Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَنُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

fe in tābū ve eḳāmū S-Salāte ve ātevu z-zekāte fe iḣvānukum fī d-dīni ve nufeSSilu l-āyāti li ḳavmin yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِنْfe ineğer
2تَابُواtābūت و بDönmek; tövbe etmek; pişmanlıkla kendini çevirmek (ila ile veya olmadan), merhametle dönmek (ala ile), uyum sağlamak.tevbe eder/döner
3وَاَقَامُواve eḳāmūق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhve -doğrulur
4الصَّلٰوةَS-Salāteص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranNamaz, Allah’a yönelmek, ibadet, dua, rahmet, din, destek, yardımlaşma, karşılıklı iletişim, bağ kurmak, bağlı olmak.
5وَاٰتَوُاve ātevuا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekve -verirlerse
6الزَّكٰوةَz-zekāteز ك وArttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak, sadaka, zekatzekat-
7فَاِخْوَانُكُمْfe iḣvānukumا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.sizin kardeşlerinizdirler
8فِي
9الدِّينِd-dīniد ي نİtaat/teslimiyet, kulluk/kölelik, din, yüce/yüksek/asil/şanlı rütbe/durum/hal, borç almak/kredi kullanmak, borçlanmak, borç altında olmak, borç yükümlülüğü altında olmak, borç almak/yapmak, borcu geri ödemek/tazmin etmek, onu yönetmek/idare etmek, ona sahip olmak, bir şeye alışmak/adet edinmek, tasdik/onaylama, ölüm (herkesin ödemek zorunda olduğu bir borç olduğu için), belirli bir yasa/kanun, sistem, adet/alışkanlık/iş, bir davranış/hareket tarzı/yolu, geri ödeme/tazminat.dinde
10وَنُفَصِّلُve nufeSSiluف ص لBir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm.ve uzun uzun açıklıyoruz
11الْاٰيَاتِl-āyātiا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetleri
12لِقَوْمٍli ḳavminق و مKıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk / şirket kurmak, mesken, endam / saygınlık / rütbe. aqama: bir şeyi veya meseleyi doğru bir şekilde korumak, devam ettirmek. Türkçe’ye girmiş türevler : kavim, kavmi, kavmiyet, akvam, kamet, ikame (ikamet), istikamet (müstakim), kaim (kaymakam), kaime, kavim (akvam), kayme, kayyım, kayyum, kıvam, kıyam, kıyamet, kıymet, makam (kaymakam), mukavemet (mukavim), takvim, ikamet (mukim), ikametgâhbir kavme
13يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilen

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekât verirlerse onlar da din kardeşlerinizdir ve biz, bilen topluluğa âyetlerimizi açıklar, bildiririz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Fakat tövbe ederler, namaz kılarlar ve zekât verirlerse onlar da din kardeşlerinizdir ve biz, bilen topluluğa âyetlerimizi açıklar, bildiririz.

Adem Uğur

Fakat tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Ahmed Hulusi

Eğer tövbe eder, salatı ikame eder ve zekatı verirlerse, artık Din'de kardeşlerinizdir. . . Bilen bir kavim için işaretleri detaylandırıyoruz.

Ahmet Tekin

Eğer tevbe ederler, isyandan vazgeçerler, Allah’a itaate yönelirler, namazı âdâbına riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kılarlar, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verirlerse, onlar, o zaman dinde kardeşlerinizdir, sizinle eşit haklara sahiptirler. İlimde ilerlemeye devam eden kavimlere, bilgi toplumlarına şeriatın hedefini belirtmek ve hayata geçirmek için âyetleri ayrıntılarıyla açıklıyoruz.

Ahmet Varol

Eğer tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse dinde sizin kardeşlerinizdirler. Bilen bir topluluk için ayetleri etraflıca açıklıyoruz.

Ali Bulaç

Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

Ali Fikri Yavuz

Artık tevbe ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirlerse, dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, anlıyacak bir kavme açıklarız.

Ali Rıza Safa

Artık, pişmanlık gösterir, namazı kılar ve zekatı verirlerse, bundan sonra din kardeşiniz olurlar. Bilen bir toplum için, ayrıntılı olarak ayetleri açıklıyoruz.

Bayraktar Bayraklı

Tövbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, anlayacak bir topluluğa ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Bekir Sadak

Eger tevbe eder, namaz kilar ve zekat verirlerse, sizin din kardesiniz olurlar. Bilen kimseler icin ayetleri uzun uzadiya acikliyoruz.

