Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.

اِنْ تُصِبْكَ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَاِنْ تُصِبْكَ مُصِيبَةٌ يَقُولُوا قَدْ اَخَذْنَٓا اَمْرَنَا مِنْ قَبْلُ وَيَتَوَلَّوْا وَهُمْ فَرِحُونَ

in tuSibke Hasenetun tesu'hum ve in tuSibke muSībetun yeḳūlū ḳad eḣaƶnā emranā min ḳablu ve yetevellev ve hum feriHūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنْineğer
2تُصِبْكَtuSibkeص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.sana ulaşsa
3حَسَنَةٌHasenetunح س نYakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya iyi davranmak, bir kişiye karşı iyilikle veya hoş bir şekilde davranmak, bir kişiye fayda veya faydalar sağlamak, bir kişiyle nazik davranmak, bir şeyi iyi bilmek, kendini güzelleştirmek/süslemek/bezemek, bir kişiyi iyi/güzel/hoş olarak görmek/saymak/değerlendirmek.bir iyilik
4تَسُؤْهُمْtesu'humس و اeşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmekonların hoşuna gitmez
5وَاِنْve inve eğer
6تُصِبْكَtuSibkeص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.sana ulaşsa
7مُصِيبَةٌmuSībetunص و بdökmek, isabet etmek, inmek. asaaba - yetişmek, başına gelmek, üzerine düşmek, irade etmek, etkilemek, felakete uğratmak, maksatlamak, dilemek. sawaabun - doğru şey, doğru yol. musiibun - başına gelen şey. musiibatun - felaket.bir kötülük
8يَقُولُواyeḳūlūق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukavelederler
9قَدْḳadmuhakkak
10اَخَذْنَٓاeḣaƶnāا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbiz almıştık
11اَمْرَنَاemranāا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmaktedbirimizi
12مِنْmin-den
13قَبْلُḳabluق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekönce-
14وَيَتَوَلَّوْاve yetevellevو ل يyakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmakdöner(gider)ler
15وَهُمْve humve onlar
16فَرِحُونَferiHūneف ر حMemnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı.sevinirler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sana bir iyilik geldi mi kötüleşir onlar; bir musîbete uğrarsan biz derler, daha önce tedbir aldık, ihtiyâta riâyet ettik ve güvenle, gururla yüz çevirip giderler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sana bir iyilik geldi mi kötüleşir onlar; bir musîbete uğrarsan biz derler, daha önce tedbir aldık, ihtiyâta riâyet ettik ve güvenle, gururla yüz çevirip giderler.

Adem Uğur

Eğer sana bir iyilik erişirse, bu onları üzer. Ve eğer başına bir musibet gelirse, "İyi ki biz daha önce tedbirimizi almışız" derler ve böbürlenerek dönüp giderler.

Ahmed Hulusi

Eğer sana bir güzellik erişse (bu) onları üzer. . . Şayet sana nahoş bir olay isabet etse: "İyi ki önceden bu şekilde davranmışız" derler ve sevinerek dönüp giderler.

Ahmet Tekin

Eğer sana bir iyilik dokunur, zafere ulaşır, ganimet elde edersen bu onları üzer. Başına bir belâ gelirse de, 'Biz, zaten planımızı önceden yapmış, tedbirimizi almıştık' derler. Sevine sevine sırtlarını dönerek halkı yönlendirmeye devam ederler.

Ahmet Varol

Sana bir iyilik ulaşsa onları rahatsız eder. Sana bir kötülük dokunduğunda da: 'Biz önceden işimizi sağlama bağlamıştık' der ve sevinç içinde dönüp giderler.

Ali Bulaç

Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, bir musibet isabet edince ise: "Biz önceden tedbirimizi almıştık" derler ve sevinç içinde dönüp giderler.

Ali Fikri Yavuz

Sana bir iyilik (ganimet ve zafer) gelirse, fenalarına gider ve eğer sana bir musibet gelirse derler ki, biz tedbirimizi önceden almıştık; ve sana isabet eden musibetten dolayı sevine sevine döner giderler.

