Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın.

وَاَنْفِقُوا مِنْ مَا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَا اَخَّرْتَنِٓي اِلٰٓى اَجَلٍ قَرِيبٍ فَاَصَّدَّقَ وَاَكُنْ مِنَ الصَّالِحِينَ

ve enfiḳū min mā razeḳnākum min ḳabli en ye'tiye eHadekumu l-mevtu fe yeḳūle rabbi levlā eḣḣartenī ilā ecelin ḳarībin fe eSSaddeḳa ve ekun mine S-SāliHīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَنْفِقُواve enfiḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.sadaka verin
2مِنْmin
3مَا
4رَزَقْنَاكُمْrazeḳnākumر ز قsağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden.size verdiğimiz rızıktan
5مِنْmin
6قَبْلِḳabliق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce
7اَنْen
8يَأْتِيَye'tiyeا ت يGelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak, ilişikli ya da meşgul olmak, suç işlemek, üstlenmekgelmeden
9اَحَدَكُمُeHadekumuا ح دBir yapmak/saymak, birlik, herhangi biri/herhangi bir şey.birinize
10الْمَوْتُl-mevtuم و تÖlmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından kurutulmuş, sona ermek, yıpranmış, yoksulluğa/fakirliğe düşmüş, aşağılık/bayağı/küçük düşürücü/alçak, itaatsiz veya asi, alçakgönüllü/mütevazı/itaatkar, yumuşak/gevşek/rahat/dermansız, ruhsuz veya cansızölüm
11فَيَقُولَfe yeḳūleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve demeden
12رَبِّrabbiر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbim
13لَوْلَاlevlākeşke
14اَخَّرْتَنِٓيeḣḣartenīا خ رgeri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısımbeni erteleseydin
15اِلٰٓىilākadar
16اَجَلٍecelinا ج لBelirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesibir süreye
17قَرِيبٍḳarībinق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın
18فَاَصَّدَّقَfe eSSaddeḳaص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.sadaka verseydim
19وَاَكُنْve ekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinve olsaydım
20مِنَmine-den
21الصَّالِحِينَS-SāliHīneص ل حdoğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam yapmak, şeyleri doğru hale getirmek, bir anlaşma sağlamak, uygun hale getirmek. islaah - dürüstlük, uzlaşma, düzeltme, reform. muslihun - reformcu, doğru, erdemli, dürüst bir kişi, barışsever.iyiler-

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve birinize ölüm gelip çatmadan ve derken o da Rabbim, beni yakın bir zamana dek öldürmeyip bıraksaydın da ben de sadaka vermeye çalışsaydım ve temiz kullardan olsaydım demeden önce sizi rızıklandırdığımız şeylerden harcayın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve birinize ölüm gelip çatmadan ve derken o da Rabbim, beni yakın bir zamana dek öldürmeyip bıraksaydın da ben de sadaka vermeye çalışsaydım ve temiz kullardan olsaydım demeden önce sizi rızıklandırdığımız şeylerden harcayın.

Adem Uğur

Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın.

Ahmed Hulusi

Sizden birine ölüm gelip çattığında (hakikati gördüğünüzde): "Rabbim beni yakın bir sona kadar erteleseydin de mallarımı bağışlasaydım ve imanın gereğini uygulayanlardan olsaydım" demesinden önce; size verdiğimiz yaşam gıdalarından bağışlayın!

Ahmet Tekin

Herhangi birinize ölüm gelmeden önce, size verdiğimiz rızık ve servetten Allah yolunda karşılık gözetmeden, gönüllü harcayın. Harcayın ki, daha sonra: 'Rabbim, benim ölümümü kısa bir müddet ertelesen de, imanda sadâkatimin ve kemâlimin ifadesi olan sadakayı, vicdanımı, servetimi, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı versem, mâlî mükellefiyetleri yerine getirsem, dindar, ahlâklı, hayır-hasenât sahibi mü’minlerden, sâlih kullarından olsam.' demeyesiniz.

