Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!

فَكَذَّبُوهُ فَنَجَّيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ وَجَعَلْنَاهُمْ خَلَائِفَ وَاَغْرَقْنَا الَّذِينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا فَانْظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُنْذَرِينَ

fe keƶƶebūhu fe necceynāhu ve men meǎhu fī l-fulki ve ceǎlnāhum ḣalāife ve eğraḳnā (e)lleƶīne keƶƶebū bi āyātinā fe nZur keyfe kāne ǎāḳibetu l-munƶerīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَكَذَّبُوهُfe keƶƶebūhuك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yine de onu yalanladılar
2فَنَجَّيْنَاهُfe necceynāhuن ج وKurtarılmak, teslim edilmek, kurtulmak, kaçmak, özgür kalmak. Fısıldamak (bir sır), sır vermek.ancak biz onu kurtardık
3وَمَنْve menve olanları
4مَعَهُmeǎhuonunla beraber
5فِي
6الْفُلْكِl-fulkiف ل كYuvarlak olmak, dairesel olan herhangi bir şey, ısrar etmek/sebat etmek, gemi, gemi, yıldızların dönme yeri, gök küresi, gökyüzü kubbesi, gökyüzü, çevreleyen küreler, gökyüzü, dönme, dönme, devre, gidip gelme, çalkalanma durumunda, iğin dönüşü, etrafında dönen kişigemide
7وَجَعَلْنَاهُمْve ceǎlnāhumج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakve onları yaptık
8خَلَائِفَḣalāifeخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekhalifeler
9وَاَغْرَقْنَاve eğraḳnāغ ر قBattı, boğuldu, aşağı doğru inip kayboldu, ihtiyacı kalmadı, yayı sonuna kadar çekti, geçti/geride bıraktı, meşgul etti, sıkıntılarla bunalmış adam, tek yudum, süslendi, zorunlu, aniden/şiddetli bir şekilde, birine yaklaşmakve suda boğduk
10الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseleri
11كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayan(ları)
12بِاٰيَاتِنَاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
13فَانْظُرْfe nZurن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbir bak
14كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
15كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğuna
16عَاقِبَةُǎāḳibetuع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.sonlarının
17الْمُنْذَرِينَl-munƶerīneن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.uyarılanların

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken onu yalanladılar da onu ve onunla berâber gemide bulunanları kurtardık ve onları hükümdâr ettik ve delillerimizi yalanlayanları sulara boğduk, bak da gör, korkutulanların sonları ne oldu.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken onu yalanladılar da onu ve onunla berâber gemide bulunanları kurtardık ve onları hükümdâr ettik ve delillerimizi yalanlayanları sulara boğduk, bak da gör, korkutulanların sonları ne oldu.

Adem Uğur

Yine de onu yalanladılar, biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları (yeryüzünde) halifeler kıldık; âyetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğduk. Bak ki uyarılanların (fakat inanmayanların) sonu nasıl oldu!

Ahmed Hulusi

(Yine de) Onu yalanladılar. . . Biz de Onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. . . İşaretlerimizi yalanlamış olanları ise boğduk! Uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!

Ahmet Tekin

Buna rağmen onu yalanladılar. Biz de Nuh’u ve onunla beraber gemilerde olanları kurtardık, dünya düzeni kurmaya, ilâhî hükümleri icraya, yeryüzünü imara yetkili halifeler haline getirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları tûfanda boğduk. İbret nazarıyla bak, incele, sorumluluk, hesap ve ceza hatırlatılarak uyarılıp da, iman etmeyenlerin âkıbetleri nasıl oldu?

Ahmet Varol

Onlar yine de onu yalanladılar. Ancak biz onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık ve onları halifeler yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

Ali Bulaç

Fakat onu yalanladılar; biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına bir bak.

Ali Fikri Yavuz

Bunun üzerine yine Nûh’u tekzîp ettiler. Biz de onu ve beraberindeki müminleri gemide selâmete çıkardık ve bunları yeryüzünün halifeleri yaptık. Âyetlerimizi tekzip edenleri ise, suda boğduk. İşte bak, azabla korkutulup yola gelmiyenlerin sonu nasıl olmuştur!...

Ali Rıza Safa

Yine de Onu yalanladılar. Sonunda, Onu ve Onunla birlikte gemide olanları kurtardık ve onların yerine geçirdik; ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Artık, uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak?

