Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
وَالَّذِينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْاِيمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّا اُو۫تُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
ve(e)lleƶīne tebevve'ū d-dāra ve l-īmāne min ḳablihim yuHibbūne men hācera ileyhim ve lā yecidūne fī Sudūrihim Hāceten mimmā ūtū ve yu'ṧirūne ǎlā enfusihim ve lev kāne bihim ḣaSāSatun ve men yūḳa şuHHa nefsihi fe ulāike humu l-mufliHūne
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (81 / 81 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve onların göçmesinden önce yurtlarını hazırlayıp orasını bir îman konağı haline getirenlere ve yurtlarına göçenleri sevenlere ve onlara verilen şeylere karşı gönüllerinde bir ihtiyaç, bir istek duymayanlara ve ihtiyaçları bile olsa onları kendilerinden üstün tutanlara gelince: Ve kim, nefsinin hırsından, kıskançlık ve nekesliğinden geçerse gerçekten de o çeşit kimselerdir kurtulanların, muratlarına erenlerin ta kendileri.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve onların göçmesinden önce yurtlarını hazırlayıp orasını bir îman konağı haline getirenlere ve yurtlarına göçenleri sevenlere ve onlara verilen şeylere karşı gönüllerinde bir ihtiyaç, bir istek duymayanlara ve ihtiyaçları bile olsa onları kendilerinden üstün tutanlara gelince: Ve kim, nefsinin hırsından, kıskançlık ve nekesliğinden geçerse gerçekten de o çeşit kimselerdir kurtulanların, muratlarına erenlerin ta kendileri.
Adem Uğur
Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Ahmed Hulusi
Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) ve imana yerleşmiş olan kimseler (Ensar), kendilerine hicret edenleri severler. Onlara (muhacirlere) verilenlerde gözleri yoktur, buna ihtiyaç duymazlar! Kendileri ihtiyaç içinde olsalar da, onları kendi nefslerine tercih ederler! Kim nefsinin (bilincinin) cimriliğinden - ihtirasından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!
Ahmet Tekin
Bu ganimet malları, daha önce Medine’yi Allah’ın dinine, İslâm’a, devletine yurt olarak hazırlamış ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimselerin, baskı zulüm ve işkencenin hakim olduğu memleketlerinden, özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret edip kendilerine gelenleri sevenlerin, onlara ilâveten verilen ganimet mallarından dolayı gönüllerinde bir rahatsızlık hissetmeyenlerindir. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile, onları, kendilerine, birbirlerine tercih edenlerindir. Nefsinin cimriliğinden korunanlar, işte onlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
Ahmet Varol
Onlardan önce o yurda yerleşen ve imana sarılanlar kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile (onları) kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Ali Bulaç
Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
Ali Fikri Yavuz
Muhacirlerden önce, Medine’yi yurd ve iman evi edinenler, kendilerine hicret edib gelenlere sevgi beslerler. Onlara verilen şeylerden dolayı nefislerinde bir kaygı duymazlar; kendilerinde ihtiyaç bile olsa, (onları) nefisleri üzerine tercih ederler. Kim de nefsinin hırsından korunursa; işte bunlar (azabdan) kurtulanlardır.
Ali Rıza Safa
Onlardan önce o yurda yerleşmiş ve yüreklerine inancı yerleştirmiş olanlar, kendilerine göç edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı yüreklerinde bir burukluk duymazlar. Üstelik kendilerinin gereksinimi olsa bile, onları, kendilerinden önde tutarlar. Benliğini bencillikten kim korursa; kurtuluşa erişenler, işte onlardır.
Bayraktar Bayraklı
Daha önce Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile muhacirleri kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin kıskançlığından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Bekir Sadak
Daha onceden Medine'yi yurt edinmis ve gonullerine imani yerlestirmis olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karsisinda iclerinde bir cekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret icinde bulunsalar bile onlari kendilerinden onde tutarlar. Nefsinin tamahkarligindan korunabilmis kimseler, iste onlar saadete erenlerdir.
