Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.

لِلْفُقَرَاءِ الْمُهَاجِرِينَ الَّذِينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاَمْوَالِهِمْ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا وَيَنْصُرُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ

li l-fuḳarā'i l-muhācirīne (e)lleƶīne uḣricū min diyārihim ve emvālihim yebteğūne feDlen mine (a)llahi ve riDvānen ve yenSurūne (a)llahe ve rasūlehu ulāike humu S-Sādiḳūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِلْفُقَرَاءِli l-fuḳarā'iف ق رFakir/yoksul/muhtaç olmak, ihtiyaç duymak, yoksulluk. Sırt kırıcı felaketle alt üst etmek, omurgada ağrı hissetmek.fakirler içindir
2الْمُهَاجِرِينَl-muhācirīneه ج رTerk etmek/bırakmak/vazgeçmek/ayrılmak/reddetmek/çekilmek, kendini bir şeyden ayırmak, ilişkiyi kesmek, sakınmak, uzak durmak, bedenen veya dil ile ya da kalben terk etmek, şehvet ve kötü davranışlardan uzaklaşmak. Hijr - kötü davranış, utanç verici eylem, saçma konuşma.hicret eden
3الَّذِينَ(e)lleƶīne
4اُخْرِجُواuḣricūخ ر جÇıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak, eğitmek/disipline etmek/iyi yetiştirmek, iki karışımdan bir şey yapmak (iki renk gibi, siyah ve beyaz, veya bir tabletin bir kısmına yazıp bir kısmını boş bırakmak), bir şeyi farklı türlerde yapmak, bir şeye veya nedene katkıda bulunmak, anlaşma yapmak, zorla almak/çıkarmak/üretmek/ortaya çıkarmak, bir şeyi veya birini dışlamak, boşaltmak, aşmak veya üstün olmak, başkalarını geçmek, dışsal/harici/nesnel olmakçıkarılan
5مِنْmin-ndan
6دِيَارِهِمْdiyārihimد و رDönmek, devretmek, dolaşmakyurtları-
7وَاَمْوَالِهِمْve emvālihimم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.ve mallarından
8يَبْتَغُونَyebteğūneب غ يAzgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramakararlar
9فَضْلًاfeDlenف ض لüstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmekbir lutuf
10مِنَmine-dan
11اللّٰهِ(a)llahiAllah-
12وَرِضْوَانًاve riDvānenر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.ve rızasını
13وَيَنْصُرُونَve yenSurūneن ص رyardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumakve yardım ederler
14اللّٰهَ(a)llaheAllah'a
15وَرَسُولَهُve rasūlehuر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve Elçisine
16اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte
17هُمُhumuonlardır
18الصَّادِقُونَS-Sādiḳūneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.doğru olanlar

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

O mallar, yurtlarından göçenlerin yoksullarına âittir; onlar, ülkelerinden çıkarılmışlar, mallarından ayrılmışlar, Allah'tan ancak bir lütuf ve râzılık dileyegelmişlerdir ve Allah'a ve Peygamberine yardım etmişlerdir; onlardır gerçeklerin ta kendileri.

Abdulkadir Gölpınarlı

O mallar, yurtlarından göçenlerin yoksullarına âittir; onlar, ülkelerinden çıkarılmışlar, mallarından ayrılmışlar, Allahʼtan ancak bir lütuf ve râzılık dileyegelmişlerdir ve Allahʼa ve Peygamberine yardım etmişlerdir; onlardır gerçeklerin ta kendileri.

Adem Uğur

(Allah'ın verdiği bu ganimet malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.

Ahmed Hulusi

(O fey') yurtlarından ve mallarından çıkarılmış, Allah'tan bir lütuf ve rıdvan isteyen; Allah'a ve O'nun Rasulüne yardım eden muhacir fukara içindir. . . İşte onlar sadıkların ta kendileridir!