Celal Yıldırım

Eğer (küfür ve inatdan, azgınlık ve fitneden) vazgeçip tevbe eder, namazı kılar, zekâtı verirlerse, artık dinde kardeşlerinizdir ve biz bilen bir millete âyetlerimizi (böylece) bir bir açıklıyoruz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ama tövbe ederlerse ve namazlarını kılıp zekâtlarını verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilmek isteyenler için âyetlerimizi ayrıntılarıyla açıklıyoruz.

Diyanet İşleri

Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

Diyanet İşleri (eski)

Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için ayetleri uzun uzadıya açıklıyoruz.

Diyanet Vakfi

Fakat tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme açıklarız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer tevbe edip namazı kılar, zekatı verirlerse din kardeşiniz olurlar. Bilecek bir topluluk için Biz ayetlerimizi daha çok açıklarız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bundan böyle eğer tevbe ederler, nemazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar, bilecek bir kavim için biz ayetlerimizi daha tafsıl ederiz

Erhan Aktaş

Eğer tevbe eder, "salatı ikame eder ve zekatı yaparlarsa," onlar artık dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri, bilen bir kavim için böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer tevbe eder, "salatı ikame eder ve zekatı yaparlarsa", onlar artık dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri, bilen bir kavim için böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer tövbe eder, salatı ikame eder ve zekatı verirlerse, onlar artık dinde sizin kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri, bilen bir kavim için böyle ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.

Fizilal-il Kuran

Eğer tevbe edip namazı kılar ve zekatı verirlerse sizin din kardeşleriniz olurlar. Biz bilgili kimselere ayetlerimizi ayrıntılı biçimde açıklarız.

Gültekin Onan

Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

Hamdi Döndüren

Onlar, tevbe edecek, namazı kılacak ve zekâtı verecek olurlarsa, o zaman, sizin dinde kardeşleriniz olurlar. Biz, âyetleri, bilen bir toplum için, böyle ayrıntılı olarak açıklamaktayız.

Hasan Basri Çantay

(Bununla beraber) eğer tevbe ve rücu ederler, namaz kılarlar, zekat verirlerse artık dinde kardeşlerinizdir onlar. Biz ayetleri bilecek bir kavm için açıklarız.

Hasib Asutay

Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir topluma âyetleri ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

Hayrat Neşriyat

Artık tevbe ederler, namazı hakkıyla kılarlar ve zekâtı verirlerse, o takdirde dinde kardeşlerinizdirler. (Bu hakikatlerin kıymetini) bilecek bir kavim için âyetleri açıklıyoruz.

İbni Kesir

Eğer tevbe ederler, namaz kılarlar ve zekat verirlerse; onlar, artık dinde kardeşlerinizdir. Biz, ayetleri bilir bir kavim için açıklıyoruz.

Mehmet Okuyan

(Fakat) tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluma ayetlerimizi ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.

Muhammed Esed

Ama yine de tevbe eder, salata katılırlar ve arınma için gerekli yükümlülükleri yerine getirirlerse onlar da artık din kardeşleriniz sayılırlar: Bakın, işte böyle açık açık ve ayrıntılı olarak dile getiriyoruz, bilmek öğrenmek isteyen bir topluluk için, ayetlerimizi!

Mustafa İslamoğlu

Ama eğer kendilerini düzeltir, namazı istikametle kılar ve zekatı gönülden gelerek verirlerse, o zaman sizin dinde kardeşiniz olmuş olurlar. Ve Biz ayetlerimizi, onların (değerini) bilen bir toplum için işte bu şekilde tüm boyutlarıyla açıklıyoruz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Eğer onlar bilâhare tevbe ederlerse ve namaz kılarlar ve zekâtı da verirlerse artık sizin dinde kardeşlerinizdir. Ve Biz âyetlerimizi bilenler olan bir kavim için mufassalan beyan ederiz.

Ömer Öngüt

Bununla beraber kâfirlikten vazgeçip tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz bilen bir kavme âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.

Suat Yıldırım

Bununla beraber kâfirlikten vazgeçip tövbe eder, namaz kılar, zekât verirlerse artık sizin din kardeşleriniz olurlar. Bilip anlayacak kimseler için Biz âyetlerimizi iyice açıklarız.

Süleyman Ateş

Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı verirlerse, dinde sizin kardeşlerinizdirler. Biz, bilen bir kavme ayetleri böyle uzun uzun açıklıyoruz.

