Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

اِنَّٓا اَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَالَيْتَنِي كُنْتُ تُرَابًا

innā enƶernākum ǎƶāben ḳarīben yevme yenZuru l-mer'u mā ḳaddemet yedāhu ve yeḳūlu l-kāfiru yā leytenī kuntu turāben

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّٓاinnāelbette biz
2اَنْذَرْنَاكُمْenƶernākumن ذ رadamak, adak adamak, uyarmak, ikazda bulunmak, sakındırmak, gönüllü olarak söz vermek, hediye sunmak. nadhiir - uyarıcı, felaketten haberdar eden ve uzak tutan, uyaran ve tedbirli olmaya sevk eden.siz uyardık
3عَذَابًاǎƶābenع ذ بcezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel, erişilemez olmak, önlemek. adhb - lezzetli, tatlı (genellikle su), ör: 25:53, 35:12bir azab ile
4قَرِيبًاḳarībenق ر بYakın olmak, yaklaşmak, teklif etmek, ilişki veya rütbede yakın olmak, el altında olmak, yaklaşmak. Qurbatun - yakınlık, yakınlaşma araçları, akrabalık, ilişki. Qurubatan (çoğul qurubatun) - insanları Allah'a yaklaştıran dindar işler ve iyi ameller, yaklaşmak için aranan araçlar. Qaribun - gece, yakında (zaman veya mekân olarak). Min qaribin - kısa süre sonra. Qurba - yakınlık, akrabalık. Qurban - kurban, Allah için yapılan sunu, Allah'a ulaşma aracı. Aqrabu - daha yakın, en yakın. Aqrabun - akrabalar, hısımlar, en yakın akrabalar. Qarrab (fiil 2) - önüne koymak, yakınlaştırmak, sunmak, kurban etmek. Muqarrabun (çoğul maqarrabuna) - yaklaşmasına izin verilen veya yakınlaştırılan kişi.yakın
5يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyecio gün
6يَنْظُرُyenZuruن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakbakar
7الْمَرْءُl-mer'uم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınkişi
8مَاişlere
9قَدَّمَتْḳaddemetق د مÖne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel, örnek, güç. Qadama sidqin - mükemmellikte ilerleme, sağlam duruş, güçlü ve onurlu duruş, gerçek rütbe, dürüstlük önceliği. Qadim - eski, kadim. Aqdamuna - atalar. Qaddama (fiil 2) - getirmek, tercih etmek, önceden göndermek, önceden hazırlamak. Taqaddama (fiil 5) - ilerlemek, devam etmek, ileri gitmek, önceden yapılmış veya söylenmiş olmak, getirmek, önceden göndermek, tehdit savurmak, önceden tehdit etmek, görüş belirtmek, terfi etmek, teklif edilmek, geçmek, birini geride bırakmak. İstaqdama - ilerlemeyi istemek, öngörmek istemek, cesurca ilerlemek. Mustaqdimun - ileri giden veya ilerlemeyi isteyen, öne geçen, daha önce yaşamış olan, en öndeki.öne sürdüğü
10يَدَاهُyedāhuي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitellerinin
11وَيَقُولُve yeḳūluق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve der
12الْكَافِرُl-kāfiruك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretkafir
13يَالَيْتَنِيyā leytenīEY/HEY keşke ben
14كُنْتُkuntuك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinben olsaydım
15تُرَابًاturābenت ر بÇok toprağa sahip olmak, ellerde toz olmak, tozlu olmak, yoksun olmak, yoksulluk, muhtaçlık, sefalet, kayıp yaşamak. Fakir adam toprak anasıyla yakından tanışıktır. Zenginlikten düştü.toprak

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz sizi, yakın bir azapla korkutmadayız; o gün kişi, elleriyle hazırladığına bakar ve kâfir de ne olurdu der, keşke toprak olaydım.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki biz sizi, yakın bir azapla korkutmadayız; o gün kişi, elleriyle hazırladığına bakar ve kâfir de ne olurdu der, keşke toprak olaydım.

