Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

وَقَالَ الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا بَلْ مَكْرُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اِذْ تَأْمُرُونَنَا اَنْ نَكْفُرَ بِاللّٰهِ وَنَجْعَلَ لَهُ اَنْدَادًا وَاَسَرُّوا النَّدَامَةَ لَمَّا رَاَوُا الْعَذَابَ وَجَعَلْنَا الْاَغْلَالَ فِي اَعْنَاقِ الَّذِينَ كَفَرُوا هَلْ يُجْزَوْنَ اِلَّا مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

ve ḳāle (e)lleƶīne stuD'ǐfū li(e)lleƶīne stekberū bel mekru l-leyli ve n-nehāri iƶ te'murūnenā en nekfura bi(a)llahi ve nec'ǎle lehu endāden ve eserrū n-nedāmete lemmā raevu l-ǎƶābe ve ceǎlnā l-eğlāle fī eǎ'nāḳi (e)lleƶīne keferū hel yuczevne illā mā kānū yeǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi(ler)
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اسْتُضْعِفُواstuD'ǐfūض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.zayıf düşürülen(ler)
4لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselere
5اسْتَكْبَرُواstekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslayan(lara)
6بَلْbelhayır
7مَكْرُmekruم ك رAldatmak, hile veya dolambaçlı yol kullanmak, kaçamak yapmak veya sakınmak, komplo kurmak, kurnazlık veya hüner kullanmak, politika izlemek, strateji uygulamak.hileler (kuruyordunuz)
8الَّيْلِl-leyliل ي لGece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyingece
9وَالنَّهَارِve n-nehāriن ه رakıtmak, akan su oluşturmak, geri püskürtmek, kınamak, bol miktarda akmak, geri sürmek, gözdağı vermek, azarlamak, gündüz vakti yapmak, gün, gündüz, gün ışığı saatleri (şafaktan alacakaranlığa kadar)ve gündüz
10اِذْ
11تَأْمُرُونَنَاte'murūnenāا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakbize emrediyordunuz
12اَنْen
13نَكْفُرَnekfuraك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar etmemizi
14بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'ı
15وَنَجْعَلَve nec'ǎleج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve koşmamızı
16لَهُlehuO'na
17اَنْدَادًاendādenن د دKaçmak, koşarak uzaklaşmak, karalamak, (sır) ifşa etmek. Eş, benzer, rakip, denk, imaj, put, müşterek, rakip, Tanrı'nın bazı veya tüm niteliklerinin atfedildiği tapınma nesnesi (ister kendi başına bir tanrı olarak ister bir aziz olarak düşünülsün).eşler
18وَاَسَرُّواve eserrūس ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltukve içlerinde gizlediler
19النَّدَامَةَn-nedāmeteن د مGünahkar bir davranışın sonucu olarak tövbe ve pişmanlık duymakpişmanlıklarını
20لَمَّاlemmā
21رَاَوُاraevuر ا يgörmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir). tara'ni - tara fiili ve ni zamirinden oluşan bileşik kelime - sen beni görürsün. badi al-ra'yi - yüzeysel görüş sahibi, dış görünüş, ilk düşünce, görünüşte, uygun değerlendirme olmadan. ra'yal'ain - çıplak gözle görmek, görsel yargı. ri'yun - dış görünüş, gösteriş yapmak. ru'ya - görüntü rüya. a'lam tara - işte! bak! ri'aun - ikiyüzlülük, gösteriş, görünmek için. tara'a - birbirini görmek, değerlendirmek, birbirinin görüş alanına girmek. yura'una - ikiyüzlüce aldatırlar, sahte bir görünüm takınarak.gördüklerinde
22الْعَذَابَl-ǎƶābeع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12azabı
23وَجَعَلْنَاve ceǎlnāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakbiz de geçirdik
24الْاَغْلَالَl-eğlāleغ ل لGizlemek, bir şeyi başka bir şeyin içine yerleştirmek, dolandırıcılık, aldatmak, giydirmek, üzerine koymak, susuzluktan yanmak, sadakatsiz olmak, yaka, kelepçe, zincirlemek/bağlamak, kişinin kendini gizlediği şey, dürüst olmama, samimiyetsizlik, gizli nefret, araziden elde edilen gelirdemir halkalar
25فِي
26اَعْنَاقِeǎ'nāḳiع ن قUzun boyunlu olmak, boyunda incelme olmak. Kucaklaşmak. Boyun, insan topluluğu, ağaç gövdesi, yaprak veya meyve sapı, insanların başları veya şefleri, büyük kişiler anlamlarına gelir. 17:29'da mecazi bir ifade olarak 'yapma' anlamında kullanılmıştır.boyunlarına
27الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
28كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
29هَلْhelmı?
30يُجْزَوْنَyuczevneج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekcezalandırılacaklar
31اِلَّاillābaşkasıyla
32مَاşeylerden
33كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
34يَعْمَلُونَyeǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve aşağılık sanılanlar da büyüklük satanlara, hayır derler, gece gündüz düzenler kurup duruyor ve o zamanlar, bize de Allah'a kâfir olmamızı ve ona eşler tanımamızı emrediyordunuz ve azâbı görünce hepsinde de nedâmet belirir ve biz de kâfir olanların boyunlarına zincirler vururuz. Onların yaptıklarına karşılık başka bir şey mi verecektik ki?

