Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur." Onlar, "Bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.

سَيَقُولُ الْمُخَلَّفُونَ اِذَا انْطَلَقْتُمْ اِلٰى مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْ يُرِيدُونَ اَنْ يُبَدِّلُوا كَلَامَ اللّٰهِ قُلْ لَنْ تَتَّبِعُونَا كَذٰلِكُمْ قَالَ اللّٰهُ مِنْ قَبْلُ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَا بَلْ كَانُوا لَا يَفْقَهُونَ اِلَّا قَلِيلًا

se yeḳūlu l-muḣallefūne iƶā nTaleḳtum ilā meğānime li te'ḣuƶūhā ƶerūnā nettebiǎ'kum yurīdūne en yubeddilū kelāme (a)llahi ḳul len tettebiǔnā ke ƶālikum ḳāle (a)llahu min ḳablu fe se yeḳūlūne bel teHsudūnenā bel kānū lā yefḳahūne illā ḳalīlen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1سَيَقُولُse yeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelediyecekler
2الْمُخَلَّفُونَl-muḣallefūneخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekgeri bırakılanlar
3اِذَاiƶāzaman
4انْطَلَقْتُمْnTaleḳtumط ل قBağdan kurtulmak, boşanmak, reddedilmek. talak - boşanma. ta'allaqa (fiil 2) - boşanmak/bırakmak/ayrılmak. mutallaqatun - boşanmış kadın. intalaqa - bir şey yapmaya başlamak, ayrılmak, bir şey yapmaya koyulmak, yoluna gitmek, serbest veya gevşek olmak.gittiğiniz
5اِلٰىilā
6مَغَانِمَmeğānimeغ ن مEle geçirme, elde etme, alma (genellikle ganimet veya yağma ile ilgili); zorluk çekmeden elde etme, zorluk çekmeden başarma, geri kazanma, bir araya toplanmış koyun veya keçiler, kalabalık sürü.ganimetlere
7لِتَأْخُذُوهَاli te'ḣuƶūhāا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekonları almak için
8ذَرُونَاƶerūnāو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmekbizi bırakın
9نَتَّبِعْكُمْnettebiǎ'kumت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmeksizinle beraber gelelim
10يُرِيدُونَyurīdūneر و دaramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak, isteğe karşı baştan çıkarmak (12:126'daki gibi 'an ile). yuridu - o diler, niyet eder. 18:77'deki gibi yardımcı fiil olarak kullanılır. iradah kelimesi, hem boyun eğdirme hem de seçenek ve tercih açısından güç ve kapasite için kullanılır. ruwaidan - kısa bir süre için, nazikçe git (bazı dilbilgisi uzmanlarına göre kelime, sözlü ismi kullanımda olmayan bir küçültme formudur, tekil çoğul eril dişil olarak kullanılır).onlar istiyorlar
11اَنْen
12يُبَدِّلُواyubeddilūب د لDeğiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme.değiştirmek
13كَلَامَkelāmeك ل مKonuşmak, ifade etmek.sözünü
14اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
15قُلْḳulق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelede ki
16لَنْlenasla
17تَتَّبِعُونَاtettebiǔnāت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmeksiz bizimle gelemezsiniz
18كَذٰلِكُمْke ƶālikumböyle
19قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelebuyurdu
20اللّٰهُ(a)llahuAllah
21مِنْmin
22قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönceden
23فَسَيَقُولُونَfe se yeḳūlūneق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonlar diyecekler
24بَلْbelhayır
25تَحْسُدُونَنَاteHsudūnenāح س دKıskanmak, çekememek, bir kişinin bir şeye sahip olmasından hoşlanmamak (ve ondan ayrılıp kendisine geçmesini dilemek), bir kişinin bir şeyden mahrum kalmasını dilemek.bizi çekemiyorsunuz
26بَلْbelhayır
27كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar
28لَا
29يَفْقَهُونَyefḳahūneف ق هİlahi kanunda öğrenmiş, yetenekli, kavrayışlı olmak, bir şeyi anlamak.anlamazlar
30اِلَّاillādışında
31قَلِيلًاḳalīlenق ل لAz sayıda olmak, küçük miktarda olmak, nadir olmak. qalilun - az, küçük, nadir, seyrek. aqall - daha az, daha fakir. qallala - az görünmek.pek azı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Geri kalanlar, siz ganîmetleri almaya giderken bizi de bırakın da derler, biz de size uyalım; onlar, Allah sözünü değiştirmek isterler, de ki: Siz, kesin olarak bize uyamazsınız, Allah da önceden böyle dedi; onlar, diyecekler ki: Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz, bize haset ediyorsunuz; hayır, onlar, anlayışları pek az bir topluluktur.

