(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.

كَدَأْبِ اٰلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا فَاَخَذَهُمُ اللّٰهُ بِذُنُوبِهِمْ وَاللّٰهُ شَدِيدُ الْعِقَابِ

ke de'bi āli fir'ǎvne ve(e)lleƶīne min ḳablihim keƶƶebū bi āyātinā fe eḣaƶehumu (a)llahu bi ƶunūbihim ve(a)llahu şedīdu l-ǐḳābi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَدَأْبِke de'biد ا بÇabalamak, gayret göstermek, emek vermek, didinmek, çalışkan olmak, gayretli olmak, yorulmak/yorgun düşmek, devam etmek, zorlamak, kovmak/uzaklaştırmak, avlamak, rehin vermek, sebat etmek, ısrar etmek, sürmek, dayanmak, özenli olmak, gayretli olmak, kararlılıkla çabalamak, zorlamak, sürmek, yolunda ilerlemek, sürekli çalışmak. Da'b - alışkanlık/örf/tarz/durum/iş, yapma şekli, durum, iş, istek. Da'ban - davranışa göre, sıkı ve sürekli çalışarak, yolunda giderek.durumu gibi
2اٰلِāliا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçailesinin
3فِرْعَوْنَfir'ǎvneفرعونFir'avn
4وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimselerin
5مِنْmin
6قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekonlardan önceki
7كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.onlar da yalanladılar
8بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
9فَاَخَذَهُمُfe eḣaƶehumuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekonları yakaladı
10اللّٰهُ(a)llahuAllah
11بِذُنُوبِهِمْbi ƶunūbihimذ ن بİzlemek, hikaye yapmak, ek eklemek, yakından takip etmek, benek oluşmaksuçlaruyla
12وَاللّٰهُve(a)llahuAllah'ın
13شَدِيدُşedīduش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.çetindir
14الْعِقَابِl-ǐḳābiع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.cezası

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Firavun soyu ve ondan öncekiler gibi hani. Âyetlerimizi yalanladılar, Allah da onları suçlarıyla alıverdi ve Allah'ın cezası çetindir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Firavun soyu ve ondan öncekiler gibi hani. Âyetlerimizi yalanladılar, Allah da onları suçlarıyla alıverdi ve Allahʼın cezası çetindir.

Adem Uğur

(Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

Ahmed Hulusi

(Onların gidişatı) tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi. . . (Onlar) işaretlerimizi (Esma'nın açığa çıkışı olan işaretleri) yalanlamışlardı. Allah da onları bu suçlarıyla yakalayıverdi. Allah Şediyd ül 'Ikab'dır (yapılan suçun hak ettiği karşılığı vermede çok şiddetlidir).

Ahmet Tekin

İnkârda ısrar edenlerin halleri, Firavun hanedanının, devlet görevlilerinin, yandaşlarının ve onlardan öncekilerin hallerine, davranışına benziyor. Onlar âyetlerimizi, Kur’ân’ı yalanladılar. Bunun üzerine Allah, işledikleri günâhlar sebebiyle onları suçüstü yakaladı. Allah onlara, âyetlerinin inkâr edilme suçuna denk âdil ceza verme gücüne sahiptir.

Ahmet Varol

Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan önce geçmiş olanlar gibi ki, onlar bizim ayetlerimizi inkar ettiler; Allah da günahlarından dolayı onları yakaladı. [2] Allah cezası çok şiddetli olandır.

Ali Bulaç

Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Allah günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

Ali Fikri Yavuz

O kâfirlerin Râsûlüllah’ı tekzipleri, tıpkı Firavun hânedânının ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir. Onlar, bizim âyetlerimizi yalanladılar da Allah, yaptıkları günahlar sebebiyle kendilerini enseledi. Allah’ın azâbı çok şiddetlidir.

Ali Rıza Safa

Firavun ailesi ve onlardan öncekiler gibi ayetlerimizi yalanladılar. Sonunda Allah, suçları yüzünden onları yakaladı. Çünkü Allah'ın cezası çok yamandır.

Bayraktar Bayraklı

İnkarcıların yolu Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim ayetlerimizi yalanladılar; Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

Bekir Sadak

Bunlarin tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan oncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladilar da Allah onlari gunahlarindan dolayi yok etti. Allah'in cezalandirmasi siddetlidir.

