Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, "Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz" derler.

قَالَ الَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا لِلَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا اَنَحْنُ صَدَدْنَاكُمْ عَنِ الْهُدٰى بَعْدَ اِذْ جَاءَكُمْ بَلْ كُنْتُمْ مُجْرِمِينَ

ḳāle (e)lleƶīne stekberū li(e)lleƶīne stuD'ǐfū e neHnu Sadednākum ǎni l-hudā beǎ'de iƶ cā'ekum bel kuntum mucrimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالَḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelededi(ler) ki
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
3اسْتَكْبَرُواstekberūك ب رSert olmak, büyümek, büyük/geniş/iri olmak, ergenliğe ulaşmak, saygınlık veya rütbece yükselmek, bir şeyi büyütmek, büyüklük konusunda biriyle rekabet etmek/çekişmek, kendini yüceltmek, gururlu/kibirli/küstah davranmak, kendini mükemmel görmek, başkalarının eylemlerini aşmak, övünmek, büyük olmaya çabalamak/çalışmak, bir şeyi küçümsemek, bir şeyden küçümseyerek uzaklaşmak, kendini bir şeyden üstün tutmak.büyüklük taslayan(lar)
4لِلَّذِينَli(e)lleƶīnekimselere
5اسْتُضْعِفُواstuD'ǐfūض ع فZayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha.zayıf düşürülen(lere)
6اَنَحْنُe neHnubiz mi?
7صَدَدْنَاكُمْSadednākumص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.engelledik
8عَنِǎni-ten
9الْهُدٰىl-hudāه د يYol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye.hidayet-
10بَعْدَbeǎ'deب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmesonra
11اِذْ
12جَاءَكُمْcā'ekumج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almaksize geldikten
13بَلْbelhayır
14كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinsiz kendiniz
15مُجْرِمِينَmucrimīneج ر مBir şeyi kesmek veya koparmak, bir şey kazanmak/elde etmek/edinmek, birini suç işlemeye yönlendirmek veya teşvik etmek, bir suç/günah/kabahat/hata işlemek, itaatsizlik yapmak, açık/net olmak, bir şeyi tamamlamak, bir şeyi bitirmek veya sonlandırmak [tamamlandığında].suç işliyordunuz

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ululuk satanlarsa aşağılık sanılanlara biz mi derler, sizi doğru yoldan çıkardık, o doğru yol, size bildirildikten sonra? Hayır, siz suçlusunuz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ululuk satanlarsa aşağılık sanılanlara biz mi derler, sizi doğru yoldan çıkardık, o doğru yol, size bildirildikten sonra? Hayır, siz suçlusunuz.

Adem Uğur

Büyüklük taslayanlar, zayıf sayılanlara (kıyamet gününde): Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç işliyordunuz, derler.

Ahmed Hulusi

Kibirli önderleri de, kendilerine tabi olan zavallılara: "Size gelen hakikatten sizi biz mi alıkoyduk? Hayır, siz suçlusunuz!"

Ahmet Tekin

Diğer taraftan, büyüklük taslayan zorba, güç ve iktidar sahipleri, temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilen halka: 'Size hidayet rehberi, Kur’ân ve peygamber geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hidayete ermenize engel tedbirler mi aldık? Bilâkis siz de, İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçuna iştirak eden, küfürde ısrar eden kimselersiniz.' derler.

Ahmet Varol

Büyüklenenler de zayıf düşürülenlere derler ki: 'Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi alıkoyduk? Hayır siz kendiniz suçlular idiniz.'

Ali Bulaç

Büyüklük taslayanlar, za'fa uğratılan (müstaz'af)lara dediler ki: "Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suçlu, günahkarlardınız."

Ali Fikri Yavuz

Büyüklük taslıyanlar, düşüklere (cevab olarak şöyle) derler: “- Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçlu idiniz.”

Ali Rıza Safa

Büyüklük taslayanlar, güçsüz olanlara, şöyle derler: "Doğru yol size geldikten sonra, sizi, ondan biz mi alıkoyduk? Hayır, siz, suçluydunuz!"

Bayraktar Bayraklı

Büyüklük taslayanlar, güçsüz durumda olanlara, "Size, doğru geldikten sonra sizi biz mi ondan çevirdik? Tam tersine, siz suç işliyordunuz" diye cevap verecekler.

Bekir Sadak

Buyukluk taslayanlar, gucsuz sayilanlara: «Size dogruluk rehberi geldikten sonra ondan sizi biz mi alikoyduk? Hayir; zaten suclu kimselerdiniz» derler.