Abdulkadir Gölpınarlı

Geri kalanlar, siz ganîmetleri almaya giderken bizi de bırakın da derler, biz de size uyalım; onlar, Allah sözünü değiştirmek isterler, de ki: Siz, kesin olarak bize uyamazsınız, Allah da önceden böyle dedi; onlar, diyecekler ki: Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz, bize haset ediyorsunuz; hayır, onlar, anlayışları pek az bir topluluktur.

Adem Uğur

Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri kalanlar: Bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmuştur." Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

Ahmed Hulusi

Bu geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde: "Bırakın biz de sizinle gelelim" derler. Onlar, Allah kelamını (sözünü) değiştirmek istiyorlar! De ki: "Siz bize asla uyamazsınız; daha önce Allah böyle buyurdu (hükmetti)". . . Bu kez şöyle derler: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz". . . Bilakis onlar, anlayışı kıt kimselerdir!

Ahmet Tekin

Siz ganimetleri almak için gittiğinizde, savaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalanlar: 'Bırakın, ellemeyin, biz de arkanıza düşelim.' diyeceklerdir. Onlar, Allah’ın kelâmını, hükmünü değiştirmek istiyorlar. Onlara: 'Siz, asla bizim peşimize takılamazsınız. Allah, daha önce sizin için böyle buyurmuştur.' de. Onlar size: 'Aslına bakarsanız, siz bizi kıskanıyorsunuz.' diyeceklerdir. Bilâkis onlar, senin söylediklerinden işlerine gelen kadar azıcık bir şey anlamayı alışkanlık haline getirmişlerdir.

Ahmet Varol

Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya çıktığınızda diyecekler ki: 'Bırakın bizi, sizin arkanızdan gelelim.' Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: 'Siz bizim arkamızdan gelemezsiniz. Allah daha önce böyle buyurdu.' 'Hayır. Bizi kıskanıyorsunuz' diyecekler. Hayır onlar ancak çok az anlayan kimselerdir.

Ali Bulaç

(Savaştan) Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi bırakın da sizi izleyelim." Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir.

Ali Fikri Yavuz

Siz (Hayber’den) ganimetler almak için gideceğiniz vakit, o (Hudeybiye seferinden) geri kalanlar şöyle diyecekler: “-Bırakın bizi, arkanızdan gelelim.” Onlar, Allah’ın (kendi aleyhlerine olan) kelâmını, (Hudeybiye seferine katılmıyan Bedevî’leri, bundan böyle başka bir sefere çıkarma, emrini) değiştirmek istiyecekler. De ki: “- Siz, bizim arkamızdan asla gelmiyeceksiniz. Allah, bundan önce hakkınızda böyle buyurdu.” Onlar buna da şöyle diyecekler: “- Hayır bizi kıskanıyorsunuz.” Doğrusu onlar, pek az anlıyan duygusuzlardır.

Ali Rıza Safa

Savaş kazanımlarını almak için gittiğinizde, geride kalmış olanlar; "İzin verin; biz de sizinle gelelim!" diyecekler. Allah'ın Sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bizimle asla gelemezsiniz. Allah, daha önce böyle bildirmiştir!" Bunun üzerine, şöyle diyecekler: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!" Hayır! Ancak çok az anlıyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Savaştan geri kalanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde, "Bırakınız, biz de sizinle beraber gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz asla bizimle beraber gelmeyeceksiniz. Allah sizin için önceden böyle buyurdu." Onlar, "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Aslında onlar,kafaları pek az çalışan kimselerdir.

Bekir Sadak

Savastan geri kalmis olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: «Birakin, biz de sizinle gelelim» diyeceklerdir. Onlar Allah'in sozunu degistirmek isterler. De ki: «Bize uymayacaksiniz; Allah sizin icin onceden boyle buyurmustur.» Size: «Hayir, bizi cekemiyorsunuz» diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az soz anlayan kimselerdir.

Celal Yıldırım

(Savaşa katılmayıp) geri kalanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz vakit, bırakın biz de peşinizden gelelim, derler; onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Peşimize takılıp gelmeyeceksiniz. Allah, sizin için daha önce böyle buyurdu. Onlar, «hayır siz bizi kıskanıyorsunuz,» diyecekler. Bilâkis, kendileri çok az anlayan kimselerdir..

