Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler."
وَقَالَ مُوسٰى رَبَّنَا اِنَّكَ اٰتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَاَهُ زِينَةً وَاَمْوَالًا فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَنْ سَبِيلِكَ رَبَّنَا اطْمِسْ عَلٰٓى اَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَلِيمَ
ve ḳāle mūsā rabbenā inneke āteyte fir'ǎvne ve meleehu zīneten ve emvālen fī l-Hayāti d-dunyā rabbenā li yuDillū ǎn sebīlike rabbenā Tmis ǎlā emvālihim ve şdud ǎlā ḳulūbihim fe lā yu'minū Hattā yeravu l-ǎƶābe l-elīme
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (80 / 80 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Ve Mûsâ, Rabbimiz dedi, sen Firavun'a ve ona uyanlardan ileri gelenlere gerçekten de dünyâ yaşayışına âit ziynetler ve mallar verdin. Rabbimiz, onlar bu yüzden halkı doğru yoldan çıkarmada, saptırmadalar. Rabbimiz, mallarını mahvet, yurtlarında kendi sefaletlerini göster onlara da yüreklerini sık, çünkü onlar, o elemli azâbı görünceye dek inanmayacaklar.
Abdulkadir Gölpınarlı
Ve Mûsâ, Rabbimiz dedi, sen Firavunʼa ve ona uyanlardan ileri gelenlere gerçekten de dünyâ yaşayışına âit ziynetler ve mallar verdin. Rabbimiz, onlar bu yüzden halkı doğru yoldan çıkarmada, saptırmadalar. Rabbimiz, mallarını mahvet, yurtlarında kendi sefaletlerini göster onlara da yüreklerini sık, çünkü onlar, o elemli azâbı görünceye dek inanmayacaklar.
Adem Uğur
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
Ahmed Hulusi
Musa dedi ki: "Rabbimiz! Muhakkak ki Firavun ve ileri gelenlerine, dünya hayatının zinet ve mallarını sen verdin. . . Rabbimiz, (halkı) senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz mallarını sil-süpür; içlerini bunalt! Zira onlar acı azabı görmedikçe iman etmezler. "
Ahmet Tekin
Mûsâ: 'Ey Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve büyük servetler verdin. Ey Rabbimiz! Bu kadar serveti, insanları, başlarına buyruk hale getirerek, senin yolundan, İslâm’dan uzaklaştırıp, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân sağlasınlar diye mi verdin? Ey Rabbimiz onların mallarını yok et. Kalplerini katılaştır, kafalarını kalınlaştır, mühürle. Gene de can yakıp inleten müthiş azâbı görünceye kadar, onlar iman etmeyecekler.' dedi.
Ahmet Varol
Musa dedi ki: 'Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına, dünya hayatında süs ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! İnsanları, senin yolundan saptırmaları için mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini de bağla ki, o acıklı azabı görünceye kadar iman etmesinler!'
Ali Bulaç
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler."
Ali Fikri Yavuz
Mûsa şöyle dua etti: “-Ey Rabbimiz! Sen Firavun’a ve etrafındakilere dünya hayatında giyecek bir çok süs eşyası ve mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını mahvet ve kalblerini şiddetle sık ki, o acıklı azabı görmedikçe iman etmiyecekler.”
Ali Rıza Safa
Musa, şöyle dedi: "Efendimiz! Aslında, Firavun ve ileri gelenlerine, dünya yaşamında varlık ve mal verdin!" "Efendimiz! Senin yolundan saptırmaları için mi?" "Efendimiz! Onların varlıklarını yok et, yüreklerine de darlık ver. Acı bir cezayı görünceye dek artık inanmazlar!"
Bayraktar Bayraklı
Musa dedi ki: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen, Firavun ve kavmine dünya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! Onlara bu nimetleri, insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler diye mi verdin? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver."
Bekir Sadak
Musa: «Rabbimiz! Dogrusu sen Firavun'a ve erkanina ziynetler ve dunya hayatinda mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan sasirmalari icin mi? Rabbimiz! Mallarini yok et, kalblerini sik; cunku onlar can yakici azabi gormedikce inanmazlar» dedi.