Süleymaniye Vakfı

Eğer tövbe eder /dönüş yapar, namazı özenle ve sürekli kılar, zekatı da verirlerse artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Biz ayetlerimizi bilenler topluluğu için ayrıntılı olarak açıklarız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Eğer dönüş yapar, namazı kılar ve zekatı verirlerse din kardeşleriniz olurlar. Biz ayetlerimizi bilenler topluluğu için açıklarız.

Şaban Piriş

Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için ayetleri iyice açıklıyoruz.

Tefhim-ul Kuran

Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

Ümit Şimşek

Ama tevbe eder, namazı dosdoğru kılar ve zekâtı da verirlerse, o zaman din kardeşleriniz olurlar. Bilen bir topluluk için âyetleri Biz böyle açıklıyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk

Bununla birlikte tövbe eder, namazı kılar, zekatı verirlerse, artık sizin, dinde kardeşlerinizdirler. Biz ayetlerimizi, bilen bir topluluk için böyle açık seçik ortaya koyarız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Əgər tövbə etsələr, namaz qılıb zəkat versələr, onlar sizin din qardaşlarınızdır. Biz ayələri bilən adamlara beləcə izah edirik.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Əgər tövbə etsələr, namaz qılıb zəkat versələr, onlar sizin din qardaşlarınızdır. Biz ayələrimizi anlayıb bilən bir tayfa üçün belə ətraflı izah edirik!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn sie jedoch reuevoll den Unglauben aufgeben, das Gebet verrichten und die Zakat-Abgaben entrichten, sind sie eure Glaubensbrüder. Wir machen die Zeichen deutlich für Menschen, die sich um Wissen bemühen.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn sie aber bereuen, das Gebet verrichten und die Abgabe entrichten, dann sind sie eure Brüder in der Religion. Wir legen die Zeichen ausführlich dar für Leute, die Bescheid wissen.

Almanca — M. A. Rassoul

Bereuen sie aber und verrichten sie das Gebet und entrichten sie die Zakah, so sind sie eure Brüder im Glauben. Und Wir machen die Zeichen klar für die wissenden Leute.

Almanca — Muhammad Zaidan

Wenn sie dennoch bereut, das rituelle Gebet ordnungsgemäß verrichtet und die Zakat entrichtet haben, so sind sie eure Geschwister im Din. Und WIR erläutern die Ayat für Menschen, die wissen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

If they in lowliest plight repentant stood performed regular prayer and imprinted their deeds with wisdom and piety and gave Zakat, then they are your Co-religionists and an integral part of your brotherhood. We expound Our revelations and render Our discourse readily understood to people who reflect.

Abdul Haleem

If they turn to God, keep up the prayer, and pay the prescribed alms, then they are your brothers in faith: We make the messages clear for people who are willing to learn.

Abdullah Yusuf Ali

But (even so), if they repent, establish regular prayers, and practise regular charity,- they are your brethren in Faith: (thus) do We explain the Signs in detail, for those who understand.

Abul A'la Maududi

[9:11] But if they repent and establish Prayer and give Zakah they are your brothers in faith. Thus do We expound Our revelations to those who know.

Aisha Bewley

But if they make tawba and establish salat and pay zakat, they are your brothers in the deen. We make the Signs clear for people who have knowledge.

Al-Hilali & Khan

But if they repent, perform As-Salât, (Iqâmat-as-Salât) and give Zakât,[1] then they are your brethren in religion. (In this way) We explain the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) in detail for a people who know.

Ali Quli Qarai

Yet if they repent and maintain the prayer and give the zakāt, then they are your brethren in faith. We elaborate the signs for a people who have knowledge.

Amatul Rahman Omar

But if (even) such (sworn antagonists) turn in repentance and keep up Prayer and go on presenting the Zakât, they are your brethren in faith. And We explain the commandments in detail for a people who know.

Arthur John Arberry

Yet if they repent, and perform the prayer, and pay the alms, then they are your brothers in religion; and We distinguish the signs for a people who know.

Bijan Moeinian

Yet if they repent even now, worship the Lord on regular basis and devote a part of their [God given] income to the charity, then they will be considered as your brothers in faith. See how clearly I make My revelations so that those who use their brain can easily get it.

E. Henry Palmer

But if they repent and are steadfast in prayer and give alms, then they are your brethren in religion - we detail the signs unto a people that do know.

