Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.

وَلَا تَتَّخِذُوا اَيْمَانَكُمْ دَخَلًا بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمٌ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُوا السُّوءَ بِمَا صَدَدْتُمْ عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

ve lā tetteḣiƶū eymānekum deḣalen beynekum fe tezille ḳademun beǎ'de ṧubūtihā ve teƶūḳū s-sū'e bimā Sadedtum ǎn sebīli (a)llahi ve lekum ǎƶābun ǎZīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَلَاve lā
2تَتَّخِذُواtetteḣiƶūا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekyapmayın
3اَيْمَانَكُمْeymānekumي م نSağ taraf, sağ, sağ el, yemin, kutsama, sağa yönlendirmek, bereket sebebi olmak, müreffeh/şanslı/talihli.yeminlerinizi
4دَخَلًاdeḣalenد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakbozan bir şey
5بَيْنَكُمْbeynekumب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinaranızı
6فَتَزِلَّfe tezilleز ل لUzaklaştı veya yana çekildi, kaydı, hata yaptı, eksik, aktarmak / transfer etmekkayar
7قَدَمٌḳademunق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.ayak
8بَعْدَbeǎ'deب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmesonra
9ثُبُوتِهَاṧubūtihāث ب تSağlam/kararlı/sabit/kurulu olmak, bir yerde kalmak, yapmakta sebat etmek, devam etmek/dayanmak. Güçlendirmek/sağlamlaştırmak/pekiştirmek. Kararlılık, istikrar, sağlam yerleşmiş. Sağlam bir şekilde sabit kalan, sağlam, kararlı. Teyit etmek/kurmak, kararlı. Teyit, kurma. Teyit etmek, bağlı tutmak, hapsetmek, kısıtlamak (örneğin bir işi yapmaktan). Bir şeyi doğru veya geçerli kılmak, bir şeyi zorunlu kılmak, kalıcılık, kesinlik, kurulu olma durumu.sağlam bastıktan
10وَتَذُوقُواve teƶūḳūذ و قTadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duyguve tadarsınız
11السُّوءَs-sū'eس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekkötülüğü
12بِمَاbimādolayı
13صَدَدْتُمْSadedtumص د دUzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid - itici olan herhangi bir şey, sıcak veya kaynar su.engel olduğunuzdan
14عَنْǎn-dan
15سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolu-
16اللّٰهِ(a)llahiAllah'ın
17وَلَكُمْve lekumve sizin için vardır
18عَذَابٌǎƶābunع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab
19عَظِيمٌǎZīmunع ظ مbüyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmekbüyük

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yeminlerinizi, birbirinizi aldatmaya vâsıta edinmeyin, sonra ayağınız adamakıllı pekişip yerleştikten sonra kayıverir ve halkı, Allah yolundan menetmenize karşılık kötülüğe uğrarsınız ve hakkınız olur pek büyük azap.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yeminlerinizi, birbirinizi aldatmaya vâsıta edinmeyin, sonra ayağınız adamakıllı pekişip yerleştikten sonra kayıverir ve halkı, Allah yolundan menetmenize karşılık kötülüğe uğrarsınız ve hakkınız olur pek büyük azap.

Adem Uğur

Yeminlerinizi aranızda fesada araç edinmeyin, aksi halde (İslâm'da) sebat etmişken ayağınız kayar da (insanları) Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle (dünyada) kötülüğü tadarsınız. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardır.

Ahmed Hulusi

Yeminlerinizi aranızda aldatma aracı olarak kullanmayın! (Aksi takdirde, İslam'da) sağlamca yer almışken ayağınız kayar ve Allah yolundan saptığınız için kötülüğü tadarsınız. . . Sizin için çok büyük azap oluşur.

