Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın."

قَالُوا يَاشُعَيْبُ اَصَلٰوتُكَ تَأْمُرُكَ اَنْ نَتْرُكَ مَا يَعْبُدُ اٰبَٓاؤُ۬نَٓا اَوْ اَنْ نَفْعَلَ فِي اَمْوَالِنَا مَا نَشٰٓؤُ۬ا اِنَّكَ لَاَنْتَ الْحَلِيمُ الرَّشِيدُ

ḳālū yā şuǎybu e Salātuke te'muruke en netruke mā yeǎ'budu ābā'unā ev en nef'ǎle fī emvālinā mā neşā'u inneke le ente l-Halīmu r-raşīdu

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1قَالُواḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleonlar (şöyle) dediler
2يَاشُعَيْبُyā şuǎybuياشعيبEY/HEY/AH Şu'ayb
3اَصَلٰوتُكَe Salātukeص ل وHayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk, hitabe, konuşma, dua, yalvarış, istirham, rica, övgü, takdir, methiye, kutsama, lütuf, şükranSaLâT'ın mı?/desteğin mi?(Zikrullah)
4تَأْمُرُكَte'murukeا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemreder sana?
5اَنْen
6نَتْرُكَnetrukeت ر كTerk etmek, bırakmak, vazgeçmek, feragat etmek, ihmal etmek, atlamak, birine bir şey bırakmak.terketmemizi
7مَا-şeyleri
8يَعْبُدُyeǎ'buduع ب دhizmet etmek, ibadet etmek, tapmak, bir şey etkisini kabul etmek, teslimiyetle veya tevazu ile itaat etmek, onaylamak, uygulamak, adamak, itaat etmek, köle, kontrol altına almak, bir araya getirmek, esir etmekhizmet/kulluk ettiği-
9اٰبَٓاؤُ۬نَٓاābā'unāا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekbabalarımızın-
10اَوْevveya
11اَنْen
12نَفْعَلَnef'ǎleف ع لbir şey yapmak, onu yaptı, bir eylemin etkisini yaşamak veya almak, gerçekleştirmek, bir yapma eylemi, bir alışkanlık/adet/tarz/alışılmış durum-faaliyetimizi
13فِي-dair
14اَمْوَالِنَاemvālināم و لZenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak.mallarımıza-
15مَاşekilde
16نَشٰٓؤُ۬اneşā'uش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişistediğimiz
17اِنَّكَinnekedoğrusu sen
18لَاَنْتَle entebirisin
19الْحَلِيمُl-Halīmuح ل مRüya görmek, bir vizyona sahip olmak. Ergenliğe ulaşmak. Seminal sıvı salınımı yaşamak (uyanıkken veya uykuda), uykuda cinsel ilişki rüyası görmek. Anlayışlı veya merhametli olmak, kusurları affetmek ve gizlemek, tavırda ılımlı/nazik/temkinli/ağır olmak, sabırlı olmak.yufka yürekli
20الرَّشِيدُr-raşīduر ش دDoğru yolu takip etmek, iyi yönlendirilmiş olmak, gerçek yön, doğru hareket kuralı, dürüstlük, bir çocuğun/zekanın olgunluğu, kişinin işlerini yönetme kapasitesi.akıllı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ey Şuayb dediler, kıldığın namaz mı, tuttuğun din mi emrediyor sana da bizi atalarımızın taptıklarından vazgeçirmeye uğraşıyor, mallarımızı da dilediğimiz gibi tasarruf etmemize mâni olmaya kalkışıyorsun? Halbuki sen, şüphe yok ki halîm selim ve aklı başında bir adamsın.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ey Şuayb dediler, kıldığın namaz mı, tuttuğun din mi emrediyor sana da bizi atalarımızın taptıklarından vazgeçirmeye uğraşıyor, mallarımızı da dilediğimiz gibi tasarruf etmemize mâni olmaya kalkışıyorsun? Halbuki sen, şüphe yok ki halîm selim ve aklı başında bir adamsın.

Adem Uğur

Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Ya Şuayb. . . Yöneldiğin mi sana emrediyor, atalarımızın tapındıklarına tapınmamamızı ya da mallarımızda dilediğimiz gibi tasarruf etmememizi! Muhakkak ki sen Haliym'sin, Reşiyd'sin. "

Ahmet Tekin

Onlar: 'Ey Şuayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızla ilgili Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları ve iradesinin tecellileri içinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi, sana namazın (dinin) mi emrediyor? Çünkü sen ihtiraslarına hâkim, güçlü, temkinli, müsamahakâr, aklı başında bir adamsın.' dediler.

