(27-28) Ancak seçtiği resuller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resulün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resullerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.

اِلَّا مَنِ ارْتَضٰى مِنْ رَسُولٍ فَاِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ رَصَدًا لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصٰى كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا

illā meni rteDā min rasūlin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min ḣalfihi raSaden / li yeǎ'leme en ḳad ebleğū risālāti rabbihim ve eHāTa bimā ledeyhim ve eHSā kulle şey'in ǎdeden

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِلَّاillāancak (gösterir)
2مَنِmenikimseye
3ارْتَضٰىrteDāر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.razı olduğu
4مِنْmin-den
5رَسُولٍrasūlinر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalebir resul
6فَاِنَّهُfe innehuçünkü O
7يَسْلُكُyeslukuس ل كYol tutmak, gitmek, yürümek, içine girmek, nüfuz etmek, delmek, yol açmak, yol bulmak, davranmak, ipliği iğneye geçirmek, ip geçirmek, diziye dizmek, bir işe girişmeksevk eder
8مِنْmin
9بَيْنِbeyniب ي نBir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma veya bölünme; bir kanıt, bir işaret, bir tezahür, kanıt, açık bir argüman Türkçe’ye girmiş türevler : beyan, beyn (beynelmilel, mabeyn), beyyine, mübinönüne
10يَدَيْهِyedeyhiي د يdokunmak, yardım etmek, iyilik etmek, hayırlı olmak, güç ve üstünlük göstermek, güç, kuvvet, el, onun aracılığıyla (gerçekleştirmek) Türkçe'ye girmiş türevler: teyit, teyit etmek, teyitleşmek, müeyyide, müeyyet, müeyyitönüne
11وَمِنْve minve
12خَلْفِهِḣalfihiخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekarkasına
13رَصَدًاraSadenر ص دGözetlemek, pusuya yatmak, gözlemlemek, hazırlanmak, pusu kurmak. Marsadun - pusu yeri, askeri karakol, gözetleme yeri. Mirsad - gözetleme, gözcü. İrsad - hazırlık veya keşif araçları, saklanma yeri, pusu yeri.gözetleyiciler
1لِيَعْلَمَli yeǎ'lemeع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilsin diye
2اَنْen
3قَدْḳadelbette
4اَبْلَغُواebleğūب ل غUlaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmakduyurduklarını
5رِسَالَاتِrisālātiر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risalerisaletini
6رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
7وَاَحَاطَve eHāTaح و طKorumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.ve kuşatmıştır
8بِمَاbimāherşeyi
9لَدَيْهِمْledeyhimonlarda bulunan
10وَاَحْصٰىve eHSāح ص يHesaplamak, saymak/numaralandırmak. Çakıl taşı ile vurmak. Reddetmek veya kabul etmemek, bir kişiye çakıl taşı veya küçük taş atmak, bir kişiye veya şeye çakıl taşı veya küçük taş ile vurmak, mesane veya böbreklerde taş bulunmak, mesanede idrarın taşlaşması (çakıl taşı veya küçük taş gibi olması), bir şeyi numaralandırmak/saymak/hesaplamak/hesaplamak, bir şeyi hesaplamak, bir şeyin son sayısına ulaşmak, sayarak bir araya toplamak, bir şeyi hafızada tutmak, bir şeyi anlamak, bir şeyin sayısını kaydetmek, bir şeyi tamamen kavramak veya bilmek.ve saymıştır
11كُلَّkulleك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetliher
12شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyi
13عَدَدًاǎdedenع د دSaymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden evlenebilmesi için beklemesi gereken yasal süre. A'dd - hazırlamak, hazır etmek. Addina - sayanlar. Ma'dudun - sayılmış olan.bir bir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Gerçekten de Rablerinin elçiliklerini hakkıyla yaptıklarını, hükümlerini tebliğ ettiklerini bilsin diye ve onların her hâlini de bilgisiyle kavramış, kuşatmıştır ve her şeyi, bir bir sayıp tespît etmiştir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Gerçekten de Rablerinin elçiliklerini hakkıyla yaptıklarını, hükümlerini tebliğ ettiklerini bilsin diye ve onların her hâlini de bilgisiyle kavramış, kuşatmıştır ve her şeyi, bir bir sayıp tespît etmiştir.

