(193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْاَمِينُ عَلٰى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرِينَ بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُبِينٍ

nezele bihi r-rūHu l-emīnu / ǎlā ḳalbike li tekūne mine l-munƶirīne / bi lisānin ǎrabiyyin mubīnin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1نَزَلَnezeleن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirdi
2بِهِbihionu
3الرُّوحُr-rūHuر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özRuhu'(l-Emin)
4الْاَمِينُl-emīnuا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elaman(Ruhu')l-Emin
1عَلٰىǎlā
2قَلْبِكَḳalbikeق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulpsenin kalbine
3لِتَكُونَli tekūneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolman için
4مِنَmine-dan
5الْمُنْذِرِينَl-munƶirīneن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarıcılar-
1بِلِسَانٍbi lisāninل س نBir dil/konuşma/lisan, birini dilinden yakalamak, sözlerle ısırmak, bir şeyi sivri uçlu yapmak, akıcı konuşma.bir dille
2عَرَبِيٍّǎrabiyyinع ر بsaf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, AraplaşmakArapça
3مُبِينٍmubīninب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinapaçık

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Senin gönlüne, korkutanlardan olasın diye.

Abdulkadir Gölpınarlı

Senin gönlüne, korkutanlardan olasın diye.

Adem Uğur

Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,

Ahmed Hulusi

Senin kalbine (şuuruna) ki, (bu bilgiye dayalı olarak) uyarıcılardan olasın!

Ahmet Tekin

Sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcılardan olman için senin hafızana, kalbine indirip yerleştirdi.

Ahmet Varol

Uyaranlardan olman için senin kalbine (indirdi).

Ali Bulaç

Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).

Ali Fikri Yavuz

Korkutuculardan olasın diye, kalbine (indirdi)...

Ali Rıza Safa

Senin yüreğine; uyarıcılardan olman için.

Bayraktar Bayraklı

- Kur'an'ı, Ruhulemin/Cebrail, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.

Bekir Sadak

(193-19) 5 Apacik arap diliyle, uyaranlardan olman icin onu Cebrail senin kalbine indirmistir.

Celal Yıldırım

(193-194-195) Uyarıcılardan olasın diye Ruhu'l-emîn (Melek Cebrail) onu senin kalbine açık-seçik Arap diliyle indirmiştir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

(193-194-195) Onu, senin kalbine uyarıcılardan olasın diye açık bir Arapça ile Rûhulemîn indirmiştir

Diyanet İşleri

(193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

Diyanet İşleri (eski)

(193-195) Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.

Diyanet Vakfi

(193-195) (Resûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Uyarıcılardan olasın diye senin kalbin üzerine;

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın,

Elmalılı Hamdi Yazır

Senin kalbin üzerine ki o münzirlerden olasın

Erhan Aktaş

Senin kalbine. Uyarıcılardan olman için.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Senin kalbine. Uyarıcılardan olman için.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Senin kalbine. Uyarıcılardan olman için.

Fizilal-il Kuran

Senin kalbine; uyarıcılardan biri olasın diye.

Gültekin Onan

Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).

Hamdi Döndüren

Onu Rûhu’l-emîn (Cebrail) uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arapça bir dille senin kalbine indirmiştir.

Hasan Basri Çantay

(193-194-195) Onu Ruuh-ul Emin, inzar edicilerden olasın diye, senin kalbine ma'nası açık Arabca bir dil ile indirmişdir.

Hasib Asutay

Senin kalbine, uyarıcılardan olasın diye,

Hayrat Neşriyat

(193-195) Onu Rûhu’l-Emîn (Cebrâîl), korkutuculardan olman için, apaçık Arabca bir lisân ile senin kalbine indirmiştir.

İbni Kesir

Senin kalbine ki uyarıcılardan olasın.

Mehmet Okuyan

Uyarıcılardan olasın diye onu (Kur’an’ı) apaçık Arapça diliyle Güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine indirmiştir.

Muhammed Esed

senin kalbine, ki (ey Muhammed, onunla) uyaran kimselerden biri olasın

Mustafa İslamoğlu

senin kalbine; ki (onunla) uyaran kimselerden biri olasın diye;

Ömer Nasuhi Bilmen

Senin kalbin üzerine, tâ ki, sen korkutuculardan olasın.

