Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."
اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهِ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصِيرُ
āmene r-rasūlu bimā unzile ileyhi min rabbihi ve l-mu'minūne kullun āmene bi(a)llahi ve melāiketihi ve kutubihi ve rusulihi lā nuferriḳu beyne eHadin min rusulihi ve ḳālū semiǎ'nā ve eTaǎ'nā ğufrāneke rabbenā ve ileyke l-meSīru
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Peygamber de kendisine Rabbinden indirilene inanmıştır, inananlar da. Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inanmıştır. Peygamberlerinden hiçbirini öbüründen ayırmayız, duyduk demişlerdir ve itaat ettik, Rabbimiz, yarlıganma dileriz senden, varacağımız yer, kapındır senin.
Abdulkadir Gölpınarlı
Peygamber de kendisine Rabbinden indirilene inanmıştır, inananlar da. Hepsi de Allahʼa, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inanmıştır. Peygamberlerinden hiçbirini öbüründen ayırmayız, duyduk demişlerdir ve itaat ettik, Rabbimiz, yarlıganma dileriz senden, varacağımız yer, kapındır senin.
Adem Uğur
Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır" dediler.
Ahmed Hulusi
Er Rasul (Hz. Muhammed a. s. ) Rabbinden (varlığını oluşturan Allah Esma'sı bileşiminden) kendisine (şuuruna) inzal olana (boyutsal bir geçiş yapan bilgiye) iman etmiştir. İman edenler de! Hepsi iman etti ("B" harfinin işaret ettiği anlam doğrultusunda) nefslerini oluşturan hakikatlerinin Allah Esma'sı olduğuna, meleklerine (nefslerinin aslı olan Esma kuvvelerine), Kitaplarına (inzal olan bilgilerine), Rasullerine. . . O'nun Rasulleri arasında (irsal olmaları konusunda) hiçbir ayırım yapmayız. . . "Algıladık ve itaat ettik, mağfiretini isteriz Rabbimiz; dönüşümüz sanadır" dediler.
Ahmet Tekin
Allah’ın Rasulü, Rabbinden kendisine indirilene, Kur’ân’a iman etti. Mü’minler de iman ettiler. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, Rasullerine iman ettiler. 'Biz Allah’ın Rasulleri arasında ayırım yapmayız, tebliğini dinliyor, dininin emir ve hükümlerine, devletine itaat ediyoruz. Ey Rabbimiz, bizi koruma kalkanına almanı, bağışlamanı dileriz. Sonuçta yalnız senin huzuruna varıp hesap vereceğiz' dediler.
Ahmet Varol
Peygamber kendine Rabbinden indirilene inandı, mü'minler de (buna inandılar). Tümü Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. 'Biz O'nun peygamberlerinden hiçbirini diğerlerinden ayırmayız.' Yine: 'Duyduk ve itaat ettik. Senin bağışlamanı diliyoruz, ey Rabbimiz; dönüş de sanadır' dediler.
Ali Bulaç
Elçi, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak Sana'dır" dediler.
Ali Fikri Yavuz
Peygamber (Aleyhisselâm) ve müminler, rabbisinden kendine indirilen Kur’âna iman ettiler; hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman eylediler. (Allah’ın) Peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırt etmeyiz, duyduk ve itaat ettik; Ey Rabbimiz, mağfiretini isteriz, dönüşümüz ancak sanadır, diye söylediler.
Ali Rıza Safa
Elçi, Efendisinden kendisine indirilene inandı; inananlar da öyle. Tümü, Allah'a, O'nun meleklerine, O'nun kitaplarına ve O'nun elçilerine inandılar. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız!" Şöyle de dediler: "Duyduk ve boyun eğdik. Efendimiz; bağışlamanı diliyoruz. Çünkü dönüş, Sana olacaktır!"