Bayraktar Bayraklı

Yine de onu yalanladılar; biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları iktidar sahibi yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak ki, uyarılanların sonu nasıl oldu!

Bekir Sadak

Onu yalanci saydilar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanlari kurtardik. Onlari otekilerin yerine gecirdik, ayetlerimizi yalanlayanlari suda bogduk. Uyarilanlardan soz dinlemeyenlerin sonlarinin nasil olduguna bir bak.

Celal Yıldırım

Yine de onu yalanladılar. Biz onu ve gemide beraberindekilerin! kurtardık ve bu (kurtardıklarımızı) o (yok ettiklerimizin) yerine geçirdik; âyetlerimizi yalan sayanları boğduk. Artık sen o uyarılanların sonunun ne olduğuna bir bak !

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yine de onu yalancılıkla itham ettiler. Biz de onu ve gemide onunla beraber olanları kurtardık, âyetlerimizi yalan sayanları ise suda boğduk; yerlerine bunları geçirdik. İşte gör, o uyarılanların sonu nice oldu!

Diyanet İşleri

Onu yine de yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları ötekilerin yerine geçirdik. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Bak, uyarılan (fakat söz anlamayan)ların sonu nasıl oldu!

Diyanet İşleri (eski)

Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.

Diyanet Vakfi

Yine de onu yalanladılar, biz de hem onu hem de onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları (yeryüzünde) halifeler kıldık; âyetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğduk. Bak ki uyarılanların (fakat inanmayanların) sonu nasıl oldu!

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Buna rağmen yine ona yalan söylüyorsun, dediler. Biz de onu gemide kendisiyle beraber olanları kurtarıp, onları yeryüzünün halifeleri yaptık; ayetlerimizi inkar edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akibeti nasıl oldu?

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine yine onu tekzib ettiler. Biz de onu ve beraberindekileri gemide necate çıkarıb bunları Yer yüzünün halifeleri kıldık, ayetlerimizi tekzib edenleri ise gark ettik, bak işte inzar olunanların akibeti nasıl oldu

Erhan Aktaş

Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ve onları yeryüzünün halifeleri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak! Uyarılanların sonu nice oldu!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ve onları yeryüzünün halifeleri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak! Uyarılanların sonu nice oldu!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. Ve onları yeryüzünün halifeleri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak! Uyarılanların sonu nice oldu!

Fizilal-il Kuran

Yine de onu yalanladılar. Biz de onu ve gemideki arkadaşlarını boğulmaktan kurtararak, boğulanların yerine geçirdik ve ayetlerimizi yalanlayanları boğduk. Gör bakalım, uyarılıp da yola gelmeyenlerin sonu nice oldu?

Gültekin Onan

Fakat onu yalanladılar; biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına bir bak.

Hamdi Döndüren

Kavmi onu yalanladılar. Bunun üzerine, Biz de onu ve gemide onunla birlikte bulunanları kurtardık, bunları onların yerine getirdik. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. O uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

Hasan Basri Çantay

Yine onlar kendisini tekzib etdiler. Biz de hem onu, hem gemide beraberinde bulunan kimseleri selamete erdirdik ve bunları (yer yüzünün) halifeler (i) yapdık. Ayetlerimizi yalan sayanları ise (suda) boğduk. Bak, (Allahın azabiyle) korkutul (ub da doğru yolu tutmay) anların sonu nice olmuşdur!.

Hasib Asutay

(Yine de) onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık ve onları (yeryüzünde) halifeler kıldık. Âyetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğduk. Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!

Hayrat Neşriyat

Buna rağmen onu yalanladılar; bunun üzerine onu ve onunla berâber gemide bulunanları kurtardık; onları (yeryüzünde) halîfeler kıldık; âyetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Artık bak o korkutulanların sonu nasıl oldu!

İbni Kesir

Onu yalanladılar; ama Biz, onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Bunları yeryüzünün halifeleri yaptık. Ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğduk. Bir bak uyarılanların sonu nice oldu.

Mehmet Okuyan

(Yine de) onu yalanlamışlardı. Biz de hem onu hem de onunla birlikte gemide bulunanları kurtarmış ve onları (yeryüzünde) halifeler (sorumlular) olarak görevlendirmiştik. Ayetlerimizi yalanlayanları da (denizde) boğmuştuk. Bak ki uyarılanların (fakat inanmayanların) sonu nasıl olmuş!

