Tekvir Suresi

التكوير29 ayetTefsir
81/114
Türkçe anlamı
Dürme / Dolama
İsminin kaynağı
1. âyette geçen "küvviret" fiilinin mastarı
Diğer adları
Küvviret
Hangi cüzde
30: Tamamı
Nüzul sırası (araştırmacılara göre değişir) — 7.
Diyanet 7.Eliaçık 7.Mustafa İslamoğlu 8.Mısır Resmi 7.Blachère 18.Câbirî 4.Derveze 7.Zeyveli 6.
  1. اِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ

    iƶā ş-şemsu kuvvirat

    Güneş, dürüldüğü zaman,

  2. وَاِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ

    ve iƶā n-nucūmu nkederat

    Yıldızlar, bulanıp söndüğü zaman,

  3. وَاِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ

    ve iƶā l-cibālu suyyirat

    Dağlar, yürütüldüğü zaman,

  4. وَاِذَا الْعِشَارُ عُطِّلَتْ

    ve iƶā l-ǐşāru ǔTTilet

    Gebe develer salıverildiği zaman.

  5. وَاِذَا الْوُحُوشُ حُشِرَتْ

    ve iƶā l-vuHūşu Huşirat

    Yaban hayatı yaşayan (irili ufaklı) tüm canlılar toplandığı zaman,

  6. وَاِذَا الْبِحَارُ سُجِّرَتْ

    ve iƶā l-biHāru succirat

    Denizler kaynatıldığı zaman,

  7. وَاِذَا النُّفُوسُ زُوِّجَتْ

    ve iƶā n-nufūsu zuvvicet

    Ruhlar (bedenlerle) eşleştirildiği zaman.

  8. وَاِذَا الْمَوْءُ۫دَةُ سُئِلَتْ

    ve iƶā l-mev'ūdetu suilet

    (8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,

  9. بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ

    bi eyyi ƶenbin ḳutilet

    (8-9) Diri diri gömülen kız çocuğunun, hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,

  10. وَاِذَا الصُّحُفُ نُشِرَتْ

    ve iƶā S-SuHufu nuşirat

    Amel defterleri açıldığı zaman,

  11. وَاِذَا السَّمَاءُ كُشِطَتْ

    ve iƶā s-semāu kuşiTat

    Gökyüzü (yerinden) sıyrılıp koparıldığı zaman,

  12. وَاِذَا الْجَحِيمُ سُعِّرَتْۖ

    ve iƶā l-ceHīmu suǎǐrat

    Cehennem alevlendirildiği zaman,

  13. وَاِذَا الْجَنَّةُ اُزْلِفَتْۖ

    ve iƶā l-cennetu uzlifet

    Cennet yaklaştırıldığı zaman,

  14. عَلِمَتْ نَفْسٌ مَا اَحْضَرَتْ

    ǎlimet nefsun mā eHDerat

    Herkes önceden hazırlayıp getirdiği şeyleri bilecektir.

  15. فَلَا اُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ

    fe lā uḳsimu bi l-ḣunnesi

    (15-16) Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,

  16. اَلْجَوَارِ الْكُنَّسِ

    l-cevāri l-kunnesi

    (15-16) Andolsun, bir görünüp bir sinenlere, akıp gidip kaybolanlara,

  17. وَالَّيْلِ اِذَا عَسْعَسَ

    ve l-leyli iƶā 'ǎs'ǎse

    Andolsun, yöneldiği zaman geceye,

  18. وَالصُّبْحِ اِذَا تَنَفَّسَ

    ve S-SubHi iƶā teneffese

    Andolsun, aydınlandığı zaman sabaha ki,

  19. اِنَّهُ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

    innehu le ḳavlu rasūlin kerīmin

    (19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.

  20. ذِي قُوَّةٍ عِنْدَ ذِي الْعَرْشِ مَكِينٍ

    ƶī ḳuvvetin ǐnde ƶī l-ǎrşi mekīnin

    (19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.

  21. مُطَاعٍ ثَمَّ اَمِينٍ

    muTāǐn ṧemme emīnin

    (19-21) O (Kur'an), şüphesiz değerli, güçlü ve Arş'ın sahibi katında itibarlı, orada (meleklerce) itaat edilen, güvenilir bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.

  22. وَمَا صَاحِبُكُمْ بِمَجْنُونٍ

    ve mā SāHibukum bi mecnūnin

    (Ey Kureyşliler!) Sizin arkadaşınız (Muhammed) bir deli değildir.

  23. وَلَقَدْ رَاٰهُ بِالْاُفُقِ الْمُبِينِ

    ve leḳad rāhu bi l-ufuḳi l-mubīni

    Andolsun o, Cebrail'i apaçık ufukta gördü.

  24. وَمَا هُوَ عَلَى الْغَيْبِ بِضَنِينٍ

    ve mā huve ǎlā l-ğaybi bi Danīnin

    O, gayb hakkında cimri değildir.

  25. وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَانٍ رَجِيمٍ

    ve mā huve bi ḳavli şeyTānin racīmin

    Kur'an, kovulmuş şeytanın sözü değildir.

  26. فَاَيْنَ تَذْهَبُونَ

    fe eyne teƶhebūne

    (Hal böyle iken) nereye gidiyorsunuz?

  27. اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ

    in huve illā ƶikrun li l-ǎālemīne

    (27-28) O, alemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.

  28. لِمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ اَنْ يَسْتَقِيمَ

    li men şā'e minkum en yesteḳīme

    (27-28) O, alemler için, içinizden dürüst olmak isteyenler için, ancak bir öğüttür.

  29. وَمَا تَشَٓاؤُ۫نَ اِلَّٓا اَنْ يَشَاءَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

    ve mā teşā'ūne illā en yeşā'e (a)llahu rabbu l-ǎālemīne

    Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.