Ahmet Varol

Birinize ölüm gelip de: 'Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de, sadaka versem ve salihlerden olsam' demeden önce size rızık olarak verdiklerimizden hayır yolunda harcayın.

Ali Bulaç

Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

Ali Fikri Yavuz

Sizden birinize ölüm (alâmetleri) gelib de: “- Ey Rabbim, beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de, sadaka versem ve salihlerden olsam” demezden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) harcayın.

Ali Rıza Safa

Birinize ölüm gelip, "Efendim! Yakın bir süreye dek beni ertele; karşılıksız yardımda bulunarak, erdemli bir kişi olayım!" demeden önce, size geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşın.

Bayraktar Bayraklı

Herhangi birinize ölüm gelip de, "Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin!

Bekir Sadak

Birine olum gelip de: «Rabbim! Beni yakin bir sureye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam» diyecegi zaman gelmezden once, size verdigimiz riziklardan sarfedin.

Celal Yıldırım

Henüz sizden birinize ölüm gelmeden ve o da: «Rabbim ! Beni yakın bir ecele geciktirseydin de sadaka versem ve iyi-yararlı kişilerden olsam,» demeden önce size rızık olarak verdiğimizden (Allah İçin, O'nun yolunda) harcayın.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Her birinize ölüm gelip, “Rabbim! Ne olur bana azıcık daha süre tanısan da gönüllü yardımlarda bulunsam ve iyi kişilerden olsam!” diye yalvarmadan önce size verdiğimiz rızıklardan başkaları için de harcayın.

Diyanet İşleri

Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın.

Diyanet İşleri (eski)

Birine ölüm gelip de: 'Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam' diyeceği zaman gelmezden önce, size verdiğimiz rızıklardan sarfedin.

Diyanet Vakfi

Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Birinize ölüm gelip de: «Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!» demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah) için harcayın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Her birinize ölüm gelip de: "Rabbim beni kısa bir süre için tehir etsen de sadaka versem ve iyilerden olsam!" demesinden önce size verdiğimiz rızıklardan (Allah için) harcayın!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sizlere merzuk kıldığımız şeylerden infak yapın, her birinize ölüm gelmezden evvel ki sonra: "Yarabbi! Beni yakın bir ecele kadar te'hır eylesen de sadeka versem ve salihinden olsam" der

Erhan Aktaş

Herhangi birinize ölüm gelip çatıp da "Rabb'im! Ölümümü yakın bir zamana kadar ertelesen de böylece ben de sadaka versem ve iyilerden olsam." demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden karşılıksız yardımda bulunun.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Herhangi birinize ölüm gelip çatıp da "Rabb'im! Ölümümü yakın bir zamana kadar ertelesen de böylece ben de sadaka versem ve iyilerden olsam." demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden karşılıksız yardımda bulunun.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Herhangi birinize ölüm gelip çatıp da, Rabb'im! Ölümümü yakın bir zamana kadar ertelesen de böylece ben de sadaka versem ve iyilerden olsam." demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda karşılıksız yardımda bulunun.

Fizilal-il Kuran

Birinize ölüm gelip de: «Rabbim beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam» diyeceği zaman gelmezden önce, size verdiğimiz rızklardan sarf edin.

Gültekin Onan

Sizden birinize ölüm gelip de: "Rabbim, beni yakın bir ecele kadar geciktirsen, ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam" demezden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

Hamdi Döndüren

Bu yüzden, içinizden birine ölüm gelmeden ve “Ey Rabbim! Keşke ömrümü yakın bir süreye kadar uzatsaydın da, sadaka verseydim ve iyi kimseler arasında olsaydım!” demeden önce, size verdiğimiz rızıktan bağışta bulunun!

Hasan Basri Çantay

Herhangi birinize ölüm gelib de "Ey Rabbim, beni yakın bir müddete kadar gecikdirseydin de sadaka verib dursaydım, iyi adamlardan olsaydım" diyeceğinden evvel size rızk olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcayın.

Hasib Asutay

Herhangi birinize ölüm gelip de 'Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsaydım!' demeden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) harcayın. (7) (7. Mallarınızın bir kısmını da Allah yolunda harcayın.)

