(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِٓيـًٔا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ مُتَّكِـِٔينَ عَلٰى سُرُرٍ مَصْفُوفَةٍ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ

kulū ve şrabū heniyen bimā kuntum teǎ'melūne / muttekiīne ǎlā sururin meSfūfetin ve zevvecnāhum bi Hūrin ǐynin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كُلُواkulūا ك لyiyecekleri çiğnedikten sonra yutma, geçim kaynağı, yiyip bitirme/tüketme, besleme/tedarik etme, yemek/kemirmek, yenecek şeyler, yiyecekleryiyin
2وَاشْرَبُواve şrabūش ر بİçmek, yutmak, batmak, emmek. Shirbun - su porsiyonu, içme vakti. Shurbun - içme. Shaaribun - içen kişi. Sharaabun - içecek, meşrubat, porsiyon. Mashrabun - içme yeri. Ashraba (fiil 4) - içirmek, içmeye sebep olmak, işlemek. Ushribu fi-qalbihi - şu veya bu şeyin sevgisi kalbine işledi, kelime bu şekilde kullanılır çünkü sevgi, onu paylaşanı sarhoş eden alkol gibidir.ve için
3هَنِٓيـًٔاheniyenه ن اDeveyi zift ile yağlamak, sağlıklı olmak, yemeği hazırlamak, yemeği sağlıklı ve sindirimi kolay hale getirmek, iyilik yapmak, sağlığı desteklemek. Hani'un - onu al ve kullan, avantajından ve kârından yararlan.afiyetle
4بِمَاbimākarşılık
5كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduklarınıza
6تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)
1مُتَّكِـِٔينَmuttekiīneو ك اUzanmakyaslanarak
2عَلٰىǎlāüzerine
3سُرُرٍsururinس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukkoltuklar
4مَصْفُوفَةٍmeSfūfetinص ف فDüzgünce, yan yana, dizilmiş, sıra/dizi/çizgi halinde, düzenli şekilde, bir kuşla ilgili olarak: kanatlarını düz bir çizgi halinde açmak, kanatlarını germek/yaymak (yani çırpmadan).sıra sıra dizilmiş
5وَزَوَّجْنَاهُمْve zevvecnāhumز و جBirleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/kocaonları evlendirmişizdir
6بِحُورٍbi Hūrinح و رGeri dönmek/geri tepmek, bir durumdan başka bir duruma dönüşmek/değişmek, yıkamak/beyazlatmak, yuvarlak yapmak, çevrelemek, şan/üstünlük için rekabet etmek/mücadele etmek, gözün beyazı, gözün beyazının yoğun beyazlığı ve siyahının yoğun siyahlığı (etrafında açıklıkla) insanlarda bulunmaz ama benzetme yoluyla onlara atfedilir.hurilerle
7عِينٍǐyninع ي نGöze zarar vermek, birinin gözüne nazar değdirmek, gözyaşı dökmek, casus olmak. Aayan - görünmek, yüzleşmek. 'Ainun - göz, bakış, ağaç kovuğu, casus, üç harfli kelimenin ortasındaki harf, su kaynağı, baş, bir yerin ileri geleni. A'yan (çoğul 'Inun): güzel, iri gözlü, güzel kara gözlü. Ma'iinun - su, kaynak.iri gözlü

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Saf saf dizilmiş tahtlara dayanarak ve onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Saf saf dizilmiş tahtlara dayanarak ve onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.

Adem Uğur

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, ceylan gözlü hûrilerle evlendirmişizdir.

Ahmed Hulusi

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslananlar olarak. . . Onları (bilinçleri) Hur-i Iyn (her şeyi net, akı ak karayı kara gören özelliğe sahip bedenler) ile eşleştirdik. (Dişi huri kızı diye yorumlanan bu anlatımlar tümüyle diğer cennet yaşamı anlatımları gibi bir temsili, sembolik anlatımdır. {"Meselül cennetilletiy" = CENNETİN TEMSİL (misal - benzetme) yollu anlatımı} 13. Ra'd: 35 ve 47. Muhammed: 15. . . {Sahih Hadis: Allah buyurur ki; Salih kullarım için, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir aklın kavramadığı şeyler hazırladım! Buhari, Müslim ve Tırmızi} A. H. )

Ahmet Tekin

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak yeyin için. Biz onları, iri, güzel gözlü, ceylan gözlü hurilerle everdik.

Ahmet Varol

Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslanarak. Ayrıca onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Ali Bulaç

Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri, ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

Ali Fikri Yavuz

Sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak...Biz, onlara, güzel iri gözlü hûrileri eş etmişiz.

Ali Rıza Safa

Sıralar biçiminde dizilmiş sedirlere uzanırlar. Güzel gözlü eşlerle onları evlendiririz.

