← Sureler

Mushaf — 373. Sayfa

‹
/ 604
›
26. Şuara Suresi

"Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir."

اِنْ هٰذَٓا اِلَّا خُلُقُ الْاَوَّلِينَ

in hāƶā illā ḣuluḳu l-evvelīne

"Biz azaba uğratılacak da değiliz."

وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

ve mā neHnu bi muǎƶƶebīne

Böylece onlar Hud'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

فَكَذَّبُوهُ فَاَهْلَكْنَاهُمْ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

fe keƶƶebūhu fe ehleknāhum inne fī ƶālike le āyeten ve mā kāne ekṧeruhum mu'minīne

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

ve inne rabbeke le huve l-ǎzīzu r-raHīmu

Semud kavmi de Peygamberleri yalanladı.

كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَلِينَ

keƶƶebet ṧemūdu l-murselīne

Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

اِذْ قَالَ لَهُمْ اَخُوهُمْ صَالِحٌ اَلَا تَتَّقُونَ

iƶ ḳāle lehum eḣūhum SāliHun elā tetteḳūne

"Ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."

اِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ اَمِينٌ

innī lekum rasūlun emīnun

"Öyle ise Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!"

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُونِ

fe tteḳū (a)llahe ve eTīǔni

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

وَمَا اَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ اَجْرٍ اِنْ اَجْرِيَ اِلَّا عَلٰى رَبِّ الْعَالَمِينَ

ve mā eselukum ǎleyhi min ecrin in ecriye illā ǎlā rabbi l-ǎālemīne

(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

اَتُتْرَكُونَ فِي مَا هٰهُنَٓا اٰمِنِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ

e tutrakūne fī mā hāhunā āminīne / fī cennātin ve ǔyūnin / ve zurūǐn ve naḣlin Tal'ǔhā heDīmun

"Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz."

وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا فَارِهِينَ

ve tenHitūne mine l-cibāli buyūten fārihīne

"Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."

فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَطِيعُونِ

fe tteḳū (a)llahe ve eTīǔni

(151-152) "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin."

وَلَا تُطِيعُوا اَمْرَ الْمُسْرِفِينَ اَلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

ve lā tuTīǔ emra l-musrifīne / (e)lleƶīne yufsidūne fī l-erDi ve lā yuSliHūne

Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

قَالُوا اِنَّمَٓا اَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ

ḳālū innemā ente mine l-museHHarīne

"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir."

مَا اَنْتَ اِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا فَأْتِ بِاٰيَةٍ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

mā ente illā beşerun miṧlunā fe 'ti bi āyetin in kunte mine S-Sādiḳīne

Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."

قَالَ هٰذِهِ نَاقَةٌ لَهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

ḳāle hāƶihi nāḳatun lehā şirbun ve lekum şirbu yevmin meǎ'lūmin

"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

ve lā temessūhā bi sū'in fe ye'ḣuƶekum ǎƶābu yevmin ǎZīmin

Derken onu kestiler, fakat pişman oldular.

فَعَقَرُوهَا فَاَصْبَحُوا نَادِمِينَ

fe ǎḳarūhā fe eSbeHū nādimīne

Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

فَاَخَذَهُمُ الْعَذَابُ اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةً وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

fe eḣaƶehumu l-ǎƶābu inne fī ƶālike le āyeten ve mā kāne ekṧeruhum mu'minīne

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

ve inne rabbeke le huve l-ǎzīzu r-raHīmu