"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.

وَاِذَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ اَنْ اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَأْذَنَكَ اُو۬لُوا الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُنْ مَعَ الْقَاعِدِينَ

ve iƶā unzilet sūratun en āminū bi(a)llahi ve cāhidū meǎ rasūlihi ste'ƶeneke ūlū T-Tavli minhum ve ḳālū ƶernā nekun meǎ l-ḳāǐdīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَاِذَٓاve iƶāzaman
2اُنْزِلَتْunziletن ز لinmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy, düzenli derleme, kademeli vahiy.indirildiği
3سُورَةٌsūratunس و رSur, duvar, şehir duvarı, çit, kale duvarı, atlayıp üstünden geçmek, aşmak, tırmanmak, saldırmak, hücum etmekbir sure
4اَنْendiye
5اٰمِنُواāminūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninanın
6بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
7وَجَاهِدُواve cāhidūج ه دÇabalamak veya emek vermek veya didinmek, kendini veya gücünü veya çabalarını kullanmak, kendini tutkuyla veya özenle veya gayretle işe vermek, ekstra çaba göstermek, kendini zorluğa veya yorgunluğa sokmak, birini veya bir şeyi incelemek, gücünün ötesinde yük bindirmek veya zayıflatmak veya yormak, bir şeyi çalkalayıp özünü çıkarmak, bir şeyi çok şiddetle istemek veya özlemek, üzerine yüklemek veya sıkıştırmak, belirgin hale gelmek, bir dava uğruna savaşmak, aşırı zorluk veya sıkıntı durumunda olmak, bir şey üzerine düşünmek, aşırı yüklemek (deve veya sığır gibi), bir şeyin peşinden koşmak, zorluklara karşı mücadele etmek.ve cihadedin
8مَعَmeǎberaber
9رَسُولِهِrasūlihiر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleElçisiyle
10اسْتَأْذَنَكَste'ƶenekeا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretsenden izin istediler
11اُو۬لُواūlūا و لilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıçsahibi olanlar
12الطَّوْلِT-Tavliط و لUzun olmak, uzun süre devam etmek, kalıcı olmak, uzatılmak. taulu - bol servet, kişisel sosyal ve maddi imkanların yeterliliği, güç. tuulun - yükseklik. tawiilun - uzun. tatawala - yayılmak, uzatılmak/uzamak.servet
13مِنْهُمْminhumiçlerinden
14وَقَالُواve ḳālūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dediler
15ذَرْنَاƶernāو ذ رTerk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmekbizi bırak
16نَكُنْnekunك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolalım
17مَعَmeǎberaber
18الْقَاعِدِينَl-ḳāǐdīneق ع دOturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma yaşını geçmiş kadınlar, çocuk doğurma yaşını geçmiş yaşlı bekar kadınlar, evde oturan kişi, hareketsiz oturan kişi, oturma yeri, istasyon, kamp yerioturanlarla

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Allah'a inanın ve Peygamberinin maiyetinde savaşın diye bir sûre indirilince içlerinden malı, kudreti olanlar, senden izin isterler ve bırak bizi de oturanlarla kalalım derler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Allahʼa inanın ve Peygamberinin maiyetinde savaşın diye bir sûre indirilince içlerinden malı, kudreti olanlar, senden izin isterler ve bırak bizi de oturanlarla kalalım derler.

Adem Uğur

Allah'a inanın, Resûlü ile beraber cihad edin diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım, dediler.

Ahmed Hulusi

"Esma'sıyla hakikatiniz olan Allah'a iman edin ve Rasulü ile beraber mücahede edin" diye bir sure inzal edildiğinde, içlerinden zengin olanlar (cihada çıkmamak için) senden izin istediler ve "bırak bizi, evlerinde oturanlarla beraber olalım" dediler.

Ahmet Tekin

'Allah’a iman edin, Rasûlüyle birlikte hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak cihad edin, savaşın' diye bir sûre indirildiği zaman onlardan savaşa katılmaya güçleri yetebilecek olanlar senden izin istediler. 'Bırak bizi, savaşa giden orduya katılma mükellefiyetleri olmayan, sakatlar, düşkünler, hastalar, mazeret sahipleri ve çoluk çocukla beraber biz de burada kalalım' dediler.

Ahmet Varol

'Allah'a iman edin ve Peygamberiyle birlikte cihad edin' diye bir sure indirildiğinde, onlardan varlık sahibi olanlar senden izin istediler ve: 'Bizi bırak, oturanlarla birlikte olalım' dediler.

