"Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."

وَاَمَّا الْغُلَامُ فَكَانَ اَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَا اَنْ يُرْهِقَهُمَا طُغْيَانًا وَكُفْرًا

ve emmā l-ğulāmu fe kāne ebevāhu mu'mineyni fe ḣaşīnā en yurhiḳahumā Tuğyānen ve kufran

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاَمَّاve emmāgelince
2الْغُلَامُl-ğulāmuغ ل مŞehvetle heyecanlı, tahrik olmuş, kargaşalı, doğumdan on yedinci yıla kadar olan dönem, gençlik, genç adam, erkek çocuk.çocuğa
3فَكَانَfe kāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinidi
4اَبَوَاهُebevāhuا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekonun anası babası
5مُؤْمِنَيْنِmu'mineyniا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaniki mü'min
6فَخَشِينَاfe ḣaşīnāخ ش يKorkmak veya dehşete düşmek, saygı/hürmet/onur/huşu ile korkmak, ummak, bir şeyi bilmek, korkutmak veya korku/dehşet vermek, tedbirli veya temkinli olmak.korktuk
7اَنْen
8يُرْهِقَهُمَاyurhiḳahumāر ه قYakından takip etmek, kaplamak, aptal olmak, yalan söylemek, yaramaz olmak, dinsiz olmak, acele etmek, yakalamak, ulaşmak, yaklaşmak, yayılmak. Rahaqa - ezmek, acı çektirmek, kötü uygulamalara yönelmek. Rahqun - aptallık, baskı, kötü eğilim. Arhaqa - zor bir görev yüklemek, sıkıntılarla ve zorluklarla üzmek.onlara sarmasından
9طُغْيَانًاTuğyānenط غ يaşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık, dinsizlik, isyan, şiddetli gök gürültüsü ve şimşek fırtınası, patlama, kötülük güçleri, kötülüğe sürüklemek, çok cesur olmak, inatçı direniş, aşırı derecede itaatsiz, ölçüsüz, yozlaşmış, dağın tepesi veya üst kısmı, put/şeytan, kötülüğün kaynağıazgınlık
10وَكُفْرًاve kufranك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretve küfür

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Çocuğa gelince: Anası, babası inanmış kimseler. Bu çocuğun, onları azgınlığa ve kâfirliğe sevketmesinden korktuk da öldürdük.

Abdulkadir Gölpınarlı

Çocuğa gelince: Anası, babası inanmış kimseler. Bu çocuğun, onları azgınlığa ve kâfirliğe sevketmesinden korktuk da öldürdük.

Adem Uğur

Erkek çocuğa gelince, onun ana babası, mümin kimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk.

Ahmed Hulusi

"O küçük erkek çocuğa gelince: Onun ana-babası iki iman eden idi. . . (Büyüyünce, bürüneceği kişilikle çocuğun) onları taşkınlık ve küfre düşürmesinden ürktük!"

Ahmet Tekin

'Delikanlıya gelince, onun annesi ve babası mü’min kimselerdi. Delikanlının, annesini babasını, aşırı sevgileri sebebiyle kendisi gibi azgınlığa, eşkıyalığa, inkâra ve küfre sürüklemesinden korktuk.' dedi.

Ahmet Varol

Çocuğa gelince: Onun anne babası mü'min kimselerdi. Biz onun onları taşkınlığa ve küfre sürükleyeceğinden korktuk.

Ali Bulaç

"Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve inkar zorunu kullanmasından endişe edip korktuk."

Ali Fikri Yavuz

Oğlana gelince; onun ebeveyni mümin kimselerdi. Bunun için oğlanın bunları azgınlık ve küfür ile sarmasından sakındık da,

Ali Rıza Safa

"Delikanlıya gelince; onun anne-babası inanmış kişilerdi. Onları, azgınlığa ve nankörlük etmeye sürüklemesinden korktuk!"

Bayraktar Bayraklı

"O çocuk ise, onun anne ve babası inanmış kimselerdi. Eğer çocuk yaşarsa onları azdırmasından ve inkara sürüklemesinden korktuk."

Bekir Sadak

«glana gelince; onun ana babasi inanmis kimselerdi. ocugun onlari azdirmasindan ve inkara suruklemesinden korkmustuk»

Celal Yıldırım

Oğlana gelince, onun ana-babası ikisi de mü'min kişilerdi, çocuğun onları azgınlığa ve küfre itmesinden endişe ettik.

Diyanet İşleri

"Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."

Diyanet İşleri (eski)

'Oğlana gelince; onun ana babası inanmış kimselerdi. Çocuğun onları azdırmasından ve inkara sürüklemesinden korkmuştuk.

Diyanet Vakfi

«Erkek çocuğa gelince, onun ana babası, mümin kimselerdi. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Oğlana gelince, onun ana babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Oğlana gelince, anne babası mümin kimselerdi. Onun bunları azgınlık ve küfür ile sarmasından korktuk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Oğlana gelince: ebeveyni mü'minlerdi, onun için bunları tuğyan ve küfrile sarmasından sakındık da

Erhan Aktaş

"Delikanlıya gelince, anne ve babası Mü'min kimselerdi. Onları azgınlığa ve Küfre sürüklemesine rızamız olmadı."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Delikanlıya gelince, anne ve babası Mü'min kimselerdi. Onları azgınlığa ve Küfre sürüklemesine rızamız olmadı."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Delikanlıya gelince, anne ve babası inanan kimselerdi. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden huşu ediyoruz."

