Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

فَعَصَوْا رَسُولَ رَبِّهِمْ فَاَخَذَهُمْ اَخْذَةً رَابِيَةً

fe ǎSav rasūle rabbihim fe eḣaƶehum eḣƶeten rābiyeten

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَعَصَوْاfe ǎSavع ص يİsyan etmek, itaat etmemek, karşı çıkmak, direnmek, ihlal etmek.karşı geldiler
2رَسُولَrasūleر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleelçisine
3رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRablerinin
4فَاَخَذَهُمْfe eḣaƶehumا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekO da onları yakaladı
5اَخْذَةًeḣƶetenا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekbir yakalayışla
6رَابِيَةًrābiyetenر ب وArtmak, yükselmek, çoğalmak, şişmek, büyümek, nefes nefese kalmak, solumak. Tefecilik yapmak, faiz almak, aşırı artış göstermek, normal alınması gerekenden fazlasını elde etmek. Rabiyatun - sürekli artan, şiddetli. Arba (karşılaştırmalı form) - daha çok, daha fazla artmış.şiddeti gittikçe artan

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken Rablerinin peygamberine isyân etmişlerdi de onları gittikçe artan bir azapla helâk etmişti.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken Rablerinin peygamberine isyân etmişlerdi de onları gittikçe artan bir azapla helâk etmişti.

Adem Uğur

Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.

Ahmed Hulusi

Rablerinin Rasulüne asi oldular da (Rableri) onları şiddetle yakalayıverdi!

Ahmet Tekin

Hep, Rablerinin görevlendirdiği Rasule saygı göstermediler, inanmadılar, tebliğlerini kabul etmediler, sünnetlerini uygulamadılar, karşı geldiler. Allah da, onları daha ağır cezalarla cezalandırdı.

Ahmet Varol

Öyle ki, Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

Ali Bulaç

Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

Ali Fikri Yavuz

Böylece Rablerinin peygamberine isyan ettiler. Bunun üzerine gittikçe artan şiddetli bir azap kendilerini yakalayıverdi.

Ali Rıza Safa

Efendilerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine, yaman bir yakalayışla onları yakaladı.

Bayraktar Bayraklı

Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.

Bekir Sadak

Rabbinin peygamberine bas kaldirmislardi. Bunun uzerine Rableri onlari siddeti arttikca artan bir sekilde yakaladi.

Celal Yıldırım

Rabblarının peygamberlerine karşı geldiler. O sebeple Rabbları, onları fazla şiddetli bir tutuşla yakalayıverdi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Rablerinin elçisine karşı geldiler, O da onları amansız bir şekilde yakalayıp cezalandırdı.

Diyanet İşleri

Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

Diyanet İşleri (eski)

Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.

Diyanet Vakfi

Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Hep Rablerinin elçilerine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hep Rablerinin peygamberine karşı geldiler; o da onları gittikçe artan bir tutuşla alıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hep rablarının Resulüne asi oldular o da onları alıverdi mütezayid bir tutuş (kahir bir kabza) ile

Erhan Aktaş

Onlar, Rabb'lerinin Resul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, Rabb'lerinin Resul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, Rabb'lerinin Rasul'üne karşı geldiler. Bunun üzerine onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.

Fizilal-il Kuran

Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

Gültekin Onan

Böylece rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

Hamdi Döndüren

Onlar Rablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakalayıverdi!

Hasan Basri Çantay

Öyle ki (her ümmet) Rablerinin peygamberine isyan etdiler. Bundan dolayı O da kendilerini fazla bir şiddetle yakalayıverdi.

Hasib Asutay

Böylece Rablerinin peygamberine karşı geldiler. O da onları şiddetli bir yakalayışla yakalayıverdi.

Hayrat Neşriyat

Öyle ki Rablerinin elçisine isyân ettiler de (Allah) onları (şiddeti gittikçe) artan bir yakalayışla yakalayıverdi!

İbni Kesir

Rabblarının elçisine isyan etmişlerdi. Bunun üzerine O da kendilerini gittikçe artan bir şiddetle yakalayıverdi.

Mehmet Okuyan

Rablerinin (her bir) elçisine isyan etmişlerdi; O da onları şiddetli bir şekilde yakalamış (cezalandırmış)tı.

Muhammed Esed

ve Rablerinin (gönderdiği) elçilere isyan etmişlerdi. Allah şiddetli bir ceza darbesi ile onların hesabını gördü!

Mustafa İslamoğlu

Nihayet Rablerinin elçisine karşı geldiler; ve (Allah günahlarıyla) katlanan bir bela ile tümünü enseledi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Rablerinin Peygamberine isyan ettiler. Artık (Cenâb-ı Hak) onları pek şiddetli bir şekilde yakaladı.

Ömer Öngüt

Böylece Rablerinin peygamberine isyan ettiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakalayıverdi.

Suat Yıldırım

Rab’lerinin elçisine isyan ettiler, Allah da onları şiddetle cezaya çarptırdı.

Süleyman Ateş

Rablerinin elçisine karşı geldiler. O da onları şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

Süleymaniye Vakfı

Her biri, Rablerinin resulüne /onun elçi olarak getirdiklerine karşı geldiler. Rableri de onları etkisi arttıkça artan bir azapla yakaladı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rablerinin elçilerine baş kaldırdılar. Rableri de onları kaldırıp yere vurdu.