Ali Rıza Safa

Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Sana bir kötülük gelirse; "Önceden önlem almıştık!" derler ve sevinçle dönüp giderler.

Bayraktar Bayraklı

Sana bir iyilik gelirse, onların ağırına gider. Eğer sana bir kötülük gelse, "Biz önceden önlemimizi aldık" deyip, sevinerek geri dönerler.

Bekir Sadak

Sana bir iyilik gelince onlarin fenasina gider; bir kotuluk gelse, «Biz onceden ihtiyatli davrandik» derler, sevinerek donup giderler.

Celal Yıldırım

Sana bir iyilik dokunursa, onları üzüp tasalandırır. Sana bir musîbet (kötülük) dokunursa. «Biz işimizi önceden yoluna koyup önlem aldık» derler ve buna sevindikleri halde dönüp giderler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sen iyi bir sonuç elde etsen bu onlara üzüntü verir; ama başına bir musibet gelse, “Biz tedbirimizi önceden almıştık” derler ve sevine sevine dönüp giderler.

Diyanet İşleri

Sana bir iyilik gelirse, bu onları üzer. Eğer başına bir musibet gelirse, "Biz tedbirimizi önceden almıştık" derler ve sevinerek dönüp giderler.

Diyanet İşleri (eski)

Sana bir iyilik gelince onların fenasına gider; bir kötülük gelse, 'Biz önceden ihtiyatlı davrandık' derler, sevinerek dönüp giderler.

Diyanet Vakfi

Eğer sana bir iyilik erişirse, bu onları üzer. Ve eğer başına bir musibet gelirse, «İyi ki biz daha önce tedbirimizi almışız» derler ve böbürlenerek dönüp giderler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Eğer sana bir iyilik dokunursa fenalarına gider. Eğer sana bir musibet gelirse «Biz zaten tedbirimizi önceden almıştık.» derler ve sevine sevine dönüp giderler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sana bir güzellik kısmet olursa, bu onların zoruna gider ve eğer sana bir kötülük dokunursa: "Biz tedbirimizi önceden almıştık!" derler ve sevinerek dönüp giderler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sana bir güzellik kısmet olursa fenalarına gider ve eğer bir musibet gelirse biz tedbirimizi önceden almıştık derler ve sevine sevine döner giderler

Erhan Aktaş

Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık." derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık." derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer sana bir iyilik isabet ederse, bu onları üzer. Fakat sana bir kötülük dokunursa, "Biz daha önceden önlemimizi almıştık." derler ve sevinç içinde arkalarına dönüp giderler.

Fizilal-il Kuran

Eğer karşına bir iyilik çıkarsa fenalarına gider. Eğer başına bir musibet gelirse, «Biz savaşa katılmayarak önceden tedbirimizi aldık» diyerek sevinç içinde dönüp giderler.

Gültekin Onan

Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, bir musibet isabet edince ise: "Biz önceden buyruğumuzu almıştık" derler ve sevinç içinde dönüp giderler.

Hamdi Döndüren

Sana bir iyilik gelirse, o iyilik onları (kıskançlıklarından) tasaya düşürür. Şayet sana bir musibet erişirse, “Biz bundan önce işimizi yoluna koyduk.” derler. Bu musibete sevinerek dönüp giderler.

Hasan Basri Çantay

Eğer sana bir iyilik isaabet ederse bu, (müdhiş hasedlerinden dolayı) onların fenasına gider. Şayed sana bir musiybet erişirse "Biz derler, daha önceden (ihtiyat) tedbirimizi almışızdır" ve onlar böbürlene böbürlene dönüb giderler.

Hasib Asutay

Eğer sana bir iyilik (26) dokunursa (bu) onları üzer. Eğer sana bir kötülük dokunursa 'Biz (zaten) tedbirimizi önceden almıştık' derler ve sevinerek dönüp giderler. (26. Savaşı kazanma.)