Ahmet Tekin

Yeminlerinizi, taahhütlerinizi, sözleşmelerinizi, aranızda hileye, aldatmaya ve fesada alet etmeyin. Aksi halde İslâm’da karar kılarak, hak bir dine, sağlam bir hukuk, kâmil bir ahlâk düzenine güvenen insanların, birbirlerine ve dinlerine karşı itimatları sarsılır, itibarınız gider, kurduğunuz devlet yıkılır. İnsanları ahde vefadan, müslümanları örnek almaktan, Allah yolundan, İslâmî hayatı yaşamaktan, Allah yolundaki faaliyetlerden alıkoymanız sebebiyle de dünyada cezayı, çalkantılı anarşik bir hayatın acılarını tadarsınız. Büyük bir azâbı da hak etmiş olursunuz.

Ahmet Varol

Yeminlerinizi aranızda aldatma aracı edinmeyin. Yoksa karar kılmasından sonra ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoymanıza karşılık kötülüğü tadarsınız. (O zaman) büyük bir azap da sizin içindir.

Ali Bulaç

Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir.

Ali Fikri Yavuz

Yeminlerinizi, aranızda fesada bir vesile edinmeyin ki, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar da, Allah yolundan saptığınız için dünyada fena azab tadarsınız; ahirette de size büyük bir azab olur.

Ali Rıza Safa

Yeminlerinizi aranızda aldatma aracı yapmayın. Yoksa sağlam bastığınız ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. Ayrıca, sizin için büyük bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyiniz; yoksa sağlam basmış olan ayak sürçebilir ve Allah'ın yolundan alıkoymuş olacağınızdan dolayı da acı azabı tadarsınız. Üstelik büyük bir azaba da uğrarsınız.

Bekir Sadak

Birbirinizi aldatmak icin yemin etmeyin ki, bu yuzden saglamca yere bakmakta olan ayak surcebilir; Allah yolundan alikoymaniza karsilik kotu bir azap tadarsiniz ve (ahirette ) de size buyuk bir azap vardir.

Celal Yıldırım

Yeminlerinizi aranızda dolaylı-hileli yoldan bozmayın. Sonra sağlamca basmakta olan ayak kayabilir de Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle azabı tadarsınız ve sizin için (o takdirde) büyük bir azâb vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Evet, yeminlerinizi aranızda bir kandırma aracı yapmayın; sonra sapasağlam basmışken ayağınız kayar ve insanları Allah yolundan saptırmanızın acı meyvesini tadarsınız, ayrıca ağır bir azapla da cezalandırılırsınız.

Diyanet İşleri

Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.

Diyanet İşleri (eski)

Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin ki, bu yüzden sağlamca yere basmakta olan ayak sürçebilir; Allah yolundan alıkoymanıza karşılık kötü bir azap tadarsınız ve (ahirette de) büyük bir azaba uğrarsınız.

Diyanet Vakfi

Yeminlerinizi aranızda fesada araç edinmeyin, aksi halde (İslâm'da) sebat etmişken ayağınız kayar da (insanları) Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle (dünyada) kötülüğü tadarsınız. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yeminlerinizi aranızda aldatma ve fesada vasıta edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar da Allah yolundan saptığınız için, dünyada kötü azabı tadarsınız. Ahirette de size büyük bir azab olur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yeminlerinizi, aranızda hile ve bozgunculuğa vesile edinmeyin, sonra sağlam basmışken bir ayak kayar ve Allah yolundan saptığınız için fena acı tadarsınız; artık ahirette de size pek büyük bir azap olur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeminlerinizi aranızda hud'a ve fesada vesile ittihaz etmeyin ki sonra sağlam basmışken bir ayak kayar ve Allah yolundan saptığınız için fena acı tadarsınız, Ahırette de size pek büyük bir azab olur

Erhan Aktaş

Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra ayak kayar. Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve büyük bir azaba uğrarsınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra ayak kayar. Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve büyük bir azaba uğrarsınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeminlerinizi, aranızda aldatma ve bozgunculuğa araç yapmayın. Yoksa yere sağlam bastıktan sonra ayak kayar. Allah'ın yolundan saptığınız için kötülükle karşı karşıya kalırsınız. Ve ahirette de büyük bir azaba uğrarsınız.