Fizilal-il Kuran

O delikanlıya gelince, onun ana babası mü'min kimselerdi. Onları azgınlığa ve kâfirliğe sürüklemesinden çekindik.

Gültekin Onan

"Çocuğa gelince, onun anne ve babası inançlı kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve küfür zorunu kullanmasından endişe edip korktuk."

Hamdi Döndüren

“Öldürdüğüm erkek çocuğuna gelince; onun annesi ile babası inanmış kimselerdi. Bunun onları azdırmasından ve inançsızlığa sürüklemesinden korktuk.”

Hasan Basri Çantay

"Oğlana gelince: Onun anası da, babası da iman etmiş kimselerdi. Bunun için onları bir azgınlık ve kafirlik bürümesinden endişe etdik de",

Hasib Asutay

'Erkek çocuğa gelince, anası babası mümin kimselerdi. Bu yüzden (çocuğun) onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk.'

Hayrat Neşriyat

'Ve o çocuğa gelince (o büluğ çağına ulaşmış bir isyankâr idi); hâlbuki ana-babası mü’min kimselerdi; onları da azgınlığa ve küfre bürümesinden (sürüklemesinden) korktuk.'

İbni Kesir

Oğlana gelince; onun anası babası inanmış kimselerdi. Çocuğun onları azdırıp küfre sürüklemesinden korkmuştuk.

Mehmet Okuyan

Erkek çocuğa gelince, onun ana babası mümin kişilerdi. Onları azdırıp inkâra sürüklemesini uygun görmemiştik.

Muhammed Esed

O genç adam da, -ki anası babası mümin kimselerdi- taşkınlıkları ve inkarcı eğilimleriyle onlara çok derin acılar vereceği yolunda kaygı verici belirtiler görmüştük;

Mustafa İslamoğlu

"Gelelim delikanlıya: Onun ebeveyni imanlı kimselerdi; fakat biz onun azgınlık ve sapkınlıkla (ebeveynini) derin acılara boğacağına dair kaygı verici bir bilgiye sahiptik.

Ömer Nasuhi Bilmen

«Oğlana gelince onun anası ile babası iki mü'min kimselerdir. İmdi onları bir azgınlığa, bir küfre bürümesinden korktuk.»

Ömer Öngüt

“Çocuğa gelince, onun ana ve babası mümin insanlardı. Çocuğun onları azdırmasından ve inkâra sürüklemesinden korkmuştuk. ”

Suat Yıldırım

Oğlan çocuğuna gelince: Onun ebeveyni mümin insanlar idi. Bu çocuğun onları ileride azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.

Süleyman Ateş

"Oğlana gelince: Onun anası babası mü'min insanlardı. Bunun, onlara azgınlık ve küfür sarmasından korktuk."

Süleymaniye Vakfı

Erkek çocuğa gelince, anası babası mümin kimselerdi. Onları aşırı davranışlara ve kafirliğe sürüklemesinden çekindik.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Oğlan çocuğuna gelince, anası babası inanıp güvenmiş (mümin) kimselerdi. Onları azgınlığa ve nankörlüğe sürüklemesinden korktuk.

Şaban Piriş

Gence gelince, onun, anne ve babası mümin idi. Gencin onları azdırıp, küfre sürüklemesinden korktuk.

Tefhim-ul Kuran

Çocuğa gelince, onun anne ve babası mü'min kimselerdi. Bundan dolayı, onun kendilerine azgınlık ve küfür zorunu kullanmasından endişe edip korktuk.»

Ümit Şimşek

'Çocuğun ise anne ve babası mü'min kimselerdi; ileride çocuğun onları inkâr ve azgınlığa sürüklemesinden endişe ettik.

Yaşar Nuri Öztürk

"Oğlan çocuğa gelince: Onun anası babası inanmış kişilerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Oğlan uşağına gəldikdə, onun ata-anası mömin idilər. Biz uşağın böyüyəndə onları azğınlığa və küfrə sürükləməsindən qorxduq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Oğlana gəldikdə, onun ata-anası möʼmin kimsələr idi. (Mən onun alnına baxıb gördüm ki, həddi-büluğa yetişəndə kafir olacaq) buna görə də biz (onun böyüyəndə) ata-anasını da (öz arxasınca) azğınlığa və küfrə sürükləməsindən qorxduq.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Was den Jungen anbelangt, so waren seine Eltern gläubige Menschen, und wir fürchteten, wenn er am Leben bliebe, würde er Gewalttaten und Unglauben über sie bringen.

Almanca — Der Edle Quran

Was den Jungen angeht, so waren seine Eltern gläubige (Menschen). Da fürchteten wir, daß er sie durch (seine) Auflehnung und durch (seinen) Unglauben bedrücken würde.

