Saffat — Dil Profiliالصافات
860 kelime, 182 ayet üzerinden önceden hesaplanmıştır (18.08.2026).
Bu sureye özgü nadir kullanımlar
Kur'an genelinde en fazla 3 kez geçen ya da (kaç kez geçerse geçsin) yalnızca bu surede geçen kök ve çekim formları.
Nadir kökler
- ل ز ب(LZB)yalnızca bu suredeYapışmak, yapışkan olmak, gerekli olmak, zorunlu olmak, sıkı olmak, sert olmak, ağır olmak, sıkıntılı olmak
- ش و ب(ŞWB)yalnızca bu suredeKarıştırmak/harmanlamak, tağşiş etmek/bozmak, karmakarışık etmek/şaşırtmak. İçecek için karışım.
- ز ف ف(ZFF)yalnızca bu suredeAcele etmek, hızlıca gitmek, yakışır şekilde yürümek (bir erkek için söylenir), şiddetli koşmak.
- ج ب ن(CBN)yalnızca bu suredeKorkak, zayıf kalpli, korkaklık nedeniyle geri durdu/çekindi. Şakak/alnın yan tarafı, kaş.
- س و ح(SWḪ)yalnızca bu suredeToplanmak, dolaşmak, gezinmek, seyahat etmek, serbest kalmak, akıp gitmek, uzayıp gitmek
- ت ل ل(TLL)yalnızca bu suredeYatmak, indirmek, yere atmak, düşürmek, yere uzanmak, birinin akrabasının, boynunun, yanağının veya göğsünün üzerine uzanmak.
- ا ب ق(ÊBG)yalnızca bu suredeKaçmak, kaçtı, uzaklaştı, kendini sınırladı/gizledi/kısıtladı, kaçak/firari.
- غ و ل(ĞWL)yalnızca bu suredeYok etmek/yok olmak, birini hazırlıksız yakalamak; ölüm veya ölüm kararı; atmak, düşmesine sebep olmak; yolların veya yönlerin belirsiz olduğu ve insanların kaybolmasına neden olan yer; acele etme; hal veya görünüşte değişime uğramak; şüpheli, kafası karışık; uzak mesafe, uç noktalar; sıkıntı, sorun, rahatsızlık; sadakatsizlik; insanları yok eden bir tür cin veya şeytan; kötü veya yozlaşmış davranış, kötülük, yaramazlık
- س ه م(SHM)yalnızca bu suredeOk, hisse, pay, ölüm payı, talih, kısmet, kura, nasip, hız, iğne, ok gibi fırlamak, sivri uçlu şey
- ل ق م(LGM)yalnızca bu suredeAğza almak, tıkamak, (bir yolu) tıkamak/engellemek, durdurmak, yutmak, hızlıca yemek, lokma, öpmek/kucaklamak/kavramak
- و ص ب(WṦB)2×Sürekli olmak, zorunlu olmak, sağlam olmak, sürmek, devam etmek.
- ث ق ب(S̃GB)2×Delik, delikten geçmek, delmek/perfore etmek/delmek/delmek, yoğun (yükseliş), parlak yanmak/alevlenmek/parlamak (örneğin geceyi delercesine), yükselmek/ulaşmak, nüfuz etmek, ateş yakmak/tutuşturmak, ateş yakıtı, çok kırmızı bir adam, parlak (bilgiye uygulanabilir), matkap (delen alet).
- س ق م(SGM)yalnızca bu suredeHasta olmak, sağlıksız olmak, sayrı olmak, rahatsız olmak, hastalık, hastalıklı olmak, sıkıntılı olmak, sakat olmak
- ه ر ع(HRA)2×Hızlı ve titrek bir yürüyüşle yürümek, koşmak veya atılmak, hızlıca akmak, acele etmek, telaşlanmak.
- ن ز ف(NZF)2×Tüketmek, zihinsel yeteneklerden yoksun bırakmak.
- ل ف و(LFW)3×bulmak/karşılaşmak
- ع ر ي(ARY)3×Çıplak olmak, giysilerden arınmak. Ara - çıplak çöl veya yer, açık alan, atık arazi, kıyı.
- ن س ب(NSB)3×Bir kişinin soyağacını vermek veya sormak, soy sopunu öğrenmek, akrabalık, ilişki.
- ش ح ن(ŞḪN)3×Doldurmak/yüklemek/döşemek
- ل ذ ذ(LZ̃Z̃)3×Tatlı (veya baharatlı), lezzetli, hoş, keyif verici, duyuları tatmin eden olmak, uygun bulmak, haz/keyif/zevk almak.
