(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap'ta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَ اِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ اَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَاَرْسَلْنَٓا اِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا

ve ƶkur fī l-kitābi meryeme iƶi ntebeƶet min ehlihā mekānen şerḳiyyen / fe tteḣaƶet min dūnihim Hicāben fe erselnā ileyhā rūHanā fe temeṧṧele lehā beşeran seviyyen

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاذْكُرْve ƶkurذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekan (hatırla)
2فِي
3الْكِتَابِl-kitābiك ت بyazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey, kayıt/defter/belge, kutsal kitap, yazar/katip/sekreter, ordu/asker kuvveti, kuvvetKitapta
4مَرْيَمَmeryemeمريمMeryem'i
5اِذِiƶibir zaman
6انْتَبَذَتْntebeƶetن ب ذAtmak, fırlatmak, vazgeçmek, çıkarmak, reddetmek, bir şeyi değersiz olduğu için veya dikkate almadığı için atmako ayrılıp çekilmişti
7مِنْmin
8اَهْلِهَاehlihāا ه لsahip/insanlar/halk, okuyan/ezberleyen kişi, yönetici/sahip, ev halkı/aile/evde yaşayanlarailesinden
9مَكَانًاmekānenك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinbir yere
10شَرْقِيًّاşerḳiyyenش ر قBölmek, yükselmek, yarmak anlamlarına gelir. Sharqiyyun - doğuya ait veya doğu ile ilgili, doğulu. Mashriq - güneşin doğduğu yer, doğu. Mashriqain - iki doğu/ufuk, güneşin doğduğu iki yer (kış ve yaz, Doğu ve Batı). Mashaariq - güneşin yıl boyunca doğduğu farklı noktalar, ışın, parıltı, doğu bölgeleri. Ashraqa (fiil 4) - parlamak, yükselmek. Ishraaq - gün doğumu. Mushriqun - üzerine güneş doğan kişi, gün doğumunda bir şey yapan kişi, gün doğumunda giren kişi.doğu yönünde
1فَاتَّخَذَتْfe tteḣaƶetا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekçekmişti
2مِنْmin
3دُونِهِمْdūnihimد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındaonlarla arasına
4حِجَابًاHicābenح ج بEngelleme/önleme/engelleyen/gizleyen/örten/koruyan/araya giren, saklamak, soyutlamak, bir şeyi örtmek/gizlemek/saklamak/gizlemek, iki şey arasına girmek.bir perde
5فَاَرْسَلْنَٓاfe erselnāر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebiz de gönderdik
6اِلَيْهَاileyhāona
7رُوحَنَاrūHanāر و حRuh, bilgi, can, nefes, hava, esinti, hayat, yaşam özü, ilham, özruhumuzu (Cebrail'i)
8فَتَمَثَّلَfe temeṧṧeleم ث لDik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya iyi bir durumda olmak, iyileşmeye yakın olmak, bir emre veya komutaya itaat etmek/uymak, benzemek, benzerlik veya eşdeğer olmak.göründü
9لَهَاlehāona
10بَشَرًاbeşeranب ش رmüjde vermek, sevinçli haber vermek, güleryüz göstermek, sevindirmek, tebliğ etmek, insan, insanoğlu, deri yüzmek, cilt, ten rengi, dış görünüşbir insan şeklinde
11سَوِيًّاseviyyenس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyedüzgün

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve âilesiyle arasına bir perde germişti. Derken ona rûhumuzu göndermiştik de gözüne, âzası düzgün bir insan şeklinde görünmüştü.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve âilesiyle arasına bir perde germişti. Derken ona rûhumuzu göndermiştik de gözüne, âzası düzgün bir insan şeklinde görünmüştü.

Adem Uğur

Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.

Ahmed Hulusi

Onlardan kendini tecrid etti. . . Ona ruhumuzu (ilmi suret - dalga - data yapı) irsal ettik de, Ona tam bir beşer olarak göründü.

