(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَهِينٍ هَمَّازٍ مَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ اَثِيمٍ عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَنِيمٍ اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ
ve lā tuTiǎ' kulle Hallāfin mehīnin / hemmāzin meşşā'in bi nemīmin / mennāǐn li l-ḣayri muǎ'tedin eṧīmin / ǔtullin beǎ'de ƶālike zenīmin / en kāne ƶā mālin ve benīne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ayıp arayan, kovucu ve söz getirip götürücüyle.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ayıp arayan, kovucu ve söz getirip götürücüyle.
Adem Uğur
(Herkesi) kötüleyen, söz götürüp getiren,
Ahmed Hulusi
Alaycı, ayıplayan, laf taşıyan;
Ahmet Tekin
Devamlı kusur arayan, laf götürüp getirenlere boyun eğme.
Ahmet Varol
(Herkesi) ayıplayan, söz taşıyan,
Ali Bulaç
Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),
Ali Fikri Yavuz
Çok ayıplayanı, koğuculukla gezeni...
Ali Rıza Safa
İftiracıya, dedikoducuya.
Bayraktar Bayraklı
İğrenç dedikodular yapan iftiracıya da uyma!
Bekir Sadak
(10-14) Diliyle igneleyen, kovuculuk eden, iyiligi daima onleyen, asiri giden, suc isleyen, cok yemin eden alcak zorbaya, butun bunlar disinda bir de soysuzlukla damgalanmis kimseye, mal ve ogullari vardir diye aldiris etmeyesin.
Celal Yıldırım
(10-11-12-13-14) Çok yemin eden, değersiz alçak, kusur araştırıp leke süren, ikiyüzlülük edip söz götürüp getiren, hayra hep engel olan, saldırgan olup hakları çiğneyen, günah işleyen, kaba ve şerefsiz ve sonra da soysuz olan hiçbir kimseye —mal ve oğullar sahibi de olsa— boyun eğme.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(10-11-12-13-14) Olur olmaz yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp iğneleyen, durmadan laf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günahkâr, huysuz ve kaba, üstelik karakteri bozuk kimselere, serveti ve çocukları var diye sakın boyun eğme.
Diyanet İşleri
(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Diyanet İşleri (eski)
(10-14) Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
Diyanet Vakfi
(10-14) (Resûlüm!) Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
gammaz, koğuculukla gezer,
Elmalılı Hamdi Yazır
Gammaz, koğuculukla gezer
Erhan Aktaş
Devamlı kusur arayıp laf taşıyan iftiracılara,
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Devamlı kusur arayıp laf taşıyan iftiracılara,
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Devamlı kusur arayıp laf taşıyan iftiracılara,
Fizilal-il Kuran
Herkesi kınayan, söz götürüp getiren.
Gültekin Onan
Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),
Hamdi Döndüren
Kusur arayıp kınayana, durmadan söz taşıyana,
Hasan Basri Çantay
(10-11-12-13) (Doğruya da, eğriye de) alabildiğine yemin eden, izzet-i nefsi bulunmayan, (ötekini berikini) daima ayıblayan, (gammazlıkla) laf getirib götürmiye koşan, (insanları) hayırdan durmayıb men'eyleyen aşırı zaalim, çok günahkar, kaba, haşin, bütün bunlardan başka da kulağı kesik (damgalı soysuz) olan her kişiyi tanıma (onlara boyun eğme)!
Hasib Asutay
Ebedî kınayan, durmadan laf taşıyan dedikoducuya,
Hayrat Neşriyat
(10-14) (Habîbim, yâ Muhammed!) Çok yemîn eden, aşağılık (kıymetli bir görüşe sâhib olmayan), dâimâ ayıplayan (insanların arkasından dudak büken), hep koğuculuk peşinde gezen, her zaman hayra mâni' olan, haddi aşan (hakkı çiğneyen), alabildiğine günahkâr, zorba; bun(lar)dan sonra (bir de) soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğullar sâhibi oldu diye itâat etme!
İbni Kesir
Daima ayıplayan ve laf getirip götürene.
Mehmet Okuyan
Sürekli (yalan yere) yemin edip duranlara, aşağılıklara, (herkesi) kötüleyenlere, söz götürüp getirenlere, iyiliğe engel olanlara, saldırganlara, günaha gömülenlere, kaba olanlara, ardından da kötülükle damgalı kişilere itaat etme!