Bayraktar Bayraklı
Peygamber ve onunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından ona indirilene inandılar. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar. O'nun peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmıyoruz ve "İşittik ve itaat ettik. Bizi bağışla ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri sensin" derler.
Bekir Sadak
Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandi. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitablarina, peygamberlerine inandi. «Peygamberleri arasindan hicbirini ayirdetmeyiz, isittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affini dileriz, donus Sanadir» dediler.
Celal Yıldırım
Peygamber, Rabbinden indirilene imân etti; mü'minler de hepsi de Allah'a, O'nun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandılar ve: «Peygamberlerinden hiç birini (diğerinden) ayırd etmeyiz» dediler ve «İşittik, itaat ettik ey Rabbimiz ! mağfiretini dileriz, varışımız ancak Sanadır» derler.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Allah’ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandılar. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” dediler.
Diyanet İşleri
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır."
Diyanet İşleri (eski)
Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. 'Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır' dediler.
Diyanet Vakfi
Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır» dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Peygamber, Rabbi'nden kendisine ne indirildiyse ona iman etti. Müminlerin de hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. «Biz Allah'ın peygamberleri arasında ayırım yapmayız, duyduk ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş ancak sanadır.» dediler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Peygamber, Rabbinden ne indirildiyse ona iman etti, müminler de. Hepsi, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve: "Peygamberleri arasında hiçbir ayırım yapmayız." diye Peygamberlerine inandılar ve: "İşittik ve boyun eğdik, bağışlamanızı dileriz, ey Rabbimiz! Dönüş sanadır!" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Peygamber, Rabbından ne indirildi ise ona iman getirdi, mü'minler de, her biri "Allaha ve melaikesine ve kitablarına ve peygamberlerine: Peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmayız diye" iman getirdiler ve şöyle dediler: semi'na ve eta'na, gufranını dileriz ya rabbena! sanadır gidiş
Erhan Aktaş
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, Mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resullerine iman ettiler: "Biz, O'nun resullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Rasul, Rabb'inden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de. Hepsi; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve rasullerine iman ettiler: "Biz, O'nun rasullerinden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz.". "İşittik ve itaat ettik. Rabb'imiz! Bizi bağışla, dönüşümüz ancak Sana'dır." dediler.
Fizilal-il Kuran
Peygamber kendisine Rabbi tarafından indirilen gerçeklere inandı, müminler de. Hepsi birlikte Allah'a, O'nun meleklerine, O'nun kitaplarına ve O'nun peygamberlerine inandılar. 'Onun peygamberlerinden hiçbirini diğerlerinden ayırmayız. Duyduk ve uyduk. Günahlarımızı bağışlamanı dileriz, ey Rabbimiz, dönüşümüz sanadır' dediler.»
Gültekin Onan
Elçi, kendisine rabbinden indirilene inandı, inançlılar da. Tümü Tanrı'ya, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inandı. "O'nun elçileri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz). Varış ancak sanadır" dediler.
Hamdi Döndüren
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine iman ettiler. “Biz, Allah’ın elçileri arasında bir ayırım yapmayız.” (dediler). Ve yine dediler ki: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz. Dönüş ancak Sana’dır.”
Hasan Basri Çantay
O peygamber de kentlisine Rabbinden indirilene iman etdi, müminler de. (Onlardan) her biri Allaha, onun meleklerine, Kitablarına, peygamberlerine inandı. "Onun (Allanın) peygamberlerinden hiç birini diğerlerinin arasından ayırmayız (hepsine inanırız), dinledik (kabul etdik; emrine) itaat etdik. Ey Rabbimiz, mağfiretini (isteriz). Son varış (ımız) ancak Sanadır" dediler.
Hasib Asutay
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, Müminler de (iman ettiler). Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. 'O'nun peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız' ve 'İşittik, boyun eğdik. Ey Rabbimiz! Bağışlamanı dileriz. Dönüş yalnız sanadır' dediler.