Celal Yıldırım
Musa, «Ey Rabbimiz.» dedi, «doğrusu sen Fir'avn'a ve ileri gelen cemaatine Dünya hayatında zînet ve mallar verdin. Rabbim! Bunu senin yolundan saptırsınlar diye mi verdin ? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür de belirsiz hale getir; kalblerini sık da sık. O elîm azabı görmedikçe (belli ki) onlar inanmıyacaklardır.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Mûsâ, “Rabbimiz!” dedi, “Sen Firavun’a ve adamlarına dünya hayatında ihtişam ve servet verdin; insanları senin yolundan saptırsınlar diye mi yâ rab! Ey rabbimiz! Artık onların servetlerini silip yok et, kalplerine sıkıntı ver; elem veren cezayı görmedikçe iman etmesinler de görsünler!”
Diyanet İşleri
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler."
Diyanet İşleri (eski)
Musa: 'Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar' dedi.
Diyanet Vakfi
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Musa dedi: «Ey Rabbimiz! Sen Firavun'a ve adamlarına şu dünya hayatında göz kamaştırıcı zenginlik ve bol bol servet verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür ve kalblerine sıkıntı düşür. Çünkü onlar o acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler.»
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Musa dedi ki: "Ey Rabbimiz,sen Firavun'a ve adamlarına, dünya hayatında zinet, ihtişam ve nice nice mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını sil, süpür ve sıktıkça sık ki, o acı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."
Elmalılı Hamdi Yazır
Musa, ya rab! dedi, sen Fir'avne ve cem'iyyetine, dünya hayatta bir ziynet ve haşmet ve nice nice mallar verdin, yolundan saptırsınlar diye mi ya rab? Ya rab! Mallarını sil süpür ve kalblerini şiddetle sık ki o elim azabı görmedikçe iyman etmiycekler
Erhan Aktaş
Musa: "Ey Rabb'imiz! Firavun ve melelerine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ey Rabb'imiz! Onlar ise bunu Sen'in yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb'imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Musa: "Ey Rabb'imiz! Firavun ve melelerine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ey Rabb'imiz! Onlar ise bunu Senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb'imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Musa: "Ey Rabb'imiz! Firavun ve ileri gelenlerine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ey Rabb'imiz! Onlar ise bunu Senin yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb'imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Fizilal-il Kuran
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
Gültekin Onan
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz sen Firavuna ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar inanmayacaklar."
Hamdi Döndüren
Musa dedi ki: “Ey Rabbimiz! Firavun’a ve ileri gelenlerine dünya hayatına süs olan zenginliği ve bir takım malları veren sensin. Ey Rabbimiz! (Bir takım zayıfları) senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et ve kalplerini sıkıştır. Çünkü onlar, can yakıcı azabı görünceye kadar iman etmezler!”
Hasan Basri Çantay
Musa: "Ey Rabbimiz, dedi, hakıykaten Sen Fir'avne ve ileri gelenlerine dünya hayaatında zinet (-ü haşmet) ve (nice) mallar verdin, Senin yolundan sapdırsınlar diye mi hey Rabbimiz?! Sen onların mallarını yok et Rabbimiz, kalblerini şiddetle sık ki onlar o çetin azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyeceklerdir".
Hasib Asutay
Musa dedi ki: 'Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve ileri gelenlerine dünya hayatından ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi (verdin)? Ey Rabbim! Onların mallarını yok et ve kalplerini sık ki, (onlar) o can alıcı azabı görünceye kadar iman etmeyecekler.'
Hayrat Neşriyat
Mûsâ şöyle dedi: 'Rabbimiz! Şübhe yok ki sen, Fir'avun’a ve ileri gelenlerine dünya hayâtında ziynet (şa'şaa) ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye (mi bunlara mal mülk verdin)? Rabbimiz! (Artık) onların (o azılı kâfirlerin) mallarını yok et ve kalblerini şiddetle sık, öyle ki, elemli azâbı görünceye kadar îmân etmesinler!(Ehl-i îmâna yaptıklarının cezâsını görsünler!)'
İbni Kesir
Musa dedi ki: Rabbımız, doğrusu sen Firavun'a ve erkanına bu dünyada hayatında süsler ve mallar verdin. Rabbımız; Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Rabbımız; mallarını yok et, onların kalblerini sık. Çünkü onlar, elim azabı görmedikçe iman etmezler.