Ali Bulaç

"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.

Ali Fikri Yavuz

“Allah’a iman edin ve Rasûlünün maiyyetinde cihada gidin” diye bir süre indirildiği zaman, içlerinde servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve : “- Bırak bizi oturanlarla beraber olalım” dediler.

Ali Rıza Safa

"Allah'a inanın ve O'nun elçisiyle birlikte çaba gösterin!" diyerek bir sure indirildiğinde, onların varlık edinmiş olanları, senden izin istediler. "Bizi bırak; oturanlarla birlikte kalalım!" dediler.

Bayraktar Bayraklı

"Allah'a inanınız ve Peygamberinin yanında savaşınız" diye bir sure indirildiği zaman, onların güçlüleri savaşa gitmemek için senden izin isterler ve "Bizi bırak, oturanlarla beraber kalalım" derler.

Bekir Sadak

«Allah'a inanin ve peygamberinin yaninda savasin» diye bir sure inmis olsa, onlarin gucu yetenleri sizden izin isterler ve «Bizi birak oturanlarla beraber kalalim» derler.

Celal Yıldırım

Allah'a imân edin ve Peygamberiyle beraber savaşın, diye bir sûre indiği zaman, onlardan servet sahipleri senden izin isterler: «Bizi bırak da (evlerinde) oturan (kadın)larla birlikte olalım» derler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

“Allah’a iman edin ve resulünün maiyetinde cihad edin” buyruğunu içeren bir sûre indirildiğinde, içlerinde imkânı olanlar bile kalmak için senden izin istediler ve “Bırak bizi, kalanlarla birlikte olalım” dediler.

Diyanet İşleri

"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.

Diyanet İşleri (eski)

'Allah'a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın' diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve 'Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım' derler.

Diyanet Vakfi

«Allah'a inanın, Resûlü ile beraber cihad edin» diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım, dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

«Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin.» diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden mal mülk sahibi olanlar senden izin istediler ve «Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım.» dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'a iman edin ve Resulü ile beraber cihada gidin! diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve: "Bırak bizi oturanlarla beraber olalım!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allaha iyman edin ve Resulünün maiyyetinde cihada gidin diye bir sure indirildiği zaman içlerinde servet sahibi olanlar senden izin istediler ve "bırak bizi oturanlarla beraber olalım" dediler

Erhan Aktaş

"Allah'a iman edin, Resul'ü ile birlikte cihad edin." diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Allah'a iman edin, Resulü ile birlikte cihad edin." diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Allah'a iman edin, Rasulü ile birlikte cihat edin." diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.

Fizilal-il Kuran

Allah'a inanınız ve peygamberi ile birlikte cihad ediniz direktifini içeren bir sure indiğinde onların içindeki zenginler senden izin isteyerek «Bizi bırak evlerinde oturanlarla birlikte olalım» derler.

Gültekin Onan

"Tanrı'ya inanın, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.

Hamdi Döndüren

“Allah’a inanın ve O’nun elçisi ile birlikte savaşın!” diye bir sûre indirildiği zaman, münafıklardan servet sahibi olanlar, senden izin isterler, “Bizi bırak da, (evlerinde) oturanlarla birlikte bulunalım.” derler.

Hasan Basri Çantay

"Allaha iman edin, Resulünün maiyyetinde cihada gidin" diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet saahibi olanlar senden izin isteyib: "Bırak bizi, (harbe gidemeyib) oturanlarla beraber olalım" dediler.

Hasib Asutay

'Allah'a inanın ve Resulü ile beraber cihat edin ' diye bir âyet indirildiği zaman, içlerinde servet sahibi olanlar senden izin istediler ve 'bırak bizi oturanlarla beraber olalım' dediler.

Hayrat Neşriyat

'Allah’a îmân edin ve Resûlü ile berâber cihâd edin!' diye bir sûre indirildiğinde, içlerinden servet sâhibi olanlar, senden izin istedi ve: 'Bizi bırak, (evlerinde) oturan(kadın)larla berâber olalım!' dediler.

İbni Kesir

Allah'a iman edin, Rasulü ile birlikte cihad edin, diye bir sure indirildiğinde; içlerinden gücü yetenler senden izin isteyip: Bizi bırak da oturanlarla birlikte kalalım, derler.