Hayrat Neşriyat
Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene îmân etti, mü’minler de! Hepsi Allah’a, meleklerine, kitablarına ve peygamberlerine: 'Peygamberlerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayız' diye îmân ettiler ve şöyle dediler: 'İşittik ve itâat ettik! Rabbimiz! Mağfiretini dileriz; dönüş(ümüz) ancak sanadır!'
İbni Kesir
Peygamber de, iman edenler de O'na indirilene inandı. Hepsi de Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine iman etti. O'nun peygamberlerinden hiçbirinin arasını tefrik etmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Affını dileriz, ey Rabbımız. Dönüş Sana'dır, dediler.
Mehmet Okuyan
O elçi, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de. Hepsi Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine iman ettiler. (Müminler) “O’nun (Allah’ın) elçilerinden hiçbiri arasında fark gözetmeyiz.” (derler). “İşittik, itaat ettik. Rabbimiz, affına (sığındık)! Dönüş yalnızca sanadır.” derler.
Muhammed Esed
Elçi ve o'nunla birlikte olan müminler, Rabbi tarafından o'na indirilene inanırlar: Hepsi, Allah'a, meleklerine, vahiylerine ve elçilerine inanırlar; O'nun elçilerinden hiç biri arasında ayrım yapmazlar ve: "İşittik ve itaat ettik. Bize mağfiret et ey Rabbimiz, zira bütün yolculukların varış yeri Sensin!" derler.
Mustafa İslamoğlu
Rasul Rabbinden kendine indirilene önce kendisi iman etti, sonra da mü'minler. Hepsi Allah'a, meleklerine, mesajlarına ve elçilerine inandılar: "O'nun elçilerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız. İşittik ve itaat ettik; bağışlamanı dileriz ey Rabbimiz: zira varış sanadır!" dediler.
Ömer Nasuhi Bilmen
Peygamber, kendisine Rabbisinden indirilene imân etti, mü'minler de, hepsi de Allah Teâlâ'ya ve O'nun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine imân etti. «Biz Allah Teâlâ'nın peygamberlerinden hiçbirinin arasını ayırmayız» dediler. «Ve biz dinledik, itaat da ettik, mağfiretini dileriz, ey Rabbimiz.» (diye niyaz ettiler)
Ömer Öngüt
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. “O'nun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırmayız. İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz, bağışlamanı dileriz! Dönüş sanadır. ” derler.
Suat Yıldırım
Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti, müminler de! Onlardan her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. "O’nun resullerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz." dediler ve eklediler: "İşittik ve itaat ettik ya Rabbenâ, affını dileriz, dönüşümüz Sanadır."
Süleyman Ateş
Elçi, Rabbinden, kendisine indirilene inandı, mü'minler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, Kitaplarına ve peygamberlerine inandı. "O'nun elçilerinden hiçbirini diğerinden ayırdetmeyiz" (dediler). Ve dediler ki: "İşittik, ita'at ettik! Rabbimiz, (bizi) bağışlamanı dileriz. Dönüş(ümüz) sanadır!"
Süleymaniye Vakfı
Bu elçi, Rabbinden kendisine indirilen her şeye inanıp güvenir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayırım yapmayız." derler. Şunu da derler: "Dinledik ve gönülden boyun eğdik! Bağışla bizi ey Rabbimiz! Dönüp varılacak yer, senin huzurundur."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Bu elçi, Sahibinden (Rabbinden) kendine indirilen her şeye inanıp güvenmiştir, müminler de öyle! Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvenir. "O'nun elçileri arasında ayrım yapmayız." derler. Şunu da derler: "Dinledik ve boyun eğdik! Bağışla bizi ey Sahibimiz (Rabbimiz)! Dönüp varılacak yer, Senin huzurundur."
Şaban Piriş
Peygamber, Rabbi'nden kendisine indirilene iman etmiştir, mü'minler de! Hepsi de, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etmiş ve: -Allah'ın peygamberlerinden hiç birini (diğerinden) ayırmayız. İşittik ve itaat ettik, Rabbimiz, bağışlamanı dileriz, dönüş sanadır." demişlerdir.