Mehmet Okuyan
Musa şöyle demişti: “Rabbimiz! Şüphesiz ki sen Firavun ve yöneticilerine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri) insanları senin yolundan saptırsınlar (diye mi verdin?) Rabbimiz! Onların mallarını sil, kalplerine sıkıntı ver! Onlar o elem verici azabı görünceye kadar iman etmeyecekler.”
Muhammed Esed
Ve Musa: "Ey Rabbim!" dedi, "gerçek şu ki, Sen Firavun ve onun seçkinler çevresine dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin; öyle ki, bunun sonucu olarak onlar da, ey Rabbim, (başkalarını) Senin yolundan çeviriyorlar! Ey Rabbimiz, öyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et, (ve böylece) kalplerini katılaştır; çünkü çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar!"
Mustafa İslamoğlu
Ve Musa "Rabbimiz!" dedi; "Şu bir gerçek ki Sen, Firavun ve onun yakın çevresine bu dünya hayatında göz kamaştırıcı bir saltanat ve mal verdin! Rabbimiz (işte) bu yüzden senin yolundan insanları saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların servetlerini kökünden kazı ve yüreklerine bunun acısını oturt; belli ki onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmeyecekler!"
Ömer Nasuhi Bilmen
Mûsa da dedi ki: «Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki, sen Fir'avun'a ve onun cemaatine dünya hayatında ziynet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan sapıtsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! onların mallarını mahvet ve gönülleri üzerini şiddetle mühürle. Tâ ki onlar acıklı azabı görünceye kadar imân etmesinler.»
Ömer Öngüt
Musa dedi ki: “Ey Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun ve erkânına bu dünya hayatında debdebeler, servetler verdin. Rabbimiz! Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et. Kalplerini sık. Çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler. ”
Suat Yıldırım
Mûsâ: "Ey bizim Rabbimiz!" dedi. "Sen Firavun ile onun ileri gelen yardımcılarına dünya hayatında muazzam zinet, haşmet ve servet verdin. Ey bizim Rabbimiz! İnsanları neticede Senin yolundan saptırsınlar diye mi onlara bu imkânı verdin? Ey bizim büyük Rabbimiz, mahvet, sil süpür onların servetlerini ve kalplerini şiddetle sık! Belli ki o acı azabı görmedikçe onlar imana gelmeyecekler."
Süleyman Ateş
Musa: "Rabbimiz dedi, sen Fir'avn'a ve adamlarına yakın hayatta süs ve nice mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını yok et, kalblerini sık ki, acı azabı görünceye kadar inanmasınlar!"
Süleymaniye Vakfı
Musa dedi ki: "Rabbimiz! Sen Firavun'a ve önde gelenlerine dünya hayatında süs ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını mahvet, kalplerini baskı altında tut. Bunlar bu acıklı azabı görünceye dek inanmayacaklar."
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Musa dedi ki "Rabbimiz! Sen Firavun'a ve ileri gelen adamlarına dünya hayatında süs ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Sen onların mallarını yok et, kalplerini öyle baskı altında tut ki o acıklı azabı görünceye kadar inanamaz olsunlar."
Şaban Piriş
Musa: -Rabbimiz, doğrusu sen Firavun'a ve çevresine zinetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar, dedi.
Tefhim-ul Kuran
Musa dedi ki: «Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar, acıklı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler.»
Ümit Şimşek
Musa 'Ey Rabbimiz,' dedi. 'Firavun'a ve kavmin ileri gelenlerine dünya hayatında ziynet ve mal verdin. Rabbimiz, onlar ise bu verdiklerinle halkı Senin yolundan saptırıyorlar. Onların mallarını mahvet, ey Rabbimiz, ve kalplerine öyle bir katılık ver ki, o acı azabı görmeden iman etmesinler.'
Yaşar Nuri Öztürk
Musa şöyle dedi: "Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına şu geçici hayatta debdebe verdin, mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Onların mallarını sil süpür, kalplerini şiddetle sık ki, acıklı azabı görünceye kadar inanmasınlar."