Ahmet Tekin

Allah’ın ihsan ettiği bu ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah’tan bir lütuf ve rızasını dileyen, Allah’a, Allah’ın dinine, Rasulüne yardım eden, Allah yolunda özgür olarak kulluk ve ibadete devam eden, hicret ederek güç ve gönül birliği yapan fakir muhacirlerindir. İşte sözlerine sadık olanlar bunlardır.

Ahmet Varol

(O ganimetler bir de) hicret etmiş olan fakirleredir ki onlar yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk arar, Allah'a ve Peygamber'ine yardım ederler. İşte onlar doğrulardır.

Ali Bulaç

(Bundan başka bu mallar,) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah'a ve O'nun Resulü'ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır.

Ali Fikri Yavuz

(Bilhassa bu ganimet), o fukara muhacirler içindir ki, (Mekke müşriklerinin tazyiki üzerine) yurdlarından ve mallarından çıkarılmışlardır. Halleri şudur: Allah’dan (dünyada) bir rızık ve rıza isterler. Allah’a ve Peygamberine, (mal ve canları ile Allah’ın dinine) yardım ederler. İşte bunlar, sadık olanlardır, (imanlarında sadakat gösterenlerdir).

Ali Rıza Safa

Yurtlarından ve mallarından çıkarılmaları nedeniyle göç edenler arasındaki yoksullarındır. Onlar, Allah'ın lütfunu ve O'nun hoşnutluğunu ararlar. Allah'a ve O'nun elçisine yardım ederler. Doğruyu söyleyenler, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın lütfunu ve rızasını kazanma arzusundan, Allah'a ve Peygamberine yardım ettiklerinden dolayı, yurtlarından çıkarılan ve mallarından mahrum edilen fakir muhacirlere de verilir. İşte onlar özü-sözü doğru kimselerdir.

Bekir Sadak

Allah'in verdigi bu ganimet mallari bilhassa; yurtlarindan ve mallarindan edilmis olan, Allah'tan bir lutuf ve riza dileyen, Allah'in dinine ve peygamberine yardim eden muhacir fakirlerindir. Iste dogru olanlar bunlardir.

Celal Yıldırım

Ganimet malı, bir de fakir muhacirleredir ki onlar yurtlarından ve mallarından çıkarıldılar; (onlar sadece) Allah'ın geniş lütuf, bol ihsanını ve hoşnutluğunu arzulamaktalar; Allah'a ve Peygamberine yardım ederler. İşte (imânlarında) sâdık olanlar da bunlardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(Bu gelirler) Allah’ın lutuf ve rızâsının peşine düşerek Allah’a ve resulüne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan yoksul muhacirlerin hakkıdır. İşte onlar dosdoğru kimselerdir.

Diyanet İşleri

Bu mallar özellikle, Allah'tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah'ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'ın verdiği bu ganimet malları bilhassa; yurtlarından ve mallarından edilmiş olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden muhacir fakirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.

Diyanet Vakfi

(Allah'ın verdiği bu ganimet malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bir de göç eden fakirlere aittir ki yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır, Allah'ın lütuf ve rızasını ararlar; Allah'a ve Resulüne yardım ederler. İşte doğru olanlar onlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de (o gelirler) yoksul muhacirler içindir ki, yurtlarından ve mallarından (uzaklaştırıp) çıkarıldılar. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ararlar, Allah'a ve peygamberine hizmet ederler. İşte onlardır doğru olanlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

O fukara muhacirler için ki yurtlarından ve mallarından çıkarıldılar, Allahdan bir fadıl ve rıdvan ararlar ve Allaha ve Resulüne hizmet ederler, ta onlardır işte sadık olanlar

Erhan Aktaş

Bu mallarda; Allah'ın lütfu ve rızasını kazanmak arzusuyla, Allah'a ve Resul'üne yardım ettikleri için yurtlarından çıkarılan ve malları ellerinden alınan, hicret etmiş olan yoksulların da hakkı vardır. Çünkü onlar özü sözü bir olanlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu mallarda; Allah'ın lütfu ve rızasını kazanmak arzusuyla, Allah'a ve Resul'üne yardım ettikleri için yurtlarından çıkarılan ve malları ellerinden alınan, hicret etmiş olan yoksulların da hakkı vardır. Çünkü onlar özü sözü bir olanlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bu mallarda; Allah'ın lütfu ve rızasını kazanmak arzusuyla, Allah'a ve Rasul'üne yardım ettikleri için yurtlarından çıkarılan ve malları ellerinden alınan, hicret etmiş olan yoksulların da hakkı vardır. Çünkü onlar özü sözü bir olanlardır.