- ز ق م(ZGM)3×Çabucak yemek, hızlıca yutmak, veba/salgın hastalık, herhangi bir öldürücü yiyecek, Cehennem ehlinin yiyeceği, Cehennemde bulunan belirli bir ağaç, kötü kokulu ve acı küçük yaprakları olan belirli bir ağaç, keskin kokulu toz renkli bir ağaç.
- ر و غ(RWĞ)3×Dikkat çevirmek, gelmek, eğmek, meyletmek.
Nadir çekim formları
- فَالزَّاجِرَاتِ(fe z-zācirāti)yalnızca bu surede
- وَالصَّافَّاتِ(ve S-Sāffāti)yalnızca bu surede
- زَجْرًا(zecran)yalnızca bu surede
- فَالتَّالِيَاتِ(fe t-tāliyāti)yalnızca bu surede
- دُحُورًا(duHūran)yalnızca bu surede
- وَاصِبٌ(vāSibun)yalnızca bu surede
- خَطِفَ(ḣaTife)yalnızca bu surede
- الْخَطْفَةَ(l-ḣaTfete)yalnızca bu surede
- مَارِدٍ(māridin)yalnızca bu surede
- ثَاقِبٌ(ṧāḳibun)yalnızca bu surede
- لَازِبٍ(lāzibin)yalnızca bu surede
- غَاوِينَ(ğāvīne)yalnızca bu surede
- مُسْتَسْلِمُونَ(musteslimūne)yalnızca bu surede
- فَاَغْوَيْنَاكُمْ(fe eğveynākum)yalnızca bu surede
- لَذَائِقُونَ(le ƶāiḳūne)yalnızca bu surede
- لَتَارِكُٓوا(le tārikū)yalnızca bu surede
- لَذَٓائِقُوا(le ƶāiḳū)yalnızca bu surede
- اَفَمَا(e fe mā)yalnızca bu surede
- اَئِنَّكَ(e inneke)yalnızca bu surede
- لَمَدِينُونَ(le medīnūne)yalnızca bu surede
- مُطَّلِعُونَ(muTTaliǔne)yalnızca bu surede
- بِمَيِّتِينَ(bi meyyitīne)yalnızca bu surede
- الْعَامِلُونَ(l-ǎāmilūne)yalnızca bu surede
- لَشَوْبًا(le şevben)yalnızca bu surede
- اَصْلِ(eSli)yalnızca bu surede
- اَئِفْكًا(e ifken)yalnızca bu surede
- يَزِفُّونَ(yeziffūne)yalnızca bu surede
- ذَاهِبٌ(ƶāhibun)yalnızca bu surede
- فَاَقْبَلُٓوا(fe eḳbelū)yalnızca bu surede
- اَسْلَمَا(eslemā)yalnızca bu surede
- الْمَنَامِ(l-menāmi)yalnızca bu surede
- الْبَلٰٓؤُ۬ا(l-belā'u)yalnızca bu surede
- السَّعْيَ(s-seǎ'ye)yalnızca bu surede
- وَفَدَيْنَاهُ(ve fedeynāhu)yalnızca bu surede
- لِلْجَبِينِ(li l-cebīni)yalnızca bu surede
- وَبَشَّرْنَاهُ(ve beşşernāhu)yalnızca bu surede
- الْمُسْتَبِينَ(l-mustebīne)yalnızca bu surede
- اَتَدْعُونَ(e ted'ǔne)yalnızca bu surede
- بَعْلًا(beǎ'len)yalnızca bu surede
- الْمُسَبِّحِينَ(l-musebbiHīne)yalnızca bu surede
- يَقْطِينٍ(yeḳTīnin)yalnızca bu surede
- وَبِالَّيْلِۜ(ve bi l-leyli)yalnızca bu surede
- الْمُدْحَضِينَ(l-mudHaDīne)yalnızca bu surede
- اَلِرَبِّكَ(e li rabbike)yalnızca bu surede
- شَاهِدُونَ(şāhidūne)yalnızca bu surede
- بِكِتَابِكُمْ(bi kitābikum)yalnızca bu surede
- بِفَاتِنِينَ(bi fātinīne)yalnızca bu surede
- صَالِ(Sāli)yalnızca bu surede
- الصَّافُّونَ(S-Sāffūne)yalnızca bu surede