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve aşağılık sanılanlar da büyüklük satanlara, hayır derler, gece gündüz düzenler kurup duruyor ve o zamanlar, bize de Allahʼa kâfir olmamızı ve ona eşler tanımamızı emrediyordunuz ve azâbı görünce hepsinde de nedâmet belirir ve biz de kâfir olanların boyunlarına zincirler vururuz. Onların yaptıklarına karşılık başka bir şey mi verecektik ki?

Adem Uğur

Zayıf sayılanlar da büyüklük taslayanlara: Hayır! Gece gündüz (işiniz) tuzak kurmaktı. Çünkü siz daima Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz, derler. Artık azabı gördüklerinde, için için yanarlar; biz de o inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar ancak yapmakta oldukları günahları yüzünden cezalandırılırlar.

Ahmed Hulusi

Zavallı tabiler, kibirli önderlerine dedi ki: "Hayır, gece ve gündüz hile ile bizi yanılttınız! Allah'ın, Esma'sıyla hakikatimiz olduğunu inkar etmemizi ve O'na ortak tanrılar oluşturmamızı emrederdiniz". . . Azabı gördüklerinde ise pişmanlıklarını gizlediler! Hakikat bilgisini inkar edenlerin boyunlarında (başlarını bedensellik kabulünden döndüremeyecekleri) boyunduruklar oluşturduk! Ortaya koyduklarının sonucunu yaşıyorlar!

Ahmet Tekin

Temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilen halk, büyüklük taslayan zorba, güç ve iktidar sahiplerine: 'Hayır, asıl suçlu biz değiliz. Gece-gündüz işiniz sinsice planlar yapıp uygulamak, yanlış ve yanıltıcı beyanlarda bulunmak, mü’minlerin ve dinin önünü kesen tuzaklar kurmaktı. Siz daima, Allah’ı inkârda ısrar etmemizi, bile bile ona ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz.' derler. Artık azâbı gördüklerinde, içten, yürekten pişmanlık duyarlar. Biz de kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, küfre saplananların boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar işlemeye devam ettikleri günahların karşılığının dışında cezalandırılırlar mı hiç?

Ahmet Varol

Zayıf düşürülenler de büyüklenenlere: 'Hayır gece gündüz hileler kuruyor; bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz' derler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını açığa vururlar. Biz de inkâr edenlerin boyunlarına halkalar dolarız. İşlediklerinden başka bir şeyle mi cezalandırılıyorlar?

Ali Bulaç

Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz" dediler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını saklarlar; biz de inkar edenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Onlar, yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?

Ali Fikri Yavuz

O düşükler de büyüklük taslıyanlara: “- Hayır, gece ile gündüz bizi aldatıyordunuz. Çünkü siz, bize Allah’ı inkâr etmemizi, (Peygamberi tanımamamızı), O’na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz.”’ derler. Azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık getirirler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir lâleler vururuz. Onlar ancak yaptıklarının cezasını çekerler.

Ali Rıza Safa

Güçsüz olanlar, büyüklük taslayanlara, şöyle derler: "Hayır! Gece-gündüz düzenbazlık yaparak, Allah'a nankörlük etmemize ve O'na ortaklar koşmamıza yönlendiriyordunuz!" Cezayı görünce de pişmanlığı içlerinde duyacaklardır. Çünkü nankörlük edenlerin boyunlarına halkalar geçireceğiz. Yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılacaklardı?

Bayraktar Bayraklı

Güçsüz durumda olanlar, büyüklük taslayanlara, "Hayır! Sizingece gündüz tuzak kurmanız bizi bu hale düşürdü. Çünkü bize, Allah'ı inkar etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz" diyecekler ve azabı gördüklerinde, pişmanlıklarını içlerinde gizleyecekler. Biz de inkar edenlerin boyunlarına halkalar geçireceğiz. Onlar sadece yaptıklarının karşılığını görecekler.

Bekir Sadak

Gucsuz sayilanlar da buyukluk taslayanlara: «Hayir gece gunduz hile kuruyor ve bize Allah'i inkar etmemizi, O'na ortaklar kosmamizi emrediyordunuz» derler. Azabi gorduklerinde, ettiklerine icleri yanar. Inkar edenlerin boyunlarina demir halkalar vururuz. Yaptiklarindan baska bir seyin mi cezasini cekerler?