Fizilal-il Kuran

Allah'ın verdiği bu ganimet malları, yurtlarından ve mallarından çıkmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.

Gültekin Onan

(Bundan başka bu mallar) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Tanrı'dan bir fazl arayıp, Tanrı'ya ve O'nun Resulü'ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır.

Hamdi Döndüren

(Bu malların bir bölümü), Allah’ın lütfunu ve hoşnutluğunu aradıkları için, yurtlarından çıkarılan ve mallarından yoksun bırakılan, Allah’a ve elçisine yardım eden yoksul muhacirlerindir. İşte onlar, doğru olanlardır.

Hasan Basri Çantay

(Bilhassa o reyi'), hicret eden fakirlere aiddir ki onlar Allahdan fazl (-u inayet) ve hoşnudluk ararlar ve Allaha ve peygamberine (mallariyle, canlariyle) yardım ederlerken yurdlarından ve mallarından (mahrum edilerek) çıkarılmışlardır. İşte bunlar saadıkların ta kendileridir.

Hasib Asutay

(Ayrıca) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk dileyen, Allah'a ve peygamberine yardım eden fakir muhacirlere aittir. İşte doğru olanlar bunlardır.

Hayrat Neşriyat

(Bu ganîmetler,) Allah’dan bir lütuf ve bir rıdvan (O’nun rızâsını) ararlarken, yurtlarından ve mallarından çıkarılan ve Allah’a (O’nun dînine) ve peygamberine yardım eden o fakir Muhâcirlere âiddir. İşte onlar, gerçekten (îmanlarında) sâdık olanlardır!

İbni Kesir

Yurtlarından ve mallarından çıkarılmış olan, Allah'tan bir lutuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve peygamberine yardım eden fakir muhacirler içindir. İşte bunlar, sadıkların kendileridir.

Mehmet Okuyan

(Bu ganimet malları), yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah’tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah’(ın dinin)e ve Elçisine yardım eden muhacir fakirlerindir. İşte doğru olanlar sadece bunlardır.

Muhammed Esed

(Böylece, bu ganimetlerin bir kısmı) zulüm ve kötülük diyarını terk etmiş olanlar arasındaki yoksullar(a verilecektir.) Yurtlarından ve mülklerinden sürülmüş, Allah'ın lütfunu ve rızasını arayan ve Allah'a ve Elçisi(nin davası)na yardım edenler, sözlerinde duranlar işte onlardır!

Mustafa İslamoğlu

(Bu gelirler), yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan muhacirler arasındaki fakirlere (verilir); Allah'tan kendilerine ulaşacak bir lütuf ve rızanın peşine düşen, Allah'a ve Rasulüne yardım eden kimseler bunlardır: İşte onlar, evet onlar (iman) sözüne sadık olanlardır.

Ömer Nasuhi Bilmen

(O mal) Muhacirler olan fakirlere de aittir ki, onlar kendi yurtlarından ve mallarından çıkarıldılar, Allah'tan bir fazl ve rıdvan ararlar ve Allah'a ve Peygamberine hizmet ederler. İşte sâdıklar olanlar onlardır.

Ömer Öngüt

(Allah'ın verdiği bu ganimet malları) bilhassa; yurtlarından ve mallarından edilmiş olan, Allah'ın lütfunu ve rızâsını dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamber'ine yardım eden muhacir fakirlerindir. Onlar sâdıkların tâ kendileridir.

