(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?

يَاأَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ اَلَّذِي خَلَقَكَ فَسَوّٰيكَ فَعَدَلَكَ فِي اَيِّ صُورَةٍ مَا شَاءَ رَكَّبَكَ

yā eyyuhā l-insānu mā ğarrake bi rabbike l-kerīmi / elleƶī ḣaleḳake fe sevvāke fe ǎdeleke / fī eyyi Sūratin mā şā'e rakkebeke

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1يَاأَيُّهَاyā eyyuhāEY/HEY/AH SİZ!
2الْاِنْسَانُl-insānuا ن سsosyalleşmek, arkadaş canlısı olmak, sohbete yatkın olmak, muhabbete ve arkadaşlığa meyilli olmak, dostça, samimi veya teklifsiz olmak. Neşelenmek, sevinmek veya neşeli, şen ya da keyifli olmak. Rahat veya huzurlu olmak; çekinme veya isteksizlik göstermeden.insan
3مَاnedir?
4غَرَّكَğarrakeغ ر رAldatılmış, kandırılmış, işlerde deneyimsiz veya cahil, çocuksu davranmak, bilmeden yok olmaya veya yıkıma maruz kalmak, tehlike, risk; eksiklik, kusurlu performans; boş şeyler, boş işlerseni aldatan
5بِرَبِّكَbi rabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbine karşı
6الْكَرِيمِl-kerīmiك ر مÜretken, cömert, değerli, kıymetli, onurlu, asil, En Cömert, En Kerim olmakengin kerem sahibi
1اَلَّذِيelleƶīO ki
2خَلَقَكَḣaleḳakeخ ل قBir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten yaratmak), bir konuşma veya söz uydurmak/kurgulamak, bir şeyi adil veya eşit yapmak, bir şeyi pürüzsüz yapmak, olası veya muhtemel olmak (veya olma veya gerçekleşme ihtimali), birine o kişinin doğasına göre davranmak, bir şeyi eskitmek ve yıpratmak, uygun/yeterli/münasip/doğru olmak, yapım veya oran açısından tam veya mükemmel olmak, doğuştan gelen/doğal bir eğilime/mizaca/niteliğe sahip olmak.seni yarattı
3فَسَوّٰيكَfe sevvākeس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyeseni düzenledi
4فَعَدَلَكَfe ǎdelekeع د لAdil ve hakkaniyetli davranmak, eşitlik ve orantıyla hareket etmek, uygun şekilde düzenlemek, göreli büyüklüğe göre ayarlamak, adaleti tesis etmek, eşit tutmak, eşdeğer ödemek, doğru şekilde düzenlemek, düzeltmek, doğru yoldan sapmak, yan çizmek, yoldan çıkmak. adlun - adalet, hakkaniyet, doğruluk, karşılık, fidye, eşdeğer, tazminat, onun yerine.sana ölçülü bir biçim verdi
1فِي
2اَيِّeyyihangi
3صُورَةٍSūratinص و رşekillendirmek, biçimlendirmek, tasarlamak, işaretlemek, resmetmek, süslemek, hazırlamak, yapmaksurette
4مَا
5شَاءَşā'eش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişdilediyse
6رَكَّبَكَrakkebekeر ك بBinmek, gemiye binmek, üzerine çıkmak, taşınmak, gemiye binmek, denizde seyahat etmek, yolda yürümek, (bir hata) yapmak. Rakbun - kervan. Rukban (rakib'in çoğulu) - binen kişi, binmiş olan. Rikab - develer. Rakub - bir hayvanın binmek için kullanılması. Mutarakibun - yığın halinde, birbiri üzerine binmiş, sık büyüyen, küme üstüne küme, katman katman. Tarkabunna - geçmek, yükselmek, yukarı çıkmak.( o şekilde) seni terkib etti

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Dilediği sûrete de benzetti seni.

Abdulkadir Gölpınarlı

Dilediği sûrete de benzetti seni.

Adem Uğur

Seni istediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.

Ahmed Hulusi

Hangi surette olmanı diledi ise öylece terkibini - bileşimini oluşturdu!

Ahmet Tekin

Seni, sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan şekil, çehre ve bedenle parçalardan oluşturarak yaratandır.

Ahmet Varol

Seni dilediği surette terkib etti (şekillendirdi).

Ali Bulaç

Dilediği bir surette seni tertib etti.

Ali Fikri Yavuz

Seni, muhtelif suretlerden dilediği bir şekilde terkib eyledi.

Ali Rıza Safa

Dilediği biçimde seni oluşturdu.

Bayraktar Bayraklı

- O, seni yaratıp sana şekil veren, seni düzgün ve ölçülü kılan, istediği şekilde seni terkip edendir.

Bekir Sadak

(6-8) Ey insanoglu! Seni yaratip sonra sekil veren, duzenleyen, mutenasip kilan, istedigi sekilde seni terkip eden, cok comert olan Rabbine karsi seni aldatan nedir?

Celal Yıldırım

Dilediği herhangi bir şekilde sana çeki-düzen vermiştir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Terkibini de dilediği gibi yaptı.