Hayrat Neşriyat

Birinize ölüm gelip de: 'Rabbim! Beni (ecelimi) yakın bir vakte (kadar) erteleseydin de sadaka verip sâlih kimselerden olsaydım!' demesinden önce, sizi rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) sarf edin!

İbni Kesir

Birinize ölüm gelip de; Rabbım, beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka versem ve salihlerden olsam, diyeceği zaman gelmezden evvel, size rızık olarak verdiğimizden infak edin.

Mehmet Okuyan

“Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!” diyecek şekilde herhangi birinize ölüm gelmesinden önce size verdiğimiz rızıktan dağıtın!

Muhammed Esed

Birinize ölüm yaklaştığı ve "Ey Rabbim! Bana bir mühlet tanısan da karşılıksız yardımda bulunup iyiler arasına girsem!" diye (yalvara)cağı zaman gelip çatmadan önce size rızık olarak verdiğimizden harcayın.

Mustafa İslamoğlu

Sizden birine ölüm gelip de, "Rabbim! Bana bir miktar daha süre tanısaydın da ben de hayır hasenat yapıp iyilerden olsaydım!" diyeceği (o gün) gelip çatmadan önce, size rızık olarak verdiklerimizden bir kısmını infak edin!

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve size rızk olarak verdiğimiz şeylerden infakta bulunun; birinize ölüm gelmesinden, «Artık Yarabbi! Beni bir yakın müddete kadar tehir etse idin de sadaka verse idim ve sâlihlerden olsa idim,» demesinden evvel.

Ömer Öngüt

Herhangi birinize ölüm gelip de: "Ey Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin.

Suat Yıldırım

(10-11) Sizden birinize ölüm gelip çatmadan önce, size nasib ettiğimiz imkânlardan Allah yolunda harcayın! Ölüm gelip çatınca: "Ya Rabbî, az mühlet ver bana, bak nasıl hayırlar yapacağım, tam takvâ ehlinden olacağım!" diyecek olsa da, Allah vâdesi gelen hiçbir kimsenin ecelini ertelemez. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

Süleyman Ateş

Biriniz kendisine ölüm gelip de: "Rabbim beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydım!" demeden önce, size verdiğimiz rızıktan sadaka verin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Size rızık olarak verdiğimiz şeylerden hayra harcayın; yoksa ölüm gelip çatar da şöyle dersiniz: "Rabbim (Sahibim)! Ne olur; beni kısa bir süre daha yaşat da sadaka verip iyilerden olayım."

Şaban Piriş

-Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip, iyi kimselerden olsaydım, demeden önce size verdiğimiz rızıktan infak edin.

Tefhim-ul Kuran

Sizden birinize ölüm gelip de: «Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam» demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin.

Ümit Şimşek

Sizden birine ölüm gelip de 'Rabbim, ne olurdu ecelimi yakın bir zamana erteleseydin de sadaka verip iyi kullardan olaydım' demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden hayırda harcayın.

Yaşar Nuri Öztürk

Sizden birine ölüm gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için birşeyler vererek iyilik ve barış sevenler olsaydım!" demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden dağıtın.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sizlərdən birinə ölüm gəlib: “Ey Rəbbim! Mənə bir az möhlət ver ki, sədəqə verib əməlisalehlərdən olum!”– deməmişdən əvvəl sizə verdiyim ruzidən xərcləyin.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Birinizin ölümü çatıb: ″Ey Rəbbim! Mənə bir az möhlət versəydin, sədəqə verib salehlərdən olardım! – deməmişdən əvvəl sizə verdiyim ruzidən (Allah yolunda) xərcləyin.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Spendet von den Gaben, die Wir euch gewährt haben, bevor zu dem einen oder dem anderen von euch der Tod kommt und er sagen wird: ʺMein Herr! Wenn Du mir nur einen kurzen Aufschub gewährtest, würde ich Spenden geben und mich unter die Rechtschaffenen reihen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und gebt aus von dem, womit Wir euch versorgt haben, bevor zu einem von euch der Tod kommt und er dann sagt: ʺMein Herr, würdest Du mich doch auf eine kurze Frist zurückstellen! Dann würde ich Almosen geben und zu den Rechtschaffenen gehören.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und spendet von dem, was Wir euch gegeben haben, bevor einen von euch der Tod ereilt und er sagt: ʺMein Herr! Wenn Du mir nur Aufschub für eine kurze Frist gewähren würdest, dann würde ich Almosen geben und einer der Rechtschaffenen sein.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und gebt vom Rizq, das WIR euch gewährten, bevor zum einem von euch der Tod kommt, dann sagt er: ʺMein HERR! Hättest DU mir doch bis zu einer nahen Frist Aufschub gewährt! - dann werde ich spenden und von den gottgefällig Guttuenden sein.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And spend in benefaction and in benevolence of what We have given you, before the encounter with death occasions anyone of you and then he says "My Creator, if only you would delay my death for a while, I will seize my opportunity to be liberal in my benefactions and engage in deeds imprinted with wisdom and piety.