Suat Yıldırım

Allah’ın nasib ettiği bu ganimet malları o hicret eden fakirlere aittir ki, onlar Allah’ın lütfunu ve rızasını taleb etmek, Allah’ın dinine ve Resulüne destek vermek için yurtlarından ve mallarından edildiler. İşte imanlarında sadık ve samimi olanlar ancak onlardır.

Süleyman Ateş

(O mallar) Şu göçmen fakirlere aittir ki (onlar) yurtlarından ve mallarından (sürülüp) çıkarılmışlardır; Allah'ın lutuf ve rızasını ararlar; Allah'a ve Elçisine yardım ederler. İşte doğru olanlar onlardır.

Süleymaniye Vakfı

(O mallar, Resulullah'ın yakınları ve hemşehrileri olan) hicret etmiş fakirler içindir ki onlar yurtlarından çıkarılıp mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'ın lütfunu ve rızasını arayan, Allah'a ve elçisine yardım eden kimselerdir. İşte onlar doğru sözlü kimselerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O mallar, özellikle Allah'ın ikramını ve rızasını elde etme, bir de Allah'a ve Elçisine yardım etme arzusu taşıdıklarından dolayı, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan muhacirler (göçmenler) içindir. Özü sözü doğru olanlar işte onlardır.

Şaban Piriş

Bu, yurtlarından ve mallarından edilmiş, Allah'tan bir lütuf ve rıza arayarak Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirler içindir. Ki Onlar, sadıkların ta kendileridir.

Tefhim-ul Kuran

(Bundan başka bu mallar,) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah'a ve O'nun Resulüne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır.

Ümit Şimşek

O mallarda, yurtlarından çıkarılıp mallarından yoksun bırakılmış, Allah'ın lütuf ve rızasını arayarak Allah'a ve Resulüne yardım eden muhacirlerin de hakkı vardır. Onlar imanlarında sadık olanların tâ kendileridir.

Yaşar Nuri Öztürk

Sözü edilen o mallar, göçmen yoksullar içindir. Onlar ki, yurtlarından çıkarılıp mallarından yoksun bırakılmışlardır; Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşindedirler; Allah'a ve resulüne yardım ederler. İşte onlardır, özü sözü doğru olanlar.

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Qənimət həmçinin yurdlarından qovulmuş və mallarından məhrum olunmuş yoxsul mühacirlərə məxsusdur. Onlar Allahın mərhəmətini və razılığını qazanmağa can atır, Allaha və Onun Elçisinə kömək edirlər. Doğru olanlar da məhz onlardır.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Faiʹ-Beute steht den armen Auswanderern (den Muhâdschirûn) zu, die aus ihren Häusern, von ihrem Hab und Gut vertrieben wurden, die sich Gottes Huld und Wohlgefallen wünschen und sich für Gott und Seinen Gesandten einsetzen. Das sind die Wahrhaftigen.

Almanca — Der Edle Quran

(Das gehört) den armen Auswanderern, die aus ihren Wohnstätten und von ihrem Besitz vertrieben worden sind, weil sie nach Huld von Allah und Wohlgefallen trachten und Allah und Seinem Gesandten helfen. Das sind die Wahrhaftigen.

Almanca — M. A. Rassoul

(Dies ist) für die armen Auswanderer, die aus ihren Heimstätten und von ihren Besitztümern vertrieben wurden, während sie nach Allahs Huld und Wohlgefallen trachteten und Allah und Seinem Gesandten beistanden. Diese sind die Wahrhaftigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Es ist für die hidschra-unternehmenden Armen, die von ihren Wohnstätten und Vermögensgütern vertrieben wurden, sie streben Gunst von ALLAH und Wohlgefallen an, und sie stehen ALLAHs (Din) und Seinem Gesandten bei. Diese sind die wirklichen Wahrhaftigen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

The indigent who merit such gains are those emigrants who were expelled and ousted of their homes and lost their wealth in the cause of Allah in quest of His efficacious grace and His good will. They afforded His Messenger all the help they could give and strove to satisfy Allah's purpose with no provisions other than reverential awe under the umbrella of His grace.