Mehmet Okuyan

(Onlara) “Allah’a inanın, Elçisi ile birlikte cihad edin (fedakârlık yapın)!” diye bir sure indirildiği zaman, içlerinden servet sahibi olanlar senden izin istemişler ve “Bizi bırak; (evlerinde) oturanlarla birlikte olalım.” demişlerdi.

Muhammed Esed

(Gerçekten de hakkı inkar ediyor onlar:) çünkü vahiy yoluyla: "Allaha inanın ve Onun Elçisiyle beraber (Onun yolunda savaşın" diye çağrıldıklarında, onlardan (savaşa katılmaya) pekala güç yetirebilecek durumda olanlar (bile), "bizi bırak, evde kalanlarla birlikte kalalım" diyerek senden izin istediler.

Mustafa İslamoğlu

Hem, ne zaman "Allah'a güvenip iman edin ve Elçisi'yle birlikte cihad edin!" diyen bir pasaj indirilse; içlerinden durumu gayet müsait olanlar (bile) senden izin isteyerek derler ki: "Bırak bizi, oturanlarla birlikte oturalım!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Allah Teâlâ'ya imân edin ve peygamberinin mâiyetinde cihadda bulunun diye bir sûre indiği zaman, onlardan kudret ve servet sahipleri senden izin dilediler ve, «Bizi bırak, oturanlar ile beraber olalım,» dediler.

Ömer Öngüt

“Allah'a inanın, Resul'ü ile beraber cihad edin!” diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: “Bizi bırak! Oturanlarla beraber olalım. ” dediler.

Suat Yıldırım

"Allah’a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin." diye bir sûre indiği zaman,onlardan servet ve imkân sahibi kimseler senden sefere katılmamak için izin istediler ve "Bırak, biz de evlerinde oturan kadınlar ve özürlülerle birlikte oturalım" dediler.

Süleyman Ateş

"Allah'a inanın, Elçisiyle beraber cihadedin!" diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler.

Süleymaniye Vakfı

"Allah'a inanıp güvenin ve elçisiyle birlikte cihada çıkın!" diye bir sure indirildiğinde münafıkların varlıklı olanları senden izin ister ve "Bizi bırak da (savaşa çıkmayıp) oturanların yanında kalalım." derler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'a inanıp güvenin, elçisiyle beraber mücadele (cihad) edin" diye bir sure indirilse onların varlıklı olanları hemen senden izin ister ve "Bırak da oturanlarla birlikte biz de kalalım" derler.

Şaban Piriş

Allah'a iman edin ve O'nun Resulü'nün yanında cihad edin! diye bir sure indirilse; onlardan gücü yetenler: 'Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım!' diyerek senden izin isterler.

Tefhim-ul Kuran

«Allah'a iman edin, O'nun Resulü ile cihada çıkın» diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: «Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım» dediler.

Ümit Şimşek

'Allah'a iman edin ve Onun Resulüyle birlikte cihad edin' diye bir sûre indirildiğinde, onlardan gücü ve imkânı yerinde olanlar senden izin istediler ve 'Bizi bırak da evlerinde oturanlarla birlikte kalalım' dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Allah'a inanın, O'nun resulüyle beraber savaşa çıkın" anlamında bir sure indirildiği zaman, onların imkan ve servet sahibi olanları, senden izin isteyerek şöyle demişlerdi: "Bırak bizi, oturanlarla beraber olalım."

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

“Allaha iman gətirin və Onun Elçisi ilə birlikdə cihad edin!”– deyə bir surə nazil edildikdə onların var-dövlətə malik olanları səndən icazə istəyib dedilər: “Bizi burax evdə oturanlarla birlikdə qalaq!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

″Allaha iman gətirin, Onun Peyğəmbəri ilə birlikdə vuruşun!″ – deyən bir surə nazil edildiyi zaman aralarında sərvət sahibi olanlar səndən izin istəyib: ″Qoy biz də (döyüşə çıxmayıb evdə) oturanlarla bir yerdə qalaq!″ – deyərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wenn eine Sure mit dem Gebot herabgesandt wird: ʺGlaubt an Gott und kämpft zusammen mit Seinem Gesandten!ʺ bitten dich die Notabeln unter ihnen, davon ausgenommen zu werden und sagen: ʺLaß uns mit den Zurückbleibenden daheimbleiben!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und wenn eine Sura (als Offenbarung) hinabgesandt wird: ʺGlaubt an Allah und müht euch (zusammen) mit Seinem Gesandten abʺ, (dann) bitten dich die Bemittelten unter ihnen um Erlaubnis und sagen: ʺLasse uns mit denen (zusammen) sein, die (daheim) sitzen bleiben!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und wenn eine Sura hinabgesandt wird (des Inhalts): ʺGlaubt an Allah und kämpft an der Seite Seines Gesandtenʺ, dann bitten dich die Reichen unter ihnen um Erlaubnis und sagen: ʺLaß uns bei denen sein, die daheim bleiben.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Und als eine Sura hinabgesandt wurde: ʺVerinnerlicht den Iman an ALLAH und leistet Dschihad mit Seinem Gesandtenʺ, baten dich die Vermögenden unter ihnen um Erlaubnis und sagten: ʺLaß uns unter den Zurückbleibenden sein!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And when a Surah is revealed from Heaven enjoining the belief in Allah and commanding action together with His Messenger in His cause you see the able and the affluent among them requesting exemption, saying to you: "Permit us to remain with those remaining behind. The stay-at-home".

