← Sureler

Mushaf — 278. Sayfa

‹
/ 604
›
16. Nahl Suresi

Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.

وَلَا تَتَّخِذُوا اَيْمَانَكُمْ دَخَلًا بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمٌ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُوا السُّوءَ بِمَا صَدَدْتُمْ عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

ve lā tetteḣiƶū eymānekum deḣalen beynekum fe tezille ḳademun beǎ'de ṧubūtihā ve teƶūḳū s-sū'e bimā Sadedtum ǎn sebīli (a)llahi ve lekum ǎƶābun ǎZīmun

Allah'a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.

وَلَا تَشْتَرُوا بِعَهْدِ اللّٰهِ ثَمَنًا قَلِيلًا اِنَّمَا عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

ve lā teşterū bi ǎhdi (a)llahi ṧemenen ḳalīlen innemā ǐnde (a)llahi huve ḣayrun lekum in kuntum teǎ'lemūne

Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.

مَا عِنْدَكُمْ يَنْفَدُ وَمَا عِنْدَ اللّٰهِ بَاقٍ وَلَنَجْزِيَنَّ الَّذِينَ صَبَرُوا اَجْرَهُمْ بِاَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

mā ǐndekum yenfedu ve mā ǐnde (a)llahi bāḳin ve le necziyenne (e)lleƶīne Saberū ecrahum bi eHseni mā kānū yeǎ'melūne

Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükafatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.

مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيٰوةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَجْرَهُمْ بِاَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

men ǎmile SāliHen min ƶekerin ev unṧā ve huve mu'minun fe le nuHyiyennehu Hayāten Tayyibeten ve le necziyennehum ecrahum bi eHseni mā kānū yeǎ'melūne

Kur'an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.

فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

fe iƶā ḳarate l-ḳurāne fe steǐƶ bi(a)llahi mine ş-şeyTāni r-racīmi

Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur.

اِنَّهُ لَيْسَ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

innehu leyse lehu sulTānun ǎlā (e)lleƶīne āmenū ve ǎlā rabbihim yetevekkelūne

Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir.

اِنَّمَا سُلْطَانُهُ عَلَى الَّذِينَ يَتَوَلَّوْنَهُ وَالَّذِينَ هُمْ بِهِ مُشْرِكُونَ

innemā sulTānuhu ǎlā (e)lleƶīne yetevellevnehu ve(e)lleƶīne hum bihi muşrikūne

Biz bir ayeti değiştirip yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman -ki Allah, neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber'e, "Sen ancak uyduruyorsun" derler. Hayır, onların çoğu bilmezler.

وَاِذَا بَدَّلْنَا اٰيَةً مَكَانَ اٰيَةٍ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوا اِنَّمَٓا اَنْتَ مُفْتَرٍ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

ve iƶā beddelnā āyeten mekāne āyetin ve(a)llahu eǎ'lemu bimā yunezzilu ḳālū innemā ente mufterin bel ekṧeruhum lā yeǎ'lemūne

Ey Muhammed! De ki: "Ruhu'l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur'an'ı Rabbinden hak olarak indirdi."

قُلْ نَزَّلَهُ رُوحُ الْقُدُسِ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ لِيُثَبِّتَ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَهُدًى وَبُشْرٰى لِلْمُسْلِمِينَ

ḳul nezzelehu rūHu l-ḳudusi min rabbike bi l-Haḳḳi li yuṧebbite (e)lleƶīne āmenū ve huden ve buşrā li l-muslimīne