Abdul Haleem

Give out of what We have provided for you, before death comes to one of you and he says, ‘My Lord, if You would only reprieve me for a little while, I would give in charity and become one of the righteous.’

Abdullah Yusuf Ali

and spend something (in charity) out of the substance which We have bestowed on you, before Death should come to any of you and he should say, "O my Lord! why didst Thou not give me respite for a little while? I should then have given (largely) in charity, and I should have been one of the doers of good".

Abul A'la Maududi

And spend of what Allah has granted you by way of sustenance before death should come to any of you and he should say: "Lord, why did You not defer my return for a while so that I might give alms and be among the righteous?"

Aisha Bewley

Give from what We have provided for you before death comes to one of you and he says, ‘My Lord, if only you would give me a little more time so that I can give sadaqa and be one of the righteous!’

Al-Hilali & Khan

And spend (in charity) of that with which We have provided you before death comes to one of you, and he says: "My Lord! If only You would give me respite for a little while (i.e. return to the worldly life), then I should giveSadaqah (i.e. Zakât ) of my wealth,[1] and be among the righteous [i.e. perform Hajj (pilgrimage to Makkah) and other good deeds].

Ali Quli Qarai

Spend from what We have provided you before death comes to any of you, whereat he will say, ‘My Lord, why did You not respite me for a short time so that I might have given charity and become one of the righteous!’

Amatul Rahman Omar

And spend out of that with which We have provided you, before death visits one of you and he says, `My Lord! would that you had granted me reprieve for a short while, (for if you had,) I would have given alms and would have become of the righteous. '

Arthur John Arberry

Expend of what We have provided you before that death comes upon one of you and he says, 'O my Lord, if only Thou wouldst defer me unto a near term, so that I may make freewill offering, and so I may become one of the righteous. '

Bijan Moeinian

Devote a part of your wealth to the charity. Do not be among those who refrain from charity up to the moment of their death when they beg God to give them a little bit more time so that they devote it to God pleasing purposes.

E. Henry Palmer

But expend in alms of what we have bestowed upon you before death come on any one of you, and he says, 'My Lord! wouldst thou but have respited me till an appointed time nigh at hand, then would I surely give in charity and be among the righteous!'

Edip-Layth

Give from what We have provided to you, before death comes to one of you, then he says: "My Lord, if only You could delay this for a short while, I would then be charitable and join the righteous!"

George Sale

And give alms out of that which We have bestowed on you; before death come unto one of you, and he say, O Lord, wilt thou not grant me respite for a short term; that I may give alms, and become one of the righteous?

Hamid S. Aziz

And spend out of what We have given you before death comes to any of you, lest he should say, "My Lord! Why did you not respite me for a little while longer, so that I could have given alms and been of the doers of good deeds?"

Mahmoud Ghali

And expend of what We have provided you even before the death comes up to one of you; then he says, "Lord! Had You deferred me to a near term, (i. e., go back to life for a while) so that I may donate (alms), and so I may become one of the righteous."

Marmaduke Pickthall

And spend of that wherewith We have provided you before death cometh unto one of you and he saith: My Lord! If only thou wouldst reprieve me for a little while, then I would give alms and be among the righteous.