Abdul Haleem

When a sura is revealed [saying], ‘Believe in God and strive hard alongside His Messenger,’ their wealthy ask your permission [to be exempt], saying, ‘Allow us to stay behind with the others’:

Abdullah Yusuf Ali

When a Sura comes down, enjoining them to believe in Allah and to strive and fight along with His Messenger, those with wealth and influence among them ask thee for exemption, and say: "Leave us (behind): we would be with those who sit (at home)."

Abul A'la Maududi

[9:86] And whenever any surah is revealed enjoining: "Believe in Allah and strive (in His Way) along with His Messenger," the affluent among them ask you to excuse them, saying: "Leave us with those who will sit back at home."

Aisha Bewley

When a sura is sent down saying: ‘Have iman in Allah and do jihad together with His Messenger, ’ those among them with wealth will ask you to excuse them, saying, ‘Let us remain with those who stay behind. ’

Al-Hilali & Khan

And when a Sûrah (chapter from the Qur’ân) is revealed, enjoining them to believe in Allâh and to strive hard and fight along with His Messenger, the wealthy among them ask your leave to exempt them (from Jihâd) and say, "Leave us (behind), we would be with those who sit (at home)."

Ali Quli Qarai

When a sūrah is sent down [declaring]: ‘Have faith in Allah, and wage jihād along with His Apostle, the affluent among them ask you for leave, and say, ‘Let us remain with those who sit back. ’

Amatul Rahman Omar

And when a Sûrah (- Qur'ânic chapter) is revealed (enjoining), `Believe in Allâh and strive along with His Messenger (in the cause of Allâh) even the well-to-do among them ask leave of you and say, `Leave us alone to be with those who stay (at home). '

Arthur John Arberry

And when a sura is sent down, saying, 'Believe in God, and struggle with His Messenger,' the affluent among them ask leave of thee, saying, 'Let us be with the tarriers. '

Bijan Moeinian

Any time a verse is revealed saying: "Believe in God and strive hard with the Lord’s Messenger", you might have noticed that even the most capable ones of them start to beg asking to be excused from the fight for the cause of God and say: “Please give us permission [for such and such reason] so that we stay behind, like those (handicaps, children and women) who stay at home. ”

E. Henry Palmer

Whenever a surah is sent down to them, 'Believe ye in God, and fight strenuously together with His Apostle,' those of them who have the means will ask thee for leave to stay at home and say, 'Let us be amongst those who stay behind. '

Edip-Layth

If a chapter is sent down: "That you shall acknowledge God and strive with His messenger," those with wealth and influence ask your permission and they say, "Let us be with those who remain behind."

George Sale

When a sura is sent down, wherein it is said, believe in God, and go forth to war with his apostle; those who are in plentiful circumstances among them ask leave of thee to stay behind, and say, suffer us to be of the number of those who sit at home.

Hamid S. Aziz

Whenever a verse is sent down to them, saying "Believe you in Allah, and strive along with His Messenger," the men of wealth will ask you for leave to stay at home and say, "Let us be amongst those who stay behind. "

Mahmoud Ghali

And when a s?rah is sent down (saying), "Believe in Allah and strive with His Messenger, " those endowed with ampleness among them ask you permission (i. e., permission to stay behind and not fight) and say, "Leave us (behind) with the ones sitting back."

Marmaduke Pickthall

And when a surah is revealed (which saith): Believe in Allah and strive along with His messenger, the men of wealth among them still ask leave of thee and say: Suffer us to be with those who sit (at home).