Abdul Haleem

The poor emigrants who were driven from their homes and possessions, who seek God’s favour and approval, those who help God and His Messenger- these are the ones who are true- [shall have a share].

Abdullah Yusuf Ali

(Some part is due) to the indigent Muhajirs, those who were expelled from their homes and their property, while seeking Grace from Allah and (His) Good Pleasure, and aiding Allah and His Messenger: such are indeed the sincere ones:-

Abul A'la Maududi

It also belongs to the poor Emigrants who have been driven out of their homes and their possessions, those who seek Allah's favour and good pleasure and help Allah and His Messenger. Such are the truthful ones.

Aisha Bewley

It is for the poor of the Muhajirun who were driven from their homes and wealth desiring the favour and the pleasure of Allah and supporting Allah and His Messenger. Such people are the truly sincere.

Al-Hilali & Khan

(And there is also a share in this booty) for the poor emigrants, who were expelled from their homes and their property, seeking Bounties from Allâh and to please Him, and helping Allâh (i.e. helping His religion) and His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم). Such are indeed the truthful (to what they say).

Ali Quli Qarai

[They are also] for the poor Emigrants who have been expelled from their homes and [wrested of] their possessions, who seek grace from Allah and [His] pleasure and help Allah and His Apostle. It is they who are the truthful.

Amatul Rahman Omar

(The wealth so obtained is also meant) for the poor (indigent) Refugees (- Muhâjirîn) who have been turned out of their houses and (made to part with) their possessions (while they were) seeking the grace and bounty from Allâh and (His) good pleasure, and who helped (the cause of) Allâh and His Messenger. They are the people who prove their claim (of being sincere in their faith and) to be true.

Arthur John Arberry

It is for the poor emigrants, who were expelled from their habitations and their possessions, seeking bounty from God and good pleasure, and helping God and His Messenger; those -- they are the truthful ones.

Bijan Moeinian

A part of the above property should be given to those poverty stricken Muslims who fled Mecca. They have been expelled from their homes and their properties have been confiscated for the simple reason that they sought the pleasure of God by supporting the cause of their Lord and His messenger. They are the most sincere.

E. Henry Palmer

And (it is) for the poor who fled, who were driven forth from their houses and their wealth, who crave grace from God and His goodwill, and help God and the Apostle; they are the truthful.

Edip-Layth

For the immigrants who are poor and were driven out of their homes and deprived of their properties, they sought God's grace and pleasure, and they supported God and His messenger. They are the truthful ones.

George Sale

A part also belongeth to the poor Mohajerin, who have been dispossessed of their houses and their substance, seeking favour from God, and his good will, and assisting God and his apostle. These are the men of veracity.

Hamid S. Aziz

It is for the poor who fled their homes and their possessions, seeking the grace of Allah and His good pleasure, and assisting Allah and His Apostle: these it is that are the sincere.

Mahmoud Ghali

It is (also) for the poor emigrants who were driven out of their homes and riches, seeking Grace from Allah and all-blessed Satisfaction, and vindicating Allah and His Messenger. Those are they who are the sincere.

Marmaduke Pickthall

And (it is) for the poor fugitives who have been driven out from their homes and their belongings, who seek bounty from Allah and help Allah and His messenger. They are the loyal.

Mohamed Ahmed - Samira

The spoils are also for the poor emigrants who were deprived of their homes and possessions and are seeking the bounty and protection of God, and are helping God and His Apostle. They are the ones who are true of word and deed.

Muhammad Asad

[Thus, part of such war-gains shall be given] to the poor among those who have forsaken the domain of evil: those who have been driven from their homelands and their possessions, seeking favour with God and [His] goodly acceptance, and who aid [the cause of] God and His Apostle: it is they, they who are true to their word!

Mustafa Khattab

˹Some of the gains will be˺ for poor emigrants who were driven out of their homes and wealth, seeking Allah’s bounty and pleasure, and standing up for Allah and His Messenger. They are the ones true in faith.