Ahmet Tekin

Sonra ailesinin bulunduğu yerle kendi bulunduğu yeri perde ile ayırmıştı. Biz ona, görevli olarak ruhumuz, meleğimiz Cebrâil’i gönderdik. Ona eli yüzü düzgün bir insan şeklinde göründü.

Ahmet Varol

Ardından onların önlerine bir perde çekmişti. Bu sırada biz ona Ruh'umuzu (Cebrail'i) gönderdik. O düzgün bir insan kılığında göründü.

Ali Bulaç

Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.

Ali Fikri Yavuz

Sonra ailesinin önlerinde bir perde kurmuştu. Nihayet ona ruhumuzu (Cebraîl’i) gönderdik de kendisine düzgün bir insan şeklinde göründü.

Ali Rıza Safa

Sonra, onlardan yana bir perde çekti. Ardından, Ona, Ruhumuzu gönderdik; tam bir insan biçiminde Ona göründü.

Bayraktar Bayraklı

Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu Cebrail'i gönderdik de, ona düzgün bir insan şeklinde göründü.

Bekir Sadak

Sonra, insanlardan gizlenmek icin bir perde germisti. Cebrail'i gondermistik de ona tam bir insan olarak gorunmustu.

Celal Yıldırım

Sonra da onlardan taraf bir perde tutup germişti. Biz de ona ruhumuzu (Melek Cebrail'i) göndermiştik de O, ona endamlı, yakışıklı bir insan şeklinde temessül edip görünmüştü.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, ona ruhumuzu gönderdik; ruh ona tam bir insan şeklinde göründü.

Diyanet İşleri

(16-17) (Ey Muhammed!) Kitap'ta (Kur'an'da) Meryem'i de an. Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü.

Diyanet İşleri (eski)

Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü.

Diyanet Vakfi

Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sonra ailesiyle kendisi arasına bir perde koymuştu. Biz ona meleğimiz (Cebrail)i gönderdik de ona tam bir insan şeklinde göründü.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlarla arasına bir perde çekti. Derken kendisine ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik de o, düzgün bir insan şeklinde ona göründü.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan öte bir perde çekti derken kendisine ruhumuzu gönderdik de düzgün bir beşer halinde ona temessül ediverdi

Erhan Aktaş

Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti. O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti. O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sonra ailesi ile arasına bir perde çekti. O zaman, ona ruhumuzu gönderdik. Ona normal bir beşer yapısında temessül etti.

Fizilal-il Kuran

Komşuları ile arasına bir perde germişti. Bu sırada ona ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik. O, ona normal bir erkek kılığında görünmüştü.

Gültekin Onan

Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.

Hamdi Döndüren

Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Biz de ona ruhumuzu (Cebrail’i) gönderdik; o, ona düzgün bir insan şeklinde göründü.

Hasan Basri Çantay

Sonra onların önünde bir perde edinmiş (çekmiş) di. Derken biz ona ruuhumuzu göndermişdik de o, kendisine hilkati tam bir beşer şeklinde görünmüşdü.

Hasib Asutay

(Meryem) onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik de o, kendisine tam bir insan şeklinde göründü.

Hayrat Neşriyat

Onların ötesinde (ibâdet edeceği sâkin bir yer için) bir perde de edinmişti. Derken ona rûhumuzu (Cebrâîl’i) gönderdik de kendisine düzgün bir insan sûretinde göründü.

İbni Kesir

Onlardan gizlenmek için de bir perde germişti. Derken, Biz de ona ruhumuzu göndermiştik de tam bir insan olarak görünmüştü ona.

Mehmet Okuyan

(Kendisini görmemeleri için) onların aşağı tarafından bir perde çekmişti. Biz ona düzgün bir insan şeklinde görünen rûhumuzu (Cebrail’i) göndermiştik.

Muhammed Esed

kendini onlardan uzak tutuyordu; bu durumdayken kendisine vahiy meleğimizi gönderdik; (bu melek) ona eli yüzü düzgün bir beşer kılığında göründü.

Mustafa İslamoğlu

Olabildiğince kendini onlardan uzak tutup sakınıyordu; hal böyleyken ona vahiy meleğimizi gönderdik; öyle ki, o ona eli yüzü düzgün bir insan suretinde göründü.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onların öte yanlarında (kendisine) bir perde edinmişti. Artık Biz de ona ruhumuzu (Cibrîl-i Emîn) gönderdik de onun için tam bir beşer sûretinde görünüvermişti.

