Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.
فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَاَخَذَهُمْ اَخْذَةً رَابِيَةً
fe ǎSav rasūle rabbihim fe eḣaƶehum eḣƶeten rābiyeten
Kelimeler
Tüm mealler
Meal seçin (82 / 82 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Kürtçe
Hollandaca
Rusça
İsveççe
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Derken Rablerinin peygamberine isyân etmişlerdi de onları gittikçe artan bir azapla helâk etmişti.
Abdulkadir Gölpınarlı
Derken Rablerinin peygamberine isyân etmişlerdi de onları gittikçe artan bir azapla helâk etmişti.
Adem Uğur
Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
Ahmed Hulusi
Rablerinin Rasulüne asi oldular da (Rableri) onları şiddetle yakalayıverdi!
Ahmet Tekin
Hep, Rablerinin görevlendirdiği Rasule saygı göstermediler, inanmadılar, tebliğlerini kabul etmediler, sünnetlerini uygulamadılar, karşı geldiler. Allah da, onları daha ağır cezalarla cezalandırdı.
Ahmet Varol
Öyle ki, Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Ali Bulaç
Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Ali Fikri Yavuz
Böylece Rablerinin peygamberine isyan ettiler. Bunun üzerine gittikçe artan şiddetli bir azap kendilerini yakalayıverdi.
Ali Rıza Safa
Efendilerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine, yaman bir yakalayışla onları yakaladı.
Bayraktar Bayraklı
Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
Bekir Sadak
Rabbinin peygamberine bas kaldirmislardi. Bunun uzerine Rableri onlari siddeti arttikca artan bir sekilde yakaladi.
Celal Yıldırım
Rabblarının peygamberlerine karşı geldiler. O sebeple Rabbları, onları fazla şiddetli bir tutuşla yakalayıverdi.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
Rablerinin elçisine karşı geldiler, O da onları amansız bir şekilde yakalayıp cezalandırdı.
Diyanet İşleri
Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.
Diyanet İşleri (eski)
Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.
Diyanet Vakfi
Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Hep Rablerinin elçilerine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hep Rablerinin peygamberine karşı geldiler; o da onları gittikçe artan bir tutuşla alıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hep rablarının Resulüne asi oldular o da onları alıverdi mütezayid bir tutuş (kahir bir kabza) ile
Erhan Aktaş
Onlar, Rabb'lerinin Resul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onlar, Rabb'lerinin Resul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onlar, Rabb'lerinin Rasul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Fizilal-il Kuran
Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Gültekin Onan
Böylece rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Hamdi Döndüren
Onlar Rablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakalayıverdi!
Hasan Basri Çantay
Öyle ki (her ümmet) Rablerinin peygamberine isyan etdiler. Bundan dolayı O da kendilerini fazla bir şiddetle yakalayıverdi.
Hasib Asutay
Böylece Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları şiddetli bir yakalayışla yakalayıverdi.
Hayrat Neşriyat
Öyle ki Rablerinin elçisine isyân ettiler de (Allah) onları (şiddeti gittikçe) artan bir yakalayışla yakalayıverdi!
İbni Kesir
Rabblarının elçisine isyan etmişlerdi. Bunun üzerine O da kendilerini gittikçe artan bir şiddetle yakalayıverdi.
Mehmet Okuyan
Rablerinin (her bir) elçisine isyan etmişlerdi; O da onları şiddetli bir şekilde yakalamış (cezalandırmış)tı.
Muhammed Esed
ve Rablerinin (gönderdiği) elçilere isyan etmişlerdi. Allah şiddetli bir ceza darbesi ile onların hesabını gördü!
Mustafa İslamoğlu
Nihayet Rablerinin elçisine karşı geldiler; ve (Allah günahlarıyla) katlanan bir bela ile tümünü enseledi.
Ömer Nasuhi Bilmen
Rablerinin Peygamberine isyan ettiler. Artık (Cenâb-ı Hak) onları pek şiddetli bir şekilde yakaladı.
Ömer Öngüt
Böylece Rablerinin peygamberine isyan ettiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakalayıverdi.
Suat Yıldırım
Rab’lerinin elçisine isyan ettiler, Allah da onları şiddetle cezaya çarptırdı.
Süleyman Ateş
Rablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Süleymaniye Vakfı
Her biri, Rablerinin resulüne /onun elçi olarak getirdiklerine karşı geldiler. Rableri de onları etkisi arttıkça artan bir azapla yakaladı.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Rablerinin elçilerine baş kaldırdılar. Rableri de onları kaldırıp yere vurdu.
Şaban Piriş
Rab'lerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.
Tefhim-ul Kuran
Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.
Ümit Şimşek
Onlar Rablerinin Resulüne karşı geldiler; Allah da onları şiddetli bir azapla yakaladı.