Edip-Layth

If they repent, and they observe the support activities, and they contribute towards betterment, then they are your brothers in the system. We explain the signs for a people who know.

George Sale

Yet if they repent, and observe the appointed times of prayer, and give alms, they shall be deemed your brethren in religion. We distinctly propound our signs unto people who understand.

Hamid S. Aziz

But if they repent and establish regular prayer and practice regular charity, then they are your brethren in religion. We detail Our revelations unto a people that have knowledge.

Mahmoud Ghali

So, in case they repent, and keep up the prayer, and bring the Zakat, (Pay the obligatory poor-dues. ) then they are your brethren in the religion; and We expound the signs for a people who know..

Marmaduke Pickthall

But if they repent and establish worship and pay the poor-due, then are they your brethren in religion. We detail Our revelations for a people who have knowledge.

Mohamed Ahmed - Samira

But if they repent and are firm in devotion and pay the zakat, then they are your brothers in faith. We explain Our commands distinctly for those who understand.

Muhammad Asad

Yet if they repent, and take to prayer, and render the purifying dues, they become your brethren in faith: and clearly do We spell out these messages unto people of [innate] knowledge!

Mustafa Khattab

But if they repent, perform prayer, and pay alms-tax, then they are your brothers in faith. This is how We make the revelations clear for people of knowledge.

Progressive Muslims

If they repent, and they hold the contact-method, and they contribute towards betterment, then they are your brothers in the system. We explain the revelations for a people who know.

Sahih International

But if they repent, establish prayer, and give zakah, then they are your brothers in religion; and We detail the verses for a people who know.

Sam Gerrans

But if they repent, and uphold the duty, and render the purity, then are they your brethren in doctrine; and We set out and detail the proofs for people who know.

Shabbir Ahmed

If they mend their ways, and as law-abiding citizens, help consolidate the Divine System, and the Just Economic Order of Zakat, then they are your brothers in the System of life. We explain Our Revelations for those who wish to learn. (The usual translation of this verse conveys the meaning that if they start praying five times a day and give 2.5% poor-due per year, then they are your brothers in religion. This interpretation goes directly against the all-encompassing Ordinance of Allah that there is no compulsion or coercion in DEEN Islam (2:256)).

Syed Vickar Ahamed

But if they repent, perform regular prayers, and give regular charity— They are your brothers in Faith: (Like this) We explain the Signs in detail, for those who understand.

Taqi Usmani

Then, if they repent and establish Salāh and pay Zakāh, they are your brothers in faith. We elaborate the verses for a people who understand.

The Monotheist Group

If they repent, and they hold the contact prayer, and they contribute towards purification, then they are your brothers in the system. We explain the revelations for a people who know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Mais sʹils se repentent, accomplissent la Salât et acquittent la Zakat, ils deviendront vos frères en religion. Nous exposons intelligiblement les versets pour des gens qui savent.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Digel vê jî) eger ew tobe bikin û bi rengê pêdivî nimêj bikin û zikata malê xwe bidin, vêca ew di dîn de birayên we ne û em bi awayekî vekirî ayetên xwe ji bo miletekî ku dizanin aşkera dikin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar als zij berouw tonen, de salaat verrichten en de zakaat geven dan zijn zij jullie broeders in de godsdienst. En Wij zetten de tekenen uiteen aan mensen die weten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar indien zij berouw betoonen, en de bepaalde tijden voor het gebed in acht nemen, en aalmoezen geven, zullen zij uwe broederen in den godsdienst zijn. Wij verklaren onze teekens duidelijk voor hen, die geneigd zijn te begrijpen.

Hollandaca — Siregar

Wanneer zij dan berouw tonen, en de shalât onderhouden en de zakât geven, dan zijn zij jullie broeders is de godsdienst. En Wij zeden de Verzen uiteen aan een dat volk dat weet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А если они [многобожники] покаются (в своем неверии), и будут (своевременно и надлежащим образом) совершать молитву, и давать обязательную милостыню [закят], то они – ваши братья по Вере [по Исламу]. И Мы разъясняем знамения для людей, которые знают (какие в них содержатся положения) (и получают от этого пользу)!

Rusça — Osmanov

Если же они раскаются, будут совершать салат, вносить закат, то они - ваши братья по вере, а Мы разъясняем Наши аяты для людей, которые разумеют.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men om de visar ånger och (vilja att) förrätta bönen och betala allmoseskatten, då är de era bröder i tron. Så framställer Vi (Våra) budskap fast och klart för de insiktsfulla.