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Musa dedi: “Ey Rəbbimiz! Sən Firona və onun əyanlarına dünya həyatında zinət və mal-dövlət bəxş etdin. Ey Rəbbimiz! Onlar insanları Sənin yolundan sapdırırlar. Ey Rəbbimiz! Onların mal-dövlətini məhv et və qəlbini sərtləşdir ki, ağrılı-acılı əzabı görməyincə iman gətirməsinlər”.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Musa dedi: ″Ey Rəbbimiz! Sən Firʼona və əʼyan-əşrafına dünyada zinət və mal-dövlət ehsan etdin! Ey Rəbbimiz! (Bu sərvəti onlara bəndələrini) Sənin (haqq) yolundan azdırmaq üçün verdin? Ey Rəbbimiz! Onların mal-dövlətini məhv et və ürəklərini möhürlə (sərtləşdir) ki, şiddətli əzabı görməyincə iman gətirməsinlər!″
Almanca (3)
Almanca — Al-Azhar
Moses sprach: ʺO unser Herr! Du hast Pharao und seinen Notablen Wohlleben und Reichtum im diesseitigen Leben verschafft, damit sie diejenigen, die sich für den Irrweg entschieden haben, irreführen und von Deinem Pfad abwenden. Vernichte ihren Reichtum und versiegle ihre Herzen, da sie nicht glauben, damit sie die schmerzliche Strafe erleiden!ʺ
Almanca — Der Edle Quran
Und Musa sagte: ʺUnser Herr, Du hast ja Firʹaun und seiner führenden Schar im diesseitigen Leben Pracht und Besitz gegeben, unser Herr, damit sie (andere) von Deinem Weg in die Irre fuhren. Unser Herr, lösche ihren Besitz aus und schnüre ihre Herzen fest, so daß sie nicht glauben, bis sie die schmerzhafte Strafe sehen!ʺ
Almanca — M. A. Rassoul
Und Moses sprach: ʺUnser Herr, Du gabst die Pracht sowie die Reichtümer im diesseitigen Leben dem Pharao und seinen Vornehmen, unser Herr, damit sie von Deinem Weg abhalten. Unser Herr, zerstöre ihre Reichtümer und triff ihre Herzen, so daß sie nicht glauben, ehe sie die schmerzliche Strafe erleben.ʺ
English (26)
Abdel Khalek Himmat
Mussa prayed, thus: "O Allah, our Creator ", he said, "You have graced Pharaoh and the Pharonic nobility with material grandeur of impressive character and You gave them riches and abundance of valuable possessions which induced them to stray from Your path of righteousness" "O Allah, our Creator, reduce their riches to insignificance and deafen their hearts' ears to the end that they do not recognize You until they have apprehended by sight the torment laid upon the damned"
Abdul Haleem
And Moses said, ‘Our Lord, You have given Pharaoh and his chiefs splendour and wealth in this present life and here they are, Lord, leading others astray from Your path. Our Lord, obliterate their wealth and harden their hearts so that they do not believe until they see the agonizing torment.’
Abdullah Yusuf Ali
Moses prayed: "Our Lord! Thou hast indeed bestowed on Pharaoh and his chiefs splendour and wealth in the life of the present, and so, Our Lord, they mislead (men) from Thy Path. Deface, our Lord, the features of their wealth, and send hardness to their hearts, so they will not believe until they see the grievous penalty."
Abul A'la Maududi
Moses prayed: 'Our Lord! You bestowed upon Pharaoh and his nobles splendour and riches in the world. Our Lord! Have You done this that they may lead people astray from Your path? Our Lord! Obliterate their riches and harden their hearts that they may not believe until they observe the painful chastisement.
Aisha Bewley
Musa said, ‘Our Lord, You have given Pharaoh and his ruling circle finery and wealth in the life of this world, Our Lord, so that they may be misguided from Your Way. Our Lord, obliterate their wealth and harden their hearts so that they do not have iman until they see the painful punishment.’
Al-Hilali & Khan
And Mûsâ (Moses) said: "Our Lord! You have indeed bestowed on Fir‘aun (Pharaoh) and his chiefs splendour and wealth in the life of this world, our Lord! that they may lead men astray from Your Path. Our Lord! Destroy their wealth, and harden their hearts, so that they will not believe until they see the painful torment."