Celal Yıldırım

(Evet, bunların gidişi ve tutumu) Fir'avn'ın aile ve yoldaşlarının ve onlardan öncekilerin tutumuna benzer ki âyetlerimizi yalanladılar da bu yüzden Allah onları günahlarıyla yakalayıp (cezalandırdı). Allah'ın cezası pek şiddetlidir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Firavun hânedanının ve onlardan öncekilerin durumu gibi; onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da günahları yüzünden onları yakalayıverdi. Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

Diyanet İşleri

(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.

Diyanet İşleri (eski)

Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları günahlarından dolayı yok (helak) etti. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir.

Diyanet Vakfi

(Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahları yüzünden tutup yakaladı. Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tıpkı Ali Fir'avnin gidişi gibi, ki ayetlerimizi tekzib ettiler de Allah onları cürümlerile tutup alıverdi, Allahın ikabı çok şiddetlidir.

Erhan Aktaş

Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.

Fizilal-il Kuran

Tıpkı Firavunoğulları gibi, daha öncekilerin durumu gibi. Onlar ayetlerimizi yalanladılar. Allah da günahları yüzünden onların yakalarına yapıştı. Hiç kuşkusuz Allah'ın azabı ağırdır.

Gültekin Onan

Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Tanrı günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Tanrı, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

Hamdi Döndüren

(Onların sonu), tıpkı Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin sonu gibi olacaktır. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Çünkü Allah, cezası çok şiddetli olandır!

Hasan Basri Çantay

(Onların gidişi) tıbkı Fir'avn haanedanının ve onlardan evvel gelenlerin gidişi gibidir. Onlar bizim ayetlerimizi yalanladılar da Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah, cezası pek çetin olandır.

Hasib Asutay

(Onların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günâhlarıyla yakaladı. Allah, cezası çetin olandır.

Hayrat Neşriyat

(Bunların âdeti) Fir'avun ehlinin ve onlardan öncekilerin âdeti gibidir. (Onlar da)âyetlerimizi yalanlamışlardı. Allah da onları, günahları sebebi ile yakalayıvermişti. Allah ise, azâbı pek şiddetli olandır.

İbni Kesir

Tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin yaptığı gibi. Onlar ayetlerimizi yalanladılar da Allah günahlarından dolayı onları yakalayıverdi. Allah azabı çok şiddetli olandır.

Mehmet Okuyan

(Bunların durumu) tıpkı Firavun’un ailesinin (destekçilerinin) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. (Onlar) ayetlerimizi yalanlamışlardı; Allah da günahları sebebiyle onları yakalamıştı. Allah, azabı şiddetli olandır.

Muhammed Esed

Firavun halkının ve onlardan önce yaşayanların başına gelenlerin aynısı (onların başına da gelecek): Onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah günahlarından dolayı onları hesaba çekti: çünkü Allah karşılık vermede şedittir.

Mustafa İslamoğlu

(Onların gidişatı da) tıpkı Firavun toplumu ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi: mesajlarımızı yalanladılar ve Allah da onları günahları nedeniyle (suçüstü) yakalayıverdi: Allah pek şiddetli cezalandırandır.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onların bu gidişi, tıpkı âl-i Fir'avun'un ve ondan evvelki kimselerin gidişi gibidir ki bizim âyetlerimizi tekzîp ettiler. Allah Teâlâ da onları günahları sebebiyle yakaladı. Ve Allah Teâlâ Şedîdü'l-İkab'tır.

Ömer Öngüt

(Kâfirlerin gidişatı) tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar âyetlerimizi yalanladılar, Allah da onları günahları ile yakaladı. Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

Suat Yıldırım

Tıpkı Firavun taraftarlarının ve onlardan daha öncekilerin gidişi gibi. Onlar, âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini cürümleri sebebiyle kıskıvrak yakaladı. Allah’ın cezası pek şiddetlidir.

Süleyman Ateş

Fir'avn ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Onlar da ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah'ın cezası çetindir.

Süleymaniye Vakfı

(Onların durumu,) tıpkı Firavun hanedanının ve daha öncekilerin durumu gibidir. Onlar ayetlerimiz karşısında yalana sarıldılar. Allah da onları günahları sebebiyle yakaladı. Allah cezalandırması çetindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunların tutumu, Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir. Onlar da ayetlerimiz karşısında yalana sarılmışlardı da Allah suçüstü yakalamıştı. Allah cezayı, suçla doğru orantılı olarak verir.