Adem Uğur

Ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).

Ahmed Hulusi

Ta ki Rablerinin risaletlerini gerçekten tebliğ ettiklerini bilsinler. Onlardakileri ihata etmiş ve her şeyi detaylarıyla kaydetmiştir!

Ahmet Tekin

Rableri, meleklerin ve peygamberlerin tebliğine memur ettiği konuları, tebliğ görevlerini ifalarını; onların sorumluluğuna verilenleri, yanlarında olup bitenleri ilmiyle kudretiyle çepeçevre kuşatarak, her şeyi bir bir sayarak kaydip belirlemesi için onların etrafına koruyucu melekler dizer.

Ahmet Varol

Öyle ki, Rablerinin risaletlerini (kendileri vasıtasıyla görderdiği hükümleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onlarda olanı kuşatmış ve her şeyi sayı olarak saymıştır.

Ali Bulaç

Öyle ki onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah,) onların nezdinde olanları sarıp kuşatmış ve her şeyi sayı olarak da sayıp tesbit etmiştir.

Ali Fikri Yavuz

O Peygamber şunu bilsin ki, o elçiler Rablerinin risaletlerini tamamıyla eriştirmişlerdir; ve O, elçilerin yanındaki ilmi kuşatmış ve her şeyi sayıca saymıştır.

Ali Rıza Safa

Efendilerinden gelen duyuruları, elçilerin ulaştırdığını bilmesi için. Onlarda bulunanların tümünü kuşatmış ve her şeyi tek tek hesaplamıştır.

Bayraktar Bayraklı

- Ancak hoşnut olduğu peygamber hariçtir. Çünkü O, peygamberinin önünden ve ardından gözetleyiciler gönderir ki Rablerinin emirlerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onları çepeçevre kuşatmıştır ve her şeyi bir bir saymıştır.

Bekir Sadak

(27-28) Ancak peygamberlerden, bildirmek istedigi bunun disindadir. Rablerinin bildirilerini teblig etmelerini ortaya koymak icin her peygamberin onunden va ardindan gozculer salar; onlarin yaptiklarini ilmiyle kusatir ve herseyi bir bir sayar. *

Celal Yıldırım

Peygamberlerin Rablarından gönderilen risâleti tebliğ ettiklerini (ayan-beyan) bilsin. (Allah) onların yanındaki şeyleri kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır.

Diyanet İşleri

(27-28) Ancak seçtiği resuller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resulün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resullerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.

Diyanet İşleri (eski)

(27-28) Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.

Diyanet Vakfi

Ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla ulaştırmış olduklarını, onlarda bulunan her şeyi kuşattığını ve herşeyi bir bir saymış olduğunu bilsin diye.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bilsin diye, ki onlar rablarının risaletlerini hakkıyle iriştirmişlerdir ve o onların nezdindekini ihata etmiş ve her şeyi sayısiyle ihsa buyurmuştur.

Erhan Aktaş

Rabb'lerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini bilmek için. Yanlarında olanları kuşatmış ve her şeyi kayıt altına almıştır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'lerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini bilmek için. Yanlarında olanları kuşatmış ve her şeyi kayıt altına almıştır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'lerinin mesajlarını tebliğ ettiklerini bilmek için. Yanlarında olanları kuşatmış ve her şeyi kayıt altına almıştır.

Fizilal-il Kuran

Böylece onların, Rabblerinin mesajlarını insanlara duyurduklarını belirler. O onların durumlarını ve tutumlarını bilgisi ile kuşatmış, herşeyi bir bir saymıştır.

Gültekin Onan

Öyle ki onların, rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Tanrı,) onların nezdinde olanları sarıp kuşatmış ve her şeyi sayı olarak da sayıp tesbit etmiştir.