Fizilal-il Kuran

Yeminlerinizi birbirinize karşı hile aracı kullanmayınız. Yoksa yere sağlam basan ayaklarınız kayıyor ve başkalarının Allah yoluna girmelerine engel olmanızın sonucu olarak ızdırap çekersiniz, ayrıca ahirette de büyük bir azaba çarpılırsınız.

Gültekin Onan

Yeminlerinizi kendi aranızda, bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Tanrı'nın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir.

Hamdi Döndüren

Yeminlerinizi aranızı bozan bir şey yapmayın! Sonra sağlam basmış olan ayak kayar ve Allah’ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülüğü tadarsınız ve (bu durum) sizin için, ayrıca (ahirette) büyük bir azap olur.

Hasan Basri Çantay

Yeminlerinizi aranızda hıyle ve fesad (mevzuu) edinmeyin. Çünkü sapasağlam yerleşdikden sonra (öyle) bir ayak kayar (ki)! Allahın yolundan sapdığınıza karşılık (dünyada) fena azab tadacaksınız. (Ahiretde) hakkınız (daha) büyük bir azabdır.

Hasib Asutay

(Ey müminler!) Yeminlerinizi aranızda bir aldatma aracı yapmayın, sonra sağlam basmış olan ayak (larınız) kayar da (insanları) Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle kötülüğü tadarsınız. Sizin için (âhirette de) büyük bir azap vardır.

Hayrat Neşriyat

Hem yeminlerinizi aranızda bir hîle edinmeyin; yoksa bir ayak, sebat bulmasından sonra kayar ve (insanları) Allah yolundan saptırmanız sebebiyle (dünyada) kötülüğü(azâbı) tadarsınız! (Âhirette de) sizin için (pek) büyük bir azab vardır.

İbni Kesir

Yeminlerinizi aranızda hile ve bozgun vesilesi yapmayın. Çünkü bu yüzden sağlamca yere basmakta olan ayak, kayabilir. Allah yolundan alıkoyduğunuz için kötü bir azab tadarsınız. Ve sizin için büyük bir azab vardır.

Mehmet Okuyan

Yeminlerinizi aranızda aldatma sebebi edinmeyin! (Aksi hâlde) sağlam bastıktan sonra ayaklar(ınız) kayar da (insanları) Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle kötülüğü tadarsınız. Sizin için (ahirette de) büyük bir azap vardır.

Muhammed Esed

(Bunun içindir ki,) yeminlerinizi aranızda bir aldatma aracı olarak kullanmayın; yoksa ayağ(ınız), sağlamca basmış olduğunuz halde, kayar ve böylece Allah yolundan dönüp uzaklaşmanızın kötü (sonuçlarını) tatmak zorunda kalırsınız; ayrıca bu takdirde sizi (öte dünyada da) çok büyük bir azap bekliyecektir.

Mustafa İslamoğlu

Asla yeminlerinizi bir kandırma aracına dönüştürmeyin; yoksa ayağınızı sağlam basmışken (zemin alttan) kayıp gider ve Allah yolundan uzaklaşmanızın kötü sonuçlarını (yudum yudum) tadarsınız; üstelik (ötede) sizi bekleyen daha korkunç bir azap bulursunuz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve yeminlerinizi aranızda hileye, (fesada) vesile ittihaz etmeyiniz ki, bir ayak, sabit olduğundan sonra kayar. Ve Allah yolunda men ettiğinizden dolayı fenalığı tadarsınız ve sizin için büyük bir azap da vardır.

Ömer Öngüt

Yeminlerinizi aranızın bozulmasına vesile etmeyin. Yoksa ayaklarınız sağlam bastıktan sonra kayar. Allah yolundan alıkoyduğunuz için de kötülüğü tadarsınız ve sizin için büyük bir azap vardır.

Suat Yıldırım

Yeminlerinizi aranızda bir aldatma ve fesat aleti yapmayın ki sonra ayağınız sapasağlam bastıktan sonra kayabilir, insanları Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle kötülüğün cezasını tadarsınız, âhirette de size pek büyük bir azap olur.