Celal Yıldırım

Büyüklük taslayanlar, âciz ve zayıf olanlara, «size doğru yolu gösteren geldikten sonra biz mi sizi alıkoyduk ? Hayır, siz esasen suçlu günahkârlar idiniz,» derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Büyüklük taslayanlar hor görülenlere, “Size doğru yol gösterildikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, günah işleyenler sizsiniz” derler.

Diyanet İşleri

Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, "Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz" derler.

Diyanet İşleri (eski)

Büyüklük taslayanlar, Güçsüz sayılanlara: 'Size doğruluk rehberi geldikten sonra ondan sizi biz mi alıkoyduk? Hayır; zaten suçlu kimselerdiniz' derler.

Diyanet Vakfi

Büyüklük taslayanlar, zayıf sayılanlara (kıyamet gününde): Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Bilakis siz suç işliyordunuz, derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zayıf düşürülenlere: «Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçluydunuz.» derler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zayıf düşürülenlere; "Ya, size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçluydunuz!" diyecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Diğer taraftan büyüklük taslıyanlar o zebun edilenlere şöyle demektedir: ya... Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik, hayır siz kendiniz mücrimdiniz

Erhan Aktaş

Büyüklük taslayanlar, mus'tezaflara: "Size doğru yol gösterildiğinde, sizi o yoldan biz mi alıkoyduk? Hayır! Siz zaten suçlu kimselerdiniz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Büyüklük taslayanlar, mus'tezaflara: "Size doğru yol gösterildiğinde, sizi o yoldan biz mi alıkoyduk? Hayır! Siz zaten suçlu kimselerdiniz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Büyüklük taslayanlar, güçsüz bırakılmışlara: "Size doğru yol gösterildiğinde, sizi o yoldan biz mi alıkoyduk? Hayır! Siz zaten suçlu kimselerdiniz." dediler.

Fizilal-il Kuran

Kendini beğenmiş elebaşları da güdülenlere derler ki; «Size doğru yola ilişkin mesaj geldikten sonra biz mi sizleri o yoldan alıkoyduk? Aslında siz kendiniz suça girdiniz»

Gültekin Onan

Büyüklük taslayanlar, zaafa uğratılan (müstezaf)lara dediler ki: "Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suçlu, günahkarlardınız."

Hamdi Döndüren

Büyüklük taslayanlar da güçsüz düşürülenlere şöyle derler: “Size hidayet geldiği zaman, sizi ondan biz mi engelledik? Hayır, zâten siz kendiniz suç işliyordunuz!”

Hasan Basri Çantay

Büyüklük taslayanlar zaif sayılanlara: "Size hidayet geldikden sonra, biz mi sizi ondan çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçlu idiniz" der (ler).

Hasib Asutay

Büyüklük taslayanlar, zayıf düşürenlere derler ki: 'Size hidâyet geldikten sonra sizi ondan biz mi engelledik? Hayır, zaten siz kendiniz suç işliyordunuz.'

Hayrat Neşriyat

(O gün) büyüklük taslayanlar, o zayıf düşürülenlere der ki: 'Size geldikten sonra sizi hidâyetten biz mi çevirdik? Bil'akis (siz kendiniz) günahkâr kimseler idiniz.'

İbni Kesir

Büyüklük taslayanlar da güçsüz sayılanlara dediler ki: Size hidayet geldikten sonra biz mi sizi ondan alıkoyduk? Bilakis siz, suçlular idiniz.

Mehmet Okuyan

Kibirlenenler zayıf bırakılanlara (kıyamet gününde) “Size hidayet geldikten sonra sizi ondan biz mi çevirdik? Aksine siz suç işliyordunuz!” diyeceklerdir.

Muhammed Esed

Küstahça böbürlenenler ise güçsüzlere: "Nasıl olur? Doğru yol size açıkça gösterildikten sonra biz mi sizi (zorla) ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olan sizdiniz!" diyeceklerdir.

Mustafa İslamoğlu

Büyüklük taslayanlar mustaz'aflara "Ne! Ayağınıza kadar gelen hidayetten sizi Biz mi mahrum ettik yani? Asla! Siz zaten günahı hayat tarzı haline getirmiştiniz!" diye cevap verecekler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Kendilerini büyük görmüş olanlar da zayıf sayılmış olanlara der ki: «Biz mi sizi hidâyetten alıkoyduk, size geldiği vakit? Hayır. Siz günahkârlar idiniz.»

Ömer Öngüt

Büyüklük taslayanlar ise zayıf sayılanlara (kendilerine tâbi olanlara): "Size hidayet geldi de, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, kendiniz suçlu idiniz. " derler.

Suat Yıldırım

Öte yandan dünyada iken kibirlenenler o zebûn edilenlere, ezilenlere: "Size hidâyet geldikten sonra, biz mi sizi ondan uzaklaştırdık. Bilakis, siz zaten suçlu kimselerdiniz!"

