(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

اِنَّا لَمَّا طَغَا الْمَاءُ حَمَلْنَاكُمْ فِي الْجَارِيَةِ لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَا اُذُنٌ وَاعِيَةٌ

innā lemmā Tağā l-māu Hamelnākum fī l-cāriyeti / li nec'ǎlehā lekum teƶkiraten ve teǐyehā uƶunun vāǐyetun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّاinnāelbette biz
2لَمَّاlemmā
3طَغَاTağāط غ يaşmak, taşmak, yayılmak, yörüngesinden çıkmak, sınırı aşmak, başıboş, yükselmek, taşmak, kudurmuş olmak, sapmak, meraklı olmamak, yaramaz, dinsiz, zorba, aşırı, isyankâr, aşırı derecede fena, kabalık, haksızlık, dinsizlik, isyan, şiddetli gök gürültüsü ve şimşek fırtınası, patlama, kötülük güçleri, kötülüğe sürüklemek, çok cesur olmak, inatçı direniş, aşırı derecede itaatsiz, ölçüsüz, yozlaşmış, dağın tepesi veya üst kısmı, put/şeytan, kötülüğün kaynağıtaşınca
4الْمَاءُl-māuم و هsu, yağmursu(lar)
5حَمَلْنَاكُمْHamelnākumح م لTaşımak, yüklenmek, sırtlamak, götürmek, iletmek, göstermek/sergilemek, bir şeyi sırtında veya başında taşımak, yük taşımak, hamile kalmak veya çocuk sahibi olmak (kadın), iftira veya dedikodu yaymak, birine binmesi için hayvan vermek, birini yük hayvanına bindirmek, öfke göstermek veya sergilemek, kendini yormak veya zorlamak, sorumluluk üstlenmek, birini bir şey yapmaya teşvik etmek, bir şey üretmek veya ortaya koymak [ağacın meyve vermesi gibi], bir şeyi anlatmak ve yazmak [özellikle bilim ve bilgi konuları], bir şeyi taşımak veya yapmak, iftira yükünü taşımak, suç isnat etmeksizi taşıdık
6فِي
7الْجَارِيَةِl-cāriyetiج ر يAkmak, hızlıca koşmak, bir yol izlemek, meydana gelmek veya oluşmak, bir şeye yönelmek veya amaçlamak, sürekli veya kalıcı olmak, bir vekil veya görevli temsilci göndermek.akıp gidende (gemi)
1لِنَجْعَلَهَاli nec'ǎlehāج ع لyapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamakonu yapalım diye
2لَكُمْlekumsize
3تَذْكِرَةًteƶkiratenذ ك رhatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha güçlüdür), vaaz vermek, övmek, statü vermekbir ibret
4وَتَعِيَهَاve teǐyehāو ع يHafızada korumak, akılda tutmak, tutmak, içermek, toplamak, anlamak, öğrenmek, dikkat etmek, bilincini geri kazanmak, depolamak.ve onu bellesin
5اُذُنٌuƶununا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretkulak(lar)
6وَاعِيَةٌvāǐyetunو ع يHafızada korumak, akılda tutmak, tutmak, içermek, toplamak, anlamak, öğrenmek, dikkat etmek, bilincini geri kazanmak, depolamak.belleyen

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şüphe yok ki akıp giden gemide taşıdık sizi sular köpürüp coşunca.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şüphe yok ki akıp giden gemide taşıdık sizi sular köpürüp coşunca.

Adem Uğur

Şüphesiz, su bastığı vakit sizi gemide biz taşıdık;

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki o su, kontrol dışı yükseldiğinde, sizi akıp gidenin içinde biz taşıdık!

Ahmet Tekin

Doğrusu, sular kabarınca, sizi gemilerde biz taşıdık.

Ahmet Varol

Su kabardığında biz sizi akıp giden gemide taşıdık.

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık;

Ali Fikri Yavuz

Gerçekten biz, (Nûh zamanında) su taştığı vakit, sizi (varlığınıza sebep olan atalarınızı) gemide biz taşıdık;

Ali Rıza Safa

Aslında, su taştığı zaman, akıp gidenle sizi taşıdık.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, su bastığı zaman sizi gemide biz taşıdık.