Ömer Öngüt

Sonra onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken biz ona ruhumuzu (Cebrail'i) göndermiştik de, kendisine düzgün bir insan şeklinde görünmüştü.

Suat Yıldırım

Onlarla kendisi arasına bir perde gerdi. Biz de ona Ruhumuzu gönderdik de, ona kusursuz, mükemmel bir insan şeklinde görünüverdi.

Süleyman Ateş

Onlarla kendisi arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu (Cebrail'i) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü.

Süleymaniye Vakfı

onlarla kendi arasına bir engel koymuştu. Derken ona Ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik, o da ona eli yüzü düzgün bir beşer şeklinde göründü.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Böylece onlarla kendi arasında bir engel oluşturmuştu. Derken ruhumuzu (Cebrail'i) gönderdik, ona düzgün bir insan gibi göründü.

Şaban Piriş

Kendisini onlardan gizlemek için bir de perde çekmişti. O'na ruhumuzu göndermiştik. O da tam bir insan suretinde görünmüştü ona.

Tefhim-ul Kuran

Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü.

Ümit Şimşek

Ve onlarla arasına bir perde germişti. Derken Biz ona Ruhumuzu gönderdik; o da kendisine aynen bir beşer şeklinde göründü.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlarla arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu ona göndermiştik de o kendisine sapasağlam bir insan şeklinde görünmüştü.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

və ibadət vaxtı onlardan gizlənmək üçün pərdə tutmuşdu. Biz Öz Ruhumuzu (Cəbraili) onun yanına göndərdik. O, Məryəmin qarşısında kamil bir insan surətində peyda oldu.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Və ailə üzvlərindən gizlənmək (paltarını dəyişmək, yaxud yuyunub təmizlənmək) üçün pərdə tutmuşdu. Biz də Öz ruhumuzu (Cəbraili Məryəmin) yanına göndərdik. Ona (Məryəmə) kamil bir insan qiyafəsində göründü.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie trennte sich von ihnen durch einen Vorhang, und Wir schickten ihr Unseren Geist (Gabriel), der sich ihr in der Gestalt eines wohlgeformten Menschen zeigte.

Almanca — Der Edle Quran

Sie nahm sich einen Vorhang vor ihnen. Da sandten Wir Unseren Geist zu ihr. Er stellte sich ihr als wohlgestaltetes menschliches Wesen dar.

Almanca — M. A. Rassoul

und sich vor ihr abschirmte, da sandten Wir Unseren Engel Gabriel zu ihr, und er erschien ihr in der Gestalt eines vollkommenen Menschen

Almanca — Muhammad Zaidan

und vor ihnen einen Sichtschutz errichtete. Dann entsandten WIR ihr einen Ruhh von Uns und er erschien ihr als ein makelloser Mensch.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

She veiled herself from them, since solitude best serves deep devotion. There We sent to her Our Spirit who disguised his identity and appeared as a human all sound.

Abdul Haleem

and secluded herself away; We sent Our Spirit to appear before her in the form of a perfected man.

Abdullah Yusuf Ali

She placed a screen (to screen herself) from them; then We sent her our angel, and he appeared before her as a man in all respects.

Abul A'la Maududi

and drew a curtain, screening herself from people whereupon We sent to her Our spirit and he appeared to her as a well-shaped man.

Aisha Bewley

and veiled herself from them. Then We sent Our Ruh to her and it took on for her the form of a handsome, well-built man.

Al-Hilali & Khan

She placed a screen (to screen herself) from them; then We sent to her Our Ruh [angel Jibrîl (Gabriel)], and he appeared before her in the form of a man in all respects.

Ali Quli Qarai

Thus did she seclude herself from them, whereupon We sent to her Our Spirit and he became incarnate for her as a well-proportioned human.

Amatul Rahman Omar

Then she screened herself off from them. Then We sent to her Our (angel of) revelation and he presented himself to her in the form of a perfect and well-proportioned man.