Ömer Öngüt

Senin kalbine indirmiştir ki, uyarıcılardan olasın.

Suat Yıldırım

(193-195) Onu Rûhu’l-emin, uyaran nebîlerden olman için, senin kalbine açık ve vazıh bir Arapça ile indirmiştir.

Süleyman Ateş

Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,

Süleymaniye Vakfı

Uyarıcılardan olman için senin kalbine indirmiştir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senin kalbine indirmiştir ki, uyarıcılardan olasın.

Şaban Piriş

Uyarıcılardan olman için senin kalbine

Tefhim-ul Kuran

Uyarıcı korkutuculardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir).

Ümit Şimşek

Senin kalbine indirdi, uyarıcılardan olasın diye,

Yaşar Nuri Öztürk

Senin kalbine ki, uyarıcılardan olasın.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

sənin qəlbinə ki, xəbərdar edənlərdən olasan.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Günahkarları Allahın əzabı ilə) qorxudan (xəbərdar edən) peyğəmbərlərdən olasan deyə, sənin qəlbinə (nazil etdi);

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

in dein Herz, damit du einer der Warner sein mögest

Almanca — Der Edle Quran

auf dein Herz, damit du zu den Überbringern von Warnung gehörst,

Almanca — M. A. Rassoul

auf dein Herz, auf daß du einer der Warner sein mögest

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Who imparted it O Muhammad to your innermost thoughts and to the repository of your consciousness so that you serve as a spectacle and a warning.

Abdul Haleem

to your heart [Prophet], so that you could bring warning

Abdullah Yusuf Ali

To thy heart and mind, that thou mayest admonish.

Abul A'la Maududi

to your heart that you might become one of those who warn (others on behalf of Allah),

Aisha Bewley

to your heart so you would be one of the Warners

Al-Hilali & Khan

Upon your heart (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) that you may be (one) of the warners,

Ali Quli Qarai

upon your heart (so that you may be one of the warners),

Amatul Rahman Omar

(Revealing it) to your heart with the result that you became of the Warners (- a Prophet of God);

Arthur John Arberry

upon thy heart, that thou mayest be one of the warners,

Bijan Moeinian

in order to make you a Warner.

E. Henry Palmer

upon thy heart, that thou shouldst be of those who warn;-

Edip-Layth

Upon your heart, so that you would be of the warners.

George Sale

upon thy heart, that thou mightest be a preacher to thy prople,

Hamid S. Aziz

Which the Faithful Spirit of Truth (Gabriel) has brought down

Mahmoud Ghali

Upon your heart, that you may be one of the constant warners,

Marmaduke Pickthall

Upon thy heart, that thou mayst be (one) of the warners,

Mohamed Ahmed - Samira

To (communicate) to your heart that you may be a warner

Muhammad Asad

upon thy heart, [O Muhammad] so that thou mayest be among those who preach

Mustafa Khattab

into your heart ˹O Prophet˺—so that you may be one of the warners—

Progressive Muslims

Upon your heart, so that you would be of the warners.

Sahih International

Upon your heart, [O Muúammad] - that you may be of the warners -

Sam Gerrans

Upon thy heart — that thou be of the warners —

Shabbir Ahmed

Upon your heart (O Prophet), so that you may be of the Warners.

Syed Vickar Ahamed

To your heart and (to your) mind that you (O Prophet) may warn and guide

Taqi Usmani

upon your heart, so that you become one of the warners

The Monotheist Group

Uponyour heart, so that you would be of the warners.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

sur ton cœur, pour que tu sois du nombre des avertisseurs,

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Li ser dilê te da ku tu bibî ji hişyarkeran.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

tot jouw hart, opdat jij tot de waarschuwers zou behoren --

Hollandaca — Salomo Keyzer

Opdat gij een prediker voor uw volk zoudt zijn,

Hollandaca — Siregar

Op jouw hart (O Moehammad), opdat jij tot de waarschuwers behoort.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

на сердце твое (о, Посланник) [Джибрил читал аяты Корана Пророку, он и понимал их смысл и запоминал их], чтобы быть тебе (о, Посланник) из числа увещевателей (которые предостерегают людей и джиннов о наказании Аллаха),

Rusça — Osmanov

на твое сердце, чтобы ты стал одним из увещевателей,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(och ingjutit) den i ditt hjärta, för att du skall vara en av varnarna