Celal Yıldırım

Âciz ve zayıf olanlar ise, büyüklük taslayanlara, «Allah'ı inkâr etmemiz ve O'na eşler, ortaklar, benzerler koşmamız için gece gündüz hileler kurup bize emir ve tavsiyelerde bulundunuz,» derler. Bunlar azabı görünce için için pişmanlık duyarlar. Biz de kâfirlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz; onlar ancak yaptıklarına karşılık ceza çekerler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hor görülenler büyüklük taslayanlara şöyle cevap verirler: “Bilâkis! Bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na ortaklar koşmamızı telkin ederken gece gündüz yaptığınız aldatmadan ibaretti.” Sonunda azabı görünce için için yanarlar. Biz de inkârcıların boyunlarına halkalar geçiririz. Onlar ancak yapıp ettiklerinin karşılığını görürler.

Diyanet İşleri

Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Hayır, bizi hidayetten saptıran gece ve gündüz kurduğunuz tuzaklardır. Çünkü siz bize Allah'ı inkar etmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı görünce de içten içe pişmanlık duyarlar. Biz de inkar edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar ancak yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Güçsüz sayılanlar da büyüklük taslayanlara: 'Hayır gece gündüz hile kuruyor ve bize Allah'ı inkar etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz' derler. Azabı gördüklerinde, ettiklerine içleri yanar. İnkar edenlerin boyunlarına demir halkalar vururuz. Yaptıklarından başka bir şeyin mi cezasını çekerler?

Diyanet Vakfi

Zayıf sayılanlar da büyüklük taslayanlara: Hayır! Gece gündüz (işiniz) tuzak kurmaktı. Çünkü siz daima Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz, derler. Artık azabı gördüklerinde, için için yanarlar; biz de o inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar takarız. Onlar ancak yapmakta oldukları günahları yüzünden cezalandırılırlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

O zayıf düşürülenler de o büyüklük taslayanlara: «Hayır, (işiniz) gece, gündüz hilekârlıktı. Çünkü siz bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eş koşmamızı emrediyordunuz.» derler. Bunlar azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık getirmektedirler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O zayıf düşürülenler de büyüklük taslayanlara: "Hayır işiniz gece gündüz dolap (çevirmekti); çünkü sizler, bizlere hep Allah'a küfretmemizi ve ona eşler koşmamızı emrediyordunuz." derler ve böyle atışırlarken, azabı gördükleri zaman, içlerinden pişmanlık duymaktadırlar. Biz de o küfredenlerin boyunlarına tomrukları geçirmişizdir de yalnızca yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O zebun edilenler de o büyüklük taslayanlara demektedir: hayır işiniz gece gündüz dolap, çünkü sizler bizlere hep Allaha küfretmemizi ve ona menendler koşmamızı emrediyordunuz ve böyle atışırlarken hepsi azabı gördükleri o demde içlerinden pişmanlık getirmektedirler, tomrukları geçirmişizdir de boyunlarına hep o küfredenlerin, sade yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.

Erhan Aktaş

Mus'tezaflar, büyüklük taslayanlara: "Hayır! Gece gündüz kurduğunuz tuzaklarla bize, Allah'ı yalanlamamızı, O'na birtakım eşler koşmamızı öneriyordunuz." dediler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklar. Kafirlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar, yalnızca yapmış oldukları şeylerin karşılığını görecekler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mus'tezaflar, büyüklük taslayanlara: "Hayır! Gece gündüz kurduğunuz tuzaklarla bize, Allah'ı yalanlamamızı, O'na birtakım eşler koşmamızı öneriyordunuz." dediler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklar. Kafirlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar, yalnızca yapmış oldukları şeylerin karşılığını görecekler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Güçsüz bırakılanlar, büyüklük taslayanlara: "Hayır! Gece gündüz kurduğunuz tuzaklarla bize, Allah'ı yalanlamamızı, O'na bir takım eşler koşmamızı öneriyordunuz." dediler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklar. Gerçeği yalanlayan nankörlerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar, yalnızca yapmış oldukları şeylerin karşılığını görecekler.

Fizilal-il Kuran

Güdülenler ise kendini beğenmiş elebaşlarına şöyle derler: «Tersine, işiniz gücünüz, gece gündüz komplo düzenlemek, dolap çevirmekti. Hani bize Allah'ı inkâr etmemizi, O'na eş koşmamızı emrediyordunuz.» Azabı görünce pişmanlığı yüreklerine gömdüler. Biz kâfirlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Çarpıldıkları ceza sadece işledikleri kötülüklerin karşılığı değil mi?

Gültekin Onan

Za'fa uğatılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Tanrı'ya küfretmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize buyuruyordunuz" dediler. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını saklarlar. Biz de küfredenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Onlar yaptıklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?

Hamdi Döndüren

Güçsüz düşürülenler de büyüklük taslayanlara, “Hayır, siz bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na ortaklar koşmamızı söylerken, gece gündüz planlar yapıyordunuz.” derler. Ancak azabı gördüklerinde, içten içe pişmanlık duyarlar. İşte biz de (o zaman) inkâr edenlerin boynuna demir halkalar geçiririz. Onlar, yalnız yaptıklarıyla cezalandırılmıyorlar mı?