Bekir Sadak

(11-12) Su tastigi vakit, size bir ibret olmak uzere, anlayisli kulaklar anlasin diye suzulen gemide, sizi Biz tasimisizdir.

Celal Yıldırım

(11-12) Doğrusu biz, su iyice kabarıp taştığında size ibret ve öğüt kılmamız için ve anlayabilen kulaklar anlasın diye sizi yüzüp giden gemide taşıdık.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Bir zamanlar sular coştuğu vakit sizi gemide kuşkusuz biz taşıdık;

Diyanet İşleri

(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

Diyanet İşleri (eski)

(11-12) Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

Diyanet Vakfi

Şüphesiz, su bastığı vakit sizi gemide biz taşıdık;

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Oysa Biz, o su kabardığı zaman sizi akan gemide taşıdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki biz o su tuğyan ettiği vakıt sizi akan gemide taşıdık

Erhan Aktaş

Suyun taştığı günde, sizi o akıp gidende Biz taşıdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Suyun taştığı günde, sizi o akıp gidende Biz taşıdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Suyun taştığı günde, sizi o akıp gidende Biz taşıdık.

Fizilal-il Kuran

Sular kabarınca biz sizi akıp giden (gemide) taşıdık ki;

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık.

Hamdi Döndüren

Gerçekten Biz, (Nuh tufanında) sular kabarıp taşınca, sizi gemide taşıdık.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, (her yanı) su basdığı (mu'tad haddini aşdığı) zaman sizi gemide biz taşıdık.

Hasib Asutay

Şüphesiz su kabardığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık; (4) (4. Nuh tufanı zamanında.)

Hayrat Neşriyat

(Nûh tûfânında her tarafı) su bastığında, şübhesiz ki biz sizi akıp giden (gemi)de taşıdık.

İbni Kesir

Gerçekten su bastığı zaman sizi; Biz, taşıdık gemide.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki su azgınlaştığı zaman sizi gemide biz taşımıştık.

Muhammed Esed

(Ve) bakın: (Nuh tufanının) suları bütün bentleri aşıp patladığında sizi o gemi ile Biz (güvenli bölgelere) taşıdık,

Mustafa İslamoğlu

Şüphesiz o su çığrından çıkıp tuğyan ettiğinde sizi gemide taşıyan Bizdik;

Ömer Nasuhi Bilmen

(11-12) Şüphe yok ki, su taştığı zaman sizi o akan gemiye Biz yükledik. Onu (o necâtı) sizin için bir ibret kılmamız için ve hıfzeden kulakların onu anlamaları için (öyle yaptık).

Ömer Öngüt

Su iyice kabarıp taştığı vakit, şüphesiz ki yüzüp giden gemide sizi biz taşıdık.

Suat Yıldırım

(11-12) Unutmayın ki Nûh zamanında, sular taştığı vakit, sizi (varlığınıza vesile olan atalarınızı) emniyetli gemide Biz taşımıştık! Onu sizin için hem bir ibret vesilesi kılalım, hem de can kulağı ile dinleyip ders alanlar iyice bellesinler diye böyle yapmıştık.

Süleyman Ateş

Su(lar) kabarınca biz sizi, akıp giden (gemi)de taşıdık.

Süleymaniye Vakfı

(Yeryüzünü) sular basınca sizi /sizin atalarınızı gemide biz taşıdık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sular kabarınca (Nuh'un halkından) sizin gibi olanları gemide Biz taşıdık.

Şaban Piriş

Sular taştığı zaman sizi gemide biz taşıdık.

