- Türkçe anlamı
- Yarılmak / Çatlama / Parçalanma
- İsminin kaynağı
- 1. âyetteki "infetarat" fiilinin mastarı
- Diğer adları
- İnfetarat / Münfatıra
- Hangi cüzde
- 30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 82.
اِذَا السَّمَاءُ انْفَطَرَتْ
iƶā s-semāu nfeTarat
Gök yarıldığı zaman,
وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ
ve iƶā l-kevākibu nteṧerat
Yıldızlar saçıldığı zaman,
وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ
ve iƶā l-biHāru fuccirat
Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman,
وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ
ve iƶā l-ḳubūru buǎ'ṧirat
Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,
عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْ
ǎlimet nefsun mā ḳaddemet ve eḣḣarat
Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek.
يَاأَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ
yā eyyuhā l-insānu mā ğarrake bi rabbike l-kerīmi
(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?
اَلَّذِي خَلَقَكَ فَسَوّٰيكَ فَعَدَلَكَ
elleƶī ḣaleḳake fe sevvāke fe ǎdeleke
(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?
فِي اَيِّ صُورَةٍ مَا شَاءَ رَكَّبَكَ
fī eyyi Sūratin mā şā'e rakkebeke
(6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?
كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ
kellā bel tukeƶƶibūne bi d-dīni
Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz.
وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ
ve inne ǎleykum le HāfiZīne
(10-11) Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır.
كِرَامًا كَاتِبِينَ
kirāmen kātibīne
(10-11) Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır.
يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ
yeǎ'lemūne mā tef'ǎlūne
Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler.
اِنَّ الْاَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
inne l-ebrāra le fī neǐymin
Şüphesiz, iyiler Naim cennetindedirler.
وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ
ve inne l-fuccāra le fī ceHīmin
Şüphesiz, günahkarlar da cehennemdedirler.
يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدِّينِ
yeSlevnehā yevme d-dīni
Hesap ve ceza günü oraya gireceklerdir.
وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَائِبِينَ
ve mā hum ǎnhā bi ğāibīne
Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir.
وَمَا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ
ve mā edrāke mā yevmu d-dīni
Hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
ثُمَّ مَا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ
ṧumme mā edrāke mā yevmu d-dīni
Evet, hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـًٔا وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ
yevme lā temliku nefsun li nefsin şey'en ve l-emru yevmeiƶin li (a)llahi
O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.