Süleyman Ateş

Yeminlerinizi aranızı bozan bir şey yapmayın, sonra sağlam basmış olan ayak, kayar ve Allah'ın yoluna engel olduğunuzdan dolayı kötülüğü(n cezasını) tadarsınız ve büyük bir azaba uğrarsınız.

Süleymaniye Vakfı

Yeminlerinizi aranıza sokulmuş önemsiz bir şey saymayın; yoksa ayağınız sağlam basmışken kayıverir ve Allah'ın yolundan çıkmanızın kötülüğünü tadarsınız. (O zaman) Sizin için büyük bir azap da vardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Aranızda yeminlerinizi bozulabilir saymayın; yoksa ayak sağlam basmışken kayıverir de Allah'ın yolundan dönmenizin kötülüğünü tadarsınız. Sizin için büyük bir azap sebebi olur.

Şaban Piriş

Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin. Eğer böyle yaparsanız, ayak sağlamca yere bastıktan sonra kaymış olur. Allah yolundan saptığınız için azabı tadarsınız. Ve size büyük bir azap dokunur.

Tefhim-ul Kuran

Yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru edinmeyin; sonra sapasağlam basan ayak kayar ve Allah'ın yolundan alıkoyduğunuz için kötülüğü tadarsınız. (Ayrıca) Büyük azab da sizin içindir.

Ümit Şimşek

Yeminlerinizi aranızda fesat âleti yapmayın; sonra sağlam basan ayaklarınız kayıverir de Allah'ın yolundan saptığınız için kötülüğü tadarsınız; üstelik büyük bir azaba da uğrarsınız.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeminlerinizi aranızda hile ve aldatma aracı yapmayın; aksi halde, ayak sağlam bastıktan sonra kayar ve Allah yolundan alıkoyduğunuz için acıyı tadarsınız. Üstelik büyük bir azaba da uğrarsınız.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Andlarınızı aranızda hiylə vasitəsinə çevirməyin. Yoxsa ayağınız möhkəm dayanmış ikən sürüşər və insanları Allah yolundan döndərdiyinizə görə əzabı dadarsınız. Sizin üçün axirətdə də böyük bir əzab hazırlanar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Aralarınızdakı andlarını yalana çevirib fitnə-fəsad aləti etməyin. Yoxsa ayağınız möhkəm olduğu ikən sürüşər (imana gəldikdən sonra ondan xaric olarsınız) və (insanları) Allah yolundan döndərdiyinizə görə (dünyada) əzabı dadarsınız. (Hələ axirətdə də) sizi dəhşətli bir əzab gözləyir! (Peyğəmbərlə əhd bağladıqdan sonra hörmət, ehtiram qazanan şəxs sözündə möhkəm durmayıb əhdini pozsa, nüfuzunu itirər və özünü fəlakətə, məhvə düçar etmiş olar).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Ihr sollt eure Eide nicht betrügerisch mißbrauchen, damit nicht euer Fuß strauchelt, nachdem er zuvor fest gestanden hat. Ihr werdet dann im Leben die schlimmen Folgen erleiden, weil ihr andere von Gottes Weg abgehalten habt, und im Jenseits wartet eine qualvolle Strafe auf euch.

Almanca — Der Edle Quran

Und nehmt euch nicht eure Eide als Mittel des Betrugs untereinander; sonst würde ein Fuß straucheln, nachdem er fest gestanden hat, und ihr würdet Böses erleiden dafür, daß ihr von Allahs Weg abgehalten habt, und für euch wird es gewaltige Strafe geben.