Diyanet İşleri

(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?

Diyanet İşleri (eski)

(6-8) Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

Diyanet Vakfi

(6-8) Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan, seni istediği bir şekilde birleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Seni dilediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Seni dilediği herhangi bir biçimde oluşturdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilediği her hangi bir surette terkib etti

Erhan Aktaş

Seni dilediği şekilde düzenledi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Seni dilediği şekilde düzenledi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Seni dilediği şekilde düzenledi.

Fizilal-il Kuran

Dilediği biçimde sana şekil veren Rabbine.

Gültekin Onan

Dilediği bir surette seni tertib etti.

Hamdi Döndüren

Seni dilediği bir şekilde meydana getirdi.

Hasan Basri Çantay

Seni dilediği herhangi bir suretde terkib edendir O.

Hasib Asutay

Dilediği biçimde (3) seni oluşturdu. (3. Güzellik, çirkinlik, uzunluk, kısalık gibi değişik kılıklarda.)

Hayrat Neşriyat

Seni dilediği herhangi bir sûrette terkîb etti.

İbni Kesir

Seni istediği şekilde terkib etmiştir.

Mehmet Okuyan

Dilediği şekilde seni(n organlarını) birleştirdi (oluşturdu).

Muhammed Esed

ve seni dilediği şekilde bir araya getiren (Rabbinden)?

Mustafa İslamoğlu

(yani) hangi surette dilemişse seni öyle terkip etti.

Ömer Nasuhi Bilmen

(7-8) O Rabbin ki, seni yarattı, sonra seni düzeltti de mutedil bir halde kıldı. Dilediği bir surette seni terkip etti.

Ömer Öngüt

Dilediği şekilde seni terkip etti.

Suat Yıldırım

Ve seni dilediği bir surette terkib eden?

Süleyman Ateş

Seni(n organlarını) dilediği şekilde birbirine ekledi.

Süleymaniye Vakfı

tercih ettiği özgün bir biçimde seni oluşturandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Seni belirlediği yapıda düzenleyen de O'dur.

Şaban Piriş

O, seni dilediği surette tertip etti.

Tefhim-ul Kuran

Dilediği bir surette seni tertib etti.

Ümit Şimşek

Kendi dilediği gibi sana bir suret verdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dilediği herhangi bir biçimde seni oluşturdu.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sənə Özü istədiyi surətdə biçim verdi.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Er hat dich nach dem Bild geformt, das Er wollte.

Almanca — Der Edle Quran

und dich, in welcher Gestalt Er wollte, zusammengefügt hat?

Almanca — M. A. Rassoul

In solchem Bild, das Er immer wollte, hat Er dich zusammengesetzt.

Almanca — Muhammad Zaidan

in jeder Gestalt, die ER wollte, dich 3 zusammenfügte?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

In whatever form He wills, He shapes you; not to mention, complete defective or deficient.

Abdul Haleem

in whatever form He chose?

Abdullah Yusuf Ali

In whatever Form He wills, does He put thee together.

Abul A'la Maududi

and set you in whatever form He pleased?

Aisha Bewley

and assembled you in whatever way He willed.

Al-Hilali & Khan

In whatever form He willed, He put you together.

Ali Quli Qarai

and composed you in any form that He wished?

Amatul Rahman Omar

And He fashioned you in whatever form it pleased Him.

Arthur John Arberry

and composed thee after what form He would?

Bijan Moeinian

In any shape and size that He has wished you to be.

E. Henry Palmer

and in what form He pleased composed thee?

Edip-Layth

In any which form He chose, He constructed you.

George Sale

and rightly disposed thee? In what form He pleased hath He fashioned thee.

Hamid S. Aziz

Into whatever form He wills He castes you.

Mahmoud Ghali

In whichever fashion He (so) decides, He compounds you.

Marmaduke Pickthall

Into whatsoever form He will, He casteth thee.

Mohamed Ahmed - Samira

Shaping you into any form He pleased?

Muhammad Asad

having put thee together in whatever form He willed [thee to have]?

Mustafa Khattab

moulding you in whatever form He willed?

Progressive Muslims

In any which picture He chooses, He places you.

Sahih International

In whatever form He willed has He assembled you.

Sam Gerrans

In what form He willed assembling thee?

Shabbir Ahmed

Having shaped you and put you together well in accordance with His Laws. (59:24).

Syed Vickar Ahamed

In whatever form He wishes, He puts you together.

Taqi Usmani

He composed you in whichever form He willed.

The Monotheist Group

Inany which picture He chooses, He places you.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Di kîjan awayî de xwestiye (wisa) tu aniye ber hev.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

In welke vorm Hij het wilde heeft Hij jou samengesteld.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Die u heeft gevormd in den vorm welke hem behaagde?

Hollandaca — Siregar

In welke vorm Hij ook wilde heeft Hij jou samengesteld.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

в таком виде, как (Он только Сам) пожелал (и никто из людей не выбирает себе и своим детям внешность), и тебя (Он) устроил (чтобы ты исполнял свои обязанности)!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

skapat dig i enlighet med Sin vilja.