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Ele geçirmek üzere ganimetlere doğru hareket ettiğinizde, savaştan geri duranlar, “Bırakın bizi, size katılalım” diyecekler. Onlar, Allah’ın hükmünü değiştirmek istiyorlar. De ki: “Asla bizim peşimize takılamayacaksınız, Allah sizin için daha önce böyle buyurdu.” Bunun üzerine de “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz” diyecekler. Oysa onlar (işin hakikatini) kavramakta güçlük çekiyorlar.

Diyanet İşleri

Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, "Bırakın biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur." Onlar, "Bizi kıskanıyorsunuz" diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.

Diyanet İşleri (eski)

Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: 'Bırakın, biz de sizinle gelelim' diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: 'Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurmuştur.' Size: 'Hayır, bizi çekemiyorsunuz' diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimselerdir.

Diyanet Vakfi

Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri kalanlar: Bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmuştur.» Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Siz ganimetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: «Bırakın biz de arkanıza düşelim.» diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: «Bizi kıskanıyorsunuz.» diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sizler bir takım ganimetleri almaya gittiğinizde o geri bırakılanlar yakında diyecekler: "Bırakın bizi, arkanızdan gelelim!" Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isteyecekler. De ki: "Siz asla bizim arkamızdan gelmeyeceksiniz; hakkınızda bundan önce Allah böyle buyurdu." Ona da diyecekler ki: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!" Hayır onlar, ince anlamaz, anlayışları az kimselerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yakında diyecek ki o geri bırakılanlar -sizler bir takım ganimetlere koştuğunuz vakıt onları almak için- "bırakın bizi arkanızdan gelelim", Allahın kelamını tebdil etmek istiyecekler, de ki: Siz bizim arkamızdan asla gelmiyeceksiniz, hakkınızda bundan evvel Allah böyle buyurdu, ona da diyecekler ki: Hayır bizi kıskanıyorsunuz, hayır ince anlamazdırlar anlayışları az.

Erhan Aktaş

Geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde: "Müsaade edin sizinle gelelim." diyecekler. Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, asla bizimle gelemezsiniz. Allah, bu hükmü daha önce buyurmuştu." O zaman da: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." diyecekler. Doğrusu onlar anlayışı kıt kimselerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde: "Müsaade edin sizinle gelelim." diyecekler. Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, asla bizimle gelemezsiniz. Allah, bu hükmü daha önce buyurmuştu." O zaman da: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." diyecekler. Doğrusu onlar anlayışı kıt kimselerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğinizde: "Müsaade edin sizinle gelelim." diyecekler. Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, asla bizimle gelemezsiniz. Allah, bu hükmü daha önce buyurmuştu." O zaman da: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." diyecekler. Doğrusu onlar anlayışı kıt kimselerdir.

Fizilal-il Kuran

Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken; «Bırakın biz de sizinle gelelim» diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurdu». Onlar size: «Hayır bizi kıskanıyorsunuz» diyecekler. Hayır aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimsedirler.

Gültekin Onan

(Savaştan) Geride bırakılanlar siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi bırakın da sizi izleyelim." Onlar, Tanrı'nın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Tanrı, daha evvel böyle buyurdu." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar pek az kavrayan (la yefkahune) kimselerdir.

Hamdi Döndüren

O geri bırakılanlar, siz ganimetleri almak üzere sefere gittiğinizde, “Bırakın, biz de sizinle birlikte gelelim!” diyecekler. Onlar, Allah’ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: “Siz, bizimle birlikte gelemezsiniz, çünkü Allah önceden böyle buyurdu.” Onlar, “Siz bizi kıskanıyorsunuz.” diyecekler. Hayır, onlar çok az anlarlar.

Hasan Basri Çantay

Siz ganimetler almak için gitdiğiniz vakit o geri bırakılanlar diyecek (ler) ki: "Bırakın biz de arkanıza düşelim". Onlar (bununla) Allahın sözünü değişdirmelerini isterler. De ki: "Bizim arkamıza asla düşemezsiniz siz. Allah, daha evvel böyle buyurmuşdur". Bunun üzerine de "Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz" diyeceklerdir. Bil'akis onlar (başka değil) pek az anlar kimselerdir.

Hasib Asutay

(Resulüm!) Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri kalanlar, 'Bırakın biz de arkanıza düşelim' diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. (7) De ki: Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah daha önce (sizin için) böyle buyurmuştur. Onlar, 'Hayır, bizi kıskanıyorsunuz' diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir. (7. Hayber ganimetlerinin Hudeybiye'ye katılan müminlere ait olduğuna dair yüce Allah'ın verdiği söz.)