Celal Yıldırım
Bunlardan önce (Medine'yi) yurt edinip, imânı (kalblerine) yerleştirenler ise, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilen şeylerden dolayı kalblerinde bir ihtiyaç duymazlar; ihtiyaçları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim de nefsinin aşırı cimrilik, kıskançlık ve ihtirasından korunursa, işte onlar umduklarına kavuşanlardır.
Diyanet İşleri
Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine'ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Diyanet İşleri (eski)
Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.
Diyanet Vakfi
Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Ve onlardan önce o yurda yerleşen imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar umduklarına erenlerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve şunlar ki, onlardan önce yurdu hazırlayıp imana sahip oldular, kendilerine hicret edenlere sevgi beslerler, onlara verilenlerden nefislerinde bir kaygı duymazlar, kendilerinin ihtiyacı olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Her kim de nefsinin hırsından (cimriliğinden) korunursa, işte onlardır o kurtuluş bulanlar!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve şunlar ki onlardan önce yurdu hazırlayıp iymana sahib oldular, kendilerine hicret edenlere mahabbet beslerler ve onlara verilenden nefislerinde bir kaygı duymazlar, kendilerinde ihtiyaç bile olsa iysar ile nefislerine tercih ederler, her kim de nefsinin hırsından korunursa işte onlardır o felah bulanlar!
Erhan Aktaş
Onlardan önce Medine'yi yurt edinen ve kalplerine iman yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilen ganimetlerden dolayı, -kendileri muhtaç olsa bile- kalplerinde bir kaygı, kıskançlık duymazlar. Onları kendilerine tercih ederler. Kim, kendisini cimrilikten korursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlardan önce Medine'yi yurt edinen ve kalplerine iman yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilen ganimetlerden dolayı, -kendileri muhtaç olsa bile- kalplerinde bir kaygı, kıskançlık duymazlar. Onları kendilerine tercih ederler. Kim, kendisini cimrilikten korursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlardan önce Medine'yi yurt edinen ve kalplerine iman yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilen ganimetlerden dolayı, -kendileri muhtaç olsa bile- kalplerinde bir kaygı, kıskançlık duymazlar. Onları kendilerine tercih ederler. Kim, kendisini cimrilikten korursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Fizilal-il Kuran
Daha önce Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenler karşısında içlerinde bir kaygı duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, göç eden yoksul kardeşlerini öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar başarıya erenlerdir.
Gültekin Onan
Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp inancı (gönüllerine) yerleştirenler ise hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefslerine tercih ederler. Kim nefsini 'cimri ve bencil tutkularından' korumuşsa işte onlar felah (kurtuluş) bulanlardır.
Hamdi Döndüren
Onlardan önce, Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı, içlerinde hiçbir sıkıntı duymazlar. Kendileri büyük bir ihtiyaç içinde bulunsalar bile, yine de onları kendilerine tercih ederler. Öyleyse, kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Hasan Basri Çantay
Onlardan evvel (Medineyi) yurd ve iman (evi) edinmiş olan kimseler, kendilerine hicret edenlere sevgi beslerler. Onlara verilen şeylerden dolayı göğüslerinde bir ihtiyaç (meyli) bulmazlar. Kendilerinde fakr-u ihtiyaç olsa bile (onlar:) öz canlarından daha üstün tutarlar. Kim nefsinin (mala olan) hırsından ve cimriliğinden korunursa işte muradlarına erenler onların ta kendileridir.
Hasib Asutay
Onlardan (4) önce (Medine'yi) yurt ve iman (evi) edinmiş olan kimseler, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara (5) verilen (ganimet)lerden ötürü içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendileri sıkıntı içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. (6) Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (4. Muhacirlerin hicretinden.) (5. Muhacirlere.) (6. İsar: Bir kimsenin kendi ihtiyacı olduğu halde mümin kardeşini kendine tercih etme özelliğine denir.)