Almanca — M. A. Rassoul

Und macht eure Eide nicht zu einem Mittel, euch gegenseitig zu betrügen; sonst wird euer Fuß ausgleiten, nachdem er fest aufgetreten ist, und ihr werdet dafür vom Übel kosten, daß ihr von Allahs Weg abgehalten habt, und euch wird eine strenge Strafe zuteil sein.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und betrachtet eure Eide nicht wie Fiktionen untereinander, sonst entgleitet ein Fuß, nachdem er fest stand, und sonst erfahrt ihr das Unheil dafür, daß ihr vom Wege ALLAHs abgehalten habt, und für euch ist dann eine überharte Peinigung bestimmt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And do not carelessly use your oaths among yourselves to practise deception lest one's foot should slide and lose its hold after it has been holding in a stable position and you suffer the evil consequence for precluding Allah's spirit of truth from guiding into all truth and you suffer the torment laid upon the damned.

Abdul Haleem

Do not use your oaths to deceive each other lest any foot should slip after being firmly placed and lest you should taste the penalty for having hindered others from the path of God, and suffer terrible torment.

Abdullah Yusuf Ali

And take not your oaths, to practise deception between yourselves, with the result that someone's foot may slip after it was firmly planted, and ye may have to taste the evil (consequences) of having hindered (men) from the Path of Allah, and a Mighty Wrath descend on you.

Abul A'la Maududi

Do not make your oaths a means of deceiving one another or else your foot may slip after having been firm, and you may suffer evil consequences because of hindering people from the way of Allah. A mighty chastisement awaits you.

Aisha Bewley

Do not make your oaths a means of deceiving one another or your foot will slip after it was firmly placed and you will taste evil for barring access to the Way of Allah and you will have a terrible punishment.

Al-Hilali & Khan

And make not your oaths a means of deception among yourselves, lest a foot should slip after being firmly planted, and you may have to taste the evil (punishment in this world) of having hindered (men) from the Path of Allâh (i.e. Belief in the Oneness of Allâh and His Messenger, Muhammad صلى الله عليه و سلم), and yours will be a great torment (i.e. the Fire of Hell in the Hereafter).

Ali Quli Qarai

Do not make your oaths a means of [mutual] deceit among yourselves lest feet should stumble after being steady and [lest] you suffer ill for barring from the way of Allah and there be a great punishment for you.

Amatul Rahman Omar

Do not use your oaths to deceive one another or you will lose your foothold (again) after having gained stability and you will suffer evil consequences for your barring (the people) from (following) Allâh's way and for forsaking the path of Allâh and you shall receive great punishment.

Arthur John Arberry

Take not your oaths as mere mutual deceit, lest any foot should slip after it has stood firm, and you should taste evil, for that you barred from the way of God, and lest there should await you a mighty chastisement.

Bijan Moeinian

When you promise something to somebody, take it seriously. Do not let your foot to slip (after having firmly held on the ground) and end up in misery. Such is the consequence of tempting people to leave the path of God. If you do so, an awful punishment will be waiting for you.

E. Henry Palmer

Take not therefore your oaths for mutual intrigue, lest a foot slip after being planted firmly, and ye taste of evil for that ye turned folks off the path of God, and for you there be mighty woe!

Edip-Layth

Do not use your oaths as a means of deception between you, that a foot will falter after it had been firm, and you will taste the evil of turning away from the path of God, and you will have a great retribution.

George Sale

Therefore take not your oaths between you deceitfully, lest your foot slip, after it hath been stedfastly fixed, and ye taste evil in this life, for that ye have turned aside from the way of God; and ye suffer a grievous punishment in the life to come.

Hamid S. Aziz

Take not therefore your oaths for mutual deceit, lest a foot slip after being planted firmly, and you taste of evil in that you turned folks off the path of Allah, and your s should be a mighty doom.

Mahmoud Ghali

And do not take to yourselves your oaths fraudulently among yourselves for that a foot should slide back after firm (steadiness) and you should taste the odious (reward) for that you barred from the way of Allah; and you will have a tremendous torment.

Marmaduke Pickthall

Make not your oaths a deceit between you, lest a foot should slip after being firmly planted and ye should taste evil forasmuch as ye debarred (men) from the way of Allah, and yours should be an awful doom.

Mohamed Ahmed - Samira

So do not make your oaths a means of deceiving one another, lest your foot should slip after having found its hold, and you taste of evil for having hindered (others) from the way of God, and suffer a grievous punishment.