Tefhim-ul Kuran
Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü'minler de. Tümü, Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandı. «O'nun peygamberleri arasında hiç birini (diğerinden) ayırdetmeyiz. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz bağışlamanı (dileriz) . Varış ancak Sana'dır» dediler.
Ümit Şimşek
Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti; mü'minler de iman ettiler. Onlardan herbiri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman etti. Allah'ın elçilerini birbirinden ayırt etmeyiz. Onlar 'İşittik ve itaat ettik,' dediler. 'Senden bizi bağışlamanı dileriz, ey Rabbimiz; dönüşümüz Sanadır.'
Yaşar Nuri Öztürk
Resul, Rabb'inden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. Allah'ın resullerinden hiç birini ötekinden ayırmayız. Şöyle demişlerdir: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabb'imiz. Dönüş yalnız sanadır."
Azerice (1)
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Peyğəmbər Rəbbi tərəfindən ona nazil edilənə (Qurʼana) inanmış və möʼminlər də iman gətirmişlər. (Onların) hamısı Allaha, Onun mələklərinə, kitablarına və (bütün) peyğəmbərlərinə iman gətirərək dedilər: ″Biz Onun peyğəmbərləri arasında fərq qoymuruq. (Allahın hökmlərini) eşitdik (anladıq) və itaət etdik. Ey Rəbbimiz, bizi bağışla, (axırda) Sənin dərgahına (hüzuruna) qayıdacağıq!″
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Gottes Gesandter glaubt an das ihm von seinem Herrn Offenbarte, und also die Gläubigen: sie glauben alle an Gott, an Seine Engel, an Seine Bücher und an Seine Gesandten. Sie sagen: ʺWir glauben an die Gesandten, ohne Unterschiede zwischen ihnen zu machenʺ. Sie beten Gott an: ʺWir haben Deine offenbarte Botschaft gehört und fügen uns. Vergib uns, Herr! Zu Dir kehren wir zurück.ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Der Gesandte (Allahs) glaubt an das, was zu ihm von seinem Herrn (als Offenbarung) herabgesandt worden ist, und ebenso die Gläubigen; alle glauben an Allah, Seine Engel, Seine Bücher und Seine Gesandten - Wir machen keinen Unterschied bei jemandem von Seinen Gesandten. Und sie sagen: ʺWir hören und gehorchen. (Gewähre uns) Deine Vergebung, unser Herr! Und zu Dir ist der Ausgang.ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Der Gesandte glaubt an das, was ihm von seinem Herrn herabgesandt worden ist, ebenso die Gläubigen; sie alle glauben an Allah und an Seine Engel und an Seine Bücher und an Seine Gesandten. Wir machen keinen Unterschied zwischen Seinen Gesandten. Und sie sagen: ʺWir hören und gehorchen. Gewähre uns Deine Vergebung, unser Herr, und zu Dir ist die Heimkehr.
Almanca — Muhammad Zaidan
Der Gesandte hat den Iman an das verinnerlicht, was ihm von seinem HERRN hinabgesandt wurde, ebenso die Mumin. Sie alle haben den Iman verinnerlicht an ALLAH, an Seine Engel, an Seine Schriften und an Seine Gesandten: ʺWir machen keinen Unterschied bei keinem Seiner Gesandten.ʺ Und sie sagten: ʺWir haben gehört und gehorcht, (gewähre uns) Deine Vergebung, unser HERR! Und zu Dir ist das Werden.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
The Prophet strongly believes in all that has been revealed to him from Allah, his Creator. He pays credence to it and embraces it as truth personified. Similarly act the true believers who revere profoundly, they believe in Allah, His spiritual angels or attendants, His books and His Messengers. And they emphatically declare: "We do not differentiate between one Prophet and another." And they beseech Allah for forgiveness with the following prayer of invocation: "We have, O Allah, heard Your message with receptive hearts and venerated Your revelations and all enjoined, and we obey all Your statutes and ordinances You decreed. O Allah, our Creator, kindly grant Your mercy and forgiveness to us; You are the end of all destiny.