Muhammed Esed
(yahut) iğrenç dedikodular yapan iftiracıya,
Mustafa İslamoğlu
Arkadan çekiştirmek için mekik dokuyan arabozucuya (da)!
Ömer Nasuhi Bilmen
(10-12) Ve itaat gösterme her çok yemîn edene, âdî fikirli olana. Daima kusur arayana. Lâf götürüp getirene. Hayırdan men'e çalışıp durana, haddi tecavüz edene, çok günahkâr olana.
Ömer Öngüt
Daima kusur arayıp kınayana, söz götürüp getirene.
Suat Yıldırım
(10-16) Sakın uyma: Servet ve hanedan sahibi diye, o bol bol yemin eden, değersiz adama! O gammaz, söz gezdiren, hayrın önünü kesene, o saldırgana, günaha dadanmışa! Şerefsiz, kaba, hem de soysuz olana! Kendisine âyetlerimiz okunduğunda "Bu eski insanların masalları!" diyene, yakında onun burnunu dağlayıp damga basarız.
Süleyman Ateş
Kötüleyip duran, söz götürüp getiren,
Süleymaniye Vakfı
kışkırtıcılık yapanlara, sürekli laf taşıyanlara,
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Arkadan çekiştirenleri, söz getirip götürenleri,
Şaban Piriş
Ayıp arayana ve laf götürüp getirene..
Tefhim-ul Kuran
Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan).
Ümit Şimşek
Başkasını çekiştirene, söz taşıyana,
Yaşar Nuri Öztürk
Alaycı/gammaz, koğuculuk için dolaşıp duran,
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
qeybət edənə, dedi-qodu yayana,
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Qeybət edənə, söz gəzdirənə;
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
die Menschen gegeneinander aufhetzt und Gerede hinterbringt,
Almanca — Der Edle Quran
Stichler und Verbreiter von Verleumdungen,
Almanca — M. A. Rassoul
Verleumder, einem, der umhergeht, um üble Nachrede zu verbreiten
Almanca — Muhammad Zaidan
(der) bloßstellend, Namima verbreitend,
English (26)
Abdel Khalek Himmat
A gossiper who delights in idle talk, a slanderer who fans the flow of discord,
Abdul Haleem
to any backbiter, slander-monger,
Abdullah Yusuf Ali
A slanderer, going about with calumnies,
Abul A'la Maududi
the fault-finder who goes around slandering,
Aisha Bewley
any backbiter, slandermonger,
Al-Hilali & Khan
A slanderer, going about with calumnies,
Ali Quli Qarai
scandal-monger, talebearer,
Amatul Rahman Omar
Who is backbiter, one who goes about with slander and evil talk,
Arthur John Arberry
backbiter, going about with slander,
Bijan Moeinian
… knows nobody believes him, therefore he swears every time that he mentions something….
E. Henry Palmer
a back-biter, a walker about with slander;
Edip-Layth
A slanderer, a backbiter.
George Sale
a defamer, going about with slander,
Hamid S. Aziz
Defamer, going about with slander
Mahmoud Ghali
Constantly slandering, ever-walking about with detraction,
Marmaduke Pickthall
Detracter, spreader abroad of slanders,
Mohamed Ahmed - Samira
Or backbiter, calumniator, slanderer,
Muhammad Asad
[or to] the slanderer that goes about with defaming tales,
Mustafa Khattab
slanderer, gossip-monger,
Progressive Muslims
A slanderer, a backbiter.
Sahih International
[And] scorner, going about with malicious gossip -
Sam Gerrans
Backbiter, going about with calumny,
Shabbir Ahmed
- Or to a defamer that goes about spreading slander.
Syed Vickar Ahamed
A slanderer, going about with hurtful falsehoods,
Taqi Usmani
a slanderer who goes about with calumnies,
The Monotheist Group
A slanderer, a backbiter.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
grand diffamateur, grand colporteur de médisance,
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew ê devavêj ê eybderêx û ew ê sebker ê xeberguhêz.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
een met roddel rondlopende lasteraar,
Hollandaca — Salomo Keyzer
Luister niet naar den lasteraar, die met leugens omgaat.
Hollandaca — Siregar
Een lasteraar die rondloopt met roddelpraat.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
хулителю [тому, кто порицает человека при нем самом], (и) разносящему сплетни (среди людей) (чтобы испортить отношения между ними),
Rusça — Osmanov
зло слову и сплетнику,
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
och springer med skvaller och illvilligt förtal,