Hasan Basri Çantay

Zaif tanıtanlar da o büyüklük taslayanlara: "Hayır, derler, gece gündüz (işiniz) hıylekarlıkdı. Çünkü siz bize Allaha küfretmemizi, Ona benzerler (ortaklar) tanımamızı emrediyordunuz". Bunlar azabı görünce (hepsi) peşimanlıklarını (derdlerini) içlerine atarlar. Biz de o küfredenlerin boyunlarına (ateş) tomrukları (nı) takarız. Yapmakda olduklarının başkasıyle mi cezalandırılacaklardı ya?

Hasib Asutay

Zayıf düşürülenler de büyüklük taslayanlara, 'Hayır (işiniz) gece gündüz hilekârlıktı. Çünkü siz bize Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortak koşmamızı emrederdiniz' derler. Artık azabı gördüklerinde (içlerinde) pişmanlıklarını gizlerler. Biz de o inkâr edenlerin boyunlarına demir halkalar geçiririz. Onlar, yaptıklarından başkasıyla mı cezalandıracaklardı?

Hayrat Neşriyat

Zayıf düşürülenler de o büyüklük taslayanlara der ki: 'Hayır! Gece gündüz(kurduğunuz) tuzak (bizi hidâyetten çevirdi). Bize Allah’ı inkâr etmemizi ve O’na ortaklar koşmamızı emrederdiniz.' Ve azâbı gördüklerinde, (artık tartışmayı bırakıp içlerindeki)pişmanlığı gizlerler. Artık inkâr edenlerin boyunlarına (demir) halkalar geçiririz. (Onlar)yapmakta olduklarından başkasıyla mı cezâlandırılacaklar?

İbni Kesir

Güçsüz sayılanlar da, büyüklük taslayanlara dediler ki: Haydi, gece ve gündüzün (işiniz) hilekarlıktı. Hani siz, bizim Allah'a küfretmemizi ve O'na eşler koşmamızı emrediyordunuz. Azabı gördüklerinde ettiklerine içleri yandı. Ve küfretmiş olanların boyunlarına demir halkalar vurduk. Yapmakta olduklarından başkasıyla mı, cezalandırılacaklardı.

Mehmet Okuyan

Zayıf bırakılanlar kibirlenenlere “Hayır! (İşiniz gücünüz) gece gündüz tuzak kurmaktı. Çünkü siz daima Allah’ı inkâr etmemizi, O’na ortaklar koşmamızı bize emrederdiniz!” diyeceklerdir. Azabı gördüklerinde pişmanlık(larını içlerinde) gizlemiş olacaklardır. Biz de o kâfir olanların boyunlarına demir halkalar takacağız. Onlar yaptıklarından başka (bir şeyle) mi cezalandırılacaklar ki!

Muhammed Esed

Ama güçsüzler, küstahça büyüklük taslayanlara: "Hayır!" diyecekler. "(Bizi ondan alıkoyan, sizin) gece gündüz (Allah'ın mesajlarına karşı) yanlış ve yanıltıcı itirazlar geliştirmenizdi; (tıpkı) Allah'ı tanımamaya ve O'na rakip güçler bulunduğuna bizi ikna ettiğiniz (gibi)!" diyeceklerdir. Ve onlar (kendilerini bekleyen) azabı görünce (derin) pişmanlıklarını ifade etmeye imkan bulamayacaklar; çünkü biz hakikati inkara şartlanmış olanların boyunlarına halkalar geçireceğiz. Bu, yaptıklarının (adil) bir karşılığı değil midir?

Mustafa İslamoğlu

Bu kez zayıf bırakılanlar büyüklük taslayanlara "Hayır" diye itiraz edecekler, "(İşiniz gücünüz) gece gündüz dolap çevirmek! Hatırlasanıza bir; bize Allah'a yabancılaşmamızı ve O'na eşdeğer rakip güçler tanımamızı dayatıyordunuz!" Derken onların tümü de asıl pişmanlığı, kendilerini bekleyen azabı görünce yüreklerinin en derinlerinde yaşayacaklar; zira Biz inkarda ısrar edenlerin boyunlarına halkalar geçireceğiz: hem yaptıklarının bunun dışında bir karşılığı mı var?

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve zayıf sayılanlar da o büyüklük gösterenlere der ki: «Hayır... Gece ve gündüzdeki hile. O vakit ki, bize emrederdiniz ki, Allah'ı inkar edelim ve O'nun için şerikler ittihaz edinelim.» Ve azabı gördükleri zaman (hepsi de) için için pişman olurlar ve kâfir olanların boyunlarına demir lâleler vurmuş olacağız. Onlar işlediklerinden başka bir şey ile cezalandırılmayacaklardır.

Ömer Öngüt

Zayıf sayılanlar (tâbi olanlar) da (peşlerinden gittikleri) o büyüklük taslayanlara: "Hayır, gece gündüz bizi aldatıyordunuz. Bize Allah'ı inkâr etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz. " derler. Bunlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını içlerine atarlar, ettiklerine içleri yanar. Biz o kafirlerin boyunlarına demir boyunduruklar takarız. Onlar ancak yapmış olduklarının cezasını çekerler.

