Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطٰى فَعَقَرَ
fe nādev SāHibehum fe teǎāTā fe ǎḳara
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken arkadaşlarına seslendiler, derken kılıcını çekti de devenin ayaklarını kesti, öldürdü.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken arkadaşlarına seslendiler, derken kılıcını çekti de devenin ayaklarını kesti, öldürdü.
Adem Uğur
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.
Ahmed Hulusi
Arkadaşlarına seslenip çağırdılar. Onlar da payını aldı, deveyi de vahşi şekilde boğazladılar!
Ahmet Tekin
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.'
Ahmet Varol
Onlar arkadaşlarını çağırdılar; o da bıçağını çekip deveyi kesti.
Ali Bulaç
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.'
Ali Fikri Yavuz
(Salih Peygamberin kavmi bir müddet nöbetleşe bu emre uyduktan sonra), nihayet (Kudar İbni Salif adındaki) arkadaşlarını çağırdılar. O da kılıca sarılarak deveyi kesti.
Ali Rıza Safa
Böylece, arkadaşlarını çağırdılar. Ardından, işe koyulup kesti.
Bayraktar Bayraklı
Arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti.
Bekir Sadak
Ama bir arkadaslarini cagirdilar, o da kilicini alarak deveyi kesti.
Celal Yıldırım
Bu uyarıya rağmen (bir azgın gözü dönmüşe) arkadaşları seslendiler ; o da silahını kullanarak deveyi düşürüp kesti!
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Derken ilgili adamlarını çağırdılar; o da (deveye) saldırıp hunharca öldürdü.
Diyanet İşleri
Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.
Diyanet İşleri (eski)
Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti.
Diyanet Vakfi
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar, o da silaha sarıldı ve ayaklarını çırptı (biçti).
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine sahiblerine bağırdılar o da silaha sarıldı da ayaklarını çırptı
Erhan Aktaş
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağa sarıldı ve kesti.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağa sarıldı ve kesti.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da hazırlandı ve acımasızca kesti.
Fizilal-il Kuran
Ama onlar bir arkadaşlarını çağırdılar. O da kılıcını çekerek hayvanı cansız yere serdi.
Gültekin Onan
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi'.
Hamdi Döndüren
Onlar bir arkadaşlarını çağırdılar o da bıçağı çekip deveyi kesti.
Hasan Basri Çantay
Binnetice, arkadaşlarını çağırdılar. O da (kılıca) sarılarak (deveyi) kesdi.
Hasib Asutay
Derken arkadaşlarını (9) çağırdılar, o da kılıcı kaptı ve (deveyi) kesti. (9. Kudar bin Salif adında bir zorbayı.)
Hayrat Neşriyat
Sonunda (buna dayanamayıp, deveyi öldürmeye karar verdiler ve) arkadaşlarını çağırdılar; bunun üzerine (o da, kılıcına) cür’etle sarıldı da (deveyi) kesti.
İbni Kesir
Arkadaşlarını çağırdılar, o da sarılarak onu kesti.
Mehmet Okuyan
Onlar arkadaşlarını çağırmışlar, (içlerinden biri) hemen ileri atılmış ve deveyi hunharca katletmişti.
Muhammed Esed
Ama onlar (en yakın) adamlarını çağırdılar; o (gelir gelmez kötü bir işe) kalkıştı ve (hayvanı) vahşice boğazladı.
Mustafa İslamoğlu
Derken onlar, (çete başı olan) arkadaşlarını çağırdılar. Kafa kafaya verdiler... ve nihayet o, (deveyi) gaddarca boğazladı.
Ömer Nasuhi Bilmen
(28-29) Ve onlara haber ver ki, «Muhakkak su, onların aralarında taksimlidir. Her bir içiş için (nöbetinde sahibi) hazır bulunmuş olacaktır.» Artık arkadaşlarını çağırdılar. O da alacağını aldı da (deveyi) sihirleyip öldürdü.
Ömer Öngüt
Bir arkadaşlarını çağırdılar. O da cüret edip bıçağını çekerek deveyi kesti.
Suat Yıldırım
Onlar en yakın arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çıkarıp deveyi kesti.
Süleyman Ateş
Bir arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağı çekip (deveyi) kesti.
Süleymaniye Vakfı
Fakat onlar bir arkadaşlarını çağırdılar; o da işi üstlendi ve deveyi ayaklarını keserek öldürdü.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Derken arkadaşlarını çağırdılar; o da bıçağı kaptığı gibi deveyi kesti.
Şaban Piriş
Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi vahşice boğazladı.