Hayrat Neşriyat

O geri bırakılanlar, (siz Hayber’deki) ganîmetleri almak için gittiğiniz zaman: 'Bizi bırakın da peşinizden gelelim!' diyecektir. (Onlar) Allah’ın kelâmını değiştirmek istiyorlar. De ki: '(Siz) aslâ peşimizden gelmeyeceksiniz; Allah, hakkınızda daha önce böyle buyurmuştur!' Bunun üzerine (onlar): 'Hayır! (Siz) bizi kıskanıyorsunuz!' diyeceklerdir. Bil'akis (onlar), ancak pek az anlıyorlar.

İbni Kesir

Siz, ganimetleri almak için gittiğinizde; geride bırakılanlar diyeceklerdir ki: Bırakın, biz de arkanıza düşelim. Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek isterler. De ki: Bize uymayacaksınız. Allah, daha önce böyle buyurmuştur. Size; hayır, bizi çekemiyorsunuz, diyeceklerdir. Hayır onlar, pek az anlayan kimselerdir.

Mehmet Okuyan

Ganimetleri almak için gittiğinizde (Hudeybiye’den) geride kalanlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isteyerek “Bırakın, biz de sizi takip edelim!” diyeceklerdir. De ki: “Siz asla bizi takip etmeyeceksiniz! Allah işte sizin için daha önce böyle buyurmuştur.” Onlar size “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!” diyeceklerdir. Aksine onlar az anlayanlardır.

Muhammed Esed

Siz (ey müminler,) ganimet vaad eden bir savaşa katılmak için yola çıktığınız zaman (daha önce) geride kalmış olanlar: "Bırakın sizinle gelelim!" diyecekler; Allah'ın Sözünü değiştirmek iste(diklerini böylece gösterecek)ler. De ki: "Bizimle hiçbir zaman gelemeyeceksiniz. Allah daha önce (ganimetleri kimin kazanacağını) bildirmiştir". Bunun üzerine onlar: "Hayır, aslında bizi(m ganimetten alacağımız payı) kıskanıyorsunuz!" diye (kendilerinden emin bir şekilde) cevap verecekler. Hayır, (tersine) onlar hakikati çok az kavrayabilirler!

Mustafa İslamoğlu

Yakın gelecekte, ganimet vaad eden bir savaşa çıktığınızda, (şimdi) geride kalanlar, "Bırakın bizi de arkanızdan gelelim!" diyecekler; Allah'ın sözünü (böylece) değiştirmek isteyecekler. De ki: "(Bu kez) asla bizimle gelmeyeceksiniz; böyle olacak, (zira) Allah daha önce (ganimet hakkında) konuşmuştu." Bunun üzerine onlar "Asla, aksine siz bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Yoo, bilakis onlar kıt anlayışlı kimselerdir.

Ömer Nasuhi Bilmen

O geri bırakılmış olanlar, siz ganîmetler elde etmek için sefere çıkıp gideceğiniz zaman diyeceklerdir ki: «Bizi bırakınız, arkanızdan gelelim.» Onlar Allah'ın kelâmını değiştirmek isterler. De ki: «Siz bize asla tâbi olamazsınız. İşte sizin için Allah Teâlâ önceden böyle buyurmuştur.» Buna da diyeceklerdir ki: «Hayır. Bizi kıskanıyorsunuz.» Halbuki, pek azdan başka bir şey anlayamaz olmuşlardır.

Ömer Öngüt

Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri bırakılanlar: "Bırakın, biz de sizinle gelelim. " diyeceklerdir. Onlar Allah'ın kelâmını değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizim arkamıza aslâ düşemezsiniz. Allah daha önce sizin için böyle buyurmuştur. " Size: "Hayır! Bizi çekemiyorsunuz!" diyeceklerdir. Aksine onlar pek az anlayan kimselerdir.

Suat Yıldırım

Gazaya katılmayanlar, siz ganimetleri almak için gittiğinizde: "İzin verin, biz de size tâbi olalım." derler. Böylece Allah’ın hükmünü değiştirmek isterler. De ki: "Siz bizimle gelemezsiniz, zira Allah Teâlâ daha önce böyle buyurmuştur" Bu defa da: "Hayır!" diyecekler, "siz bizi çekemiyorsunuz" Bilakis kendileri anlayışları kıt olan, çok az anlayan kimselerdir.

Süleyman Ateş

O geri bırakılanlar, ganimetleri almak için gittiğiniz zaman: "Bizi bırakın, sizinle beraber gelelim," diyecekler. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, bizimle gelemezsiniz. Allah, önceden böyle buyurdu." Onlar: "Bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar, pek az anlarlar.