Suat Yıldırım

Ezilenler de kibirlilere: "Hayır! İşiniz gücünüz, gece gündüz dolap! Siz daima Allah’a nankörlük etmemizi, Ona birtakım şerikler uydurmamızı bizden isterdiniz" derler. Ve böyle atışırlarken hepsi, azabı gördükleri o esnada, pişmanlıklarını içlerine atarlar... O inkârcıların boyunlarına ateşten demir halkalar takarız. Bu, yaptıklarının adil bir karşılığı değil midir?

Süleyman Ateş

Zayıf düşürülenler büyüklük taslayanlara: "Hayır, gece gündüz dolap (kurar, kötülük aşılardınız) Allah'a nankörlük etmemizi, O'na eşler koşmamızı bize emrederdiniz." dediler. Ve azabı gördüklerinde, içlerinde pişmanlıklarını gizlediler. Biz de o nankörlerin boyunlarına demir halkalar geçirdik. Yalnız yaptıklarıyle cezalanmıyorlar mı?

Süleymaniye Vakfı

Ezilenler büyüklük taslayanlara: "Hayır! Sizler, gece gündüz plan kurup Allah'ı görmezlikten gelmemizi ve ona benzer nitelikte varlıkları(n olduğunu) kabul etmemizi emrediyordunuz." derler. Boyunlarına taktığımız halkalar içinde o azabı görünce de içten içe pişman olurlar. Onlara, sadece yaptıklarının cezası çektirilir!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Etkisizleştirilmiş olanlar büyüklük taslayanlara; "Hayır sizler, gece gündüz hile kuruyor, Allah'ı görmezlikten gelmemizi ve ona ortaklar koşmamızı emrediyordunuz" derler. Boyunlarına taktığımız demir halkalar içinde o azabı görünce de pişmanlıklarını içlerine atarlar. Teslim oldukları ceza yaptıklarının karşılığından başka nedir ki?

Şaban Piriş

Sömürülenler de büyüklenenlere: -Aksine, siz gece gündüz plan kurup, bize Allah'a nankörlüğü ve O'na denk varlıklar edinmemizi emrederdiniz, derler. Azabı gördükleri zaman, için için pişman olacaklardır. İnkarcıların boyunlarına demir halkalar geçiririz. Yaptıklarından başka bir şeyle mi cezalandırılacaklar?

Tefhim-ul Kuran

Za'fa uğratılanlar da büyüklük taslayanlara: «Hayır, siz gece ve gündüz hileli düzenler (kurup) bizim Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eşler koşmamızı bize emrediyordunuz» dediler. Azabı gördüklerinde de pişmanlıklarını saklarlar; biz de küfredenlerin boyunlarına halkalar geçirdik. Onlar, yapmakta olduklarından başkasıyla mı cezalandırılacaklardı?

Ümit Şimşek

Güçsüzler ise büyüklük taslayanlara 'Gece gündüz işiniz düzenbazlıktı,' derler. 'Böylece, Allah'a nankörlük edip de başkalarını ona denk tutmamızı emrediyordunuz.' Azabı gördüklerinde, için için pişmanlık duymaktadırlar. Biz ise o kâfirlerin boyunlarına boyundurukları geçirmişizdir. Onlar yaptıklarından başka birşeyle mi cezalanıyorlar?

Yaşar Nuri Öztürk

Bu kez, basit görülüp horlananlar büyüklük taslayanlara şöyle derler: "Hayır, öyle değil!" İşiniz gece gündüz düzenbazlıktı. Siz bize Allah'a nankörlük etmemizi, O'na eşler, ortaklar tutmamızı emrediyordunuz." Nihayet, azabı gördüklerinde, pişmanlığı içlerine gömerler. Biz ise inkarcıların boyunlarına bukağıları vurmuşuzdur. Yapıp ettiklerinden başka, neyin karşılığını görüyorlar ki!...

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Zəiflər özləri haqda yüksək rəydə olanlara deyərlər: “Xeyr! İşiniz gecə-gündüz hiylə qurmaq idi. Siz bizə Allahı inkar etməyi və Ona şəriklər qoşmağı əmr edirdiniz”. Onlar əzabı gördükdə peşmançılıq hissini gizlədərlər. Kafirlərin boyunlarına zəncirlər vurarıq. Onlar ancaq etdikləri əməllərə görə cəzalandırılarlar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Acizlər özlərini yuxarı tutanlara deyərlər: ″Xeyr bəs gecə-gündüz qurduğunuz hiylələr? O zaman ki, bizə Allahı danmağı və Ona şəriklər qoşmağı əmr edirdiniz″. Onlar əzabı gördükdə için-için peşman olarlar. Küfr edənlərin boyunlarına zəncir vurarıq. Onlar ancaq (dünyada) etdikləri əməllərin cəzasını çəkərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Unterdrückten werden den Überheblichen sagen: ʺDas war doch eure List Tag und Nacht. Ihr habt uns befohlen, Gott zu verleugnen und Ihm ebenbürtige Gefährten beizustellen.ʺ Sie verbergen ihr Bedauern, wenn sie die qualvolle Strafe zu sehen bekommen. Wir werden den Ungläubigen Ketten um den Hals legen. Werden sie etwa für etwas anderes belangt, als für das, was sie getan haben?