Hayrat Neşriyat

Eğer sana bir iyilik isâbet ederse, (bu) onları üzer. Fakat sana bir musîbet gelirse: 'Doğrusu (biz) önceden tedbîrimizi almıştık' derler ve onlar sevinçli kimseler olarak dönüp giderler.

İbni Kesir

Eğer sana bir iyilik erişirse; bu onları fenalaştırır. Bir kötülük erişirse de derler ki: Biz, daha önceden tedbirimizi almışızdır. Ve sevinerek dönüp giderler.

Mehmet Okuyan

Sana bir iyilik gelirse bu onları üzer. Başına bir musibet gelirse “(İyi ki) biz daha önce önlemimizi almışız.” derler ve kibirlenerek dönüp giderler.

Muhammed Esed

Senin başına iyi bir hal gelse, (Ey Peygamber), bu onları eseflendirir; ama başına bir musibet gelse, (kendi kendilerine): "Biz önceden bizim (için gerekli) tedbirleri almıştık!" derler; ve sevinç içinde dönüp giderler.

Mustafa İslamoğlu

Eğer sana bir iyilik dokunsa onların canı sıkılır. Ama başına bir kötülük gelse; "İyi ki biz daha önceden önlemlerimizi almıştık" derler ve şen şakrak dönüp giderler.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sana bir güzellik nâsip olunca onları mahzun eder. Ve eğer sana bir musibet dokunsa, «Biz muhakkak ki, tedbirimizi evvelce almış bulunduk» derler. Ve onlar sevinir bir halde geri dönerler.

Ömer Öngüt

Eğer sana bir iyilik dokunursa, fenalarına gider, sana bir kötülük erişirse de: “Biz daha önceden işimizi sağlama almıştık. ” derler ve sevinç içinde dönüp giderler.

Suat Yıldırım

Sana bir iyilik gelirse onlar üzülürler ve eğer başına bir musîbet gelirse içlerinden, "Neyse ki biz daha önce tedbirimizi almıştık. Sorununuzu nasıl çözerseniz çözünüz!" deyip senin başına gelen felaketten dolayı keyifli keyifli arkalarını döner giderler.

Süleyman Ateş

Sana bir iyilik ulaşsa (bu,) onların hoşuna gitmez ve eğer sana bir kötülük ulaşsa: "Biz önceden (sefere katılmamakla) başımızın çaresine bakmışız" derler, sevinerek döner(gider)ler.

Süleymaniye Vakfı

Başına iyi bir şey gelse, bu onları üzer. Kötü bir şey gelse, "İyi ki (savaşa çıkmayarak) önceden tedbirimizi almışız." der, sevinç içinde arkalarını dönüp giderler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Elinize bir iyilik geçse, bu onları üzer; kötü bir durumla karşılaşsanız "İyi ki önceden tedbirimizi almışız" derler ve sevinç içinde dönüp giderler.

Şaban Piriş

Sana bir iyilik gelirse onlar fenalık geçirirler. Sana bir musibet gelirse 'Biz tedbirimizi önceden aldık." deyip sevinerek dönüp giderler.

Tefhim-ul Kuran

Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, sana bir musibet isabet edince ise: «Biz önceden tedbirimizi almıştık» derler ve sevinç içinde dönüp giderler.

Ümit Şimşek

Sana bir iyilik erişirse bu onları üzer. Başına bir kötülük gelirse, 'İyi ki tedbirimizi önceden almışız' diye, sevinerek döner giderler.

Yaşar Nuri Öztürk

Sana bir iyilik isabet etse bu onları üzer. Sana bir musibet dokunsa: "İşimizi önceden sağlam tutmuşuz." derler ve kibirli bir sevinçle dönüp giderler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sənə bir uğur nəsib olsa, bu onları kədərləndirər. Sənə bir müsibət üz versə: “Biz ehtiyat tədbirimizi əvvəlcədən görmüşük!”– deyər və sevinə-sevinə çıxıb gedərlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sənə bir yaxşılıq (zəfər, qənimət) nəsib olsa, onların halı pis olar. Sənə bir müsibət üz versə: ″Biz tədbirimizi qabaqcadan görmüşük!″ deyər və sevincək halda dönüb gedərlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Geschieht dir Gutes, stimmt es sie traurig, sucht dich ein Unheil heim, sagen sie: ʺWir haben Vorkehrungen getroffenʺ und kehren dir schadenfroh den Rücken.