Süleyman Ateş

Büyüklük taslayanlar da zayıf düşürülenlere dediler ki: "Size hidayet geldiği zaman sizi ondan biz mi engelledik? Hayır, zaten siz kendiniz suç işliyordunuz."

Süleymaniye Vakfı

Büyüklük taslayanlar da ezilenlere şöyle derler: "O rehber /kitap size geldikten sonra sizi biz mi engelledik? Aslında siz de suça dalmış kimselerdiniz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Büyüklük taslayanlar da etkisizleştirilmişlere şu cevabı verirler: "O doğruluk rehberi geldikten sonra sizi biz mi engelledik? Aslında siz, suça dalıp gitmiştiniz."

Şaban Piriş

Büyüklük taslamış olanlar da; sömürülenlere: -Size, doğruluk rehberi geldikten sonra biz mi engel olduk? Hayır, siz zaten suçlular idiniz, derler.

Tefhim-ul Kuran

Büyüklük taslayanlar, za'fa uğratılan (müstaz'af)lara dediler ki: «Size hidayet geldikten sonra, sizi biz mi ondan alıkoyduk? Hayır, siz (zaten) suçlu günahkarlardınız.»

Ümit Şimşek

Büyüklük taslayanlar da güçsüzlere derler ki: 'Siz doğru yolu buldunuz da biz mi sizi yoldan çevirdik? Siz kendiniz mücrim olup çıkmıştınız.'

Yaşar Nuri Öztürk

Büyüklük taslayanları ise basit görülüp horlananlara şöyle derler: "Hidayet size geldikten sonra, sizi ondan biz mi geri çevirdik? Hayır, siz kendiniz günahkarlardınız!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Özləri haqda yüksək rəydə olanlar da zəiflərə belə deyərlər: “Sizə doğru yol göstəricisi gəldikdən sonra sizi ondan bizmi yayındırdıq? Xeyr, siz özünüz günahkar idiniz”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Dünyada) özlərini yuxarı tutanlar da acizlərə belə cavab verərlər: ″Əcaba, sizə doğru yol göstərən rəhbər gəldikdən sonra sizi ondan bizmi döndərdik? Xeyr, siz özünüz günahkar idiniz (könüllü surətdə küfrü qəbul etdiniz)″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Überheblichen werden den Unterdrückten sagen: ʺHaben wir euch von der Rechtleitung abgehalten, als sie euch verkündet worden war? Nein! Ihr seid vorsätzliche Frevler gewesen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die sich hochmütig verhielten, sagen zu denjenigen, die unterdrückt wurden: ʺSind wir es gewesen, die euch von der Rechtleitung abgehalten haben, nachdem sie zu euch gekommen war? Nein! Vielmehr wart ihr Übeltäter.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Jene, die hochmütig waren werden zu denen, die unterdrückt waren, sagen: ʺWaren wir es etwa, die euch vom rechten Weg abhielten, nachdem er (der Quran) zu euch gekommen war? Nein, ihr selbst waret die Schuldigen.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Diejenigen, die sich in Arroganz erhoben, sagten denjenigen, die unterdrückt wurden: ʺWaren wir etwa diejenigen, die euch von der Rechtleitung abhielten, nachdem sie zu euch gekommen war?! Nein, sondern ihr wart schwer Verfehlende!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Then the extravagant in their accounts of themselves say to those viewed with contempt: "Did we stand in your way and hinder you from accepting the spirit of truth which reached you to guide you into all truth?" "The fact is" they will add, "that you were people who grew daily more and more wicked".

Abdul Haleem

The oppressors will say to them, ‘Was it we who prevented you from following right guidance after it had reached you? No! You yourselves were sinners.’

Abdullah Yusuf Ali

The arrogant ones will say to those who had been despised: "Was it we who kept you back from Guidance after it reached you? Nay, rather, it was ye who transgressed.

Abul A'la Maududi

The arrogant ones will retort to those who were suppressed: "What! Did we bar you from the guidance after it came to you? Not at all; rather you yourselves were evil-doers."

Aisha Bewley

Those deemed great will say to those deemed weak, ‘Did we debar you from the guidance when it came to you? No, it is you who were evildoers. ’

Al-Hilali & Khan

And those who were arrogant will say to those who were deemed weak: "Did we keep you back from guidance after it had come to you? Nay, but you were Mujrimûn (polytheists, sinners, disbelievers, criminals)."

Ali Quli Qarai

Those who were arrogant will say to those who were abased, ‘Did we keep you from guidance after it had come to you? No, you were guilty [yourselves]. ’

Amatul Rahman Omar

(Thereupon) those who considered themselves superior will say to those who had been suppressed and made weak (in the world), `Was it we who kept you away from (following) the guidance after it had come to you? No, this was not the case. Rather you were guilty in your own right.'