Adem Uğur

Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.

Ahmed Hulusi

Doğrusu biz sizi yakın bir azap (ölüm) ile uyardık! O gün kişi, ellerinin (kendine) ne takdim ettiğine bakar; hakikat bilgisini inkar eden de şöyle der "Keşke toprak olsaydım!"

Ahmet Tekin

Biz, yakında başınıza gelecek bir azap ile sizi uyardık. Kişinin, ilerisi için neler hazırlayıp, takdim ettiğini kontrol edeceği, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirin: 'Ah ne olaydı, toprak olaydım' diyeceği gün, bu azap sizin başınıza gelecek.

Ahmet Varol

Doğrusu biz sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve inkâr eden: 'Keşke ben toprak olsaydım!' der.

Ali Bulaç

Gerçekten Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.

Ali Fikri Yavuz

Çünkü biz, size, (ahirette olacak) yakın bir azabı haber verdik. O gün kişi, ellerinin kazanıp öne (ahirete) gönderdiği amellere bakacak ve kâfir şöyle diyecektir: “- Ah ne olurdu, ben bir toprak olaydım!...”

Ali Rıza Safa

Aslında, yakın bir cezayla sizi uyardık. O gün, kişi, yapmış olduklarını görecek ve nankörlük eden, şöyle diyecek: "Keşke toprak olsaydım!"

Bayraktar Bayraklı

Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve kafir, "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.

Bekir Sadak

Sizi, yakin gelecekteki bir azabla uyardik; o gun kisi elleriyle sunduguna bakar ve inkarci da: «Keske toprak olaydim» der. *

Celal Yıldırım

Doğrusu biz, sizi yakın bir azâb ile uyardık; o gün, kişi, ellerinin önden gönderdiğine bakacak. Hakk'ı inkâr eden ise, (büyük bir pişmanlık içinde) «keşke (bugün) toprak olaydım !» diyecek.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kuşkusuz biz insanın önceden yapıp ettiklerini karşısında göreceği ve inkârcının, “Keşke toprak olsaydım!” diyerek dövüneceği gün gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı sizi uyardık.

Diyanet İşleri

Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.

Diyanet İşleri (eski)

Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: 'Keşke toprak olaydım' der.

Diyanet Vakfi

Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: «Keşke toprak olsaydım!» diyecektir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: «Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü Biz size yakın bir azabı ihtar ettik. O gün kişi ellerinin önceden gönderdiğine bakacak ve kafir ise: "Ah ne olurdu ben bir toprak olsaydım!" diyecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz size yakın bir azabı ıhtar ettik, o gün ki kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve diyecek ki kafir: ah nolaydı ben bir türab olaydım

Erhan Aktaş

Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin yaptıklarıyla karşı karşıya gelecek ve Kafir kimse: "Keşke toprak olsaydım." diyecek.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin yaptıklarıyla karşı karşıya gelecek ve Kafir kimse: "Keşke toprak olsaydım." diyecek.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi ellerinin yaptıklarıyla karşı karşıya gelecek ve gerçeği yalanlayarak nankörlük eden kimse: "Keşke toprak olsaydım." diyecek.

Fizilal-il Kuran

Sizi yakın gelecekteki azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da «Keşke toprak olsaydım» der.

Gültekin Onan

Gerçekten biz sizi yakın bir azab ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek.

Hamdi Döndüren

Hiç kuşkusuz Biz sizi, yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, önceden elleriyle yapıp öne sürdüğü işlere bakar ve inkârcı, “Keşke toprak olsaydım!” der.

Hasan Basri Çantay

Çünkü hakıykaten biz size yakın bir azabın tehlikesini haber verdik. O gün (her) kes iki elinin önden yolladığı ne ise (ona) bakacak, kafir ise "Ah, ne olurdu ben bir toprak olaydım" diyecek.