Bayraktar Bayraklı

- Onlara şöyle denecektir: "Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!" Onlara çok güzel eşler de veririz.

Bekir Sadak

(19-20) Onlara soyle denir: «Islediklerinizden oturu, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin icin.» Onlara, ceylan gozlu esler veririz.

Celal Yıldırım

Bunlar, birer dizi halinde sıralanan kanepelere, tahtlara yaslanırlar ve biz, kendilerini iri kara gözlü eşlerle evlendiririz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(19-20) (Onlara denecek ki:) “Yaptıklarınızın karşılığı olarak, sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak âfiyetle yiyin için.” Ayrıca onları güzel gözlü eşlerle evlendireceğiz.

Diyanet İşleri

(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

Diyanet İşleri (eski)

(19-20) Onlara şöyle denir: 'İşlediklerinizden ötürü, dizi dizi tahtlara yaslanarak afiyetle yiyin için.' Onlara, ceylan gözlü eşler veririz.

Diyanet Vakfi

(19-20) Onlara: Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak âfiyetle yeyin, için (denilir). Ayrıca biz onları, ceylan gözlü hûrilerle evlendirmişizdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Ayrıca biz onları ceylan gözlü hûrilerle evlendirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

sıra sıra dizilmiş çok güzel koltuklara yaslanarak; kendilerine güzel, iri gözlü hurileri de eş etmişizdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dayanarak, sıra sıra dizilmiş a'la koltuklara, eş etmişizdir de kendilerine güzel iri gözlü hurileri

Erhan Aktaş

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle eşleştirmişizdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle eşleştirmişizdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Biz, onları temiz, "güzel bakışlı" hurilerle eşleştirmişizdir.

Fizilal-il Kuran

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Gültekin Onan

Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve biz onları iri ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

Hamdi Döndüren

“Sıra sıra koltuklara yaslanmış olarak.” Ayrıca biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Hasan Basri Çantay

"Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslananlar olarak". Biz onlara şahin gözlü huurileri eş yapdık.

Hasib Asutay

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak. Onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Hayrat Neşriyat

Sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmış kimseler olarak! Hem onları iri (güzel)gözlü hûrilerle evlendirmişizdir.

İbni Kesir

Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslanarak. Ve onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirdik.

Mehmet Okuyan

(Onlara) “Yaptıklarınıza karşılık sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak afiyetle yiyip için!” (denecektir). Onları, güzel gözlü hurilerle eşleştirmiş (olacağ)ız.

Muhammed Esed

sıra sıra dizilmiş (mutluluk) sedirlerine uzanarak!" (denilecek.) Ve (cennette) saf ve temiz, güzel gözlü eşler ile onları evlendireceğiz.

Mustafa İslamoğlu

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak.."Bir de cennette onları kusursuz bakışlı temiz eşlerle denkleştirip eşleştireceğiz.

Ömer Nasuhi Bilmen

(19-20) Yeyiniz ve içiniz âfiyetler olsun, işler olduğunuz şey sebebiyle. Sıra sıra dizilmiş tahtlara yaslanarak (oturunuz) ve onları güzel gözlü huriler ile evlendirdik.

Ömer Öngüt

Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Biz onları ceylan gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Suat Yıldırım

(19-20) Ve onlara denilir ki: "Dünyada yaptığınız güzel davranışlardan ötürü: "Yiyin, için, afiyetler olsun!" Onlar sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanırlar. Kendilerine temiz ve güzel hurileri de eş yaparız.

Süleyman Ateş

"Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanarak." Onları, iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Süleymaniye Vakfı

Sıra sıra dizili sedirlere yaslanacaklar. Ceylan gözlü hurileri de yanlarına (hizmetçi olarak) vermiş olacağız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sıra sıra dizilmiş sedirlere yaslanırlar. Onlara, iri siyah gözlü kadınları (hurileri) hizmetçi olarak veririz.

Şaban Piriş

Özenle dizilmiş tahtlarda arkalarına yaslanmışlar ve onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

Tefhim-ul Kuran

Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanıp dayanmışlardır. Ve biz onları iri, ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

Ümit Şimşek

Sıra sıra dizilmiş koltuklara kurulmuşlardır. Onları güzel gözlü eşlerle birleştirmişizdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Art arda dizilmiş koltuklar üzerinde yaslanmış olarak." Ve biz onları parlak, iri gözlü hurilerle eşleştirmişizdir.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Səf-səf düzülmüş taxtlara söykəndiyiniz halda!″ Biz onları iri (ahu) gözlü hurilərlə evləndirəcəyik.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sitzen behaglich angelehnt auf geordneten Lagern. Wir haben sie mit Huris, mit schönen großen Augen, vermählt.