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, die unterdrückt wurden, sagen zu denjenigen, die sich hochmütig verhielten: ʺNein! Vielmehr waren es (eure) Ränke bei Nacht und bei Tag, da ihr uns befohlen hattet, Allah zu verleugnen und Ihm andere als Seinesgleichen zur Seite zu stellen.ʺ Und sie werden insgeheim Reue hegen, wenn sie die Strafe sehen. Und Wir werden die Fesseln um die Hälse derjenigen legen, die ungläubig waren. Wird ihnen (denn) etwas anderes vergolten als das, was sie zu tun pflegten?

Almanca — M. A. Rassoul

Und jene, die unterdrückt waren, werden zu denen, die hochmütig waren, sagen: ʺNein, aber es war (euer) Ränkeschmieden bei Nacht und Tag, als ihr uns befahlt, nicht an Allah zu glauben und Ihm Götter zur Seite zu setzen.ʺ Und in ihrem Innern werden sie von Reue erfüllt sein, wenn sie die Strafe sehen; und Wir werden Fesseln um die Nac ken derer legen, die ungläubig waren. Sie werden nur für das entlohnt werden, was sie getan haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die unterdrückt wurden, sagten denjenigen, die sich in Arroganz erhoben: ʺNein, sondern es war die List während der Nacht und des Tages, als ihr uns angewiesen habt, ALLAH gegenüber Kufr zu betreiben und Ihm etwas als Ebenbürtiges zuzuschreiben.ʺ Und sie verbargen die Reue, als sie die Peinigung sahen. Und WIR ließen Fesseln anbringen um die Nacken derjenigen, die Kufr betrieben haben. Wird ihnen etwa anderes vergolten außer dem, was sie zu tun pflegten?!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And there shall the passively-minded say to those who exercised inordinate self-esteem: "but you took cunning for a sinister and crooked wisdom and you made its breastplate work day and night and you kept pressing hard upon us for adopting polytheism and you urged us to deny Allah as the only Ilah and to incorporate with Him other deities". Deep in their hearts they will feel their guilt with pining regrets and vain repentances when they see the inescapable punishment. We will fetter and confine the infidels with chains around their necks. Would they be requited but with what is commensurate with their deeds?"

Abdul Haleem

The oppressed will say to them, ‘No, it was your scheming, night and day, ordering us to disbelieve in God and set up rivals to Him.’ When they see the punishment, they will fall silent with regret, and We shall put iron collars on the disbelievers’ necks. Why should they be rewarded for anything other than what they have done?

Abdullah Yusuf Ali

Those who had been despised will say to the arrogant ones: "Nay! it was a plot (of yours) by day and by night: Behold! Ye (constantly) ordered us to be ungrateful to Allah and to attribute equals to Him!" They will declare (their) repentance when they see the Penalty: We shall put yokes on the necks of the Unbelievers: It would only be a requital for their (ill) Deeds.

Abul A'la Maududi

Those who were suppressed will say to those who waxed arrogant: "By no means; it was your scheming, night and day, when you would enjoin us to disbelieve in Allah and set up others as equals to Him." When they are confronted with the chastisement, they will be remorseful in their hearts. We shall put fetters around the necks of the unbelievers. Can people be requited except for their deeds?

Aisha Bewley

Those deemed weak will say to those deemed great, ‘No, it was your scheming night and day when you commanded us to reject Allah and assign equals to Him. ’ But they will show their remorse when they see the punishment. We will put iron collars round the necks of those who are kafir. Will they be repaid for anything but what they did?

Al-Hilali & Khan

Those who were deemed weak will say to those who were arrogant: "Nay, but it was your plotting by night and day: when you ordered us to disbelieve in Allâh and set up rivals to Him!" And each of them (parties) will conceal their own regrets (for disobeying Allâh during this worldly life), when they behold the torment. And We shall put iron collars round the necks of those who disbelieved. Are they requited aught except what they used to do?

Ali Quli Qarai

Those who were abased will say to those who were arrogant, ‘Rather [it was your] night and day plotting, when you prompted us to forswear Allah and to set up equals to Him. ’ They will hide their remorse when they sight the punishment, and We will put iron collars around the necks of the faithless. Shall they be requited except for what they used to do?

Amatul Rahman Omar

And those who were suppressed and made weak (in the world) will say to those who considered themselves superior, `Nay, (We did not become guilty in our own right) rather it was due to your schemes (which you hatched) by day and night (that kept us away from guidance); for then you urged us to disbelieve in Allâh and set up equals with Him (to be worshipped). ' And they will not be able to conceal their remorse when they see the punishment; We shall put shackles round the necks of these disbelievers. They will be recompensed only according to their (actual) deeds.