Arthur John Arberry

and she took a veil apart from them; then We sent unto her Our Spirit that presented himself to her a man without fault.

Bijan Moeinian

She covered herself up and I sent to her My Spirit (Angel Gabriel. ) The Holly Spirit appeared before her in the form of a perfect man.

E. Henry Palmer

and she took a veil (to screen herself) from them; and we sent unto her our spirit; and he took for her the semblance of a well-made man.

Edip-Layth

She took to a barrier which separated her from them, so We sent Our Spirit to her, and he took on the shape of a human in all similarity.

George Sale

and took a veil to conceal herself from them; and We sent our spirit Gabriel unto her, and he appeared unto her in the shape of a perfect man.

Hamid S. Aziz

And mention Mary in the Book; when she retired from her family into an eastern chamber.

Mahmoud Ghali

So she took to herself a curtain apart from them; then We sent to her Our Spirit; (i. e., the Angle Jibrîl "Gabriel) so he took for himself the likeness of a mortal in perfect shape (Or: mold).

Marmaduke Pickthall

And had chosen seclusion from them. Then We sent unto her Our Spirit and it assumed for her the likeness of a perfect man.

Mohamed Ahmed - Samira

And took cover from them, We sent a spirit of Ours to her who appeared before her in the concrete form of a man.

Muhammad Asad

and kept herself in seclusion from them, whereupon We sent unto her Our angel of revelation, who appeared to her in the shape of a well-made human being.

Mustafa Khattab

screening herself off from them. Then We sent to her Our angel, ˹Gabriel,˺ appearing before her as a man, perfectly formed.

Progressive Muslims

She took to a barrier which separated her from them, so We sent Our spirit to her, and he took on the shape of a human in all similarity.

Sahih International

And she took, in seclusion from them, a screen. Then We sent to her Our Angel, and he represented himself to her as a well-proportioned man.

Sam Gerrans

So she separated herself from them; then We sent to her Our Spirit, and he appeared to her as a mortal without fault.

Shabbir Ahmed

(Since she was not used to mixing with people), she had chosen seclusion from them. Then We sent to her Our angel who appeared to her in the shape of a well-made human being (although he had no physical or material existence).

Syed Vickar Ahamed

She placed a screen (to hide herself) from them; Then We sent to her Our angel, and he appeared before her in the form of a man of respect in every way.

Taqi Usmani

then she used a barrier to hide herself from them. Then, We sent to her Our Spirit, (Jibra’īl) and he took before her the form of a perfect human being.

The Monotheist Group

So she took a barrier to separate her from them, so We sent Our Spirit to her, and he took on the shape of a human being in all similarity.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Elle mit entre elle et eux un voile. Nous lui envoyâmes Notre Esprit (Gabriel), qui se présenta à elle sous la forme dʹun homme parfait.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî Meryemê di nav xwe û wan de perdeyek kişand. Me Cibrîl şande cem û di şeklê însanekî tekûz xwe nîşanî wê da.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

en een afscherming tegen hen maakte. Toen zonden Wij Onze geest naar haar en hij deed zich aan haar voor als een goedgevormd mens.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En een sluier nam, om zich aan de blikken van anderen te onttrekken. Wij zonden onzen geest Gabriël tot haar, en hij verscheen haar in de gedaante van een volmaakt mensch.

Hollandaca — Siregar

En zich van hen afzonderde achter een scherm. Vervolgens zonden Wij haar Onze Geest (Djibrîl) en hij verscheen aan haar als een volmaakt mens.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

и укрылась она от них [от людей] за завесой. И затем Мы отправили к ней Нашего духа [ангела Джибриля], и предстал он пред ней в виде человека с совершенным сложением.

Rusça — Osmanov

и укрылась от них за завесой. Мы послали к ней дух Наш, и он воплотился пред ней в пригожего человека.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

och lät dem förstå att hon ville vara i ostördhet genom (att anbringa) ett förhänge. Och Vi sände till henne Vår ingivelses ängel som uppenbarade sig för henne i en välskapad mans skepnad.