Süleymaniye Vakfı

Geride kalanlar, ganimetleri almak için yola çıktığınız zaman "Bırakın bizi de size tabi olalım." diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. Sen de ki: "Asla bize tabi olamayacaksınız. (Çünkü) Daha önce Allah'ın böyle bir sözü vardır." Onlar ise: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Aslında onlar söylenenlerin sadece pek azını kavrarlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Geride bırakılanlar, (Hayber'de sizi bekleyen) ganimetleri almak için ayrılacağınız zaman Allah'ın sözünü değiştirme isteği ile şöyle diyeceklerdir: "Bırakın da arkanızdan gelelim" De ki "Daha önceden Allah'ın sözü var. Arkamızdan gelemeyeceksiniz." Onlar ise "Bizi çekemiyorsunuz" diyeceklerdir. Aslında onlar anlayışsız kimselerdir.

Şaban Piriş

Geride kalanlar, siz ganimetleri almaya giderken diyecekler ki: -Bizi bırakın da size uyalım. Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. De ki: -Asla bize uymayacaksınız. Daha önce Allah da böyle buyurmuştu. -Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz/kıskanıyorsunuz, diyecekler. Hayır, onların çok azı dışında anlayamaz oldular.

Tefhim-ul Kuran

Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: «Bizi bırakın da sizi izleyelim.» Onlar, Allah'ın kelâmını değiştirmek istiyorlar. De ki: «Siz, kesin olarak bizim izimizden gelmezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu.» Bunun üzerine: «Hayır, bizi kıskanıyorsunuz» diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayanlardır.

Ümit Şimşek

Seferden geri kalmış olanlar, siz ganimet almaya gittiğiniz zaman 'İzin verin, biz de ardınıza düşelim' diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek istiyorlar. Sen de ki: 'Siz bizim arkamızdan gelmeyeceksiniz; çünkü daha önce Allah böyle buyurdu.' Onlar, 'Aslında siz bizi kıskanıyorsunuz' diyecekler. Gerçekte ise onların pek kıt bir anlayışları var.

Yaşar Nuri Öztürk

Geri bırakılanlar, ganimetleri almak üzere gittiğiniz zaman şöyle diyecekler: "İzin verin, biz de size uyalım!" Onlar Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Bize asla uyamazsınız! Allah önceden de böyle buyurmuştu." Bu kez şöyle diyecekler: "Hayır, siz bizi kıskanıyorsunuz." İşin doğrusu şu ki, onlar çok az anlıyorlar/onlar, az bir kısmı hariç, anlamıyorlar.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Siz qənimətləri götürməyə getdiyiniz zaman səfərdən geri qalanlar: “Qoyun biz də sizin arxanızca gələk!”– deyəcəklər. Onlar Allahın sözünü dəyişdirmək istəyirlər. De: “Siz heç vaxt bizim arxamızca gəlməyəcəksiniz. Allah əvvəldən sizin üçün belə demişdir”. Onlar: “Xeyr, siz bizə həsəd aparırsınız”– deyəcəklər. Əksinə, onlar çox az anlayanlardır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Siz (Xeybərə) qənimət əldə etmək üçün getdiyiniz zaman (Hüdeybiyyə səfərinə) getməyənlər (səfərdən geri qalanlar) deyəcəklər: ″Qoyun biz də sizin arxanızca gələk!″ Onlar Allahın (ya Peyğəmbər! Hüdeybiyyə səfərinə getməyib evdə oturanları heç yerə aparma!) sözünü dəyişdirmək istəyirlər. (Ya Peyğəmbər! Onlara) de: ″Siz əsla bizim arxamızca gəlməyəcəksiniz. Allah əvvəldən belə buyurmuşdur″ Onlar deyəcəklər: Xeyr, siz bizə paxıllıq edirsiniz (istəmirsiniz ki, bizim də payımıza qənimət düşsün)″. Xeyr, onlar özləri çox az qanan kimsələrdir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Zurückgebliebenen werden sagen: ʺWenn ihr auszieht, um Beute zu machen, laßt uns euch folgen!ʺ Sie wollen Gottes Worte verdrehen. Sprich: ʺIhr sollt uns nicht folgen. Das hat Gott bereits gesagt.ʺ Sie werden sagen : ʺIhr seid eher neidisch auf uns.ʺ Sie verstehen gewiß nur wenig.