- الْمُسَبِّحُونَ(l-musebbiHūne)yalnızca bu surede
- جُنْدَنَا(cundenā)yalnızca bu surede
- كَلِمَتُنَا(kelimetunā)yalnızca bu surede
- الْمَنْصُورُونَ(l-menSūrūne)yalnızca bu surede
- صَبَاحُ(SabāHu)yalnızca bu surede
- بِسَاحَتِهِمْ(bi sāHatihim)yalnızca bu surede
- تَنَاصَرُونَ(tenāSarūne)yalnızca bu surede
- اَلْفَوْا(elfev)yalnızca bu surede
- وَتَلَّهُ(ve tellehu)yalnızca bu surede
- فَنَبَذْنَاهُ(fe nebeƶnāhu)yalnızca bu surede
- وَقِفُوهُمْ(ve ḳifūhum)yalnızca bu surede
- يَزِيدُونَ(yezīdūne)yalnızca bu surede
- اَبَقَ(ebeḳa)yalnızca bu surede
- افْعَلْ(f'ǎl)yalnızca bu surede
- وَاٰتَيْنَاهُمَا(ve āteynāhumā)yalnızca bu surede
- عَجِبْتَ(ǎcibte)yalnızca bu surede
- فَلَنِعْمَ(fe le niǎ'me)yalnızca bu surede
- وَنَجَّيْنَاهُمَا(ve necceynāhumā)yalnızca bu surede
- لَتَمُرُّونَ(le temurrūne)yalnızca bu surede
- فَاهْدُوهُمْ(fe hdūhum)yalnızca bu surede
- وَنَصَرْنَاهُمْ(ve neSarnāhum)yalnızca bu surede
- يَسْتَسْخِرُونَ(yestesḣirūne)yalnızca bu surede
- وَاَبْصِرْهُمْ(ve ebSirhum)yalnızca bu surede
- غَوْلٌ(ğavlun)yalnızca bu surede
- اِلْيَاسِينَ(ilyāsīyn)yalnızca bu surede
- الْمُجِيبُونَ(l-mucībūne)yalnızca bu surede
- فَبَشَّرْنَاهُ(fe beşşernāhu)yalnızca bu surede
- اَذْبَحُكَ(eƶbeHuke)yalnızca bu surede
- وَهَدَيْنَاهُمَا(ve hedeynāhumā)yalnızca bu surede
- لَتُرْدِينِ(le turdīni)yalnızca bu surede
- اُحْشُرُوا(uHşurū)yalnızca bu surede
- تَأْتُونَنَا(te'tūnenā)yalnızca bu surede
- مَسْؤُ۫لُونَ(mes'ūlūne)yalnızca bu surede
- فَسَاهَمَ(fe sāheme)yalnızca bu surede
- فَالْتَقَمَهُ(fe lteḳamehu)yalnızca bu surede
- ضَرْبًا(Derben)2×
- رُؤُ۫سُ(ru'ūsu)2×
- نَظْرَةً(neZraten)2×
- اِلْيَاسَ(ilyāse)2×
- اٰلِهَتِهِمْ(ālihetihim)2×
- فَاَلْقُوهُ(fe elḳūhu)2×
- تُؤْمَرُ(tu'meru)2×
- كِدْتَ(kidte)2×
- بُنْيَانًا(bunyānen)2×
- مَنَنَّا(menennā)2×
- الْخَالِقِينَ(l-ḣāliḳīne)2×
- وَقَوْمَهُمَا(ve ḳavmehumā)2×
- ضَالِّينَ(Dāllīne)2×
- بَطْنِهِ(beTnihi)2×
- اَذٰلِكَ(e ƶālike)2×
- نَسَبًا(neseben)2×
- سَلِيمٍ(selīmin)2×
- الْبَاقِينَ(l-bāḳīne)2×
- عَجُوزًا(ǎcūzen)2×
- اَفَبِعَذَابِنَا(e fe bi ǎƶābinā)2×
- اَئِنَّا(e innā)2×
- الْمُحْضَرِينَ(l-muHDerīne)2×
- بَيْضٌ(beyDun)2×
- وَحِفْظًا(ve HifZen)2×
- الْمَشَارِقِ(l-meşāriḳi)2×
- دَاخِرُونَ(dāḣirūne)2×
- زَجْرَةٌ(zecratun)2×
- طَاغِينَ(Tāğīne)2×
- مُشْتَرِكُونَ(muşterikūne)2×
- كَاَنَّهُنَّ(keennehunne)2×
- لَذَّةٍ(leƶƶetin)2×
- قَرِينٌ(ḳarīnun)2×
- الزَّقُّومِ(z-zeḳḳūmi)2×
- فَمَالِؤُ۫نَ(fe māliūne)2×
- لَاٰكِلُونَ(lākilūne)2×
- اَتَعْبُدُونَ(e teǎ'budūne)2×