Muhammed Esed

(Bütün bu uyarılara rağmen) o'nu yalanlamaya kalkıştılar! Ve Biz de o'nu ve gemide o'nunla birlikte olanların hepsini kurtarıp (yeryüzüne) mirasçı kıldık; ayetlerimizi yalanlamaya kalkışanları ise suda boğduk: İmdi, bir bak, uyarıldıkları halde uymayan insanların sonu nasıl olurmuş!

Mustafa İslamoğlu

Derken, onu yalanladılar; bunun üzerine Biz de onu ve onunla birlikte gemide bulunanları kurtardık ve onları (yeryüzünün) varisleri kıldık. Ayetlerimizi ısrarla yalan sayan kimseleri ise boğulmaya terk ettik. Dön de bir bak: uyarılan (ama uyanmayan) kimselerin akıbeti nice olurmuş?

Ömer Nasuhi Bilmen

Yine o'nu tekzîp ettiler. Biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları necâta erdirdik ve onları halifeler kıldık. Bizim âyetlerimizi tekzîp edenleri de gark ettik. Artık bak! Korkutulmuş olanların akıbetleri nasıl oldu?

Ömer Öngüt

Onu yalanladılar. Biz de hem onu hem de gemide onunla beraber bulunanları kurtardık ve onları (yeryüzünde) halifeler kıldık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılıp da söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

Suat Yıldırım

Yine de halkı kendisini dinlemeyip onu yalancı saydılar. Biz de hem onu, hem de gemide beraberinde olanları kurtardık ve bunları, o ülkeye hükmedenlerin yerine geçirdik.Âyetlerimizi yalan sayanları ise suda boğduk. İşte bak, uyarıldığı halde doğru yolu tutmayanların âkıbetlerinin nasıl olduğunu gör!

Süleyman Ateş

Yine de onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları egemen yaptık ve ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak işte uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin sonu nice oldu!

Süleymaniye Vakfı

Yine de onu yalancı saydılar. Sonra onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık ve hakimiyeti onlara verdik. Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanları suda boğduk. Uyarılan o kimselerin sonunun ne olduğuna bir bak!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Buna rağmen onu yalanladılar. Biz de onu ve onunla birlikte gemide olanları kurtardık ve diğerlerinin yerine geçirdik. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanları da suda boğduk. Uyarılan o kimselerin sonunun ne olduğunu bir düşün.

Şaban Piriş

O'nu yalanlamışlardı. Biz de O'nu ve O'nunla birlikte gemide olanları kurtarmış, ayetlerimizi yalanlayanları ise suda boğmuştuk. Uyarılanların sonunun nasıl olduğuna bak!

Tefhim-ul Kuran

Fakat onu yalanladılar; biz de Onu ve gemide Onunla birlikte olanları kurtardık ve onları halifeler kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Uyarılıp korkutulanların nasıl bir sonuca uğratıldıklarına bir bak.

Ümit Şimşek

Onlar onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtararak onların yerine geçirdik; âyetlerimizi yalanlayanları ise boğduk. Şimdi bak, uyarılanların sonu ne oldu!

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine, onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları yöneticiler yaptık; ayetlerimizi yalanlayanları da batırıp boğduk. Bak da gör, önceden uyarılanların sonu nice oluyor!

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar onu yalançı hesab etdilər. Biz də onu və onunla birlikdə gəmidə olanları xilas etdik, onları yer üzünə xələflər təyin etdik. Ayələrimizi yalan hesab edənləri isə suda batırdıq. Bir gör qorxudulanların aqibəti necə oldu!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar yenə də Nuhu yalançı hesab etdilər. Biz Nuha və onunla birlikdə gəmidə olanlara nicat verdik, onları (yer üzünə) varislər (xələflər) etdik. Ayələrimizi yalan hesab edənləri isə suda batırıb boğduq. Bir gör (əzabla) qorxudulanların (lakin yola gəlməyənlərin) axırı necə oldu!

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Sie bezichtigten ihn aber der Lüge. Da erretteten Wir ihn und diejenigen, die mit ihm waren, im Schiff. Und Wir machten sie zu Nachfolgern und ließen diejenigen ertrinken, die Unsere Zeichen für Lüge erklärten. So schau, wie das Ende der Gewarnten war!