Hasib Asutay

(Ey müşrikler!) Gerçekten biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi, ellerinin önceden (yapıp) gönderdiği şeylere bakacak ve inkârcı kişi: 'Keşke toprak olsaydım' diyecek. (10) (10. Rivâyete göre yüce Allah kıyamet günü hayvanları da yaratacak, insanlardan olan haklarını aldıktan sonra 'toprak olun' denilince toprak olacaklardır. Bunu gören inkârcılar: 'Keşke biz de toprak olsaydık' diyeceklerdir.)

Hayrat Neşriyat

Şübhesiz ki biz, sizi yakın bir azâb ile korkuttuk. O gün kişi, ellerinin takdîm ettiği şeye (önceden işlediği ameline) bakar ve kâfir: 'Ah! Keşke ben toprak olaydım!' der.

İbni Kesir

Biz, sizi yakın bir azabla uyardık. O gün; kişi elleriyle sunduğuna bakacak. Ve kafir: Keşki ben, toprak olsaydım, diyecektir.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin önceden yaptıklarına bakacak ve kâfir (olanlar) “Ah, keşke toprak olsaydım!” diyecektir.

Muhammed Esed

Gerçek şu ki, Biz sizi yakındaki bir azaba karşı uyarmaktayız; insanın ilerisi için yapıp ettiklerini (açıkça) göreceği ve hakikati inkar edenin: "Eyvah, keşke toprak olsaydım..!" diyeceği Gün(ün azabına)!

Mustafa İslamoğlu

Kuşku yok ki Biz sizi, çok yakın bir azaba karşı uyarıyoruz: o gün kişi elleriyle takdim ettiği şeylere bakacak; ve (yeniden dirilişi) inkar eden kişi şöyle diyecek: "Ah n'olaydım, keşke bir toprak olaydım!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Şüphe yok ki Biz, sizi yakın bir azap ile korkutmuş olduk. O gün ki herkes iki elinin ne takdim etmiş olduğuna bakacaktır. Kâfir de, «Ah! Ben keşke, bir toprak olaydım,» diyecektir.

Ömer Öngüt

Biz sizi pek yakında gelecek bir azap ile uyardık. Kişi o gün kendi elleriyle işlediklerine bakar. O gün kâfir: "Ah ne olurdu, ben toprak olaydım!" der.

Suat Yıldırım

Biz, gelmesi yaklaşmış bir azabı bildirerek sizi uyarıyoruz. O gün gelecek ve her şahıs önünde, yalnız yapıp ettiklerini bulup bakacak ve kâfir: "Ah ne olurdu, keşke toprak olaydım!" diyecek.

Süleyman Ateş

Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kafir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der.

Süleymaniye Vakfı

Biz sizi, yakın bir azapla uyardık. O gün herkes, kendi elleriyle yaptıklarına bakacak, kafir olan şöyle diyecektir: "Ah! Keşke toprak olsaydım!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz sizi böylece yakın bir azapla uyarmış olduk. O gün kişi, yaptığı her şeye bakar. Kafir olan, "Ah, keşke toprak olsaydım !" der.

Şaban Piriş

Biz, sizi yakın bir azap ile uyardık. Kişi o gün, elleri ile ne sunduğuna bakar. Kafir olan da: -Keşke toprak olsaydım! der.

Tefhim-ul Kuran

Gerçekten biz sizi yakın bir azab ile uyarıp korkuttuk. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kâfir olan da; «Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim» diyecek.

Ümit Şimşek

Biz sizi yakın bir azap hakkında uyardık. O gün insan kendi eliyle yaptıklarına bakar; kâfir de 'Keşke toprak olsaydım' der.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Bir gündedir ki o, kişi kendi ellerinin önden gönderdiğine bakar ve küfre sapan şöyle der: "Keşke toprak olsaydım!"

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Həqiqətən, Biz sizi yaxın əzab barədə xəbərdar etdik. O gün insan öz əlləri ilə nələr etdiyini görəcək, kafir isə deyəcəkdir: “Kaş mən torpaq olaydım!”