Şaban Piriş

Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi (tavırları) gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah'ın cezalandırması pek şiddetlidir.

Tefhim-ul Kuran

Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Allah günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Allah, (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.

Ümit Şimşek

Tıpkı Firavun ehli ile daha öncekilerin durumu gibi. Onlar da âyetlerimizi yalanlamışlardı. Derken Allah onları günahlarıyla yakalayıverdi. Allah'ın ise cezası pek şiddetlidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanlamışlardı da Allah, onları günahları yüzünden yakalamıştı. Allah, cezayı çok şiddetli vermektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onların əməli Firon nəslinin və onlardan əvvəlkilərin əməlinə bənzəyir. Onlar Bizim ayələrimizi yalan hesab etdilər, Allah da onları günahlarına görə yaxaladı. Allah şiddətli cəza verəndir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Bunların adəti Firʼon camaatının və onlardan əvvəl gələnlərin adətinə bənzəyir! Onlar Bizim ayələrimizi təkzib etdilər. Allah da onları günahlarına görə cəzalandırdı. Allahın əzabı şiddətlidir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie ähneln den Anhängern Pharaos und den Ungläubigen aus noch früheren Zeiten. Sie erklärten Unsere Zeichen für Lüge. Da bestrafte sie Gott qualvoll wegen ihrer Sünden. Gottes Strafe ist gewaltig.

Almanca — Der Edle Quran

Nach der Art der Leute Firʹauns und derjenigen vor ihnen: Sie erklärten Unsere Zeichen für Lüge, und da ergriff sie Allah für ihre Sünden. Und Allah ist streng im Bestrafen.

Almanca — M. A. Rassoul

Nach dem Brauch des Volkes Pharaos und derer, die vor ihnen waren, verwarfen sie Unsere Zeichen als Lüge. Da ergriff Allah sie in ihrer Schuld. Und Allah ist streng im Strafen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Genauso wie im Falle der Pharao-Familie und derjenigen vor ihnen, sie haben Unsere Ayat verleugnet, dann bestrafte ALLAH sie umgehend wegen ihrer Verfehlungen. Und ALLAH ist hart im Strafen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

What becomes of them compares to what had become of the people of Pharaoh and to those who preceded them who refused to recognize Our revelations and signs, evincing both Omnipotence and Authority. Consequently Allah seized them with a calamity and reduced them to a useless form in requital of their iniquities. With justness does Allah punish severely.

Abdul Haleem

just as Pharaoh’s people and their predecessors denied Our revelations, and God punished them for their sins: God is severe in punishing.

Abdullah Yusuf Ali

(Their plight will be) no better than that of the people of Pharaoh, and their predecessors: They denied our Signs, and Allah called them to account for their sins. For Allah is strict in punishment.

Abul A'la Maududi

(To them shall happen) the like of what happened to the people of Pharaoh, and those before them. They rejected Our signs, so Allah seized them for their sins. Allah indeed is severe in punishment.

Aisha Bewley

as was the case with the people of Pharaoh and those before them. They denied Our Signs so Allah seized them for their wrong actions. Allah is fierce in retribution.

Al-Hilali & Khan

Like the behaviour of the people of Fir‘aun (Pharaoh) and those before them; they belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.). So Allâh seized (destroyed) them for their sins. And Allâh is Severe in punishment.

Ali Quli Qarai

as in the case of Pharaoh’s clan and those who were before them, who denied Our signs. So Allah seized them for their sins, and Allah is severe in retribution.

Amatul Rahman Omar

(Their conduct is) like the conduct of the followers of Pharaoh and those before them. They cried lies to Our Messages, so that Allâh took them to task for their sins. Allâh is Severe in retribution.

Arthur John Arberry

like Pharaoh's folk, and the people before them, who cried lies to Our signs; God seized them because of their sins; God is terrible in retribution.

Bijan Moeinian

[The laters, like] the people of Pharaoh, and the disbelievers before them, rejected God’s revelations; consequently, God punished them for this sin of theirs.

E. Henry Palmer

As was the wont of Pharaoh's people, and those before them, they said our signs were lies, and God caught them up in their sins, for God is severe to punish.

Edip-Layth

Like the behavior of the people of Pharaoh and those before them. They rejected Our signs, so God took them for their sins. God is severe in retribution.