Hayrat Neşriyat
Onlardan önce o yurda (Medîne’ye) yerleşmiş ve (samîmâne) îmâna sarılmış olanlar(Ensar), kendilerine hicret edip gelen (Muhâcir)leri severler; hem (onlara) verilenlerden dolayı sînelerinde bir ihtiyaç (bir rahatsızlık) duymazlar ve kendilerinde bir sıkıntı (bir ihtiyaç)bile olsa, (o kardeşlerini) kendi nefislerine tercîh ederler! Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar gerçekten kurtuluşa erenlerdir!
İbni Kesir
Onlardan önce o diyarı yurt edinmiş ve göğüslerine imanı yerleştirmiş olanlar; kendilerine hicret edip gelenleri severler. Ve onlara verilenlerden ötürü içlerinde bir çekememezlik duymazlar. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları, kendilerine tercih ederler. Her kim nefsinin tamahkarlığından korunabilmişse; işte onlar, felaha erenlerin kendileridir.
Mehmet Okuyan
Daha önceden (Medine’yi) yurt edinmiş ve kalplerine imanı yerleştirmiş olanlar (ensar), kendilerine hicret edenleri (muhacirleri) severler. Onlara verilenlerden dolayı göğüslerinde (kalplerinde) herhangi bir ihtiyaç hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtulanların ta kendileridir.
Muhammed Esed
Onlardan önce bu yöreyi yurt edinmiş ve (gönüllerine) imanı yerleştirmiş olanlar (arasındaki yoksullara da ganimetin bir kısmı verilecektir), bir sığınak arayışı içinde kendilerine gelenlerin hepsini seven ve başkasına verilmiş olanlara karşı kalplerinde hiçbir haset olmayan, aksine kendileri yoksulluk içinde bulunsalar bile diğerlerini kendilerine tercih edenler; işte böyleleri, açgözlülükten korunanlardır, onlardır mutluluğa ulaşacak olanlar!
Mustafa İslamoğlu
Bir de, onlar (gelmeden) önce kendilerine yurdu hazırlayan ve imanı (yerleştiren) kimselere (verilir); onlar kendilerine sığınan muhacirleri severler, diğerlerine verilenlerden dolayı içlerinde bir hasislik duymazlar; dahası kendileri çok muhtaç halde bulunsalar da, başkalarını kendilerine tercih ederler. Evet, başkasının elindekine göz dikmekten korunanlar var ya: işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve o kimseler ki onlardan evvel yurt ve imân edinmişlerdir, kendilerine muhâcerette bulunanları severler ve onlara verilen şeylerden dolayı kendi kalblerinde bir ihtiyaç duymazlar ve kendilerinde bir ihtiyaç bulunsa dahi onları kendi nefislerine tercih ederler. Ve her kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte felâha ermiş olanlar onlardır!
Ömer Öngüt
Muhacirlerden evvel Medine'yi yurt ve iman evi edinmiş olan Ensar, kendilerine hicret edip gelenleri severler. Onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir kaygı hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile, muhacir kardeşlerini tercih ederler. Kim nefsinin mala olan hırs ve cimriliğinden korunursa, işte onlar saâdete erenlerdir.
Suat Yıldırım
Bunlardan önce Medine’yi yurt edinip imana sarılanlar ise, kendi beldelerine hicret edenlere sevgi besler, onlara verilen ganimetlerden ötürü içlerinde bir kıskanma veya istek duymazlar. Hatta kendileri ihtiyaç duysalar bile o kardeşlerine öncelik verir, onlara verilmesini tercih ederler. Her kim nefsinin hırsından ve mala düşkünlüğünden kendini kurtarırsa, işte felah ve mutluluğa erenler onlar olacaklardır.
Süleyman Ateş
Ve onlardan önce o yurda (Medine'ye) yerleşen, imana sarılanlar kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilen (ganimet)lerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç (eğilimi) duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, (göç eden yoksul kardeşlerini) öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar başarıya erenlerdir.