Almanca — Der Edle Quran

Die Zurückgelassenen werden, wenn ihr loszieht, um Beute zu machen, sagen: ʺLaßt uns euch folgenʺ, indem sie Allahs Wort abändern wollen. Sag: ʺIhr werdet uns nicht folgen. So hat Allah (schon) zuvor gesprochen.ʺ Dann werden sie sagen: ʺNein! Vielmehr beneidet ihr uns.ʺ Aber nein! Sie verstehen ja nur wenig.

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen, die zurückblieben, werden sagen: ʺWenn ihr nach Beute auszieht, die ihr zu nehmen beabsichtigt, so erlaubt uns, euch zu folgen.ʺ Sie wollen Allahs Spruch ändern. Sprich: ʺlhr sollt uns nicht folgen; so hat Allah zuvor gesprochen.ʺ Dann werden sie sagen: ʺNein, aber ihr beneidet uns.ʺ Das nicht, jedoch sie verstehen nur wenig.

Almanca — Muhammad Zaidan

Die Zurückgebliebenen werden sagen: ʺWenn ihr zu den Beutegütern aufbrecht, um sie einzunehmen, dann laßt uns euch folgen!ʺ Sie wollen ALLAHs Worte ändern. Sag: ʺIhr folgt uns nicht! Solcherart sagte ALLAH vorher.ʺ Dann werden sie sagen: ʺNein, sondern ihr beneidet uns.ʺ Nein, sondern sie pflegten nicht zu verstehen außer ein wenig.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And now that these the stay-at-home Arabs find you Muhammad ready to launch an attack, and expect you to lead your army back laden with the spoils -of Khaiber– they will say to you: " Allow us to go with you ", thereby exchanging Allah's word for theirs. Say to them: " You shall not come with us, for thus early has Allah said". They will say to you: "You only fear that we share with you what you hope to keep for yourselves". How little indeed do they comprehend a circumstance!

Abdul Haleem

When you [believers] set off for somewhere that promises war gains, those who [previously] stayed behind will say, ‘Let us come with you.’ They want to change God’s words, but tell them [Prophet], ‘You may not come with us: God has said this before.’ They will reply, ‘You begrudge us out of jealousy.’ How little they understand!

Abdullah Yusuf Ali

Those who lagged behind (will say), when ye (are free to) march and take booty (in war): "Permit us to follow you." They wish to change Allah's decree: Say: "Not thus will ye follow us: Allah has already declared (this) beforehand": then they will say, "But ye are jealous of us." Nay, but little do they understand (such things).

Abul A'la Maududi

When you press forth for the spoils, those who were left behind will say: "Let us accompany you." They want to change the command of Allah. Say to them (in clear words): “You shall not accompany us. Thus has Allah already said.” Then they will say: “Nay; but you are jealous of us.” The truth is that they understand little.

Aisha Bewley

When you go out to get the booty, those who remained behind will say, ‘Allow us to follow you,’ desiring to alter Allah’s words. Say: ‘You may not follow us. That is what Allah said before.’ They will say, ‘It is only because you envy us.’ No indeed! How little they have understood!

Al-Hilali & Khan

Those who lagged behind will say, when you set forth to take the spoils, "Allow us to follow you." They want to change Allâh’s Words. Say: "You shall not follow us; thus Allâh has said beforehand." Then they will say: "Nay, you envy us." Nay, but they understand not except a little.

Ali Quli Qarai

Those who were left to stay behind will say, when you set out to capture booty: ‘Let us follow you. ’ They desire to change the word of Allah. Say, ‘You shall never follow us! Thus has Allah said beforehand.’ Then they will say, ‘You are envious of us.’ Rather they do not understand but a little.

Amatul Rahman Omar

When you are free to set out to take the spoils (of the war of Khaibar), those who (contrived to be) left behind (from joining you at Hudaibiyah) will say, `Permit us to follow you. ' They would like to change the word of Allâh (and His decree). Say, `You shall not follow us. This is what Allâh has declared beforehand.' They will thereupon say, `(There is no such foreword,) you are infact jealous of us.' (What they say is in fact wrong.) Little do they understand (that this is the punishment for their not being present at Hudaibiyah).

Arthur John Arberry

The Bedouins who were left behind will say, when you set forth after spoils, to take them, 'Let us follow you,' desiring to change God's words. Say: 'You shall not follow us; so God said before.' Then they will say, 'Nay, but you' are jealous of us.' Nay, but they have not understood except a little.

Bijan Moeinian

When you start easier campaigns in the future, which promises to be profitable [which happened only three months later in the occasion of Khaibar’s campaign], the same people who left you alone will ask you to let them go with you! Tell them plainly: "God has already decreed that you should not follow us. " In reply they will say: “You are jealous of us!” [What does one thing have to do with the other?] They simply do not get it.