Hamdi Döndüren

Ki, peygamberlerin, Rablerinin kendilerine verdiği bilgileri duyurduklarını bilsin. Allah, elçilerde bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır.

Hasan Basri Çantay

Taki (o peygamberler), Rablerinin gönderdiklerini (o gözetleyicilerin) hakkıyle (kendilerine) tebliğ etdiklerini (şuhüden) bilsin (ler). (Allah, peygamberin) nezdinde olub bitenleri (onların her haalini ilmiyle) kuşatmış, herşey'i (müfredatı vech ile), sayı (sı) ile saymış (tesbit etmiş) dir.

Hasib Asutay

Tâ ki onların (11) Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların yanında olanları (ilmiyle) kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır. (11. Elçilerin.)

Hayrat Neşriyat

Tâ ki (o peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla teblîğ ettiklerini ortaya çıkarsın; çünki Allah, onların yanında bulunan (her)şeyi (ilmi ile) kuşatmış ve herşeyi bir bir kaydetmiştir.

İbni Kesir

Ta ki Rabblarının risaletlerini, gerçekten tebliğ etmiş olduklarını bilsin. Onların yaptıklarını kuşatmış ve her şeyi bir sayı ile saymıştır.

Mehmet Okuyan

Ancak dilediği elçi(ler) bunun dışındadır. Rablerinin mesajlarını onların (meleklerin) tebliğ ettiğini bilsin diye, şüphesiz o (elçinin) önünden ve arkasından gözetleyici(ler) gönderir. (Allah) onların beraberinde bulunanı kuşatmış ve her şeyi bir bir sayıp kaydetmiştir.

Muhammed Esed

böylece bu (elçi)lerin tebliğ ettikleri şeyin (yalnızca) Rablerinin mesajları olduğunu açıkça gösterir, çünkü onların (söyleyebilecekleri) her şeyi (bilgisi ile) kuşatan O'dur; ve (mevcut olan) her şeyi bir bir hesaplayandır.

Mustafa İslamoğlu

ki, (peygamberler) bu sayede tebliğ ettiklerinin Rablerinin risaleti olduğunu; dahası (Allah'ın) ellerindeki (vahyi) çepeçevre kuşattığını ve her şeyi tek tek sayarak muhafaza altına aldığını bilsin.

Ömer Nasuhi Bilmen

Rablerinin risâletlerini hakkıyla eriştirmiş olduklarını bilmesi için (öyle muhafızlar tayin buyurulmuştur). Ve onların yanlarında olanı ilmen kuşatmıştır ve her bir şeyi adeden sayıp bilmiştir.

Ömer Öngüt

Tâ ki, Rabb'lerinin gönderdiklerini gerçekten tebliğ etmiş olduklarını bilsin. Şüphesiz ki Allah onların yanında bulunan her şeyi çepeçevre kuşatmış ve her şeyi teker teker saymıştır.

Suat Yıldırım

(26-28) O bütün gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye açmaz. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler yerleştirir. Böylece (Allah) elçilerinin, Rab’lerinin mesajlarını gereğince tebliğ ettiklerini bilmek (yani fiilen görmek) ister. Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi bir bir kaydetmiştir.

Süleyman Ateş

(Böyle yapar) Ki onların, Rablerinin kendilerine verdiği mesajları duyurduklarını bilsin. Allah, onlarda bulunan herşeyi (bilgisiyle) kuşatmıştır ve herşeyi bir bir saymış (hesab etmiş)tir.

Süleymaniye Vakfı

(Bunu yapması, o elçinin) Rabbinin mesajlarını (meleklerin) kendisine tam olarak ulaştırdıklarını bilmesi, onların getirdiklerini kavraması ve her şeyi zihnine tek tek kaydetmesi içindir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O elçi bilsin ki Rabbi tarafından gönderilenleri, melekler ona tam olarak ulaştırmış, o da onlarda olanın hepsini almış ve her şeyi tek tek kav­ramıştır."