Almanca — Der Edle Quran

indem ihr euch auf (voreinander)gereihten Liegen lehnt.ʺ Und Wir geben ihnen als Gattinnen Huris mit schönen, großen Augen.

Almanca — M. A. Rassoul

Gelehnt werden sie sein auf Ruhebetten in Reihen. Und Wir werden sie mit Huris vermählen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sind angelehnt auf aufgereihten Liegen. Und WIR ließen sie mit Hur-ʹin vermählen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Reclining on throne - like lounges ranked in rows which each is destined to ascend, and Allah will wed them to beauties whose eyes radiate splendour that no one could have conceived in life.

Abdul Haleem

They are comfortably seated on couches arranged in rows; We pair them with beautiful-eyed maidens;

Abdullah Yusuf Ali

They will recline (with ease) on Thrones (of dignity) arranged in ranks; and We shall join them to Companions, with beautiful big and lustrous eyes.

Abul A'la Maududi

The God-fearing shall be reclining on couches facing each other, and We shall wed them to maidens with large, beautiful eyes.

Aisha Bewley

They will recline on couches ranged in rows and We will marry them to dark-eyed maidens.

Al-Hilali & Khan

They will recline (with ease) on thrones arranged in ranks. And We shall marry them to Hûr: (female, fair ones) with wide lovely eyes.[1]

Ali Quli Qarai

They will be reclining on arrayed couches, and We will wed them to big-eyed houris.

Amatul Rahman Omar

They will (on that day) be reclining on couches ranged in parallel rows. And We shall pair them with fair and pure houris.

Arthur John Arberry

Reclining upon couches ranged in rows; and We shall espouse them to wide-eyed houris.

Bijan Moeinian

Reclining on luxurious furnishings, face to face they will enjoy each others company; they will be wedded to pure spouses with beautiful eyes.

E. Henry Palmer

Reclining on couches in rows; and we will wed them to large-eyed maids.

Edip-Layth

They recline on arranged furnishings, and We coupled them with wonderful companions.

George Sale

Leaning on couches disposed in order: And We will espouse them unto virgins having large black eyes.

Hamid S. Aziz

Reclining on thrones set in ranks, and We will unite them to large-eyed beautiful ones (Houri).

Mahmoud Ghali

Reclining upon ranged settees. And We will marry them to wide-eyed hûras.

Marmaduke Pickthall

Reclining on ranged couches. And we wed them unto fair ones with wide, lovely eyes.

Mohamed Ahmed - Samira

They would recline on couches set in rows, paired with fair companions (clean of thought and) bright of eye.

Muhammad Asad

reclining on couches [of happiness] ranged in rows!" And [in that paradise] We shall mate them with companions pure, most beautiful of eye.

Mustafa Khattab

They will be reclining on thrones, ˹neatly˺ lined up ˹facing each other˺. And We will pair them to maidens with gorgeous eyes.

Progressive Muslims

They recline on arranged furnishings, and We coupled them with wonderful companions.

Sahih International

They will be reclining on thrones lined up, and We will marry them to fair women with large, [beautiful] eyes.

Sam Gerrans

They will recline upon couches arranged in rows; and We will marry them to pure, lustrous-eyed maidens,

Shabbir Ahmed

Relaxing on couches with beautiful interior decoration. And We will match them with neat companions, most beautiful of Vision.

Syed Vickar Ahamed

They will rest (in comfort) on Thrones (of dignity) arranged in ranks; And We shall join them to companions, with beautiful, wide and lovely eyes.

Taqi Usmani

relaxing on lined up couches". And We will marry them with big-eyed houris.

The Monotheist Group

They recline on arranged beds, and We married them to wonderful companions.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

accoudés sur des lits bien rangésʺ, et Nous leur ferons épouser des houris aux grands yeux noirs,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser textên rêzerêzbûyî paldayî ne û Me ew bi horiyên çavgir re zewicandine.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Achterovergeleund op in rijen gezette rustbedden. En Wij geven hun gezellinnen met sprekende grote ogen ten huwelijk.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Leunende op in orde geschikte zetels. Wij zullen hen maagden met groote, zwarte oogen doen huwen.

Hollandaca — Siregar

Leunend op rustbanken, tegenover elkaar. En Wij zullen hen huwen met schone maagden.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

(возлежа) облокотившись на ложах, расставленных рядами. И Мы сочетаем их (супружеством) с черноокими, большеглазыми (девами) [гуриями],

Rusça — Osmanov

возлежите на ложах, стоящих рядамиʺ. Мы сочетаем их [браком] с черноокими, большеглазыми девами.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(De sitter) stödda (av kuddar) på högsäten, ordnade i rader (mitt emot varandra). Och Vi skall ge dem mörkögda, oskuldsfulla unga kvinnor som sällskap.