Ahmet Varol

Onlar şöyle dediler: 'Ey Şuayb! Bizim babalarımızın taptıklarını bırakmamızı yahut mallarımızda istediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Doğrusu sen yufka yürekli, akıllı birisin!'

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın."

Ali Fikri Yavuz

Onlar dediler ki: “- Ey Şuayb! Babalarımızın taptıkları şeyleri terketmemizi, istemekten vazgeçmemizi, sana namazın mı emrediyor? Doğrusu sen, yumuşak huylusun, çok akıllısın. (MaşAllah!... diyerek alay ettiler.)”

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Ey Şuayb! Atalarımızın hizmet ettiklerini veya mallarımız konusunda dilediğimizi yapmayı bırakmamızı, senin namazın mı zorunlu yapıyor? Aslında, yumuşak huylu ve aklı başında birisin!"

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptıklarını, yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana imanın/dinin mi emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın."

Bekir Sadak

«Ey µuayb! Babalarimizin taptigini birakmamizi emreden veya mallarimizi istedigimiz gibi kullanmamizi meneden senin namazin midir? Sen dogrusu akli basinda, yumusak huylu birisin» dediler.

Celal Yıldırım

Onlar, «ey Şuâyb,» dediler, «babalarımızın taptığını terketmemizi veya kendi mallarımızda dilediğimizi yapmamızı bırakıvermemizi senin namazın mı emrediyor? Şüphesiz ki sen, yumuşak huylusun, doğru bir kimsesin, aklı basındasın.»

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kavmi ise, “Ey Şuayb! Atalarımızın taptığı şeylerden yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana ibadetin (dinin) mi emrediyor? Oysa sen uyumlu ve akıllı birisin!” dediler.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın."

Diyanet İşleri (eski)

'Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı meneden senin namazın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin' dediler.

Diyanet Vakfi

Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Dediler ki; «Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa ki sen yumuşak huylusun ve aklı başında bir adamsın.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Ey Şu'ayb, atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımız hususunda dilediğimizi yapmamamızı sana namazın mı emrediyor? Herhalde sen çok uslu ve akıllısın !" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya Şuayb, dediler: atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmamızı sana namazın mı emrediyor? Her halde sen, çok uslu akıllısın

Erhan Aktaş

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı; mallarımızı, istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin salatın mı buyuruyor? Oysaki sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı; mallarımızı, istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin salatın mı buyuruyor? Oysaki sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı; mallarımızı, istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin salatın mı buyuruyor?" Oysa ki sen yumuşak huylu, aklı başında bir adamsın.

Fizilal-il Kuran

Soydaşları dedi ki; «Ey Şuayb, atalarımızın taptıkları ilahlara tapmayı bırakmamızı ve mallarımız konusunda dilediğimiz tasarrufları yapmaktan kaçınmamızı emreden, empoze eden faktör, şu kıldığın namaz mıdır? Aslında sen yumuşak huylu, uslu ve aklı başında bir adamsın.»

Gültekin Onan

Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı buyuruyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın."

Hamdi Döndüren

Onlar dediler: “Ey Şuayb! Senin namazın mı sana, atalarımızın taptıklarından veya mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu, akıllı bir kişisin!”

Hasan Basri Çantay

Dediler ki: "Ey Şuayb, atalarımızın tapdığı şeylerden, yahud mallarımızdan ne dilersek onu yapmamızdan vaz geçmemizi sana namazın mı emrediyor? Çünkü sen, muhakkak ki sen (biliyoruz) yumuşak huylu, aklı başında (bir adam) sın".

Hasib Asutay

Dediler ki: 'Ey Şuayb! Babalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen, yumuşak huylu, akıllı (bir insan)sın.'

Hayrat Neşriyat

Dediler ki: 'Ey Şuayb! Atalarımızın tapmakta oldukları şeylerden, yâhutmallarımız hakkında ne diliyorsak yapmaktan vazgeçmemizi, sana namazın mı emrediyor?Şübhesiz ki sen, hakikaten yumuşak huylu, aklı başında bir kimsesin!'

İbni Kesir

Dediler ki: Ey Şuayb; senin namazın mı bize babalarımızın taptıklarını ve mallarımızı dilediğimiz gibi kullanmamızı men'ediyor? Sen, doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin.