Abdul Haleem
The Messenger believes in what has been sent down to him from his Lord, as do the faithful. They all believe in God, His angels, His scriptures, and His messengers. ‘We make no distinction between any of His messengers,’ they say, ‘We hear and obey. Grant us Your forgiveness, our Lord. To You we all return!’-
Abdullah Yusuf Ali
The Messenger believeth in what hath been revealed to him from his Lord, as do the men of faith. Each one (of them) believeth in Allah, His angels, His books, and His messengers. "We make no distinction (they say) between one and another of His messengers." And they say: "We hear, and we obey: (We seek) Thy forgiveness, our Lord, and to Thee is the end of all journeys."
Abul A'la Maududi
The Messenger believes, and so do the believers, in the guidance sent down upon him from his Lord: each of them believes in Allah, and in His angels, and in His Books, and in His Messengers. They say: "We make no distinction between any of His Messengers. We hear and obey. Our Lord! Grant us Your forgiveness; to You we are destined to return."
Aisha Bewley
The Messenger has iman in what has been sent down to him from his Lord, and so do the muminun. Each one has iman in Allah and His angels and His Books and His Messengers. We do not differentiate between any of His Messengers. They say, ‘We hear and we obey. Forgive us, our Lord! You are our journey’s end.’
Al-Hilali & Khan
The Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم) believes in what has been sent down to him from his Lord, and (so do) the believers. Each one believes in Allâh, His Angels, His Books, and His Messengers. (They say), "We make no distinction between one another of His Messengers" - and they say, "We hear, and we obey. (We seek) Your Forgiveness, our Lord, and to You is the return (of all)."
Ali Quli Qarai
The Apostle has faith in what has been sent down to him from his Lord, and all the faithful. Each [of them] has faith in Allah, His angels, His scriptures and His apostles. [They declare,] ‘We make no distinction between any of His apostles.’ And they say, ‘We hear and obey. Our Lord, forgive us, and toward You is the return.’
Amatul Rahman Omar
The Messenger believes in what has been revealed to him by his Lord and (so do) the faithful. Everyone believes in Allâh, His angels, His Books and His Messengers. (And the faithful declare,) `We make no distinction (in believing) between any of His Messengers.' They say, `(Lord!) we have heard (Your commandments) and we are obedient. (Grant us) Your protection, Our Lord! for to You is the returning.'
Arthur John Arberry
The Messenger believes in what was sent down to him from his Lord, and the believers; each one believes in God and His angels, and in His Books and His Messengers; we make no division between any one of His Messengers. They say, 'We hear, and obey. Our Lord, grant us Thy forgiveness; unto Thee is the homecoming.'
Bijan Moeinian
The Prophet (Mohammad) has absolute belief in what is revealed to him. The believers also believe in the Lord’s revelations. They believe in God, His Angels and His Books. The believers do not discriminate against any Prophet of God. They say: "We heard and obey. We ask for Your forgiveness and know that to you is the end of all journeys."
E. Henry Palmer
The Apostle believes in what is sent down to him from his Lord, and the believers all believe on God, and His angels, and His Books, and His apostles,- we make no difference between any of His apostles,- they say, 'We hear and obey, Thy pardon, O Lord! for to Thee our journey tends.
Edip-Layth
The messenger acknowledges what was sent down to him from his Lord and those who have acknowledged. All acknowledged God, His controllers, His books, and His messengers, "We do not discriminate between any of His messengers;" and they said, "We hear and obey, forgive us O Lord, and to you is our destiny."