- سَقِيمٌ(seḳīmun)yalnızca bu surede
- ظَنُّكُمُ(Zennukumu)2×
- ذُبِحَ(ƶubiHa)2×
- ذُرِّيَّتِهِمَا(ƶurriyyetihimā)2×
- مُلِيمٌ(mulīmun)2×
- بِالْعَرَاءِ(bi l-ǎrā'i)2×
- اَرْسَلْنَاهُ(erselnāhu)2×
- اِفْكُهُمْ(ifkuhum)2×
- الْاَسْفَلِينَ(l-esfelīne)2×
- مَوْتَتَنَا(mevtetenā)2×
- الْمُصَدِّقِينَ(l-muSaddiḳīne)2×
- الْكَوَاكِبِ(l-kevākibi)2×
- وَيَسْخَرُونَ(ve yesḣarūne)2×
- يُهْرَعُونَ(yuhraǔne)2×
- ابْنُوا(bnū)2×
- نَادٰينَا(nādānā)2×
- وَيُقْذَفُونَ(ve yuḳƶefūne)2×
- وَنَادَيْنَاهُ(ve nādeynāhu)2×
- فَاسْتَفْتِهِمْ(fe steftihim)yalnızca bu surede
- تَنْطِقُونَ(tenTiḳūne)2×
- يُنْزَفُونَ(yunzefūne)2×
- فَلْيَعْمَلِ(fe l yeǎ'meli)2×
- اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا(e ve ābā'unā)2×
- طَلْعُهَا(Tal'ǔhā)3×
- قَائِلٌ(ḳāilun)3×
- صَدَّقْتَ(Saddeḳte)3×
- شِهَابٌ(şihābun)3×
- لِلشَّارِبِينَ(li ş-şāribīne)3×
- الرُّءْيَا(r-ru'yā)3×
- ظَالِمٌ(Zālimun)3×
- الْبَنُونَ(l-benūne)3×
- الْحُوتِ(l-Hūti)3×
- سَتَجِدُنِي(se tecidunī)3×
- مُكْرَمُونَ(mukramūne)3×
- الْكَرْبِ(l-kerbi)3×
- فَوَاكِهُ(fevākihu)3×
- الْمَشْحُونِ(l-meşHūni)3×
- تَنْحِتُونَ(tenHitūne)3×
- دَمَّرْنَا(demmernā)3×
- شِيعَتِهِ(şīǎtihi)3×
- اَهُمْ(e hum)3×
- نَفْعَلُ(nef'ǎlu)3×
- مَكْنُونٍ(meknūnin)3×
- قَاصِرَاتُ(ḳāSirātu)3×
- الطَّرْفِ(T-Tarfi)3×
- كَأْسٍ(ke'sin)3×
- الْبُطُونَ(l-buTūne)3×
- فَرَاغَ(fe rāğa)3×
- سَيَهْدِينِ(se yehdīni)3×
- مَتَّعْنَاهُمْ(metteǎ'nāhum)3×
- وَتَذَرُونَ(ve teƶerūne)3×
- يُطَافُ(yuTāfu)3×
- خَلَقْنَاهُمْ(ḣaleḳnāhum)3×
- يَسْتَعْجِلُونَ(yesteǎ'cilūne)3×
Zaman kipi dağılımı
Fiillerin kaçı geçmiş (Mazi), kaçı geniş/şimdiki-gelecek (Muzari), kaçı buyurgan (Emir) kipte.
- Mazi (geçmiş)
- 114 (%59)
- Muzari (şimdiki/gelecek)
- 62 (%32)
- Emir (buyurgan)
- 17 (%9)
Kur'an geneli: Mazi %47 · Muzari %43 · Emir %10 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor (iki-oranlı z-testi, |z|>1.96).
Zamir / hitap şekli dağılımı
Zamirlerin kaçı 1. şahıs (konuşan), kaçı 2. şahıs (doğrudan hitap edilen), kaçı 3. şahıs (hakkında konuşulan).
- Mütekellim (1. şahıs)
- 46 (%24)
- Muhatap (2. şahıs)
- 49 (%25)
- Gaib (3. şahıs)
- 98 (%51)
Kur'an geneli: Mütekellim %13 · Muhatap %24 · Gaib %64 — koyu renkli değerler bu taban orandan istatistiksel olarak anlamlı ölçüde sapıyor.
Fiil babı (kalıbı) dağılımı
Bu suredeki mezid (kalıba girmiş) fiillerin hangi babda çekildiği — ör. Tef'îl (yoğunlaştırma/geçişlilik), İfti'âl (dönüşlülük) gibi. Mücerred (yalın) fiiller ve isimler bir baba sahip olmadığından dağılıma girmez.