Almanca — M. A. Rassoul

Und was den Jüngling anbelangt, so waren seine Eltern Gläubige, und wir fürchteten, er könnte Schmach durch Widersetzlichkeit und Unglauben über sie bringen.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und hinsichtlich des Jungen: Dessen Eltern waren beide Mumin, und wir 2 fürchteten, daß er beide mit Ausschweifung und Kufr überzieht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

As to the young man, –who was evil personified- his parents are righteous people and they would have, through affection and compassion, admitted of relaxation in Allah's system of faith and worship".

Abdul Haleem

The young boy had parents who were people of faith, and so, fearing he would trouble them through wickedness and disbelief,

Abdullah Yusuf Ali

"As for the youth, his parents were people of Faith, and we feared that he would grieve them by obstinate rebellion and ingratitude (to Allah and man).

Abul A'la Maududi

As for the lad, his parents were people of faith, and we feared lest he should plague them with transgression and disbelief,

Aisha Bewley

As for the boy, his parents were muminun and we feared that he would darken their days with excessive insolence and kufr.

Al-Hilali & Khan

"And as for the boy, his parents were believers, and we feared lest he should oppress them by rebellion and disbelief.

Ali Quli Qarai

As for the boy, his parents were faithful [persons], and We feared he would overwhelm them with rebellion and unfaith.

Amatul Rahman Omar

`And as for the boy, his parents were believers and we feared that he should involve them in trouble through transgression and disbelief,

Arthur John Arberry

As for the lad, his parents were believers; and we were afraid he would impose on them insolence and unbelief;

Bijan Moeinian

"As for the boy, I knew that he will become a big burden for his good believing parents by being rebellious and choosing the disbelief. …

E. Henry Palmer

And as for the youth, his parents were believers, and we feared lest he should impose upon them rebellion and misbelief.

Edip-Layth

"As for the youth, his parents were those who acknowledge, so we feared that he would oppress them by his transgression and denial."

George Sale

As to the youth, his parents were true believers; and we feared lest he, being an unbeliever, should oblige them to suffer his perverseness and ingratitude:

Hamid S. Aziz

As for the boat, it belonged to poor people, who toiled on the sea (or river), and I wished to damage it, for behind it was a king who seized on every boat by force.

Mahmoud Ghali

And as for the youth, then his parents (Literally: his two fathers) were believers; so we were apprehensive he would oppress them with (his) in ordinance and disbelief.

Marmaduke Pickthall

And as for the lad, his parents were believers and we feared lest he should oppress them by rebellion and disbelief.

Mohamed Ahmed - Samira

As for the boy, his parents were believers, but we feared that he would harass them with defiance and disbelief.

Muhammad Asad

"And as for that young man, his parents were [true] believers - whereas we had every reason to fear that he would bring bitter grief upon them by [his] overweening wickedness and denial of all truth:

Mustafa Khattab

"And as for the boy, his parents were ˹true˺ believers, and we[1] feared that he would pressure them into defiance and disbelief.

Progressive Muslims

"And as for the youth, his parents were believers, so we feared that he would oppress them by his transgression and disbelief. "

Sahih International

And as for the boy, his parents were believers, and we feared that he would overburden them by transgression and disbelief.

Sam Gerrans

“And as for the lad: his parents were believers, and we feared he would burden them with inordinacy and denial.

Shabbir Ahmed

And as for the lad, his parents were true believers whereas we had every reason to fear that he would bring bitter grief upon them by rebellion and disbelief.

Syed Vickar Ahamed

"As for the boy, his parents were believers, and we feared that he would dishearten (and offend) them by (bitter and) prolonged revolt and by disbelief (to Allah).

Taqi Usmani

As for the boy, his parents were believers. We apprehended that he would impose rebellion and infidelity upon them.

The Monotheist Group

"And as for the youth, his parents were believers, so we were concerned that he would oppress them by his transgression and disbelief."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quant au garçon, ses père et mère étaient des croyants; nous avons craint quʹil ne leur imposât la rébellion et la mécréance.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Herçî ku zarok bû dê û bavên wî mirovên bawermend bûn, vêca em tirsiyan (ku zarok) wan noqî batil û kufrê bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wat de jonge man betreft, zijn ouders waren gelovige mensen en wij vreesden dat hij hen door onbeschaamdheid en ongeloof te zeer zou kwellen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Wat den knaap betreft, zijne ouders waren ware geloovigen, en wij vreesden, dat hij, die een ongeloovige is, hen zou dwingen zijne verdorvenheid en zijn ondank te dulden.

Hollandaca — Siregar

Wat betreft de jongen: zijn ouders waren gelovigen. maar wij vreesden dat hij hen tot dwaling en ongeloof zou dwingen.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

А что касается (того) мальчика, то родители его были верующими, и мы боялись [знали], что (оставшись жить) он обречет их [своих родителей] переносить беспредельность и неверие [они станут неверующими от любви к нему] (так как Аллах изначально знал, что он будет неверующим).

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Med den unge mannen förhöll det sig så att hans föräldrar var troende, och vi hade all anledning att befara att han på grund av sin våldsamma framfart och sin gudlöshet skulle bli en tung börda för dem;