E. Henry Palmer

Those who were left behind shall say when ye have gone forth to spoils that ye may take, 'Let us follow you;' they wish to change God's words. Say, 'Ye shall by no means follow us; thus did God say before!' They will say, 'Nay! but ye envy us!' Nay! they did not understand save a little.

Edip-Layth

Those who lagged behind will say, when you venture out to collect the spoils: "Let us follow you!" They want to change God's words. Say, "You will not follow us; this is what God has decreed beforehand." They will then say, "No, you are envious of us." Alas, they rarely understood anything.

George Sale

Those who were left behind will say, when ye go forth to take the spoil, suffer us to follow you. They seek to change the word of God. Say, ye shall by no means follow us: Thus hath God said heretofore. They will reply, nay; ye envy us a share of the booty. But they are men of small understanding.

Hamid S. Aziz

Those who are left behind will say when you set forth to capture booty, "Allow us to follow you. " They fain would change the verdict of Allah. Say, "By no means shall you follow us; thus did Allah say before." But they will say, "Nay! You are envious of us." Nay! They understand but a little.

Mahmoud Ghali

The ones who were left behind will soon say, when you go off after booty (The Arabic word is plural) to take it, "Give us leave to follow you closely, " willing to exchange the Speech of Allah (for their own lies). Say, "You will never closely follow us; even thus Allah said earlier." Then they will soon say, "No indeed, (but) you envy us." No indeed, (but) they have not comprehended except a little.

Marmaduke Pickthall

Those who were left behind will say, when ye set forth to capture booty: Let us go with you. They fain would change the verdict of Allah. Say (unto them, O Muhammad): Ye shall not go with us. Thus hath Allah said beforehand. Then they will say: Ye are envious of us. Nay, but they understand not, save a little.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who had stayed behind will say: "When you depart for taking the spoils, allow us to follow you. " They wish to change the word of God. Tell them: "You will not follow us. That is what God has already said before." They will say: "You are envious of our gain." The fact is they understand but little.

Muhammad Asad

As soon as you [O believers] are about to set forth on a war that promises booty, those who stayed behind [aforetime] will surely say, "Allow us to go with you" - [thus showing that] they would like to alter the Word of God. Say: “By no means shall you go with us: God has declared aforetime [to whom all spoils shall belong].” Thereupon they will [surely] answer, “Nay, but you begrudge us [our share of booty]!” Nay, they can grasp but so little of the truth!

Mustafa Khattab

Those who stayed behind will say, when you ˹believers˺ set out to take the spoils of war, "Let us accompany you." They wish to change Allah’s promise.[1] Say, ˹O Prophet,˺ “You will not accompany us. This is what Allah has said before.” They will then say, “In fact, you are driven by jealousy against us!”[2] The truth is: they can hardly comprehend.

Progressive Muslims

Those who lagged behind will say, when you venture out to collect the spoils: "Let us follow you!" They want to change God's words. Say: "You will not follow us; this is what God has decreed beforehand." They will then Say: "No, you are envious of us." Alas, they rarely understood anything.

Sahih International

Those who remained behind will say when you set out toward the war booty to take it, "Let us follow you. " They wish to change the words of Allah. Say, "Never will you follow us. Thus did Allah say before." So they will say, "Rather, you envy us." But [in fact] they were not understanding except a little.

Sam Gerrans

Those who were left behind will say, when you set forth for spoils, to take them: “Let us follow you!” They wish to change the words of God. Say thou: “You will not follow us. Thus said God before.” Then will they say: “The truth is, you envy us!” The truth is, they have understood not save a little.

Shabbir Ahmed

Those who had stayed behind will say - if you go forth to a battle that holds promise of a booty, "Allow us to follow you. " They seek to change the Word of Allah. Say, "You shall by no means go with us. This is what Allah has decreed already." Then they will say, "You are envious of us." Nay, but very little it is that they understand (of selfless service). (The battle is no longer to be seen as a means of winning booty, it is allowed only for liberty and self-defense. That is the Word of Allah (8:1), (2:167), (2:193), (60:8-9).

Syed Vickar Ahamed

Those who lagged behind will say, when you (are free to) march and take the spoils (in war): "Permit us to follow you. " They wish to change Allah’s Word: Say: "You will not follow us like that: Allah has already declared (this) earlier:" Then they will say: "But you envy (are jealous of) us." No, but little do they understand.