Progressive Muslims

For the immigrants who are poor and were driven out of their homes and deprived of their properties, they sought God's grace and pleasure, and they supported God and His messenger. They are the truthful ones.

Sahih International

For the poor emigrants who were expelled from their homes and their properties, seeking bounty from Allah and [His] approval and supporting Allah and His Messenger, [there is also a share]. Those are the truthful.

Sam Gerrans

For the poor émigrés, who were turned out of their homes and their possessions, seeking favour from God and approval, and helping God and His messenger; it is they who are the truthful.

Shabbir Ahmed

And it is for the poor refugees who have been expelled from their homelands and their property. And they seek Allah's Bounty and Approval, and support Allah and His Messenger. It is they, they who are true to their faith.

Syed Vickar Ahamed

(Some part of the booty is due) to the needy emigrants (those who came from Makkah), those who were expelled from their homes and their property, while seeking Grace from Allah, and (His) Good Pleasure, and helping Allah and His Messenger (the Prophet): Such are indeed the sincere ones:—

Taqi Usmani

(And fai’ is especially) for the poor emigrants who were expelled from their homes and properties, while they were seeking Allah’s grace and pleasure, and were helping (the religion of) Allah and His Messenger. They are the truthful.

The Monotheist Group

For the immigrants who are poor and were driven out of their homes and deprived of their properties; they were seeking a grace from God and acceptance, and they supported God and His messenger; these are the truthful ones.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

(Il appartient aussi) aux émigrés besogneux qui ont été expulsés de leurs demeures et de leurs biens, tandis quʹils recherchaient une grâce et un agrément dʹAllah, et quʹils portaient secours à (la cause dʹ) Allah et à Son Messager. Ceux-là sont les véridiques.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Ew malê xenîmetê) ji bo feqîr û jarên muhaciran e, ew ên ku ji mal û welatê xwe hatine deranîn, daxwaza kerem û razîbûna Xwedayê xwe dikin û arîkariya (dînê) Xwedê û pêxemberê Wî dikin. Ha ew, ên rast û durist in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Het is ten bate van de arme uitgewekenen die uit hun woningen en van hun bezittingen verdreven zijn, want zij streven naar goedgunstigheid van God en welgevallen en zij helpen God en Zijn gezant; zij zijn de oprechten.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ook behoort een deel aan de arme Mohajerin die van hunne huizen en hunne bezittingen werden beroofd, terwijl zij naar Gods gunst en naar zijn welgevallen streefden en God en zijn gezant bijstonden. Dit zijn de lieden der waarachtigheid.

Hollandaca — Siregar

(De buit is) voor de armen van de uitgewekenen, degenen die zijn verdreven uit hun woonplaatsen en van hun bezittingen, zoekend naar een gunst en welbehagen van Allah. En zij helpen Allah en Zijn Boodschapper. Zij zijn degenen die de waarachtigen zijn.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(а также из такой добычи дается) неимущим переселившимся (в Медину), которые были изгнаны (неверующими) из своих земель [из Мекки] и (лишены) своего имущества, желая щедрости от Аллаха (в этом мире) и (Его) довольства (в Вечной жизни), и (которые) помогают Аллаху и Его посланнику (усердствуя на Его пути). Такие – они являются правдивыми [такими, у которых слова совпадают с делами]!

Rusça — Osmanov

[Добыча принадлежит также] бедным мухаджирам, которые были изгнаны из своих жилищ и [лишены] своего имущества из-за стремления к милости и благоволению Аллаха, дабы помочь Аллаху и Его Посланнику. Они и суть правдивые.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Bland dem (som skall få del av bytet är) de fattiga och utvandrarna som tvingats att lämna sina hem och sin egendom och överge ondskans rike för att söka Guds nåd och Hans välbehag och som ger sina bidrag (i kampen) för Guds och Hans Sändebuds sak. De är de som har en sann och uppriktig (tro).