Arthur John Arberry

And those that were abased will say to those that waxed proud, 'Nay, but devising night and day, when you were ordering us to disbelieve in God, and to set up compeers to Him. ' They will be secretly remorseful when they see the chastisement and We put fetters on the necks of the unbelievers; shall they be recompensed except for what they were doing?

Bijan Moeinian

The weak ones will reply: "It was you who campaigned day and night to idolize the others beside God. " Finally, when they face their punishment, they will repent sincerely but [it will be too late and] they will get shackles around their necks. Do they not deserve to be punished for what they did?

E. Henry Palmer

And those who were thought weak shall say to those who were big with pride, 'Nay, but it was the plotting by night and day, when ye did bid us to disbelieve in God, and to make peers for Him!' and they shall display repentance when they see the torment; and we will put fetters on the necks of those who misbelieved. Shall they be rewarded except for that which they have done?

Edip-Layth

Those who were weak will say to those who were mighty: "No, it was your scheming night and day, when you commanded us to reject God, and to set up equals to Him." They will be filled with regret, when they see the retribution. We will place shackles around the necks of those who rejected. Are they not being requited for what they used to do?

George Sale

And they who were esteemed weak shall say unto those who behaved with arrogance, nay, but the crafty plot which ye devised by night and by day, occasioned our ruin; when ye commanded us that we should not believe in God, and that we should set up other gods as equals unto him. And they shall conceal their repentance, after they shall have seen the punishment prepared for them. And we will put yokes on the necks of those who shall have disbelieved: Shall they be rewarded any otherwise than according to what they shall have wrought?

Hamid S. Aziz

Those who were proud shall say to those who were deemed weak (or despised), "Did we turn you away from the guidance after it had come to you? Nay, you (yourselves) were guilty. "

Mahmoud Ghali

And (the ones) who were deemed weak will say to (the ones) who waxed proud, "No indeed, (but) (it was your) scheming night and day-time as you commanded us to disbelieve in Allah and make up compeers to Him. " And they will keep secret (their) remorse as soon as they see the torment. And We made shackles on the necks of the ones who disbelieved; will they be recompensed except for whatever they were doing?

Marmaduke Pickthall

Those who were despised say unto those who were proud: Nay but (it was your) scheming night and day, when ye commanded us to disbelieve in Allah and set up rivals unto Him. And they are filled with remorse when they behold the doom; and We place carcans on the necks of those who disbelieved. Are they requited aught save what they used to do?

Mohamed Ahmed - Samira

But the weak will say to the arrogant: "Not in the least. It was your plotting night and day when you ordered us to disbelieve in God and associate compeers with Him." When they see the punishment they will express repentance. But We shall put iron collars round the necks of infidels. Will they be requited for anything but what they did?

Muhammad Asad

But those who had been weak will say unto those who had gloried in their arrogance: "Nay, [what kept us away was your] devising of false arguments, night and day, [against God’s messages- as you did] when you persuaded us to blaspheme against God and to claim that there are powers that could rival Him!" And when they see the suffering [that awaits them], they will [all] be unable to express [the full depth of] their remorse: for We shall have put shackles around the necks of those who had been bent on denying the truth: [and] will this be aught but a [just] requital for what they were doing?

Mustafa Khattab

The lowly will say to the arrogant, "No! It was your plotting by day and night—when you ordered us to disbelieve in Allah and to set up equals with Him." They will ˹all˺ hide ˹their˺ remorse when they see the torment. And We will put shackles around the necks of the disbelievers. Will they be rewarded except for what they used to do?

Progressive Muslims

And those who were weak will say to those who were mighty: "No, it was your scheming night and day, when you commanded us to reject God, and to set up equals to Him. " And they will be filled with regret, when they see the retribution. And We will place shackles around the necks of those who rejected. Are they not being requited for what they used to do

Sahih International

Those who were oppressed will say to those who were arrogant, "Rather, [it was your] conspiracy of night and day when you were ordering us to disbelieve in Allah and attribute to Him equals. " But they will [all] confide regret when they see the punishment; and We will put shackles on the necks of those who disbelieved. Will they be recompensed except for what they used to do?

Sam Gerrans

And those who were despised will say to those who had waxed proud: “Nay, it was your scheme night and day, when you commanded us to deny God and make equals to Him.” And they will whisper remorse when they see the punishment, and We place yokes on the necks of those who ignore warning. Will they be rewarded save for what they did?

Shabbir Ahmed

The commoners will say to their leaders, "Nay, you were the ones who schemed night and day to set up systems that we were forced to follow, instead of Allah. It is you who set up (yourselves as) rivals against Him." Both parties will then be ashamed when they see the Requital. We will put shackles around the necks of all those who rejected the Truth. Is their retribution anything but what they earned with their own actions?