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, Biz sizi yaxın bir əzabla (qiyamət gününün əzabı ilə) qorxutduq. O gün insan öz əlləri ilə etdiyi (yaxşı, pis) əməlləri görəcək, kafir isə: ″Kaş (bu əzabı görməmək üçün) torpaq olaydım!″ – deyəcəkdir.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Wir haben euch vor einer nahen Strafe gewarnt, an einem Tag, an dem jeder Mensch seine Taten sieht und der Ungläubige sagen wird: ʺWäre ich doch Staub!ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Wir warnen euch ja vor naher Strafe, am Tag, da der Mensch schauen wird, was seine Hände vorausgeschickt haben, und der Ungläubige sagen wird: ʺO wäre ich doch Erde!ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Wahrlich, Wir haben euch gewarnt vor einer Strafe, die nahe bevorsteht: an einem Tag, da der Mensch erblicken wird, was seine Hände vorausgeschickt haben, und der Ungläubige sagen wird: ʺO daß ich doch Staub wäre!ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, WIR warnten euch vor einer nahen Peinigung an dem Tag, wenn der Mensch schaut, was er eigenhändig vorlegte, und der Kafir sagt: ʺWäre ich doch nur Erde gewesen!ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

We have warned you of punishment evident and quite near that deserves attention. On the day it comes to pass shall every one look at his deeds, the lawful and the lawless which his wrongful and unclean hands had committed. The infidel shall wish, then, he had remained mere dust.

Abdul Haleem

We have warned you of imminent torment, on the Day when every person will see what their own hands have sent ahead for them, when the disbeliever will say, ‘If only I were dust!’

Abdullah Yusuf Ali

Verily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (mere) dust!"

Abul A'la Maududi

Lo! We warn you of a chastisement near at hand; the Day when a man will look on what his own hands have sent forth, and the unbelievers shall say: "Oh would that I were utter dust."

Aisha Bewley

We have warned you of an imminent punishment on the Day when a man will see what he has done, and the kafir will say, ‘Oh, if only I were dust!’

Al-Hilali & Khan

Verily, We have warned you of a near torment - the Day when man will see that (the deeds) which his hands have sent forth, and the disbeliever will say: "Woe to me! Would that I were dust!"

Ali Quli Qarai

Indeed We have warned you of a punishment near at hand —the day when a person will observe what his hands have sent ahead and the faithless one will say, ‘I wish I were dust!’

Amatul Rahman Omar

Verily, We have warned you of a punishment which is close at hand, a day when a person shall see what (good or evil deeds) he has sent on before (for the next life), and the disbeliever will say, `Would that I were mere dust. '

Arthur John Arberry

Lo, We have warned you of a nigh chastisement, upon the day when a man shall behold what his hands have forwarded, and the unbeliever shall say, 'O would that I were dust!'

Bijan Moeinian

I (God) have sufficiently warned you of this upcoming day of punishment. The Day of Judgment is the day that everyone will see what his two hands’ deeds have prepared for such a day. On that day the disbelievers will say: "Oh, I wish I were nothing but dust."

E. Henry Palmer

Verily, we have warned you of a torment that is nigh: on a day when man shall see what his two hands have sent forward; and the misbeliever shall say, 'Would that I were dust!'

Edip-Layth

I have warned you of a retribution which is close, the day when man will look at what he has brought forth and the ingrate will say, "I wish I were dust!"

George Sale

Verily We threaten you with a punishment nigh at hand: The day whereon a man shall behold the good or evil deeds which his hands have sent before him; and the unbeliever shall say, would to God I were dust!

Hamid S. Aziz

Surely We have warned you of a doom near at hand: the day when man shall see that which his two hands have sent before, and the unbeliever shall say, "O! Would that I were dust!"

Mahmoud Ghali

Surely We have warned you of a near torment on the Day when a person will look at whatever his hands have forwarded, and the disbeliever will say, "Oh, would that I were dust!"

Marmaduke Pickthall

Lo! We warn you of a doom at hand, a day whereon a man will look on that which his own hands have sent before, and the disbeliever will cry: "Would that I were dust!"