Süleymaniye Vakfı
Onlardan önce bu yurda /Medine'ye yerleşmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar (ensar), kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara (feyden) verilen şeylere karşı içlerinde bir istek duymazlar. Zor durumda olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin doyumsuzluğundan korunursa işte onlar umduklarına kavuşacak olanlardır.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Onlardan önce Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar (ensar), kendilerine sığınanları severler; onlara verilen bu (feyden) mallardan dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Ellerinde bir şey olmasa bile onları kendilerine tercih ederler. İçlerinde olan kıskançlıklardan korunanlar umduklarına kavuşacak olanlardır.
Şaban Piriş
Onlardan önce o diyarı yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendi ihtiyaçları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin tamahkarlığından korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.
Tefhim-ul Kuran
Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı da içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.
Ümit Şimşek
Daha önce kendilerine bir yurt edinmiş ve imanı benliklerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenlere muhabbet beslerler; onlara verilenlerden dolayı gönüllerinde bir sıkıntı duymazlar; hattâ kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin tutkularından korunmuşsa, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlardan önce yurda konmuş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile, ötekileri kendi nefslerine tercih ederler. Nefsinin cimriliğinden/doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Mühacirlərdən əvvəl Mədinədə yurd salmış, sonra da iman gətirmiş kimsələr öz yanlarına hicrət edənləri sevir, onlara verdiklərinə görə qəlblərində peşmançılıq hissi duymurlar. Hətta özləri ehtiyac içində olsalar belə, onları özlərindən üstün tuturlar. Nəfsinin tamahından qorunan kimsələr nicat tapanlardır.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlardan (mühacirlərdən) əvvəl (Mədinədə) yurd salmış və (Muhəmməd əleyhissəlama qəlbən) iman gətirirmiş kimsələr (ənsar) öz yanlarına (şəhərlərinə) mühacirət edənləri sevər, onlara verilən qənimətə görə ürəklərində həsəd (qəzəb) duymaz, özləri ehtiyac içində olsalar belə, onları özlərindən üstün tutarlar. (Allah tərəfindən) nəfsinin xəsisliyindən (tamahından) qorunub saxlanılan kimsələr – məhz onlar nicat tapıb səadətə (Cənnətə) qovuşanlardır!
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Diejenigen, die vor ihnen in Medina wohnten und Gläubige waren (die Ansâr) lieben die, die aus Mekka zu ihnen auswanderten (die Muhâdschirûn). Sie fühlen sich nicht benachteiligt, weil nur die Auswanderer die Zuteilung von der Faiʹ-Beute bekamen, sondern stellen die Auswanderer vor sich selbst, auch wenn sie unter Entbehrung leiden. Wer vor Habgier geschützt ist, das sind die wahrhaften Gewinner.
Almanca — Der Edle Quran
Und diejenigen, die in der Wohnstätte und im Glauben vor ihnen zu Hause waren, lieben (all die,) wer zu ihnen ausgewandert ist, und empfinden in ihren Brüsten kein Bedürfnis nach dem, was (diesen) gegeben worden ist, und sie ziehen (sie) sich selbst vor, auch wenn sie selbst Mangel erlitten. Und diejenigen, die vor ihrer eigenen Habsucht bewahrt bleiben, das sind diejenigen, denen es wohl ergeht.
Almanca — M. A. Rassoul
Und jene, die vor ihnen in der Behausung (des Islam) wohnten und im Glauben heimisch geworden sind, lieben jene, die bei ihnen Zuflucht suchten, und hegen in sich kein Verlangen nach dem, was ihnen gegeben wurde, sondern sehen (die Flüchtlinge gern) vor ihnen selbst bevorzugt, auch wenn sie selbst in Dürftigkeit leben. Und wer vor seiner eigenen Habsucht bewahrt ist - das sind die Erfolgreichen.