Almanca — M. A. Rassoul

Doch sie bezichtigten ihn der Lüge; darum retteten Wir ihn und die, die bei ihm im Schiff waren. Und Wir machten sie zu den Nachfolgern (der Menschen), während Wir jene ertrinken ließen, die Unsere Zeichen für Lügen hielten. Schau also, wie das Ende derer war, die gewarnt worden waren!

Almanca — Muhammad Zaidan

Sie haben ihn jedoch des Lügens bezichtigt, so haben WIR ihn und diejenigen mit ihm im Schiff gerettet, diese als Nachfolger eingesetzt und diejenigen ertrinken lassen, die Unsere Ayat abgeleugnet haben. Also nimm wahr, wie das Anschließende von den Ermahnten war.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet they charged him with falsehood, and by consequence We rescued him by putting him together with those who fell in line with him on board ship -The Ark- and made them the successors. We drowned those who denied Our divine Message and signs. Now look to see what was the fate of those who were warned of impending danger and misfortune and they refused to pay heed.

Abdul Haleem

But they rejected him. We saved him and those with him on the Ark and let them survive; and We drowned those who denied Our revelations- see what was the end of those who were forewarned!

Abdullah Yusuf Ali

They rejected Him, but We delivered him, and those with him, in the Ark, and We made them inherit (the earth), while We overwhelmed in the flood those who rejected Our Signs. Then see what was the end of those who were warned (but heeded not)!

Abul A'la Maududi

But they rejected Noah, calling him a liar. So We saved him and those who were with him in the Ark, and made them successors (to the authority in the land), and drowned all those who had rejected Our signs as false. Consider, then, the fate of those who had been warned (and still did not believe).

Aisha Bewley

But they denied him so We rescued him, and all those with him, in the Ark and We made them the successors and We drowned the people who denied Our Signs. See the final fate of those who were warned!

Al-Hilali & Khan

They denied him, but We delivered him, and those with him in the ship, and We made them generations replacing one after another, while We drowned those who belied Our Ayât (proofs, evidence, lessons, signs, revelations, etc.). Then see what was the end of those who were warned.

Ali Quli Qarai

But they impugned him. So We delivered him and those who were with him in the ark and We made them the successors, and We drowned those who denied Our signs. So observe how was the fate of those who were warned!

Amatul Rahman Omar

But still they cried lies to him. So We saved him (-Noah) and all those who were with him in the Ark and We made them rulers while We drowned those who had cried lies to Our Messages. Behold then, how evil was the end of those who had been warned (beforehand).

Arthur John Arberry

But they cried him lies; so We delivered him, and those with him, in the Ark, and We appointed them as viceroys, and We drowned those who cried lies to Our signs; then behold how was the end of them that were warned!

Bijan Moeinian

Thus, they chose to disbelieve. I saved Noah and those who joined him in the arc and let them to inherit the earth. I drowned those who disregarded My Commandments. Note the consequences; they had already been warned.

E. Henry Palmer

But they called him a liar; and we saved him, and those with him, in the ark; and we made these successors, and drowned those who had said our signs were lies; see then how was the end of those who had been warned!

Edip-Layth

They denied him, so We saved him and those with him in the Ship, and We made them to succeed each other, and We drowned those who denied Our signs. So see how the punishment of those who were warned was!

George Sale

But they accused him of imposture; wherefore We delivered him, and those who were with him in the ark, and We caused them to survive the flood, but We drowned those who charged our signs with falsehood. Behold therefore, what was the end of those who were warned by Noah.

Hamid S. Aziz

But if you turn your backs, (remember) I asked you not for wages; my wages are only due from Allah, and I am bidden to be of those who Surrender (i. e. accept Islam)"

Mahmoud Ghali

Yet they cried him lies; so We safely delivered him and the ones with him in the ship (s), (The word fulk (ship) can mean singular or plural) and We made them succeeding each other, and We drowned the ones who cried lies to Our signs; so look into how was the end of them that were constantly warned.

Marmaduke Pickthall

But they denied him, so We saved him and those with him in the ship, and made them viceroys (in the earth), while We drowned those who denied Our revelations. See then the nature of the consequence for those who had been warned.