Mehmet Okuyan

(Medyenliler Şuayb’a) şöyle demişlerdi: “Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları) veya mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana salâtın (ibadetin) mi emrediyor? Şüphesiz ki sen çok hoşgörülüsün; akıllısın!”

Muhammed Esed

"Ey Şuayb!" dediler, "(Şu) senin dua (alışkanlığın) mı, atalarımızın tapınageldiği şeyleri bırakmamız ve malımız mülkümüz üzerine keyfi tasarruflarda bulunmamamız yönünde bizi uyarmanı zorunlu kılıyor? Çünkü, (biz) sen(i) aslında yumuşak başlı, aklı başında biri (olarak biliriz).

Mustafa İslamoğlu

"Ey Şuayb!" dediler, "Atalarımızn taptıklarını, ya da mallarımız üzerinde keyfimizce tasarrufta bulunmayı terk etmemizi, senin salat'ın mı emretmektedir? Oysa ki (bizce) sen oldukça uyumlu ve akıllı bir adamsın!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Dediler ki: «Ey Şuayb! Atalarımızın ibadet ettikleri şeyleri veya mallarımızda dilediğimizi işlememizi, terk etmemizi sana namazın mı emrediyor? Şüphe yok elbette sen, çok ilim ve akıl sahibisin.»

Ömer Öngüt

Dediler ki: “Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı veya mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Doğrusu sen yumuşak huylusun, çok akıllısın. ”

Suat Yıldırım

"Şuayb!" dediler, "atalarımızın taptıkları tanrılarımızı terketmeyi yahut mallarımızı dilediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Aferin, amma da akıllı, uslu bir adamsın ha!"

Süleyman Ateş

"Ey Şu'ayb, dediler, senin namazın mı sana, babalarımızın taptığı şeylerden, yahut mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi emrediyor? Oysa sen, yumuşak huylu, akıllı(bir insan)sın!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı, mallarımızı istediğimiz gibi kullanmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı /senin inancın mı emrediyor? Sen ne kadar da yumuşak huylu ve akıllı (!) biriymişsin."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki "Bak Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı, mallarımızı kendi düzenimize göre kullanmaktan vazgeçmemizi senin ibadetin mi emrediyor? Sen yumuşak huylu ve aklı başında birisin!"

Şaban Piriş

Onlar da: -Ey Şuayb, atalarımızın kulluk ettiğini veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı bırakmamızı senin salatın mı emrediyor? Oysa sen olgun ve yumuşak huylu birisiydin, dediler.

Tefhim-ul Kuran

Dediler ki: «Ey Şuayb, senin namazın mı atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vaz geçmemizi emretmektedir. Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam) sın.»

Ümit Şimşek

'Şuayb,' dediler, 'yoksa atalarımızın ibadet ettiği şeyleri terk etmemizi veya kendi malımız hakkında dilediğimizi yapmaktan vazgeçmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve aklı başında bir adamdın.'

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Ey Şuayb! Namazın mı emrediyor sana, atalarımızın tapar olduğunu terk etmemizi yahut mallarımızda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi? Esasında sen; gerçekten yumuşak huylu, olgun bir insansın."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar dedilər: “Ey Şueyb! Atalarımızın ibadət etdikləri məbudlardan, yaxud mallarımızı istədiyimiz kimi istifadə etməkdən vaz keçməyimizi sənə namazınmı əmr edir? Doğrudan da, sən yumşaq xasiyyətlisən, ağıllısan”.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (istehza ilə) dedilər: ″Ey Şüeyb! Atalarımızın tapındığı bütləri tərk etməyimizi, mallarımızla istədiyimiz kimi hərəkət etməkdən vaz keçməyimizi sənə namazınmı (dininmi) əmr edir? Sən doğrudan da, həlim xasiyyətlisən, çox ağıllısan!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie sprachen ʺO Schuʹaib! Gebieten dir deine Gebete, daß wir uns von dem abwenden, was unsere Väter angebetet haben oder daß wir mit unserem Vermögen nicht mehr machen dürfen, was wir möchten? Du bist doch sonst vernünftig und nachsichtig.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Sie sagten: ʺO Suʹaib, befiehlt dir denn dein Gebet, daß wir das verlassen, dem unsere Väter dienen, oder (davon absehen), mit unserem Besitz zu tun, was wir wollen? Du bist fürwahr der Nachsichtige und Besonnene!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Sie sagten: ʺ0 Suaib, heißt dein Gebet, daß wir das verlassen sollen, was unsere Väter anbeteten, oder daß wir aufhören sollen, mit unserem Besitz zu tun, was uns gefällt? Du bist doch wahrlich der Milde und der Mündige!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie sagten: ʺSchuʹaib! Sind es etwa deine Gebete, die dir gebieten, daß wir das unterlassen, was unsere Ahnen angebetet haben, oder daß wir mit unserem Vermögen das tun, was wir wollen?! Gewiß, du bist doch der Nachsichtige, der Verständige.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Thus still they said to him: "Do your prayers, O Shuaib, and system of faith enjoin you to induce us to renounce Our father's system of faith and worship or that we must not use our money at will nor do with it what we will!". But we have always thought you were AL-Halim (the forbearing) and AL-Rashid (a man of min