George Sale

According to the wont of the people of Pharaoh, and of those who went before them, they charged our signs with a lie; but God caught them in their wickedness, and God is severe in punishing.

Hamid S. Aziz

As was the case with Pharaoh's people and their predecessors: they said Our signs were lies, and Allah seized them for their sins, for Allah is severe in punishment.

Mahmoud Ghali

As was the steadfast manner of the house of Firaawn, (Pharaoh) and the ones before them (who) cried lies to Our signs, so Allah took them away for their guilty deeds; and Allah is strict in punishment.

Marmaduke Pickthall

Like Pharaoh's folk and those who were before them, they disbelieved Our revelations and so Allah seized them for their sins. And Allah is severe in punishment.

Mohamed Ahmed - Samira

Like the people of the Pharaoh, and those before them, who rejected Our signs, and were punished for their sins by God; and the punishment of God is severe.

Muhammad Asad

[To them shall - happen] the like of what happened to Pharaoh's people and those who lived before them: they gave the lie to Our messages - and so God took them to task for their sins: for God is severe in retribution.

Mustafa Khattab

Their fate will be like that of the people of Pharaoh and those before them—they all rejected Our signs, so Allah seized them for their sins. And Allah is severe in punishment.

Progressive Muslims

Like the behaviour of the people of Pharaoh and those before them. They rejected Our signs so God took them for their sins. God is awesome in retribution.

Sahih International

[Theirs is] like the custom of the people of Pharaoh and those before them. They denied Our signs, so Allah seized them for their sins. And Allah is severe in penalty.

Sam Gerrans

Like the case of the house of Pharaoh and those before them: they denied Our proofs, so God seized them for their transgressions; and God is severe in retribution.

Shabbir Ahmed

Like Pharaoh's people and the ones before them, these people reject Our Revelations, and so Allah will seize them for their trailing behind in humanity. Allah's Law of Requital is strong in pursuing and grasping.

Syed Vickar Ahamed

(Their fate will be) no better than that of the people of Firon (Pharaoh), and the earlier people: They denied Our Signs, and Allah punished them for their sins. And Allah is strict in punishment.

Taqi Usmani

a case similar to that of the House of Pharaoh and those before them. They denied our signs. So, Allah seized them for their sins. Allah is severe in punishment.

The Monotheist Group

Like the behavior of the people of Pharaoh and those before them. They rejected Our signs so God took them for their sins. God is awesome in retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

comme les gens de Pharaon et ceux qui vécurent avant eux. Ils avaient traité de mensonges Nos preuves. Allah les saisit donc, pour leurs péchés. Et Allah est dur en punition.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Riya wan) Wekî riya ehlê Firewn û kesên beriya wan e. Wan, bi ayetên me bawerî neanîn, vêca Xwedê jî, ji ber gunehên wan, ew hingaftin (û helak kirin). Xwedê, xwedanê ezabê pir dijwar e.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zoals dat het geval was met de mensen van Firʹaun en hen die voor hun tijd leefden. Zij loochenden Onze tekenen en dus greep God hen voor hun zonden. God is streng in de afstraffing.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Op de wijze van het volk van Pharao en die welke vóór hen geleefd hebben, beschouwden zij mijne teekens als leugens, God heeft hen gegrepen om hunne zonden, en God is streng in zijne straffen.

Hollandaca — Siregar

Zoals dat het geval was met het familie van de Firʹaun en degenen vóór hen, zij loochenden Onze Tekenen en Allah strafte hen vanwege hun zonden. En Allah is streng in de Bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(Их неверие и также последовавшее за этим наказание их) подобно произошедшему со сборищем Фараона [с Фараоном и его приспешниками] и (подобно произошедшему) с теми (общинами), которые (жили) до них. Они отвергли Наши знамения [ясные доказательства, которые ниспосылал Аллах], и (вскоре) схватил [наказал] их Аллах за их грехи [за их неверие и упрямство]. И (поистине) Аллах строгий в наказании (тех, кто не кается в неверии и ослушании Его)!

Rusça — Osmanov

Точно так же [не помогли] ни людям Фирʹауна, ни тем, кто жил до них, деяния их. А они отрицали Наши знамения, и Аллах наказал их за грехи, ибо Аллах суров в наказании.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Det skall gå för dem) som det gick för Faraos män och för deras föregångare; de påstod att Våra budskap var lögn och Gud straffade dem för deras synder; Gud straffar med stränghet.