Taqi Usmani

Those who remained behind will say, when you will proceed to the spoils (of war) to receive them, "Let us follow you."They wish to change the words of Allah. Say, “You shall not follow us. Allah had said like this beforehand.” Then they will say, “No, but you are jealous of us.” On the contrary, they do not understand (the reality) but a little.

The Monotheist Group

Those who lagged behind will say, when you venture out to collect the spoils: "Let us follow you!" They want to change the words of God. Say: "You will not follow us; this is what God has decreed beforehand." They will then say: "No, you are envious of us." Alas, they rarely understood anything.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui restèrent en arrière diront, quand vous vous dirigez vers le butin pour vous en emparer; ʺLaissez-nous vous suivreʺ. Ils voudraient changer la parole dʹAllah. Dis: ʺJamais vous ne nous suivrez: ainsi Allah a déjà annoncéʺ. Mais ils diront: ʺVous êtes plutôt envieux à notre égardʺ. Mais ils ne comprenaient en réalité que peu.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku (ji Hudeybiyê) li paş mane dê bibêjin: Gava hûn ji bo bidestxistina xenîmetê derkevin bihêlin da ku em jî digel we bên. Ew dixwazin ku soza Xwedê biguherînin. Bibêje: Hûn ê qet bi me re neyên. Ev hê berî niha Xwedê ji we re gotiye. Ew dê ji we re bibêjin: Ne wisan e, belkî hûn ji çevnebarî vê dibêjin. Nexêr, ne wekî wan e, belkî ew civateke fehmkorin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wanneer jullie uittrekken om buit te behalen zullen de achtergelatenen zeggen: ʺLaat ons jullie volgenʺ in hun wens Gods woorden te veranderen. Zeg: ʺJullie zullen ons niet volgen. Zo heeft God het van tevoren gezegd.ʺ En zij zullen zeggen: ʺWelnee, jullie misgunnen het ons.ʺ Integendeel, zij begrijpen slechts weinig.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij die achtergelaten werden, zullen zeggen, als gij weggaat om den buit te halen, sta ons toe u te volgen. Zij trachten Gods woord te veranderen. Zeg: Gij zult ons niet volgen: zoo heeft God vroeger gezegd. Zij zullen hernemen: Neen, gij benijdt ons een deel van den buit. Doch zij zijn lieden van beperkt verstand.

Hollandaca — Siregar

De achtergeblevenen zullen zeggen: ʺWanneer jullie uittrekken naar de oorlogsbuit, om die te halen, laat ons dan met jullie meegaan.ʺ Zij willen het Woord van Allah veranderen. Zeg (O Moehammad): ʺJullie zullen nooit met ons meegaan, zo heeft Allah eerder gesproken.ʺ Zij zullen dan zeggen: ʺJullie zijn jaloers op ons.ʺ Zij begrepen beslist slechts weinig.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Скажут оставленные позади, когда вы (Пророк и сподвижники) отправитесь (в Хайбар) за трофеями (которые обещал вам Аллах после событий в Худайбийи), чтобы взять их [трофеи]: «Оставьте нас [позвольте нам] следовать за вами!» Они [напрашивающиеся] желают (этим) переменить слово [обещание] Аллаха. Скажи: (им, о, Пророк) «Вы никогда не последуете за нами [не выйдете с нами в Хайбар]! Так о вас сказал Аллах (уже) прежде (а именно, Аллах Всевышний сказал, что трофеи Хайбара достанутся лишь тем, кто участвовал в Худайбийи)». И они тогда скажут: «Нет (это не так, и Аллах так не повелевал), (вы не хотите нашего выхода с вами, потому что вы) вы завидуете нам (и не желаете, чтобы нам тоже достались трофеи)!» Нет же [дело обстоит совсем не так, как они утверждают], (и) они понимают (в чем польза и в чем вред для них) только мало.

Rusça — Osmanov

Оставленные [в Медине], когда вы направитесь забрать [богатую] добычу, скажут: ʺРазрешите нам присоединиться к вамʺ. Они хотят изменить предопределение Аллаха. Отвечай: ʺНи за что вы не присоединитесь к нам. Так сказал вам Аллах раньшеʺ. И тогда они скажут: ʺДа нет, вы просто нам завидуетеʺ. Да, они мало что смыслят.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När ni beger er ut på krigståg där byte kan väntas, säger de som (förut) höll sig borta: ʺLåt oss gå med erʺ - de vill alltså ändra på Guds ord. Säg: ʺNi skall inte gå med oss! Gud har redan sagt så.ʺ Då kommer de att svara: ʺNi missunnar oss (del i bytet)!ʺ Nej, de förstår inte mycket!