Abdul Haleem

They said, ‘Shuayb, does your prayer tell you that we should abandon what our forefathers worshipped and refrain from doing whatever we please with our own property? Indeed you are a tolerant and sensible man.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "O Shu'aib! Does thy (religion of) prayer command thee that we leave off the worship which our fathers practised, or that we leave off doing what we like with our property? truly, thou art the one that forbeareth with faults and is right-minded!"

Abul A'la Maududi

They replied: 'O Shu'ayb! Does your Prayer enjoin upon you that we should forsake the deities whom our forefathers worshipped, or that we should give up using our wealth as we please? Do you fancy that you, and only you, are forbearing and right-directed?'

Aisha Bewley

They said, ‘Shu‘ayb, do your prayers instruct you that we should abandon what our fathers worshipped or stop doing whatever we want to with our wealth? You are clearly the forbearing, the rightly-guided!’

Al-Hilali & Khan

They said: "O Shu‘aib! Does your Salât (prayer) command that we give up what our fathers used to worship, or that we give up doing what we like with our property? Verily, you are the forbearer, right-minded!" (They said this sarcastically).

Ali Quli Qarai

They said, ‘O Shu‘ayb, does your worship require that we abandon what our fathers have been worshiping, or that we should not do with our wealth whatever we wish? You are indeed [a] gentle and sensible [person]. ’

Amatul Rahman Omar

They said, `O Shu`aib! does your prayer enjoin you that we should give up what our fathers worshipped or (does it bid you) that we cease to do with our possessions as we like? You (O Shu`aib!) are you (so to say,) the only intelligent and the right-directing one?'

Arthur John Arberry

They said, 'Shuaib, does thy prayer command thee that we should leave that our fathers served, or to do as we will with our goods? Thou art the clement one, the right-minded. '

Bijan Moeinian

They replied: "Tell us Shu’aib, does your kind of worshipping the Lord mean that we have to abandon our forefathers’ religion and that we should give up our freedom of choice in the manner that we trade or do whatever we want with our properties? Then you are the only generous (,liberal, romantic) and righteous man [left in our community!]"

E. Henry Palmer

They said, 'O Shohaib! Do thy prayers bid thee that we should forsake what our fathers served, or that we should not do as we please with our wealth? Thou art, forsooth, the clement and straightforward one!'

Edip-Layth

They said, "O Shuayb, does your contact prayer order you that we leave what our fathers served, or that we do not do with our money as we please? You are the compassionate, the sane!"

George Sale

They answered, O Shoaib, do thy prayers enjoin thee, that we should leave the gods which our fathers worshipped; or that we should not do what we please with our substance? Thou only, it seems, art the wise person, and fit to direct.

Hamid S. Aziz

"That which Allah leaves for you is better for you if you be believers. But I am not a guardian (or keeper) over you."

Mahmoud Ghali

They said, "O Shuaayb, does your prayer command you that we should leave what our fathers worshiped, or (leave) performing as we decide with our riches? Surely you are indeed the one who is the most-forbearing, the (most) right-minded. "

Marmaduke Pickthall

They said: O Shu'eyb! Doth thy way of prayer command thee that we should forsake that which our fathers (used to) worship, or that we (should leave off) doing what we will with our own property. Lo! thou art the mild, the guide to right behaviour.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "O Shu'aib, does your piety teach that we should abandon what our fathers worshipped, or desist from doing what we like with our goods? How gracious a man of discernment you are indeed!"