Şaban Piriş

Rab'lerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.

Tefhim-ul Kuran

Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı.

Ümit Şimşek

Onlar Rablerinin Resulüne karşı geldiler; Allah da onları şiddetli bir azapla yakaladı.

Yaşar Nuri Öztürk

Rablerinin resulüne isyan ettiler de O da onları, şiddeti arttıkça artan bir yakalayışla yakaladı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar öz Rəbbinin elçisinə asi oldular, O da onları şiddəti artan bir əzabla yaxaladı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar Rəbbinin peyğəmbərinə asi olmuş, O da onları şiddəti getdikcə artan bir əzabla yaxalamışdı.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Sie trotzten den Gesandten ihres Herrn, und so erlegte Er ihnen die schwerste Strafe auf.

Almanca — Der Edle Quran

So widersetzten sie sich den Gesandten ihres Herrn. Da ergriff Er sie mit stärker werdendem Griff.

Almanca — M. A. Rassoul

und sie waren widerspenstig gegen den Gesandten ihres Herrn, darum erfaßte Er sie mit drosselndem Griff.

Almanca — Muhammad Zaidan

dann widersetzten sie sich dem Gesandten ihres HERRN, dann belangten WIR sie mit übermäßigem Belangen.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They disobeyed the Messenger of Allah their Creator, so He stunned them and overtook them by a condign punishment making them unable to hold their own.

Abdul Haleem

these people committed grave sins and disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with an ever-tightening grip.

Abdullah Yusuf Ali

And disobeyed (each) the messenger of their Lord; so He punished them with an abundant Penalty.

Abul A'la Maududi

They did not follow the Messenger of their Lord, and so He seized them with a severe grip.

Aisha Bewley

They disobeyed the Messenger of their Lord so He seized them in an ever-tightening grip.

Al-Hilali & Khan

And they disobeyed their Lord’s Messenger, so He seized them with a strong punishment.

Ali Quli Qarai

Then they disobeyed the apostle of their Lord, so He seized them with a terrible seizing.

Amatul Rahman Omar

They disobeyed (in their respective times) the Messenger of their Lord, so He seized them with an ever-increasing punishment.

Arthur John Arberry

and they rebelled against the Messenger of their Lord, and He seized them with a surpassing grip.

Bijan Moeinian

[God sent them a messenger to offer them a decent code of conduct]. As they denied the messenger of God, your Lord punished them badly.

E. Henry Palmer

and they rebelled against the apostle of their Lord, and He seized them with an excessive punishment.

Edip-Layth

They disobeyed the messenger of their Lord. So He took them with a devastating requital.

George Sale

and they severally were disobedient to the apostle of their Lord; wherefore He chastised them with an abundant chastisement.

Hamid S. Aziz

And they disobeyed the Messengers of their Lord, so He punished them with a severe punishment.

Mahmoud Ghali

Then they disobeyed the Messenger of their Lord, so He took them (away) with a surpassing grip (Literally: swelling taking).

Marmaduke Pickthall

And they disobeyed the messenger of their Lord, therefor did He grip them with a tightening grip.

Mohamed Ahmed - Samira

When they disobeyed the apostle of their Lord He seized them with an overwhelming punishment.

Muhammad Asad

and rebelled against their Sustainer's apostles: and so He took them to task with a punishing grasp exceedingly severe!

Mustafa Khattab

each disobeying their Lord’s messenger, so He seized them with a crushing grip.

Progressive Muslims

They disobeyed the messenger of their Lord. So He took them with a devastating requital.

Sahih International

And they disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with a seizure exceeding [in severity].

Sam Gerrans

And they opposed the messenger of their Lord, but He seized them with a surpassing grip.

Shabbir Ahmed

For, they disobeyed the respective Messenger of their Lord. Consequently, He grasped them with a firm grasp.

Syed Vickar Ahamed

And (each) disobeyed the messenger of their Lord: So He punished them with a severe penalty.

Taqi Usmani

and they disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with an extremely severe seizure.

The Monotheist Group

They disobeyed the messenger of their Lord. So He took them with a devastating requital.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ils désobéirent au Messager de leur Seigneur. Celui-ci donc, les saisit dʹune façon irrésistible.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Her wiha wan guhdariya pêxemberê xwe nekir, vêca Xwedê bi ezabekî tund/dijwar ew ceza kirin.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij waren ongehoorzaam aan de gezant van hun Heer, Toen greep Hij hen met een overweldigende greep.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij waren allen ongehoorzaam aan den gezant van hunnen Heer; daarom kastijdde hij hen met eene ruime kastijding.

Hollandaca — Siregar

En zij waren ongehoorzaam aan de Boodschapper van hun Heer. Toen groep Hij hen met een krachtige bestraffing.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И ослушались они посланника Господа своего (который был послан к ним) [Фараон ослушался пророка Мусу, а перевернутые селения пророка Лута] и схватил Он [Аллах] их хваткой великой [наказал жестоким наказанием].

Rusça — Osmanov

[все] они ослушались посланника Господа своего, и Он покарал их жестоко.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

När de satte sig upp mot sin Herres sändebud, straffade Han dem med fruktansvärd stränghet.