George Sale
The apostle believeth in that which hath been sent down unto him from his Lord, and the faithful also. Every one of them believeth in God, and his angels, and his scriptures, and his apostles: We make no distinction at all between his apostles. And they say, we have heard, and do obey: We implore thy mercy, O Lord, for unto thee must we return.
Hamid S. Aziz
The Messenger believes in what is sent down to him from his Lord, and so do the believers. Each believes in Allah, and His angels, and His Scriptures, and His Messengers, - We make no distinction between any of His Messengers - and they say, "We hear and we obey, Thy pardon, O Lord! For to Unto Thee is our journeying."
Mahmoud Ghali
The Messenger has believed in what has been sent down to him from his Lord, and the believers (believe). Every one (of them) has believed in Allah, and His Angels and His Books, and His Messengers. We make no distinction between any of His Messengers. And they have said, "We have heard, and we have obeyed. Grant (us) Your All-Supreme forgiveness, our Lord, and to You is the Destiny.
Marmaduke Pickthall
The messenger believeth in that which hath been revealed unto him from his Lord and (so do) believers. Each one believeth in Allah and His angels and His scriptures and His messengers - We make no distinction between any of His messengers - and they say: We hear, and we obey. (Grant us) Thy forgiveness, our Lord. Unto Thee is the journeying.
Mohamed Ahmed - Samira
The Prophet believes in what has been revealed to him by his Lord, and so do the faithful. Each one believes in God and His angels, His Books and the prophets, and We make no distinction between the apostles. For they say: "We hear and obey, and we seek Your forgiveness, O Lord, for to You we shall journey in the end."
Muhammad Asad
THE APOSTLE, and the believers with him, believe in what has been bestowed upon him from on high by his Sustainer: they all believe in God, and His angels, and His revelations, and His apostles, making no distinction between any of His apostles; and they say: We have heard, and we pay heed. Grant us Thy forgiveness, O our Sustainer, for with Thee is all journeys' end!
Mustafa Khattab
The Messenger ˹firmly˺ believes in what has been revealed to him from his Lord, and so do the believers. They ˹all˺ believe in Allah, His angels, His Books, and His messengers. ˹They proclaim,˺ "We make no distinction between any of His messengers." And they say, “We hear and obey. ˹We seek˺ Your forgiveness, our Lord! And to You ˹alone˺ is the final return.”
Progressive Muslims
The messenger believes in what was sent down to him from his Lord. And the believers, all who believe in God, and His angels, and His Scriptures, and His messengers: "We do not differentiate between any of His messengers"; and they said: "We hear and obey, forgive us O Lord, and to you is our destiny."
Sahih International
The Messenger has believed in what was revealed to him from his Lord, and [so have] the believers. All of them have believed in Allah and His angels and His books and His messengers, [saying], "We make no distinction between any of His messengers." And they say, "We hear and we obey. [We seek] Your forgiveness, our Lord, and to You is the [final] destination."
Sam Gerrans
The Messenger believes in what is sent down to him from his Lord, as do the believers; each believes in God and His angels, and His Writs and His messengers: “We make no distinction between any of His messengers.” And they say: “We hear and we obey; Thy forgiveness our Lord[...]. And to Thee is the journey’s end.”
Shabbir Ahmed
The Messenger has full Conviction in what is revealed unto him from his Lord and so do the believers. Each one has full conviction in Allah, His angels, His Scriptures and His Messengers. They say, "We make no distinction between any of His Messengers" (since they were one in Purpose). And they say, "We hear and we obey, so grant us the protection of forgiveness, our Lord. We journey through life on Your Way."
Syed Vickar Ahamed
The Messenger (Muhammad) believes in what has revealed to him from His Lord, as do the men of faith. Each one (of them) believes in Allah, His angels, His books, and His messengers. (They say:) "We make no distinction between one and another of His messengers." And they say, "We hear, and we obey: (We seek) Your forgiveness, our Lord, and to You is the end of all journeys."