Baş / orta / son karşılaştırması
Sure ilerledikçe kip/hitap dağılımı değişiyor mu?
| Bölüm | Ayetler | Mazi/Muzari/Emir | Mütekellim/Muhatap/Gaib |
|---|---|---|---|
| Baş | 1-61 | 40/23/5 | 11/17/40 |
| Orta | 62-122 | 46/20/6 | 25/17/30 |
| Son | 123-182 | 28/19/6 | 10/15/28 |
Öne çıkan kökler
Bu surede, Kur'an genelindeki oranına göre beklenenden anlamlı ölçüde daha sık geçen kökler (hiper-geometrik z-skoru — bkz. Arama sayfasındaki bağlam taraması ile aynı yöntem).
- س ق م(SGM)Hasta olmak, sağlıksız olmak, sayrı olmak, rahatsız olmak, hastalık, hastalıklı olmak, sıkıntılı olmak, sakat olmak2 ayet · beklenen 0.1 · z=8.16
- ر و غ(RWĞ)Dikkat çevirmek, gelmek, eğmek, meyletmek.2 ayet · beklenen 0.1 · z=6.56
- ج ح م(CḪM)Ateş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.6 ayet · beklenen 0.8 · z=6.12
- ك ر ب(KRB)Üzülmek, keder vermek, aşırı yüklemek, sıkıntı vermek, ipi bükmek, sıkılaştırmak, yakın olmak veya kapatmak2 ayet · beklenen 0.1 · z=5.60
- ز ج ر(ZCR)Yasaklamak, uzaklaştırmak, men etmek, azarlamak, kovmak, korkutup kaçırmak, azarlamak, caydırmak, cesaretini kırmak, geri püskürtmek, engellemek, sert konuşmayla azarlamak, sesle veya kınayarak azarlamak, onu durdurmak, onu engellemek veya onu yasaklamak, sert konuşmayla: veya engellemek, durdurmak, kısıtlamak veya alıkoymak: veya yasaklamak veya men etmek [herhangi bir bağırma veya konuşma yoluyla].2 ayet · beklenen 0.1 · z=4.93
- خ ل ص(ḢLṦ)Saf/hakiki/karışımsız/berrak olmak, güvende/emniyette/utanç veya zorluk ya da yıkımdan uzak olmak, insanların yanından çekilmek/ayrılmak, gelmek/yaklaşmak/ulaşmak, bir şeyi berrak veya saf yapmak, açıklamak/izah etmek/yorumlamak, birisiyle karşılıklı saflıkla davranmak, saf ve samimi olmak, bir şeyi veya kişiyi tamamen kendine mal etmek, saf ve samimi şekilde inanmak (ikiyüzlülükten uzak).5 ayet · beklenen 0.9 · z=4.48
- ت ر ك(TRK)Terk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.5 ayet · beklenen 1.1 · z=3.84
- ط ل ع(ŦLA)Yükselmek, yukarı çıkmak, öğrenmek, yaklaşmak, birine doğru gelmek, başlamak, tırmanmak, ulaşmak, filizlenmek, fark etmek, bakmak, aramak, incelemek, açığa çıkarmak, açıklamak, görünmek, bilgilendirmek, meydana gelmek, düşünmek, bilmek. tal'un - hurma ağacının çiçeklerini saran kın veya kılıf, ayrıca meyvenin ilk göründüğü hali, meyve, sıralı hurmalar. tuluu - yükseliş. matla'un - güneşin doğuş alacakaranlığı. atla'a (fiil 4) - birine açık etmek, anlamasını sağlamak. ittala'a, itta'ala'a için (fiil 8) - yukarı çıkmak, nüfuz etmek. attala'a, a'attala'a için - nüfuz etti mi (burada soru hamzasından sonra birleşme hamzası waslah çıkarılmış).3 ayet · beklenen 0.5 · z=3.47
- ذ ب ح(Z̃BḪ)Bölmek/yırtmak, boğazını kesmek, kalmak, kurban etmek, açıp yırtmak, hendek, katletmek/katliam yapmak, çok sayıda öldürmek, kurban edilen şey, kurban, kesilen kişi.2 ayet · beklenen 0.3 · z=3.44
- ص ف ف(ṦFF)Düzgünce, yan yana, dizilmiş, sıra/dizi/çizgi halinde, düzenli şekilde, bir kuşla ilgili olarak: kanatlarını düz bir çizgi halinde açmak, kanatlarını germek/yaymak (yani çırpmadan).2 ayet · beklenen 0.3 · z=2.83