Ali Quli Qarai
Moses said, ‘Our Lord! You have given Pharaoh and his elite glamour and wealth in the life of this world, our Lord, that they may lead [people] astray from Your way! Our Lord! Blot out their wealth and harden their hearts so that they do not believe until they sight the painful punishment. ’
Amatul Rahman Omar
And Moses said (praying and Aaron joined him in prayer), `Our Lord! You have given Pharaoh and his chiefs pomp and wealth in the present life with the result, Our Lord! that they lead people astray from Your path. Our Lord! destroy their wealth and attack their hearts, so that they believe not until they see the grievous punishment.'
Arthur John Arberry
Moses said, 'Our Lord, Thou hast given to Pharaoh and his Council adornment and possessions in this present life. Our Lord, let them go astray from Thy way; Our Lord, obliterate their possessions, and harden their hearts so that they do not believe, till they see the painful chastisement.'
Bijan Moeinian
Moses (probably in one of these congregational prayers) said: " Our Lord, You have given Pharaoh and his officer’s wealth and luxuries in this world. O Lord, they use their power to push the people off your path. Lord, may you destroy their wealth and make their hearts the most insensitive to the truth so that they refuse to believe and, in consequence, be subjected to the severest punishment."
E. Henry Palmer
Moses said, 'O our Lord! verily, Thou hast brought to Pharaoh and his chiefs ornaments and wealth in the life of this world; O our Lord! that they may err from Thy way! O our Lord! confound their wealth and harden their hearts that they may not believe until they see grievous woe!'
Edip-Layth
Moses said, "Our Lord, you have given Pharaoh and his entourage adornments and wealth in this worldly life so that they will misguide from Your path. Our Lord, wipe-out their wealth and bring grief to their hearts so that they will not acknowledge until they see the painful retribution."
George Sale
And Moses said, O Lord, verily Thou hast given unto Pharaoh and his people pompous ornaments, and riches in this present life, O Lord, that they may be seduced from thy way: O Lord, bring their riches to nought, and harden their hearts; that they may not believe, until they see their grievous punishment.
Hamid S. Aziz
And We inspired Moses and his brother thus, "Establish, you twain, houses for your people in Egypt; and make you your houses a qiblah (the centre of worship); and be you steadfast in prayer, and give Glad Tidings to those who believe. "
Mahmoud Ghali
And Mûsa said, "Our Lord, surely You have brought Firaawn and his chiefs adornment and riches in the present life, (Literally: the lowly life, i. e., the life of this world) Our Lord, that they may make (people) err away from Your way. Our Lord, obliterate their riches, and strictly harden their hearts so that they do not believe till they see the painful torment.".
Marmaduke Pickthall
And Moses said: Our Lord! Lo! Thou hast given Pharaoh and his chiefs splendour and riches in the life of the world, Our Lord! that they may lead men astray from Thy way. Our Lord! Destroy their riches and harden their hearts so that they believe not till they see the painful doom.
Mohamed Ahmed - Samira
And Moses said: "O Lord, have You bestowed on the Pharaoh and his nobles pomp and plenty in the life of this world that they might mislead people from Your path? Destroy their possessions, O Lord, and harden their hearts that they may not believe until they face the painful punishment. "
Muhammad Asad
And Moses prayed: "O our Sustainer! Verily, splendour and riches hast Thou vouchsafed, in the life of this world, unto Pharaoh and his great ones-with the result, O our Sustainer, that they are leading [others] astray from Thy path! O our Sustainer! Wipe out their riches, and harden their hearts, so that they may not attain to faith ere they see the grievous suffering [that awaits them]!"
Mustafa Khattab
Moses prayed, "Our Lord! You have granted Pharaoh and his chiefs luxuries and riches in this worldly life, ˹which they abused˺ to lead people astray from Your Way! Our Lord, destroy their riches and harden their hearts so that they will not believe until they see the painful punishment."
Progressive Muslims
And Moses said: "Our Lord, you have given Pharaoh and his commanders adornments and wealth in this worldly life so that they will misguide from Your path. Our Lord, wipe-out their wealth and bring grief to their hearts; for they will not believe until they see the painful retribution."
Sahih International
And Moses said, "Our Lord, indeed You have given Pharaoh and his establishment splendor and wealth in the worldly life, our Lord, that they may lead [men] astray from Your way. Our Lord, obliterate their wealth and harden their hearts so that they will not believe until they see the painful punishment."