Syed Vickar Ahamed

Those who were the weak ones will say to the arrogant ones: "No! It was a (your) plot by day and by night: When, you (always) ordered us to be thankless to Allah and to find (others) equal with Him!" And they will say (their) repentance when they see the Penalty: And We shall put (stiff) clamps on the necks of the unbelievers: It would only be a repayment for their (ill) deeds.

Taqi Usmani

And those weak will say to those overbearing, "But (it was your) intriguing day and night (that stopped us from accepting guidance), when you were directing us to disbelieve in Allah and to set up rivals to Him." And all of them will conceal (their) regrets when they will see the punishment. And We will place iron-collars around the necks of those who disbelieved. They will not be recompensed except for what they used to do.

The Monotheist Group

And those who were weak will say to those who were mighty: "No, it was your scheming night and day, when you commanded us to reject God and to set up equals to Him." And they are filled with regret when they see the retribution and We will place shackles around the necks of those who rejected. Are they not being requited for what they used to do?

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ceux que lʹon considérait comme faibles diront à ceux qui sʹenorgueillissaient: ʺCʹétait votre stratagème, plutôt, nuit et jour, de nous commander de ne pas croire en Allah et de Lui donner des égauxʺ. Et ils cacheront leur regret quand ils verront le châtiment. Nous placerons des carcans aux cous de ceux qui ont mécru: les rétribuerait-on autrement que selon ce quʹils œuvraient?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku qels bûn, ji yên xwemezindêr re wiha dibêjin: Na! Bi şev û roj karên we hîle û fend bû. Her tim we ferman li me dikir da ku em Xwedê înkar bikin û jê re hevpişkan çêkin. Êdî peyrew û pêşrew piştî ku ezab dibînin, ji kezeba şewitî poşman dibin. Em jî dê zincîran bixin stûyên wanên ku kafir bûne, ew ji cezayê ya ku kirine pê ve nayêne cezakirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij die onderdrukt werden zeggen tegen hen die hoogmoedig waren: ʺWelnee, (het kwam door jullie) listen van ʹs nachts en overdag; toen jullie ons bevalen aan God geen geloof te hechten en aan Hem gelijken toe te schrijven.ʺ Heimelijk hebben zij dan spijt wanneer zij de bestraffing zien. Maar Wij leggen de halsketenen om de nekken van hen die ongelovig zijn. Zal aan hen soms iets anders vergolden worden dan zij deden?

Hollandaca — Salomo Keyzer

En de zwakken zullen antwoordden: Neen, de listige plannen, door u des nachts en der daags beraamd, hebben ons ongeluk veroorzaakt, toen gij ons hebt bevolen, dat wij niet in God moesten gelooven en dat wij andere goden, als gelijkstaande met hem, zouden oprichten. En zij zullen hun berouw verbergen, nadat zij de straf zullen hebben gezien, die voor hen is gereed gemaakt. En wij zullen jukken leggen op den nek van hen, die niet zullen hebben geloofd. Zouden zij op eene andere wijze worden beloond, dan in overeenstemming met hetgeen zij hebben verricht?

Hollandaca — Siregar

En degenen die volgengen waren, zuilen tot degenen die hoogmoedig weren zeggen: ʺHet was zelfs (jullie) list gedurende de nacht en de dag, toen jullie ons opriepen om niet in Allah te geloven en om naast Hem afgoden toe te kennen.ʺ En zij zullen de spijt verbergen wanneer zij de bestraffing zien en Wij ketenen om de nekken van degenen die ongelovig waren leggen. Zij worden slechts vergolden voor wat zij plachten te doen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказали те, которые были слабыми [ведомые], тем, которые превозносились [своим предводителям]: «Нет, (наоборот)! Хитростью ночи и дня [вашим постоянным злым замыслом против нас] (которое нас привело к этой погибели) было то, что вы приказывали нам совершать неверие в Аллаха и делать Ему равных (в поклонении и служении) [совершать многобожие]!» И утаили они сожаление, когда увидели наказание (которое им приготовлено). И наложили Мы оковы на шеи тех, которые стали неверными (за их неверие). Воздается ли им, кроме как (только) за то, что они (сами) делали? [Это наказание является лишь воздаянием за их неверие.] {В этом аяте содержится предостережение следовать за заблудшими и заблуждающими.}

Rusça — Osmanov

Обездоленные же скажут занимавшим высокое положение: ʺНет! Это ваши дневные и ночные козни [совратили нас], когда вы велели нам не верить в Аллаха и поклоняться другим богам наряду с Нимʺ. Но когда их постигло наказание, они утаили раскаяние. Мы же наложили оковы на шеи неверных. Не за то ли воздается им, что вершили они?

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de svaga skall säga till dem som ansåg sig stå över de andra: ʺNej, (det var tvärtom) ni som ständigt, dag och natt, kom med listiga lögner och förmådde oss att förneka Gud och att sätta medhjälpare vid Hans sida!ʺ (Alla) kommer de att önska att de kunde finna ord för sin ånger när de ser straffet och Vi sätter kragar av järn omkring förnekarnas halsar. Är inte detta den rätta lönen för deras handlingar