İnfitar Suresi

الانفطار19 ayetTefsir
82/114
Türkçe anlamı
Yarılmak / Çatlama / Parçalanma
İsminin kaynağı
1. âyetteki "infetarat" fiilinin mastarı
Diğer adları
İnfetarat / Münfatıra
Hangi cüzde
30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 82.
Diyanet 82.Eliaçık 38.Mustafa İslamoğlu 49.Mısır Resmi 82.Blachère 15.Câbirî 82.Derveze 82.Zeyveli 80.
  1. اِذَا السَّمَاءُ انْفَطَرَتْ

    iƶā s-semāu nfeTarat

    Gök yarıldığı zaman,

  2. وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ

    ve iƶā l-kevākibu nteṧerat

    Yıldızlar saçıldığı zaman,

  3. وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ

    ve iƶā l-biHāru fuccirat

    Denizler kaynayıp fışkırtıldığı zaman,

  4. وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْ

    ve iƶā l-ḳubūru buǎ'ṧirat

    Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman,

  5. عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ وَاَخَّرَتْ

    ǎlimet nefsun mā ḳaddemet ve eḣḣarat

    Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek.

  6. يَاأَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرِيمِ

    yā eyyuhā l-insānu mā ğarrake bi rabbike l-kerīmi

    (6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?

  7. اَلَّذِي خَلَقَكَ فَسَوّٰيكَ فَعَدَلَكَ

    elleƶī ḣaleḳake fe sevvāke fe ǎdeleke

    (6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?

  8. فِي اَيِّ صُورَةٍ مَا شَاءَ رَكَّبَكَ

    fī eyyi Sūratin mā şā'e rakkebeke

    (6-8) Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?

  9. كَلَّا بَلْ تُكَذِّبُونَ بِالدِّينِ

    kellā bel tukeƶƶibūne bi d-dīni

    Hayır, hayır! Siz hesap ve cezayı yalanlıyorsunuz.

  10. وَاِنَّ عَلَيْكُمْ لَحَافِظِينَ

    ve inne ǎleykum le HāfiZīne

    (10-11) Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır.

  11. كِرَامًا كَاتِبِينَ

    kirāmen kātibīne

    (10-11) Halbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır.

  12. يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ

    yeǎ'lemūne mā tef'ǎlūne

    Onlar yapmakta olduklarınızı bilirler.

  13. اِنَّ الْاَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ

    inne l-ebrāra le fī neǐymin

    Şüphesiz, iyiler Naim cennetindedirler.

  14. وَاِنَّ الْفُجَّارَ لَفِي جَحِيمٍ

    ve inne l-fuccāra le fī ceHīmin

    Şüphesiz, günahkarlar da cehennemdedirler.

  15. يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدِّينِ

    yeSlevnehā yevme d-dīni

    Hesap ve ceza günü oraya gireceklerdir.

  16. وَمَا هُمْ عَنْهَا بِغَائِبِينَ

    ve mā hum ǎnhā bi ğāibīne

    Onlar oradan kaybolup kurtulacak da değillerdir.

  17. وَمَا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ

    ve mā edrāke mā yevmu d-dīni

    Hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?

  18. ثُمَّ مَا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ

    ṧumme mā edrāke mā yevmu d-dīni

    Evet, hesap ve ceza gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?

  19. يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـًٔا وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ

    yevme lā temliku nefsun li nefsin şey'en ve l-emru yevmeiƶin li (a)llahi

    O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.