Şaban Piriş

Rabbinin gönderdiklerini gerçekten tebliğ ettiklerini göstermek için... Onların yanlarında olanı kuşatmış ve her şeyi bir bir kaydetmiştir.

Tefhim-ul Kuran

Öyle ki onların, Rablerinden gelen risaleti (insanlara gönderilenleri) tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah,) Onların nezdinde olanları sarıp kuşatmış ve her şeyi sayı olarak da sayıp tesbit etmiştir.

Ümit Şimşek

Tâ ki, peygamberler, Rableri tarafından gönderilenleri meleklerin tastamam ulaştırdıklarını bilsin. Allah ise onların her halini kuşatmış ve herşeyi tek tek saymıştır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki onların, Rablerinin elçiliklerini hedefine tam ulaştırdıklarını bilsin. Allah, onların katında bulunan şeyleri kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıya bağlamıştır.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Peyğəmbərlərinin) öz Rəbbinin göndərdiklərini (nə cür) təbliğ etdiyini bilsin (bəlli etsin). (Allah) onlarda olanların hamısını (peyğəmbərlərin əhvalatını və bütün əməllərini Öz elmi ilə) ehtiva etmişdir. O, hər şeyi bir-bir sayıb yazmışdır (təsbit etmişdir)!″

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

So weiß Gott, daß die Gesandten die Botschaften ihres Herrn überbracht haben. Er weiß genau, was sie haben und hat alles genau gezählt.

Almanca — Der Edle Quran

damit er weiß, ob sie wohl die Botschaften ihres Herrn ausgerichtet haben, und daß Er das, was bei ihnen ist, umfaßt, und Er die Zahl von allem erfaßtʹ.

Almanca — M. A. Rassoul

damit Er gewährleistet sieht, daß sie (Seine Gesandten) die Botschaften ihres Herrn verkündet haben. Und Er umfaßt alles, was bei ihnen ist, und Er zeichnet alle Dinge ganz genau auf.

Almanca — Muhammad Zaidan

damit er (der Gesandte) weiß, daß sie die Botschaft ihres HERRN bereits überbrachten. Und ER umfaßte, was sie haben, und zählte alles detailliert.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But Allah would know whether His Messengers have proclaimed their Creator's messages or they did not and He knows well what is within them and what is without; He has computed everything in a determinate number.

Abdul Haleem

to ensure that each of His messengers delivers his Lord’s message: He knows all about them, and He takes account of everything.

Abdullah Yusuf Ali

"That He may know that they have (truly) brought and delivered the Messages of their Lord: and He surrounds (all the mysteries) that are with them, and takes account of every single thing."

Abul A'la Maududi

so that He may know that they have delivered the messages of their Lord. He encompasses in His knowledge their surroundings and keeps a count of all things."

Aisha Bewley

so that He may know that they have indeed transmitted the Messages of their Lord. He encompasses what is in their hands and has counted the exact number of everything.

Al-Hilali & Khan

[He (Allâh) protects them (the Messengers)], till He sees that they (the Messengers) have conveyed the Messages of their Lord (Allâh). And He (Allâh) surrounds all that which is with them, and He (Allâh) keeps count of all things (i.e. He knows the exact number of everything).

Ali Quli Qarai

so that He may ascertain that they have communicated the messages of their Lord, and He comprehends all that is with them, and He keeps count of all things.

Amatul Rahman Omar

That He may make it known (to the people) that they (- the Divine Messengers) have properly delivered the Messages of their Lord. He encompasses (in His knowledge) all that they have, and keeps count of all things.

Arthur John Arberry

that He may know they have delivered the Messages of their Lord; and He encompasses all that is with them, and He has numbered everything in numbers. '

Bijan Moeinian

… He will choose messengers among themselves and put guards around them to know whether or not they have delivered the message. God is fully aware of his messengers’ activities and keeps a count of each and every thing.