Yaşar Nuri Öztürk
Rablerinin resulüne isyan ettiler de O da onları, şiddeti arttıkça artan bir yakalayışla yakaladı.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
Onlar öz Rəbbinin elçisinə asi oldular, O da onları şiddəti artan bir əzabla yaxaladı.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlar Rəbbinin peyğəmbərinə asi olmuş, O da onları şiddəti getdikcə artan bir əzabla yaxalamışdı.
Almanca (4)
Almanca — Al-Azhar
Sie trotzten den Gesandten ihres Herrn, und so erlegte Er ihnen die schwerste Strafe auf.
Almanca — Der Edle Quran
So widersetzten sie sich den Gesandten ihres Herrn. Da ergriff Er sie mit stärker werdendem Griff.
Almanca — M. A. Rassoul
und sie waren widerspenstig gegen den Gesandten ihres Herrn, darum erfaßte Er sie mit drosselndem Griff.
Almanca — Muhammad Zaidan
dann widersetzten sie sich dem Gesandten ihres HERRN, dann belangten WIR sie mit übermäßigem Belangen.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They disobeyed the Messenger of Allah their Creator, so He stunned them and overtook them by a condign punishment making them unable to hold their own.
Abdul Haleem
these people committed grave sins and disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with an ever-tightening grip.
Abdullah Yusuf Ali
And disobeyed (each) the messenger of their Lord; so He punished them with an abundant Penalty.
Abul A'la Maududi
They did not follow the Messenger of their Lord, and so He seized them with a severe grip.
Aisha Bewley
They disobeyed the Messenger of their Lord so He seized them in an ever-tightening grip.
Al-Hilali & Khan
And they disobeyed their Lord’s Messenger, so He seized them with a strong punishment.
Ali Quli Qarai
Then they disobeyed the apostle of their Lord, so He seized them with a terrible seizing.
Amatul Rahman Omar
They disobeyed (in their respective times) the Messenger of their Lord, so He seized them with an ever-increasing punishment.
Arthur John Arberry
and they rebelled against the Messenger of their Lord, and He seized them with a surpassing grip.
Bijan Moeinian
[God sent them a messenger to offer them a decent code of conduct]. As they denied the messenger of God, your Lord punished them badly.
E. Henry Palmer
and they rebelled against the apostle of their Lord, and He seized them with an excessive punishment.
Edip-Layth
They disobeyed the messenger of their Lord. So He took them with a devastating requital.
George Sale
and they severally were disobedient to the apostle of their Lord; wherefore He chastised them with an abundant chastisement.
Hamid S. Aziz
And they disobeyed the Messengers of their Lord, so He punished them with a severe punishment.
Mahmoud Ghali
Then they disobeyed the Messenger of their Lord, so He took them (away) with a surpassing grip (Literally: swelling taking).
Marmaduke Pickthall
And they disobeyed the messenger of their Lord, therefor did He grip them with a tightening grip.
Mohamed Ahmed - Samira
When they disobeyed the apostle of their Lord He seized them with an overwhelming punishment.
Muhammad Asad
and rebelled against their Sustainer's apostles: and so He took them to task with a punishing grasp exceedingly severe!
Mustafa Khattab
each disobeying their Lord’s messenger, so He seized them with a crushing grip.
Progressive Muslims
They disobeyed the messenger of their Lord. So He took them with a devastating requital.
Sahih International
And they disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with a seizure exceeding [in severity].
Sam Gerrans
And they opposed the messenger of their Lord, but He seized them with a surpassing grip.
Shabbir Ahmed
For, they disobeyed the respective Messenger of their Lord. Consequently, He grasped them with a firm grasp.
Syed Vickar Ahamed
And (each) disobeyed the messenger of their Lord: So He punished them with a severe penalty.
Taqi Usmani
and they disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with an extremely severe seizure.
The Monotheist Group
They disobeyed the messenger of their Lord. So He took them with a devastating requital.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
Ils désobéirent au Messager de leur Seigneur. Celui-ci donc, les saisit dʹune façon irrésistible.
Kürtçe (1)
Kürtçe Meal
Her wiha wan guhdariya pêxemberê xwe nekir, vêca Xwedê bi ezabekî tund/dijwar ew ceza kirin.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
Zij waren ongehoorzaam aan de gezant van hun Heer, Toen greep Hij hen met een overweldigende greep.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En zij waren allen ongehoorzaam aan den gezant van hunnen Heer; daarom kastijdde hij hen met eene ruime kastijding.
Hollandaca — Siregar
En zij waren ongehoorzaam aan de Boodschapper van hun Heer. Toen groep Hij hen met een krachtige bestraffing.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
И ослушались они посланника Господа своего (который был послан к ним) [Фараон ослушался пророка Мусу, а перевернутые селения пророка Лута] и схватил Он [Аллах] их хваткой великой [наказал жестоким наказанием].
Rusça — Osmanov
[все] они ослушались посланника Господа своего, и Он покарал их жестоко.
İsveççe (1)
İsveççe — Knut Bernström
När de satte sig upp mot sin Herres sändebud, straffade Han dem med fruktansvärd stränghet.