Mohamed Ahmed - Samira

Whenever a Surah is revealed (which says): "Believe in God and fight along with His Prophet, " the well-to-do among them ask for leave to stay at home, and say: "Leave us with those who are left behind. "

Muhammad Asad

[They are indeed denying it:] for, when they were called upon through revelation, "Believe in God, and strive hard [in His cause] together with His Apostle," [even] such of them as were well able [to go to war] asked thee for exemption, saying, "Allow us to stay behind with those who remain at home!"

Mustafa Khattab

Whenever a sûrah is revealed stating, "Believe in Allah and struggle along with His Messenger," the rich among them would ask to be exempt, saying, “Leave us with those who remain behind.”

Progressive Muslims

And if a chapter is sent down: "That you shall believe in God and strive with His messenger, " those with wealth and influence ask your permission and they Say: "Let us be with those who remain behind. "

Sahih International

And when a surah was revealed [enjoining them] to believe in Allah and to fight with His Messenger, those of wealth among them asked your permission [to stay back] and said, "Leave us to be with them who sit [at home]. "

Sam Gerrans

And when a sūrah is sent down ­to believe in God and strive alongside His messenger, the affluent among them ask leave of thee, saying: “Leave thou us to be with those who sit.”

Shabbir Ahmed

When a Surah is revealed saying, "Attain belief in Allah, and strive along with His Messenger", the able-bodied men of wealth ask your leave and say, "Allow us to stay behind with those who remain at home. "

Syed Vickar Ahamed

And when a Sura comes down, (strongly) guiding them to believe in Allah and to work and fight along with His Messenger (Muhammad), those with wealth and power (over others) from them ask you to excuse (them), and say: "Leave us (behind): We will be with those who sit (at home). "

Taqi Usmani

When a Sūrah is revealed (saying), "Believe in Allah and carry out Jihād in the company of His Messenger" the capable ones from them seek your permission and say, “Let us remain with those sitting back.”

The Monotheist Group

And if a chapter is sent down: "That you shall believe in God and strive with His messenger," those with wealth and influence ask your leave and they say: "Let us be with those who remain behind."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et lorsquʹune Sourate est révélée: ʺCroyez en Allah et luttez en compagnie de Son messagerʺ, les gens qui ont tous les moyens (de combattre) parmi eux te demandent de les dispenser (du combat), et disent: ʺLaisse-nous avec ceux qui restentʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Dema ji Pêxember re sûreyek bihata (ku tê de bigota): Baweriyê bi Xwedê bînin û digel Pêxemberê wî cîhadê bikin, ew ên ku xwedî serwet bûn wan ji te destûra neçûnê dixwest û wan wisa digot: Dev ji me berde, em ê digel yên rûniştî rûn in.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En wanneer een soera wordt neergezonden dat zij in God moeten geloven en zich samen met Zijn gezant moeten inzetten, vragen de welgestelden onder hen ontheffing en zeggen: ʺLaat ons maar bij de thuisblijvers blijven.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien eene Soera wordt nedergezonden, waarin gezegd wordt: Geloof in God en trek ten oorlog met zijn gezant, vragen de rijksten onder hen u verlof om achter te blijven, en zeggen: Sta ons toe tot hen te behooren, die te huis blijven.

Hollandaca — Siregar

En wanneer er een Soerah (een hoofdstuk) wordt neergezonden (waarin wordt gemaand:) ʺGelooft in Allah en strijdt met Zijn Boodschapper,ʺ dan vragen de welgestelden onder hen om toestemming, zij zeggen: ʺLaat ons maar achter bij de thuisblijvers.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И когда ниспосылается сура (в которой однозначно говорится): «Веруйте в Аллаха и усердствуйте (на Его пути) вместе с Его посланником», – обладающие достатком [богатые] из них [из лицемеров] попросили у тебя (о, Посланник) дозволения (чтобы остаться) и сказали: «Оставь нас, мы будем из числа сидящих!»

Rusça — Osmanov

Когда была ниспослана сура, [которая гласит]: ʺВеруйте в Аллаха и боритесь [во имя Аллаха] вместе с Его Посланникомʺ, то зажиточные из мунафиков стали просить тебя освободить их [от участия в походе] и сказали: ʺОставь нас, мы будем в числе находящихся [в тылу]ʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När ett budskap uppenbarades med uppmaningen: ʺTro på Gud och kämpa (för Hans sak) med Hans Sändebudʺ, bad dig de välbärgade bland dem att bli befriade och sade: ʺLåt oss få stanna här med de (andra) som stannar hemma.ʺ