Almanca — Der Edle Quran

Wenn dich etwas Gutes trifft, tut es ihnen leid. Wenn dich jedoch ein Unglück trifft, sagen sie: ʺWir haben unsere Angelegenheit schon zuvor selbst übernommenʺ und kehren sich froh ab.

Almanca — M. A. Rassoul

Geschieht dir etwas Gutes, so betrübt es sie; doch wenn dich ein Unheil trifft, sagen sie: ʺWir hatten uns ja schon vorher abgesichert.ʺ Und sie wenden sich voller Freude ab.

Almanca — Muhammad Zaidan

Wenn dich Gutes trifft, mißfällt es ihnen. Und wenn dich Unglück trifft, sagen sie: ʺBereits haben wir vorher für uns Vorkehrungen getroffen.ʺ Dann wenden sie sich ab, während sie glücklich sind.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When good fortune falls in your way, be it through victory or through martyrdom, they come to be actuated with envy and grieved at heart. But if you are befallen with a misfortune or wedded to a calamity, they rejoice beyond a common joy and express their thoughts in words, thus: "With prudent foresight" they say, "we exercised caution beforehand to provide against misfortunes and turmoil", and they turn their backs and go away well pleased.

Abdul Haleem

If you [Prophet] have good fortune, it will grieve them, but if misfortune comes your way, they will say to themselves, ‘We took precautions for this,’ and go away rejoicing.

Abdullah Yusuf Ali

If good befalls thee, it grieves them; but if a misfortune befalls thee, they say, "We took indeed our precautions beforehand," and they turn away rejoicing.

Abul A'la Maududi

[9:50] If good fortune befalls you, it vexes them; and if an affliction befalls you, they turn away in jubilation and say: "We have taken due care of our affairs in good time."

Aisha Bewley

If good happens to you it galls them. If a mishap occurs to you, they say, ‘We made our preparations in advance,’ and they turn away rejoicing.

Al-Hilali & Khan

If good befalls you (O Muhammad صلى الله عليه وسلم), it grieves them, but if a calamity overtakes you, they say: "We took our precaution beforehand" and they turn away rejoicing.

Ali Quli Qarai

If some good should befall you, it upsets them; but if an adversity befalls you, they say, ‘We had already taken our precautions in advance,’ and they go away exulting.

Amatul Rahman Omar

If good befalls you it grieves them, but if some hardship afflicts you they say, `We had indeed taken our precautions beforehand,' and they turn away rejoicing.

Arthur John Arberry

If good fortune befalls thee, it vexes them; but if thou art visited by an affliction, they say, 'We took our dispositions before', and turn away, rejoicing.

Bijan Moeinian

If something good happens to you, they become sorry [why they did not follow you to have a share in it. ] On the contrary, if something bad happens to you, they will become happy, turn away and say: "We told you so."

E. Henry Palmer

If good befall thee it seems ill to them; but if a calamity befall thee they say, 'We had taken care for our affair before;' and they turn their backs and they are glad.

Edip-Layth

When any good befalls you, it upsets them, and if any bad befalls you, they say, "We have taken our precautions beforehand," and they turn away rejoicing.

George Sale

If good happen unto thee, it grieveth them: But if a misfortune befall thee, they say, we ordered our business before; and they turn their backs, and rejoice at thy mishap.

Hamid S. Aziz

If good befall you it also afflicts (or grieves) them; but if a calamity befall you they say, "We took precautions. " and they turn away well pleased (or rejoicing).