Sam Gerrans
And Moses said: “Our Lord: Thou hast given Pharaoh and his eminent ones adornment and wealth in the life of this world, our Lord, that they might lead astray from Thy path. Our Lord: destroy Thou their wealth, and harden Thou their hearts, so that they believe not until they see the painful punishment.”
Shabbir Ahmed
(Moses promised to proceed on these lines. ) He prayed, "Our Lord! You have given Pharaoh and his chiefs a life of luxury and abundance. Our Lord! With their resources and might they continue with their oppression and lead people astray from Your Path. Our Lord! Destroy their riches and make their faculties incapable of contriving their oppressive designs. They will not see the Truth unless they face an awful suffering."
Syed Vickar Ahamed
Musa (Moses) prayed: "Our Lord! You have truly granted to Firon (Pharaoh) and his Chiefs fame and wealth in the life of the present, and so our Lord, they mislead (others) from Your Path. Our Lord! Destroy the power of their wealth, and send hardness (and suffering) to their hearts, so much so they will not believe till they have seen the great penalty."
Taqi Usmani
Mūsā said, "Our Lord, You have given Pharaoh and his group glamour and riches in the worldly life, so that, our Lord, they mislead (people) from Your path. Our Lord, obliterate their riches and harden their hearts, so that they may not come to believe until they witness the painful punishment."
The Monotheist Group
And Moses said: "Our Lord, you have given Pharaoh and his commanders adornments and wealth in this worldly life so that they will misguide from Your path. Our Lord, wipe out their wealth and bring grief to their hearts; for they will not believe until they see the painful retribution."
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Et Moïse dit: ʺO notre Seigneur, Tu as accordé à Pharaon et ses notables des parures et des biens dans la vie présente, et voilà, O notre Seigneur, quʹavec cela ils égarent (les gens loin) de Ton sentier. O notre Seigneur, anéantis leurs biens et endurcis leurs cœurs, afin quʹils ne croient pas, jusquʹà ce quʹils aient vu le châtiment douloureuxʺ.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
En Moesa zei: ʺOnze Heer, U hebt aan Firʹaun en zijn raad van voornaamsten luister en bezittingen in het tegenwoordige leven gegeven, onze Heer, om (hen) van Uw weg te laten afdwalen. Onze Heer, verwijder hun bezittingen en verhard hun harten zodat zij niet geloven tot zij de pijnlijke bestraffing zien.ʺ
Hollandaca — Salomo Keyzer
En Mozes zeide: O Heer! waarlijk, gij hebt Pharao en zijn volk schitterende versierselen en rijkdommen in dit leven geschonken, o Heer! opdat zij van uwen weg mochten worden afgeleid. O Heer! vernietig hunne rijkdommen en verhard hunne harten, opdat zij niet gelooven, voordat zij uwe gestrenge straf hebben gezien.
Hollandaca — Siregar
En Môesa zei: ʺOnze Heer, voorwaar, U heeft Firʹaun en zijn vooraanstaanden versieringen en bezittingen tijdens het wereldse leven gegeven. Onze Heef, daardoor hielden zij (de mensen) af van Uw Pad. O Heer, vaag hun bezittingen weg en verhardt hun harten zodat zij niet geloven totdat zij de pijnlijke bestraffing zien.ʺ
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И сказал Муса: «Господь наш! Поистине, Ты даровал Фараону и его знати украшения [красивые вещи] и (обильное) богатство в земной жизни. Господь наш! (Они используют это) чтобы сбивать (людей) с Твоего пути! Господь наш! Уничтожь их богатство, ожесточи [запечатай] их сердца, чтобы они не уверовали, пока не увидят мучительное наказание».
Rusça — Osmanov
Муса воззвал: ʺГосподи наш! Ты даровал Фирʹауну и его вельможам в здешней жизни украшения и богатства, так что они, Господи наш, совратили [людей] с Твоего пути. Господи наш! Преврати во прах их богатства, ожесточи их сердца, чтобы они не могли уверовать, пока не постигнет их мучительное наказаниеʺ.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Och Moses bad: ʺHerre! Prakt och rikedomar har Du skänkt Farao och hans stormän i denna värld, och till följd därav, Herre, driver de (människor) bort från Din väg. Utplåna (därför) deras rikedomar, Herre, och låt deras hjärtan hårdna så att tron inte kan nå dem förrän de ser det plågsamma straff (som väntar dem).ʺ