Muhammad Asad

And do not use your oaths as a means of deceiving one another-or else [your] foot will slip after having been firm, and then you will have to taste the evil [consequences] of your having turned away from the path of God, with tremendous suffering awaiting you [in the life to come].

Mustafa Khattab

And do not take your oaths as a means of deceiving one another or your feet will slip after they have been firm. Then you will taste the evil ˹consequences˺ of hindering ˹others˺ from the Way of Allah, and you will suffer a tremendous punishment.

Progressive Muslims

And do not use your oaths as a means of deception between you, that a foot will falter after it had been firm, and you will taste the evil of turning away from the path of God, and you will have a great retribution.

Sahih International

And do not take your oaths as [means of] deceit between you, lest a foot slip after it was [once] firm, and you would taste evil [in this world] for what [people] you diverted from the way of Allah, and you would have [in the Hereafter] a great punishment.

Sam Gerrans

And take not your oaths as a deception between you lest a foot slip after its being firm and you taste evil for turning away from the path of God, and for you there be a great punishment.

Shabbir Ahmed

Do not abuse the oaths among you. When you make pledges with people or sign treaties with other nations, be not deceitful. If you did that, you would be hindering people from the Path of Allah. And, you will lose the confidence of people and nations. Your feet will slip after being firmly planted and you will suffer a heavy punishment.

Syed Vickar Ahamed

And do not make your promises to (hide the) acts of dishonesty (and deception) between yourselves, with the effect that someone's foot may slip after it was firmly placed, and you may have to taste the evil (penalty) for having blocked (men) from the Path of Allah, and the mighty Anger (of Allah) come upon you.

Taqi Usmani

Do not make your oaths a means of mischief among yourselves, lest a foot should slip after it is firmly placed, and you taste evil consequences for your having prevented (others) from the path of Allah, and you incur a great punishment.

The Monotheist Group

And do not use your oaths as a means of deception between you, that a foot will slip after it has been made firm, and you will taste the evil of turning away from the path of God, and you will have a great retribution.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ne prenez pas vos serments comme un moyen pour vous tromper les uns les autres, sinon (vos) pas glisseront après avoir été fermes, et vous goûterez le malheur pour avoir barré le sentier dʹAllah. Et vous subirez un châtiment terrible.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Sondên xwe, di navbera xwe de nekin riya hîle û xiyanetê, vêca piyên we piştî ku cih girtiye dê bişemite û bi sebûnet we berê xwe û berê xelkê ji rêya Xwedê dagerand hûnê (ezabê) pîs biçêjin û ji bo we ezabekî mezin heye.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

Bedien u niet van uwe eeden als van een middel om te bedriegen, opdat uw voet, die thans vaststaat, niet uitglijde en opdat gij de straf niet moogt ondervinden, omdat gij u van den weg tot God hebt afgewend, en gij eene gestrenge straf in het volgende leven zoudt lijden.

Hollandaca — Siregar

En zweert juillie eden niet als een list tussen jullie, zodat een voet uitglijdt nadat die stevig neergezet was en jullie zullen het slechte moeten proeven vanwege jullie afhouden (van de mensen) van de Weg van Allah. En voor jullie (zondaars) is er een geweldige bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И не обращайте свои клятвы в обман между собой [по отношению к тем, которым вы клялись], чтобы не поскользнулась ваша нога, после того как стояла твердо [чтобы не впасть в погибель после спокойствия], ибо вы (уже в этом мире) вкусите зло за то, что (своим вероломством) отклоняли (людей) от пути Аллаха [от Ислама], и (еще) вам (в Вечной жизни) (будет) великое наказание (в Аду).

Rusça — Osmanov

Не обращайте свои клятвы в средство взаимного обмана, чтобы ваши ноги не поскользнулись после того, как они [стояли] незыблемо, а не то вы вкусите зло за то, что сбивали [людей] с пути Аллаха, и вам будет уготовано великое наказание.