Mahmoud Ghali

In case a fair (reward) alights (Literally: afflicts) on you, (i. e., the prophet) it vexes them; and in case an affliction afflicts you, they say, "We took our command (in hand) earlier, " and turn away, and they (feel) exultant..

Marmaduke Pickthall

If good befalleth thee (O Muhammad) it afflicteth them, and if calamity befalleth thee, they say: We took precaution, and they turn away well pleased.

Mohamed Ahmed - Samira

If good comes your way they are vexed, but if calamity befalls you, they say: "We had taken precautions in advance;" and pleased, turn away.

Muhammad Asad

Should good fortune alight on thee, [O Prophet,] it will grieve them; and should misfortune befall thee, they will say [to themselves], "We have already taken our precautions beforehand!" - and will turn away, and will rejoice.

Mustafa Khattab

If a blessing befalls you ˹O Prophet˺, they grieve, but if a disaster befalls you, they say, "We took our precaution in advance," and turn away, rejoicing.

Progressive Muslims

When any good befalls you, it upsets them, and if any bad befalls you, they Say: "We have made our precautions beforehand," and they turn away happy.

Sahih International

If good befalls you, it distresses them; but if disaster strikes you, they say, "We took our matter [in hand] before," and turn away while they are rejoicing.

Sam Gerrans

If good befalls thee, it vexes them; but if calamity befalls thee, they say: “We took our command before,” and they turn away, exulting.

Shabbir Ahmed

If some good comes to you (O Prophet) it afflicts them. And if calamity befalls you, they say, "We took our precautions beforehand." And they turn away rejoicing.

Syed Vickar Ahamed

If good comes to you, it saddens them; But if a misfortune comes to you, they say, "We really took our precautions beforehand," and they go away being happy.

Taqi Usmani

If some good comes to you, it annoys them, and if hardship befalls you, they say, "We had already taken care of our problem", and they go their way delighted.

The Monotheist Group

When any good befalls you, it upsets them, and if any bad befalls you, they say: "We have taken our precaution beforehand," and they turn away happy.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Quʹun bonheur tʹatteigne, ça les afflige. Et que tʹatteigne un malheur, ils disent: ʺHeureusement que nous avions pris dʹavance nos précautions.ʺ Et ils se détournent tout en exultant.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Eger qenciyek bigihîje te li xweşa wan naçe û eger xerabiyek bigihîje te, dibêjin: Me, ji berê ve tedbîra xwe girtibû û bi kêfxweşî berê xwe didin malên xwe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Als jou iets goeds treft ergeren zij zich en als jou onheil treft zeggen zij: ʺWij hadden onze voorzorgsmaatregelen al genomenʺ en keren zich verheugd af.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Indien gij met geluk wordt bedeeld, bedroeft het hun, maar indien u een ongeluk overkomt, zeggen zij: Wij hebben onze maatregelen vooraf genomen, en zij wenden zich af, en verheugen zich, dat gij ongelukkig zijt.

Hollandaca — Siregar

Wanneer jou iets goeds overkomt, dan maakt het lien nijdig, en wanneer tegensspoed jou treft, dan zeggen zij: ʺWij hebben van te voren reeds onze maatregelen getroffen.ʺ En zij wenden zich af, terwijl zij zich verheugen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Если тебя (о, Пророк) (в некоторых походах) постигает что-либо хорошее [победа и трофеи], это печалит их [лицемеров]; а если тебя постигнет несчастие [поражение и потери], они [лицемеры] говорят: «Мы позаботились о нашем деле [о самих себе] раньше (чтобы нас не постигла беда)!» – и уходят, радуясь (тому, что совершили и что постигло тебя).

Rusça — Osmanov

Если тебе [, Мухаммад,] сопутствует какая-либо удача, это огорчает их. Если же тебя постигает беда, они говорят: ʺМы еще раньше приняли предосторожности для себяʺ - и уходят, ликуя.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Om du har framgång kommer de att gräma sig; och om du drabbas av motgångar kommer de att säga: ʺDet är vad vi förutsåg och var förberedda påʺ, och så går de sin väg, glada och nöjda.