Tefhim-ul Kuran

Gerçek şu ki, su taştığı zaman, o gemide biz sizi taşıdık:

Ümit Şimşek

Sular taştığında sizi gemiye bindirdik:

Yaşar Nuri Öztürk

Su azıp köpürdüğünde, biz sizi o akıp gidende taşıdık,

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Su aşıb-daşdıqda Biz sizi üzən gəmidə daşıdıq.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Həqiqətən, hər tərəfi su basdığı zaman (Nuhun tufanı qopduqda) sizi gəmiyə Biz daşıdıq.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Als das Wasser bei der Sintflut über das Maß anstieg, trugen Wir eure Vorfahren auf der Arche dahin,

Almanca — Der Edle Quran

Gewiß, als das Wasser das Maß überschritt, trugen ja Wir euch auf dem fahrenden (Schiff),

Almanca — M. A. Rassoul

Siehe, als das Wasser schwoll, da trugen Wir euch auf dem Schiff

Almanca — Muhammad Zaidan

Gewiß, als das Wasser überflutete, trugen WIR euch in der Schwimmenden,

English (26)

Abdel Khalek Himmat

When the water gained advantage on the kingdom of the shore and inundated the land, We carried you in the Ark which We kept afloat;

Abdul Haleem

But when the Flood rose high, We saved you in the floating ship,

Abdullah Yusuf Ali

We, when the water (of Noah's Flood) overflowed beyond its limits, carried you (mankind), in the floating (Ark),

Abul A'la Maududi

Verily when the water rose to great heights, We bore you upon a floating vessel (i.e. the Ark)

Aisha Bewley

When the waters rose We carried you in the ship

Al-Hilali & Khan

Verily, when the water rose beyond its limits [Nûh’s (Noah) Flood], We carried you (mankind) in the floating [ship that was constructed by Nûh (Noah)]

Ali Quli Qarai

Indeed when the Flood rose high, We carried you in a floating ark,

Amatul Rahman Omar

(Similarly Noah was disobeyed) and no sooner did the water (begin to) rise high than We carried (people like) you in the floating Ark.

Arthur John Arberry

Lo, when the waters rose, We bore you in the running ship

Bijan Moeinian

Remember the favor of your Lord Who carried you on the Arc (of Noah) as the water rose high as a reminder. …

E. Henry Palmer

Verily, we, when the water surged, bore you on it in a sailing ship,

Edip-Layth

When the water flooded, We carried you on the vessel.

George Sale

When the water of the deluge arose, We carried you in the ark which swam thereon;

Hamid S. Aziz

Surely We bore you (mankind) up in the Ark when the water rose high,

Mahmoud Ghali

Surely, as soon as the water (s) overflowed, (Literally: was inordinate) We carried you in the running ship.

Marmaduke Pickthall

Lo! when the waters rose, We carried you upon the ship

Mohamed Ahmed - Samira

When the water rose in flood, We bore you in the ark,

Muhammad Asad

[And] behold: when the waters [of Noah's flood] burst beyond all limits, it was We who caused you to be borne [to safety] in that floating ark,

Mustafa Khattab

Indeed, when the floodwater had overflowed, We carried you[1] in the floating Ark ˹with Noah˺,

Progressive Muslims

And when the water flooded, We carried you on the vessel.

Sahih International

Indeed, when the water overflowed, We carried your ancestors in the sailing ship

Sam Gerrans

When the water had burst all bounds, We bore you in the ship

Shabbir Ahmed

Behold! When waters topped the levels, We carried you upon the watercraft.

Syed Vickar Ahamed

Verily, when the water (of Nuh's Flood) overflowed beyond its limits, We carried you (mankind) in the floating Ark,

Taqi Usmani

When the water overflowed (in the Deluge of NūH), We let you (O mankind,) board the floating ship,

The Monotheist Group

And when the water flooded, We carried you on the vessel.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Cʹest Nous qui, quand lʹeau déborda, vous avons chargés sur lʹArche

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Birastî gava avê (her alî) da ber xwe û bilind bû, Me hûn di keştiyê de hilgirtin…

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Maar toen het water overstroomde droegen Wij jullie op het vaartuig

Hollandaca — Salomo Keyzer

Toen het water van den zondvloed steeg, bewaarden wij u in de drijvende ark,

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, toen het water overstroomde, droegen Wij jullie (voorvader Nôeh en zijn familie) in het vaartuig (de ark).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Поистине, Мы [Аллах], когда вода стала разливаться (во время большого потопа), понесли вас [ваших предков] в плавучей [в ковчеге],

Rusça — Osmanov

Воистину, когда вода стала разливаться, Мы посадили вас в ковчег,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När vattenmassorna sprängde alla hinder lät Vi arken bära er.