Almanca — Muhammad Zaidan
Und diejenigen, welche bereits die Wohnstätte (Madina) bewohnten und den Iman (verinnerlichten) vor ihnen, lieben diejenigen, die zu ihnen Hidschra unternahmen, und sie finden in ihren Brüsten kein Verlangen nach dem, was ihnen (den anderen) zuteil wurde. Und sie bevorzugen andere vor sich selbst, auch dann, wenn sie in Not sind. Und wer vor dem Geiz seines Ego geschützt wird, diese sind die wirklichen Erfolgreichen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Next are those who emigrated and settled earlier, justifying Faith as a conviction operative on their character and will, who love to see and welcome their successors and afford them refuge with clean breasts not begrudging their aid, abnegating themselves of what they themselves may need in favour of the others. And he who opposes the incitement arising from the state of mind and feeling and guards himself against an unjust act, impiety, iniquity, greed, niggardliness, immorality and such vices, shall heaven prosper him and such persons;
Abdul Haleem
Those who were already firmly established in their homes [in Medina], and firmly rooted in faith, show love for those who migrated to them for refuge and harbour no desire in their hearts for what has been given to them. They give them preference over themselves, even if they too are poor: those who are saved from their own souls’ greed are truly successful.
Abdullah Yusuf Ali
But those who before them, had homes (in Medina) and had adopted the Faith,- show their affection to such as came to them for refuge, and entertain no desire in their hearts for things given to the (latter), but give them preference over themselves, even though poverty was their (own lot). And those saved from the covetousness of their own souls,- they are the ones that achieve prosperity.
Abul A'la Maududi
It also belongs to those who were already settled in this abode (of Hijrah) having come to faith before the (arrival of the) Muhajirun (Emigrants).They love those who have migrated to them and do not covet what has been given them; they even prefer them above themselves though poverty be their own lot. And whosoever are preserved from their own greed, such are the ones that will prosper.
Aisha Bewley
Those who were already settled in the abode, and in iman, before they came, love those who have made hijra to them and do not find in their hearts any need for what they have been given and prefer them to themselves even if they themselves are needy. It is the people who are safe-guarded from the avarice of their own selves who are successful.
Al-Hilali & Khan
And (it is also for) those who, before them, had homes (in Al-Madinah) and had adopted the Faith, love those who emigrate to them, and have no jealousy in their breasts for that which they have been given (from the booty of Banû An-Nadîr), and give them (emigrants) preference over themselves even though they were in need of that. And whosoever is saved from his own covetousness, such are they who will be the successful.
Ali Quli Qarai
[They are as well] for those who were settled in the land and [abided] in faith before them, who love those who migrate toward them, and do not find in their breasts any need for that which is given to them, but prefer [the Immigrants] to themselves, though poverty be their own lot. And those who are saved from their own greed —it is they who are the felicitous.
Amatul Rahman Omar
And (in this wealth there is also a share) for those (Ansâr, the Helpers) who had settled in the city (of Madînah) and had embraced the Faith before these (Refugees arrived there). They love those who migrated to them for refuge and (who) even though poverty be their own lot, found no desire in their hearts for that which is given to these (Refugees) but they gave them (Refugees) preference over themselves. And (bear in mind that) those saved from the covetousness of their souls are the ones to achieve the goal.
Arthur John Arberry
And those who made their dwelling in the abode, and in belief, before them; love whosoever has emigrated to them, not finding in their breasts any need for what they have been given, and preferring others above themselves, even though poverty be their portion. And whoso is guarded against the avarice of his own soul, those -- they are the prosperers.
Bijan Moeinian
As far as the citizens of Medina, who embraced Islam long ago, is concerned, they helped the immigrants and genuinely love them. They do not mind to see that the immigrants receive the spoils of war at their expense. The fact is those who get rid of their greed are the true successful ones.
E. Henry Palmer
And those who were settled in the abode and the faith before them, love those who fled to them; and they do not find in their breasts a need of what has been given to them; preferring them to themselves, even though there be poverty amongst them; and whoso is preserved from his own covetousness, these are the prosperous!
Edip-Layth
Those who provided them with shelter, and were those who acknowledge before them; they love those who immigrated to them, and they find no hesitation in their hearts in helping them, and they readily give them priority over themselves, even when they themselves need what they give away. Indeed, those who overcome their hedonism are the successful ones.