Mohamed Ahmed - Samira

Even then they denied him; so We saved him and those with him, in the ark, and established them in the land, and drowned those who denied Our signs. So think of the fate of those who were warned (and took no heed).

Muhammad Asad

And yet they gave him the lie! And so We saved him and all who stood by him, in the ark, and made them inherit [the earth], the while We caused those who gave the lie to Our messages to drown: behold, then, what happened in the end to those people who had been warned [in vain]!

Mustafa Khattab

But they still rejected him, so We saved him and those with him in the Ark and made them successors, and drowned those who rejected Our signs. See then what was the end of those who had been warned!

Progressive Muslims

They denied him, so We saved him and those with him in the Ship, and We made them to succeed each other, and We drowned those who denied Our revelations. So see how was the punishment of those who were warned!

Sahih International

And they denied him, so We saved him and those with him in the ship and made them successors, and We drowned those who denied Our signs. Then see how was the end of those who were warned.

Sam Gerrans

Then they denied him; so We delivered him, and those with him in the ship, and made them successors, and We drowned those who denied Our proofs. Then see thou how was the final outcome of those who had been warned!

Shabbir Ahmed

But, they persisted in their denial, and We saved Noah and his companions who boarded the ship, and made them successors in the land. (The deniers thought of the flood warning as a laughing matter. The Tigris and the Euphrates rivers flooded with torrential rains) and We drowned those who had rejected Our Messages. See then what happened to those who had been given sufficient warning.

Syed Vickar Ahamed

They rejected him, but We saved him, and those with him in the Ark, and We made them take over (the earth), generation replacing one after another while We overpowered in the Flood those who rejected Our Signs (verses). Then, see what was the end of those who were warned. (But did not pay attention)!

Taqi Usmani

Then they rejected him, and We saved him and those with him in the Ark and made them the successors, and drowned those who gave the lie to Our signs. So look how was the fate of those who were warned.

The Monotheist Group

They denied him, so We saved him and those with him in the ship, and We made them successors, and We drowned those who denied Our revelations. So see how was the punishment of those who were warned!

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils le traitèrent de menteur. Nous le sauvâmes, lui et ceux qui étaient avec lui dans lʹarche, desquels Nous fîmes les successeurs (sur la terre). Nous noyâmes ceux qui traitaient de mensonge Nos preuves. Regarde comment a été la fin de ceux qui avaient été avertis!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Vêca wan bi Nûh bawerî neanî. Me jî Nûh û ew ên ku di keştiyê de pê re bûn xilas kirin û me (li ser erdê) ew kirin şûngir. Me ew ên ku bi ayetên me bawerî neanîn jî (di tofanê de) binav kirin. De binêre ka encama wan ên hatine hişyarkirin (û bawerî neanî) çawa bû!

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij betichtten hem toen van leugens, maar Wij redden hem en wie er met hem in het schip waren en Wij maakten hen tot opvolgers. Maar Wij lieten hen die Onze tekenen loochenden verdrinken. Kijk dan hoe het einde was van de gewaarschuwden.

Hollandaca — Siregar

Toen loochenden zij hem (Noeh) waarop Wij hem redden en degenen die met hem in het schip waren en Wij maakten hen tot opvolgers. En Wij verdronken degenen die Onze Tekenen loochenden. Zie dan hoe het einde van de gewaarschuwden was.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И они [большая часть его народа] отвергли его [Нуха] [не поверили, что он послан Аллахом], и спасли Мы его [Нуха] и тех, кто был с ним [верующих], в ковчеге и сделали их преемниками [теми, кто сменил неверующих на земле]. И Мы потопили тех, которые отвергли Наши (ясные) знамения [неверующих]. Посмотри же [получи назидание], каков был конец [какое наказание постигло] тех, кого увещали [предупреждали о наказании Аллаха]!

Rusça — Osmanov

Но они объявили его лжецом, и Мы спасли его и тех, кто был с ним, в ковчеге, и они стали по Нашей воле наследниками [погубленных]. А тех, кто отвергал Наши знамения, Мы потопили. Так посмотри же, каков конец увещеваемых [всуе]!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men de beskyllde honom för lögn. Och så räddade Vi honom och dem som följde honom i arken och lät dem ta jorden i besittning (efter dem) som påstod att Våra budskap var lögn och som Vi lät drunkna (i vattenmassorna). Se där hur slutet blev för dem som varnades (förgäves)!