Muhammad Asad

Said they: "O Shu'ayb! Does thy [habit of] praying compel thee to demand of us that we give up all that our forefathers were wont to worship, or that we refrain from doing whatever we please with our possessions? Behold, [thou wouldst have us believe that] thou art indeed the only clement, the only right-minded man!"

Mustafa Khattab

They asked ˹sarcastically˺, "O Shu’aib! Does your prayer command you that we should abandon what our forefathers worshipped or give up managing our wealth as we please? Indeed, you are such a tolerant, sensible man!"

Progressive Muslims

They said: "O Shu'ayb, does your contact-method order you that we leave what our fathers served, or that we do not do with our money as we please You are the compassionate, the sane!"

Sahih International

They said, "O Shu'ayb, does your prayer command you that we should leave what our fathers worship or not do with our wealth what we please? Indeed, you are the forbearing, the discerning!"

Sam Gerrans

They said: “O Shuʿayb: does thy duty command thee that we leave what our fathers served, or that we do not with our wealth what we will? Thou art the clement, the right-minded!”

Shabbir Ahmed

They said, "O Shoaib! (We had thought that your religion was only a matter between you and your Lord). Does your Salat command that we should forsake the worship that our fathers practiced? Or, that we leave off doing what we like to do with our economy? Behold, you want us to think that you are the only clement, and the rightly guided man among us."

Syed Vickar Ahamed

They said: "O Shu’aib! Does your prayer order you that we stop the worship our fathers practiced, or that we stop doing what we like with our property? Truly, you are the one who forgives (our) faults, and are right-minded!"

Taqi Usmani

They said, "O Shu‘aib, does your Salāh (prayer) command you that we should forsake what our fathers used to worship or that we should not deal with our wealth as we please? You pretend to be the only man of wisdom and guidance."

The Monotheist Group

They said: "O Shu'ayb, does your contact prayer order you that we leave what our fathers served, or that we do not do with our money as we please? It seems only you are the compassionate, the wise!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils dirent: ʺO Chuayb! Est-ce que ta prière te demande de nous faire abandonner ce quʹadoraient nos ancêtres, ou de ne plus faire de nos biens ce que nous voulons? Est-ce toi lʹindulgent, le droit?ʺ

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Tinazên xwe pê kirin û jê re) Gotin: Ey Şueyb! Ma nimêja te li te ferman dike ku em dev ji perestina wan (pûtan) berdin, ew ên ku bav û kalên me ew diperestin, an jî em bi kêfa xwe teserufatiyê di malê xwe de nekin? Bêguman tu mirovekî bêhnfireh û aqilmend î.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij zeiden: ʺO Sjoeʹaib, dragen jouw gebeden jou op dat wij wat onze vaderen dienden verlaten of dat wij ophouden met onze bezittingen te doen wat wij willen? Jij bent toch de zachtmoedige, de verstandige.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Zij antwoordden: O Shoaïb! zijn het uwe gebeden die u gelasten, ons de goden te doen verlaten, welke door onze vaderen werden aangebeden, of dat wij met onze bezittingen niet zouden doen, wat wij verkiezen. Gij alleen zijt, naar het schijnt, de wijze man, en geschapen om tot leidsman te strekken.

Hollandaca — Siregar

Zij zeiden: ʺʹO Sjoeʹaib, gebiedt jouw shalât dat wij verlaten wat onze voorvaderen aanbaden, of dat wij ophouden met onze bezittingen te doen wat wij willen? Voorwaar, je bent zeker zachtmoedig, verstandigʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Они сказали (насмехаясь): «О, Шуайб! Неужели твоя молитва (которую ты совершаешь постоянно) повелевает нам оставить то, чему поклонялись отцы наши [наших идолов], или распоряжаться с нашим имуществом, как мы пожелаем [с хитростью]? Поистине, ты (о, Шуайб) конечно сдержанный, благоразумный».

Rusça — Osmanov

Они сказали, ʺО Шуʹайб Неужели своими молитвами ты [должен призывать] нас отрекаться от того, чему поклонялись наши отцы, или распоряжаться нашим имуществом не так, как мы считаем нужным? Ведь ты же - кроткий, смиренныйʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De sade: ʺHör, Shu`ayb! Måste vi enligt din tro överge det som våra förfäder tillbad och får vi inte längre göra som vi vill med vår egendom? Är du således den enda (människan på jorden) som är god och rättrådig!ʺ