George Sale
And they who quietly possessed the town of Medina, and professed the faith without molestation, before them, love him who hath fled unto them, and find in their breasts no want of that which is given the Mohajerin, but prefer them before themselves, although there be indigence among them. And whoso is preserved from the covetousness of his own soul, those shall surely prosper.
Hamid S. Aziz
And those, who had homes in the city (Madina) and in the faith before them, love those who have fled to them, and do not find in their heart a need of what they are given, and give them (the fugitives) preference before themselves, though poverty may afflict them. Whoever is preserved from the avarice of his own soul, these it is that are the successful ones.
Mahmoud Ghali
And (the ones) who took their location in the Residence Al-Madînah) and in belief before them, love whomever has migrated to them, (i. e., to the ÉAnsar, the Muslims of Al-Madînah) and do not find in their breasts any need for what has been brought them, (The Muhajirûn, those who emigrated from Makkah) and prefer (the Muhajir?n) above themselves, even though penury be (their portion). And whoever is protected from the avarice of his self, then those are they who are the prosperers.
Marmaduke Pickthall
Those who entered the city and the faith before them love those who flee unto them for refuge, and find in their breasts no need for that which hath been given them, but prefer (the fugitives) above themselves though poverty become their lot. And whoso is saved from his own avarice - such are they who are successful.
Mohamed Ahmed - Samira
Those who came to the city and to faith before them, love those who take refuge with them, and do not feel for themselves any need for what is given them, and give them preference over themselves even if they are indigent. Whoever preserves himself from his own greed will be prosperous.
Muhammad Asad
And [it shall be offered, too, unto the poor from among] those who, before them, had their abode in this realm and in faith - [those] who love all that come to them in search of refuge, and who harbour in their hearts no grudge for whatever the others may have been given, but rather give them preference over themselves, even though poverty be their own lot: for, such as from their own covetousness are saved - it is they, they that shall attain to a happy state!
Mustafa Khattab
As for those who had settled in the city and ˹embraced˺ the faith before ˹the arrival of˺ the emigrants, they love whoever immigrates to them, never having a desire in their hearts for whatever ˹of the gains˺ is given to the emigrants. They give ˹the emigrants˺ preference over themselves even though they may be in need. And whoever is saved from the selfishness of their own souls, it is they who are ˹truly˺ successful.
Progressive Muslims
And those who provided them with shelter, and were believers before them; they love those who immigrated to them, and they find no hesitation in their hearts in helping them, and they readily give them priority over themselves, even when they themselves need what they give away. Indeed, those who overcome their desires are the successful ones.
Sahih International
And [also for] those who were settled in al-Madinah and [adopted] the faith before them. They love those who emigrated to them and find not any want in their breasts of what the emigrants were given but give [them] preference over themselves, even though they are in privation. And whoever is protected from the stinginess of his soul - it is those who will be the successful.
Sam Gerrans
And those who settled in the home and the faith before them, love those who have emigrated to them, and they find in their breasts no need for what they were given, but give preference above themselves though they be in privation. And whoso is protected from the avarice of his soul, it is they who are the successful.
Shabbir Ahmed
Also those who resided in the city (Madinah) before them and attained faith. They love those who immigrated to them, and find no hesitation in their hearts in helping them. But rather give them preference over themselves, even though poverty be their own lot. And whoever is saved from greediness of the heart, such are the ones who truly prosper.
Syed Vickar Ahamed
And (it is also for) those who before them, had homes (in Medinah) and had adopted faith (in Islam)— Show their affection to those who came to them for refuge, and entertain no desire for things in their hearts, (and had) given to the (refugees), and give them preference over themselves, even though poverty was their (own lot), and those saved from the selfishness of their own souls— Such are they, the ones who are successful.
