ع ق ر (AGR) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Kesmek, yaralamak, katletmek, topallık vermek, sonuç vermemek, kısır olmak (örn: rahim)

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (8)

Bu kök Kur'an boyunca 8 kez, 5 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

فَعَقَرُوهَا3 kez

Hud 11:65فَعَقَرُوهَاfe ǎḳarūhāyine de onu kestiler

فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُوا فِي دَارِكُمْ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ ذٰلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ

fe ǎḳarūhā fe ḳāle temetteǔ fī dārikum ṧelāṧete eyyāmin ƶālike veǎ'dun ğayru mekƶūbin

Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."

Şuara 26:157فَعَقَرُوهَاfe ǎḳarūhānihayet onu kestiler

فَعَقَرُوهَا فَاَصْبَحُوا نَادِمِينَ

fe ǎḳarūhā fe eSbeHū nādimīne

Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

Şems 91:14فَعَقَرُوهَاfe ǎḳarūhāve onu kestiler

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۖ

fe keƶƶebūhu fe ǎḳarūhā fe demdeme ǎleyhim rabbuhum bi ƶenbihim fe sevvāhā

Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti.

عَاقِرًا2 kez

Meryem 19:5عَاقِرًاǎāḳirankısırdır

وَاِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَٓاءِي وَكَانَتِ امْرَاَتِي عَاقِرًا فَهَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا

ve innī ḣiftu l-mevāliye min verāī ve kāneti mraetī ǎāḳiran fe heb lī min ledunke veliyyen

(5-6) "Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankar olmaların)dan korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!"

Meryem 19:8عَاقِرًاǎāḳirankısırdır

قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَاَتِي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا

ḳāle rabbi ennā yekūnu lī ğulāmun ve kāneti mraetī ǎāḳiran ve ḳad beleğtu mine l-kiberi ǐtiyyen

Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" dedi.

عَاقِرٌ1 kez

Al-i İmran 3:40عَاقِرٌǎāḳirunkısırken

قَالَ رَبِّ اَنّٰى يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَقَدْ بَلَغَنِيَ الْكِبَرُ وَامْرَاَتِي عَاقِرٌ قَالَ كَذٰلِكَ اللّٰهُ يَفْعَلُ مَا يَشَاءُ

ḳāle rabbi ennā yekūnu lī ğulāmun ve ḳad beleğaniye l-kiberu ve mraetī ǎāḳirun ḳāle ke ƶālike (a)llahu yef'ǎlu mā yeşā'u

Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. Allah, "Öyledir, ama Allah dilediğini yapar" dedi.

فَعَقَرُوا1 kez

A'raf 7:77فَعَقَرُواfe ǎḳarūderken boğazladılar

فَعَقَرُوا النَّاقَةَ وَعَتَوْا عَنْ اَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا يَاصَالِحُ ائْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا اِنْ كُنْتَ مِنَ الْمُرْسَلِينَ

fe ǎḳarū n-nāḳate ve ǎtev ǎn emri rabbihim ve ḳālū yā SāliHu 'tinā bimā teǐdunā in kunte mine l-murselīne

Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.

فَعَقَرَ1 kez

Kamer 54:29فَعَقَرَfe ǎḳara(deveyi) kesti

فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطٰى فَعَقَرَ

fe nādev SāHibehum fe teǎāTā fe ǎḳara

Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.