Tefhim-ul Kuran
Derken arkadaşlarını çağırdılar, o da bıçağını kapıp 'hayvanı ayağından biçip yere devirdi.'
Ümit Şimşek
Onlar arkadaşlarını çağırdılar; o da bıçağını çekip deveyi kesti.
Yaşar Nuri Öztürk
Arkadaşlarını çağırdılar, o da hançerini kapıp deveyi boğazladı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar öz yoldaşlarını çağırdılar. O da dəvəni tutub diz vətərini kəsdi.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Nəhayət, onlar öz yoldaşlarını (Qudar ibn Salifi) çağırdılar. O da (dəvəni) tutub kəsdi.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Doch sie riefen ihren schlimmen Gefährten herbei, der ausholte und zuschlug.
Almanca — Der Edle Quran
Da riefen sie ihren Gefährten her. Er griff zu und schnitt dann (der Kamelstute) die Sehnen durch.
Almanca — M. A. Rassoul
Doch sie riefen ihren Gefährten, und er packte (sie) und schnitt (ihr) die Sehnen durch.
Almanca — Muhammad Zaidan
Dann riefen sie ihren Weggenossen, dann nahm er (das Schwert), dann verletzte er ihre Beine.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They called upon the leader whose heart was confederate with his hand; which held the knife and disabled the she-camel by cutting her hamstring muscles.
Abdul Haleem
But they called their companion, who took a sword and hamstrung the camel.
Abdullah Yusuf Ali
But they called to their companion, and he took a sword in hand, and hamstrung (her).
Abul A'la Maududi
Eventually, they summoned their companion, and he undertook the (outrageous) task and hamstrung the she-camel.
Aisha Bewley
They called on their companion and he set to it and hamstrung her.
Al-Hilali & Khan
But they called their comrade and he took (a sword) and killed (her).
Ali Quli Qarai
But they called their companion, and he took [a knife] and hamstrung [her].
Amatul Rahman Omar
Thereupon they called their comrade who seized her (- the she-camel) quite unlawfully with the help of others and hamstrung (her, and they were then overtaken by a calamity).
Arthur John Arberry
Then they called their comrade, and he took in hand, and hamstrung her.
Bijan Moeinian
Instead, They commissioned a clan member to kill the camel.
E. Henry Palmer
Then they called their companion, and he plied (a knife) and hamstrung her.
Edip-Layth
But they called on their friend, and he was paid to slaughter.
George Sale
And they called their companion: And he took a sword, and slew her.
Hamid S. Aziz
But they called their companion, who took (the sword) and hamstrung her.
Mahmoud Ghali
Then they called out their companion, so he took upon himself (the task); then he hamstrung her.
Marmaduke Pickthall
But they call their comrade and he took and hamstrung (her).
Mohamed Ahmed - Samira
But they called their commander, who seized and hamstrung her.
Muhammad Asad
But they summoned their [boldest] companion, and he ventured [upon the evil deed], and cruelly slaughtered [the animal]:
Mustafa Khattab
But they roused a companion of theirs, so he dared to kill ˹her˺.
Progressive Muslims
But they called on their friend, and he was paid to slaughter.
Sahih International
But they called their companion, and he dared and hamstrung [her].
Sam Gerrans
Then they called their companion, and he betook himself and did hamstring.
Shabbir Ahmed
But they called their (most forward) comrade and he took charge and killed her.
Syed Vickar Ahamed
But they called to their companion (in evil) and he took a sword in hand, and killed (the she-camel cutting her hamstrings).
Taqi Usmani
Then they called their man (to kill the she-camel,) so he undertook (the task) and killed (the she-camel).
The Monotheist Group
But they called on their friend, and he was paid to slaughter.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Puis ils appelèrent leur camarade qui prit (son épée) et (la) tua.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
(Êla Semûd) Gazî hevalekî xwe kirin, wî jî bi ya wan kir û (deve) serjêkir.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Toen riepen zij hun medeburger. Hij sloeg toe en sneed de hielpezen door.
Hollandaca — Salomo Keyzer
Zij riepen hunnen makker, en hij nam een zwaard en doodde haar,
Hollandaca — Siregar
Zij riepen toen hun metgezel, die overmoedig werd en (haar) slachtte.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И воззвали они к своему собрату [побудили самого злосчастного из них убить верблюдицу], и тот принялся (за это дело) и (затем) перерезал ей поджилки (чтобы свалить ее и затем зарезать).
Rusça — Osmanov
Тогда они призвали своего приятеля. Тот обнажил [меч] и подрезал поджилки [верблюдице].
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
Men de tillkallade en man i stammen som åtog sig (att slakta kamelstoet) och han slaktade det på grymmaste sätt.