E. Henry Palmer

That He may know that they have delivered the errands of their Lord, for He compasses what they have, and reckons everything by number.

Edip-Layth

So that He knows that they have delivered the messages of their Lord, and He encompasses all that is with them, and He has counted everything in numbers.*

George Sale

that He may know that they have executed the commissions of their Lord: He comprehendeth whatever is with them; and counteth all things by number.

Hamid S. Aziz

So that He may know that they have truly delivered the messages of their Lord. He encompasses what is with them and He keeps count of all things.

Mahmoud Ghali

That He may know they have already proclaimed the Messages of their Lord. And He has encompassed (all) that is closely (kept) with them, and He has enumerated everything in numbers."

Marmaduke Pickthall

That He may know that they have indeed conveyed the messages of their Lord. He surroundeth all their doings, and He keepeth count of all things.

Mohamed Ahmed - Samira

So that He may know if they have delivered their Lord's messages. He comprehends all that has been given them, and keeps count of everything.

Muhammad Asad

so as to make manifest that it is indeed [but] their Sustainer's messages that these [apostles] deliver: for it is He who encompasses [with His knowledge] all that they have [to say], just as He takes count, one by one, of everything [that exists].

Mustafa Khattab

to ensure that the messengers fully deliver the messages of their Lord—though He ˹already˺ knows all about them, and keeps account of everything."

Progressive Muslims

So that He knows that they have delivered the messages of their Lord, and He surrounds all that is with them, and He has counted the number of all things.

Sahih International

That he may know that they have conveyed the messages of their Lord; and He has encompassed whatever is with them and has enumerated all things in number.

Sam Gerrans

“That He might know that they have delivered the messages of their Lord; and He has encompassed what is with them, and counted all things by number.”

Shabbir Ahmed

That He may make manifest that it is indeed their Lord's Messages (and nothing else) that these Messengers deliver. For, He it is Who encompasses all the Revelation they have, and takes account of all things.

Syed Vickar Ahamed

"That he (the messenger) may know that they have (truly) brought and delivered the Messages of their Lord. And He surrounds (all with mysteries) that are with them, and takes account of every single thing."

Taqi Usmani

so that He knows that they (angels) have conveyed the messages of their Lord. And He has encompassed all that is with them, and has comprehensive knowledge of every thing by numbers.

The Monotheist Group

So that He knows that they have delivered the messages of their Lord, and He surrounds all that is with them, and He has counted the number of all things.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

afin quʹIl sache sʹils ont bien transmis les messages de leur Seigneur. Il cerne (de Son savoir) ce qui est avec eux, et dénombre exactement toute chose.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Da ku bi vî awayî Xwedê bide zanîn ku wan peyamên Xwedayê xwe ragihandine. Xwedê bi ya li cem wan dizane û her tişt yek bi yek jimartiye (û tomar kiriye).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

om te weten of zij de boodschap van hun Heer verkondigen. Hij omvat wat bij hen is en Hij heeft alles opgesomd en nauwkeurig geteld.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Opdat hij zou weten, dat de gezanten de zending van hunnen Heer hebben volbracht. Hij weet alles, wat met hen is, en telt alle dingen bij het getal.

Hollandaca — Siregar

Om te doen weten dat zij de Boodschappen van hun Heer overbrachten. En Hij omvat wat er bij hen is en Hij somt alle zaken nauwkeurig op.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

чтобы знал он [Посланник], что они [прежние посланники] уже передали послания своего Господа. И Он [Аллах] объемлет все, что у них [у ангелов и посланников], и исчислил Он всякую вещь счетом [знает число и счет всего]».

Rusça — Osmanov

чтобы узнать, сообщили ли они (т. е. посланники) наставления Господа своего. Он объемлет знанием все, что с ними, и Он исчислил все сущее.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

för att det skall vara uppenbart att (han såväl som de andra sändebuden) har kunnat framföra sin Herres budskap. Allt som berör dem har Han under uppsikt och Han håller räkning på allt (i Sin skapelse).