Arthur John Arberry

Those that waxed proud will say to those that were abased, 'What, did we bar you from the guidance after it came to you? Nay, rather you were sinners. '

Bijan Moeinian

The dominant ones will respond: "Did we force you to deny the guidance when it was represented to you? you yourself made the choice. "

E. Henry Palmer

Those who were big with pride shall say to those who were thought weak, 'Was it we who turned you away from the guidance after it came to you? nay, ye were sinners. '

Edip-Layth

Those who were mighty will say to those who were weak: "Did we turn you away from the guidance after it had come to you? No, it was you who were criminal."

George Sale

They who behaved themselves arrogantly shall say unto those who were esteemed weak, did we turn you aside from the true direction, after it had come unto you? On the contrary, ye acted wickedly of your own free choice.

Hamid S. Aziz

And those who disbelieve say, "By no means will we believe in this Quran, nor in that which is before it "Could you but see when the unjust shall be made to stand before their Lord, casting blame one another! Those who were reckoned weak (or despised) shall say to those who were proud, "Had it not been for you we would certainly have been believers. "

Mahmoud Ghali

(The ones) who waxed proud will say to (the ones) who were deemed weak, "Did we bar you from the guidance after it came to you? No indeed, (but) you were criminals. "

Marmaduke Pickthall

Those who were proud say unto those who were despised: Did we drive you away from the guidance after it had come unto you? Nay, but ye were guilty.

Mohamed Ahmed - Samira

The arrogant will say to the weak: "Did we hold you back from guidance after it had come to you? Certainly not. In fact you were yourselves guilty."

Muhammad Asad

[And] those who were wont to glory in their arrogance will say unto those who had been weak: "Why - did we keep you [forcibly] from following the right path after it had become obvious to you? Nay, it was but you [yourselves] who were guilty!"

Mustafa Khattab

The arrogant will respond to the lowly, "Did we ever hinder you from guidance after it came to you? In fact, you were wicked ˹on your own˺."

Progressive Muslims

Those who were mighty will say to those who were weak: "Did we turn you away from the guidance after it had come to you No, it was you who were criminal. "

Sahih International

Those who were arrogant will say to those who were oppressed, "Did we avert you from guidance after it had come to you? Rather, you were criminals. "

Sam Gerrans

Those who had waxed proud will say to those who were despised: “Did we turn you away from the guidance after it had come to you? Nay, you were lawbreakers.”

Shabbir Ahmed

The leaders will say to the weak commoners, "Why - did we drive you away from the Guidance when it had come to you? Nay, it is you who were guilty (of blind following). "

Syed Vickar Ahamed

Those who were arrogant will say to those weak ones: "Did we keep you back from Guidance (even) after it reached you? No! Instead, it was you were at fault. "

Taqi Usmani

Those who were overbearing will say to those weak, "Had we stopped you from (accepting) guidance after it came to you? Rather, you yourselves were guilty."

The Monotheist Group

Those who were mighty will say to those who were weak: "Did we turn you away from the guidance after it had come to you? No, it was you who were criminals."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui sʹenorgueillissaient diront à ceux quʹils considéraient comme faibles: ʺEst-ce nous qui vous avons repoussés de la bonne direction après quʹelle vous fut venue? Mais vous étiez plutôt des criminelsʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku (li dinyayê) xwe mezin didêran ji yên qels re dibêjin: Piştî hîdayet ji we re hat, ma me hûn jê vegerand? Na, belkî hûn bi xwe gunehkar bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar zij die hoogmoedig waren zeggen tegen hen die onderdrukt werden: ʺHebben wij jullie dan van de leidraad afgehouden nadat hij tot jullie gekomen was? Welnee, jullie waren boosdoeners.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

De machtigen zullen tot de zwakken zeggen: Zijn wij het, die u belet hebben, de ware richting te volgen, toen zij u aangewezen werd? Gij zelven draagt de schuld er van.

Hollandaca — Siregar

Degenen die hoogmoedig waren, zullen tot degenen die volgelingen waren zeggen: ʺWaren wij het die jullie hebben afgehouden van de rechte Leiding, nadat deze tot jullie was gekomen? Nee! Jullie waren de misdadigers.ʺ

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

Говорят те, которые превозносились [предводители], тем, которые были слабы [ведомыми]: «Разве мы отклонили [удерживали] вас от (истинного) руководства, после того, как оно пришло к вам? Нет, вы (сами) были [стали] бунтарями [неверующими] (выбрав неверие по собственной воле)!»

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de som ansåg sig stå över de svaga skall säga till dem: ʺVar det vi som hindrade er (att följa) vägledningen när den erbjöds er? Nej, ni bär (själva) skulden!ʺ