Taqi Usmani
The Messenger has believed in what has been revealed to him from his Lord, and the believers as well. All have believed in Allah and His angels and His Books and His Messengers. "We make no division between any of His Messengers," and they have said: “We have listened, and obeyed. Our Lord, (we seek) Your pardon! And to You is the return.”
The Monotheist Group
The messenger believes in what was sent down to him from his Lord; and the believers, all who believe in God, and His angels, and His Books, and His messengers: "We do not make a distinction between any of His messengers;" and they said: "We hear and obey, forgive us our Lord, and to you is our destiny."
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Pêxember bi wehya ku ji cem Xwedayê wî jê re hatî bawerî anî. Tevekê mumînan jî bi Xwedê û bi firîşteyên Wî û bi kitêbên Wî û bi pêxemberên Wî bawerî anîn. (Mumîn dibêjin:) Em cudahiyê naxine navbera tu yekî ji pêxemberên Wî (ku em bi hinekan bawerî bînin û hinekan jî înkar bikin). Gotin: (Xwedayê me!) Me fermana te bihîst û em ji te re berdest bûn. Xwedayê me! Em lêborîna gunehên xwe ji te dixwazin û veger her bi bal te ve ye.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
De gezant gelooft in wat van zijn Heer vandaan naar hem is neergezonden en de gelovigen ook; allen geloven in God, in Zijn engelen, in Zijn boeken en in Zijn gezanten. Wij maken geen enkel onderscheid tussen Zijn gezanten. Zij zeggen: ʺWij horen en gehoorzamen. Schenk ons Uw vergeving, onze Heer. Bij U is de bestemming.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
De profeet gelooft aan hetgeen hem geopenbaard is, en alle geloovigen gelooven aan God, aan zijne engelen, aan zijne schrift en aan zijne profeten. Zij zeggen: Wij maken geen onderscheid tusschen zijne profeten. Wij hooren en wij gehoorzamen. U, o Heer bidden wij om genade; want tot U keeren wij terug.
Hollandaca — Siregar
De Boodschapper gelooft in wat hem van zijn Heer is geopenbaard, en (ook) de gelovigen, allen geloven in Allah, en Zijn Engelen en Zijn Boeken en Zijn Boodschappers. Wij maken geen onderscheid tussen Zijn Boodschappers. Zij zeiden: ʺWij luisteren en wij gehoorzamen, vergeef ons, onze heer, en tot U is de terugkeer.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
Уверовал Посланник (Аллаха) [пророк Мухаммад] в то, что ниспослано ему от Господа его [в Коран и Сунну], и верующие (тоже). Все (они) уверовали в Аллаха (как в единственного Господа, Бога и во все Его имена и описания), и (во всех) Его ангелов, и (во все) Его писания, и (во всех) Его посланников. «Мы не делаем различий между кем бы то ни было из Его посланников [веруем во всех их и считаем их правдивыми]». И они [Посланник и верующие] сказали: «Мы услышали (о, Господь) (то, что Ты нам повелел и запретил) и повинуемся (во всем этом)! (И просим и надеемся на) прощение Твое (наших грехов), (о,) Господь наш, и к Тебе (одному) – возвращение (в День Воскрешения)!»
Rusça — Osmanov
Посланник и верующие уверовали в то, что ниспослано ему от Господа. Все уверовали в Аллаха, в Его ангелов, Его писания, Его посланников, не делая различия между пророками Его. Они говорят [при этом]: ʺМы услышали и повинуемся! В твоей [власти] простить, Господи наш, к Тебе мы возвращаемсяʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
SÄNDEBUDET tror på vad hans Herre har uppenbarat för honom och de troende med honom. De tror alla på Gud och Hans änglar och Hans uppenbarelser och Hans sändebud - utan att göra åtskillnad mellan Hans sändebud - och de säger: ʺVi hör och vi lyder. Herre, (ge oss) Din förlåtelse; Du är målet för vår färd!ʺ