Mohamed Ahmed - Samira

We have indeed warned you of a calamity near at hand, a day when man will see what he had sent (of his deeds) ahead, and the unbeliever will say: "Woe alas. Ah would that I were dust!"

Muhammad Asad

Verily, We have warned you of suffering near at hand - [suffering] on the Day when man shall [clearly] see what his hands have sent ahead, and when he who has denied the truth shall say, "Oh, would that I were mere dust. ..!"

Mustafa Khattab

Indeed, We have warned you of an imminent punishment—the Day every person will see ˹the consequences of˺ what their hands have done, and the disbelievers will cry, "I wish I were dust."[1]

Progressive Muslims

I have warned you of a retribution which is close, the Day when man will look at what he has brought forth and the rejecter will Say: "I wish I were dust!"

Sahih International

Indeed, We have warned you of a near punishment on the Day when a man will observe what his hands have put forth and the disbeliever will say, "Oh, I wish that I were dust!"

Sam Gerrans

We have warned you of a near punishment: the day a man will look on what his hands sent ahead, and the false claimer of guidance will say: “Would that I were dust!”

Shabbir Ahmed

Behold, We warn you of a retribution near at hand. A Day when every person will see what his own hands have sent forth. And when the denier of the Truth will say, "Oh, I wish I were mere dust."

Syed Vickar Ahamed

Surely, We have warned you of a penalty near— The Day when man will see (the very acts) which his hands have sent forward, and the unbelievers will say, "Misery upon me! I may as well be (mere) dust!"

Taqi Usmani

We have warned you of an approaching torment (that will be inflicted) on a day when one will see what his hands have sent ahead, and the disbeliever will say, "O would that I had turned into dust."

The Monotheist Group

I have warned you of a retribution which is close, the Day when man will look at what he has brought forth and the rejecter will say: "I wish I were dust!"

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous vous avons avertis dʹun châtiment bien proche, le jour où lʹhomme verra ce que ses deux mains ont préparé; et lʹinfidèle dira: ʺHélas pour moi! Comme jʹaurais aimé nʹêtre que poussièreʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman me hûn ji ezabekî nêzîk hişyar kir. Ew roja ku her kes kar û kiryarên xwe dibîne û yê kafir dibêje: Xwezî ez ax û xwelî bûma!

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij hebben jullie gewaarschuwd voor een nabije bestraffing op de dag dat de mens kijkt naar wat zijn handen vroeger gedaan hebben en waarop de ongelovige zegt: ʺO wee, was ik maar stof!ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Waarlijk, wij bedreigen u met eene straf die nabij ligt. Op den dag waarop de mensch de goede of slechte daden zal aanschouwen, welke zijne handen voor hem uit hebben gezonden, en waarop de on geloovige zal zeggen: God gaf, ik ware stof!

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, Wij hebben jullie gewaarschuwd voor een nabije bestraffing op de Dag dat de mens zal kijken naar wat zijn handen vroeger bedreven, en waarop de ongelovige zal zeggen: ʺO wee, was ik maar aarde.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы предостерегли [предупредили] вас (о, неверующие) о близком наказании [о наказании в Аду] (а близко оно потому, что непременно наступит). В тот день, когда человек увидит (в записях), что уготовали его (обе) руки [все свои дела], и скажет неверующий: «О, если бы я был [оставался] (лишь) почвой [не был бы воскрешен]!

Rusça — Osmanov

Воистину, Мы предостерегли вас о предстоящем в близком будущем наказании в тот день, когда человек воочию узрит то, что он вершил собственными руками, и когда воскликнет неверный: ʺЛучше бы мне быть прахом!ʺ

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi har varnat er för ett straff som är nära förestående (och som kommer att drabba er) den Dag då människan ser (klart), vad hon har sänt framför sig (till Domen), och då den som förnekade sanningen skall säga: ʺAck, om jag nu hade varit mull och jord!ʺ