, the Bestower (of favours). Lâ ilâha illâ Huwa (none has the right to be worshipped but He), to Him is the final return.

Ali Quli Qarai

forgiver of sins and acceptor of repentance, severe in retribution, [yet] all-bountiful, there is no god except Him, [and] toward Him is the destination.

Amatul Rahman Omar

Granter of protection against all sins and Acceptor of repentance, Severe in respect of punishment and the Lord of beneficence. There is no other, cannot be and will never be One worthy of worship but He. Towards Him is the eventual return.

Arthur John Arberry

Forgiver of sins, Accepter of penitence, Terrible in retribution, the Bountiful; there is no god but He, and unto Him is the homecoming.

Bijan Moeinian

God in one hand accepts repentance and forgives the sins and, on the other hand, severely punishes those who are too arrogant to ask for forgiveness and continue to oppose God’s orders. God is the only One worthy of worship; he showers the believers with favors and everyone eventually has to stand Him face to face.

E. Henry Palmer

the forgiver of sin and accepter of repentance, keen at punishment, longsuffering! there is no god but He! to whom the journey is!

Edip-Layth

Forgiver of sins, and acceptor of repentance, severe in retribution, with ability to reach. There is no god other than Him, to Him is the ultimate destiny.

George Sale

the forgiver of sin, and the accepter of repentance; severe in punishing; long suffering. There is no God but He: Before Him shall be the general assembly at the last day.

Hamid S. Aziz

The Forgiver of the faults and the Acceptor of repentance, Severe in punishment, Who has a Long Reach; there is no God but He; to Him is the journeying (the Final Goal).

Mahmoud Ghali

The Forgiver of (every) guilty (deed), and The Accepter of penance, strict in punishment, The Owner of Ampleness; there is no god except He; to Him is the Destiny.

Marmaduke Pickthall

The Forgiver of sin, the Accepter of repentance, the Stern in punishment, the Bountiful. There is no Allah save Him. Unto Him is the journeying.

Mohamed Ahmed - Samira

Forgiver of trespasses, acceptor of repentance, severe of retribution, lord of power. There is no god but He. Towards Him is your destination.

Muhammad Asad

forgiving sins and accepting repentance, severe in retribution, limitless in His bounty. There is no deity save Him: with Him is all jour­neys’ end.

Mustafa Khattab

the Forgiver of sin and Accepter of repentance, the Severe in punishment, and Infinite in bounty. There is no god ˹worthy of worship˺ except Him. To Him ˹alone˺  is the final return.

Progressive Muslims

Forgiver of sins, and acceptor of repentance, severe in retribution, with ability to reach. There is no god other than Him, to Him is the ultimate destiny.

Sahih International

The forgiver of sin, acceptor of repentance, severe in punishment, owner of abundance. There is no deity except Him; to Him is the destination.

Sam Gerrans

The Forgiver of Transgression, and the Accepter of Repentance, the Severe in Retribution, the Owner of Abundance. There is no god save He; unto Him is the journey’s end.

Shabbir Ahmed

Absolver of actions that cause you to trail behind in humanity, Acceptor of repentance, Stern in grasping, Infinite in Authority - there is no god but He. Unto Him is the destination of all journeying.

Syed Vickar Ahamed

The Forgiver of sin, the Acceptor of repentance, the Severe in punishment, the Bestower (of Mercy). There is no god but He: To Him is the Final Return.

Taqi Usmani

the One who forgives sins and accepts repentance, the One who is severe in punishment, the One who is the source of all power. There is no god but He. To Him is the ultimate return (of all).

The Monotheist Group

Forgiver of sins, and accepter of repentance, severe in retribution, with ability to reach. There is no god other than Him, to Him is the ultimate destiny.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Le Pardonneur des péchés, lʹAccueillant au repentir, le Dur en punition, le Détenteur des faveurs. Point de divinité à part Lui et vers Lui est la destination.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ê ku gunehbexşîn e, tobepejrîn e, ezabdijwar e û xwedankerem e. Ji Wî pê ve tu mebûdê birastî tun in. Veger, tenê bi bal Wî ve ye.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hij die de zonde vergeeft en het berouw aanvaardt, die streng is in de afstraffing en vermogend. Er is geen god dan Hij. Bij Hem is de bestemming.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Den vergever van zonden, en den aannemer van berouw, die streng in het straffen is. Hij is lankmoedig. Er is geen God buiten hem; en voor hem zal de algemeene verzameling op den jongsten plaats hebben.

Hollandaca — Siregar

De Vergever van de zonden en de Aanvaarder van het berouw, de Harde in de bestraffing, de Bezitter van grote macht. Geen god is er dan Hij, tot Hem is de terugkeer.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Который) прощает грехи (тех, которые просят у Него прощение) и принимает покаяние (тех, которые обращаются к Нему с покаянием), (Который) силен в наказании (тех, кто не кается), (Который) одаривает щедро (тех, которые покорны Ему). Нет бога [заслуживающего поклонение], кроме Него [никому нельзя поклоняться, кроме Него]; (и) к Нему – возвращение (всех творений) (в День Суда).

Rusça — Osmanov

[Он] - прощающий грехи, принимающий покаяние, суровый в наказании, щедро одаривающий: нет бога, кроме Него. К Нему - [конечное] возвращение.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Han som förlåter synd och tar emot ånger, som straffar hårt men låter Sin välsignelse flöda (över de troende). Ingen gudom finns utom Han; Han är målet för allas färd.