Mohamed Ahmed - Samira

Spend of what We have given you before death comes to one of you, when he will say: "O Lord, why did you not defer my term for a while that I could give alms and be among the doers of good?"

Muhammad Asad

And spend on others out of what We have provided for you as sustenance, ere there come a time when death approaches any of you, and he then says, "O my Sustainer! If only Thou wouldst grant me a delay for a short while, so that I could give in charity and be among the righteous!"

Mustafa Khattab

And donate from what We have provided for you before death comes to one of you, and you cry, "My Lord! If only You delayed me for a short while, I would give in charity and be one of the righteous."

Progressive Muslims

And give from that which We have provided to you, before death comes to one of you, then he says: "My Lord, if only You could delay this for a short while, I would then be charitable and join the righteous!"

Sahih International

And spend [in the way of Allah ] from what We have provided you before death approaches one of you and he says, "My Lord, if only You would delay me for a brief term so I would give charity and be among the righteous. "

Sam Gerrans

And spend of what We have provided you before death comes to one among you and he says: “My Lord: hadst Thou but delayed me to a near term, that I might give charity and be among the righteous!”

Shabbir Ahmed

And spend on others of what We have provided you with, before death comes to one of you. And he then says, "My Lord! If only You would delay this for a short while, so that I could give in charity and be among the righteous."

Syed Vickar Ahamed

And spend something (in charity) out of the sustenance that We have bestowed on you, before death should come to any of you and he should say, "My Lord! Why did You not give me relief for a little while? I should then have given (largely) in charity, and I should have been one of those who do good (deeds). "

Taqi Usmani

And spend out of what We have given to you before death overtakes one of you and he says, "My Lord, would you not give me respite to a near term, so that I should pay Sadaqah (alms) and become one of the righteous?"

The Monotheist Group

And give from that which We have provided to you, before death comes to one of you, then he says: "My Lord, if only You could delay this for a short while, I would then be charitable and join the righteous!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et dépensez de ce que Nous vous avons octroyé avant que la mort ne vienne à lʹun de vous et quʹil dise alors: ʺSeigneur! si seulement Tu mʹaccordais un court délai: je ferais lʹaumône et serais parmi les gens de bienʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ji wî risqê ku me daye we (di riya Xwedê de) xerc bikin, beriya ku mirina yekî ji we bê û ku bibêje: Xwedayê min! Bila te mirina min bidaya paş da min sedeqe bidaya û ez bibûma ji qencîkaran!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En geeft bijdragen van wat Wij jullie voor jullie levensonderhoud gegeven hebben, voordat de dood tot een van jullie komt en hij dan moet zeggen: ʺMijn Heer, had U mij niet nog een kort uitstel kunnen verlenen, dan zou ik nog aalmoezen kunnen geven en bij de rechtschapenen behoren.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

En geeft aalmoezen van hetgeen wij u hebben geschonken, alvorens de dood over een uwer kome, en hij zegge: O Heer! wilt gij mij geen uitstel voor een korten tijd verleenen, opdat ik aalmoezen kunne geven en een der rechtvaardigen worden?

Hollandaca — Siregar

En geeft bijdragen van waar Wij jullie mee voorzien hebben, voordat de dood tot een van jullie komt, en deze dan zal zeggen: ʺMijn Heer, Had U mij maar een korte tijd uitstel gegeven, dan zou ik uitgeven aan liefdadigheid en tot de rechtschapenen behoren.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И расходуйте (о, верующие) из того, чем Мы наделили вас, до того, как придет к кому-нибудь из вас смерть, и тогда он скажет: «Господи! Если бы Ты отсрочил мне до близкого срока [дал бы небольшую отсрочку], то я стал бы давать милостыню и стал бы из (числа) праведных!»

Rusça — Osmanov

Делайте жертвоприношения из того, что Мы вам дали в удел, пока вас не постигнет смерть и вы не скажете: ʺГосподи! Если бы Ты дал мне отсрочку на короткое время, то я стал бы раздавать милостыню и был бы из праведныхʺ.