Taqi Usmani
And (fai’ is also) for those who established themselves in the homeland (of Madīnah) and in faith before the former ones (arrived in Madīnah), who have love for those who emigrated to them, and do not feel in their hearts any ambition for what is given to the former ones (from fai’), and give preference (to them) over themselves, even though they are in poverty. -And those who are saved from the greed of their hearts are the successful.-
The Monotheist Group
And those who provided them with shelter, and were believers before them; they love those who immigrated to them, and they find no hesitation in their hearts in helping them, and they readily give them priority over themselves, even when they themselves need what they give away. Indeed, those who overcome their desires are the successful ones.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Il (appartient également) à ceux qui, avant eux, se sont installés dans le pays et dans la foi, qui aiment ceux qui émigrent vers eux, et ne ressentent dans leurs cœurs aucune envie pour ce que (ces immigrés) ont reçu, et qui (les) préfèrent à eux-mêmes, même sʹil y a pénurie chez eux. Quiconque se prémunit contre sa propre avarice, ceux-là sont ceux qui réussissent.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Ew ên hê ji berê ve li Medînê bicih bûne û berî hicreta muhaciran bawerî anîne, ew ji wan ên ku bi bal wan ve hicret kirin hez dikin û ji bo malê ku ji wan (muhaciran) re hatiye dayîn di dilê xwe de çavnebariyekê jî nakin. Çendî ku pêdiviya wan bi xenîmetê hebe jî muhaciran di ser xwe re digirin (hewcehiya muhaciran li pêşiya hewcehiya xwe dibînin). Kî xwe ji bexîliya nefsa xwe biparêze, vêca birastî ew in yên rizgarbûyî û yên serfiraz.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En zij die al eerder dan zij in de woning gevestigd en in het geloof bevestigd waren beminnen hen die naar hen uitgeweken zijn; zij ondervinden in hun binnenste geen behoefte aan wat hun gegeven wordt en zij verkiezen hen boven zichzelf ook al hebben zij zelf gebrek. En wie voor de eigen hebzucht behoed worden, zij zijn het die het welgaat.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij die, vóór hen, de stad Medina geheel bezaten en het geloof zonder beletsel beleden, beminnen dengeen, die tot hen is gevlucht, en vinden in hunne borsten geene begeerte naar datgene wat den Mohajerin werd gegeven, maar verkiezen die boven zich zelven, hoewel zij mede door nooddruftigheid worden gekweld. En hij die zich voor de gierigheid zijner eigene ziel behoedt, zal zeker voorspoed genieten.
Hollandaca — Siregar
En degenen die vóór hen in de stad (Medinah) woonden en geloofden (de Anshâr), zij houden van degenen die (vanuit Mekkah) naar hen zijn uitgeweken, Zij vinden in hun hart geen jaloezie op wat (aan hen) gegeven is. En zij geven aan (hen) voorrang boven zichzelf, ook al is er behoefte onder hen. En wie zich hoedt voor zijn eigen gierigheid: dat zijn degenen die zullen welslagen.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
А те [ансары], которые обосновались в обители [в Медине] и Вере [уверовали] до них [прежде чем прибыли к ним мухаджиры], любят переселившихся к ним [мухаджиров] (и помогают им) и не находят в своих грудях [душах] никакой нужды [зависти] к тому, что даровано им [мухаджирам] (из добычи). Они отдают предпочтение (мухаджирам) пред собой, хотя бы и было у них стеснение [даже если сами они бедны и нуждаются]. И кого (Аллах) защитил от скупости (и жадности), – то такие (будут) обретшими счастье (в этом мире и в Вечной жизни)!
Rusça — Osmanov
А те, которые жили в Медине до них (т. е. до прихода мекканцев) и [обратились в новую] веру, любят переселившихся [из Мекки] к ним и не испытывают к ним никакой зависти из-за того, что отдано им (т. е. переселившимся). Они признают за ними предпочтительное право, если даже [сами] находятся в стесненном положении. И те, кто одолел свою алчность, - они и суть преуспевшие.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
(Till dem hör också) de som var bofasta i staden och antog tron före (utvandrarnas ankomst, och som) med kärlek bemötte alla som sökte tillflykt hos dem och inte missunnade dem vad de fick ta emot, utan tvärtom gav dem företräde, trots att de själva måste göra uppoffringar. De som värjer sig för girighetens (frestelser) - dem skall det gå väl i händer.