Allah'a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddiklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

وَالَّذِينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِهِ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الصِّدِّيقُونَ وَالشُّهَدَاءُ عِنْدَ رَبِّهِمْ لَهُمْ اَجْرُهُمْ وَنُورُهُمْ وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَٓا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَحِيمِ

ve(e)lleƶīne āmenū bi(a)llahi ve rusulihi ulāike humu S-Siddīḳūne ve ş-şuhedā'u ǐnde rabbihim lehum ecruhum ve nūruhum ve(e)lleƶīne keferū ve keƶƶebū bi āyātinā ulāike eSHābu l-ceHīmi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseler
2اٰمَنُواāmenūا م نgüvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir nesneden özgür olmak; güvenlik / emniyet vaadi, güvencesi, teminatı; kendine güvenen, güven veren, güvenen hale gelmek; inanmak, kabul etmek, onaylamak Türkçe’ye girmiş türevler: mümin, emanet, iman, aman, amenna, amentü, âmin, emin (yeddiemin), emniyet, temin, teminat, emanetçi, emaneten, şehremaneti, amanın, amanin, amansız, biaman, elamaninananlar
3بِاللّٰهِbi(a)llahiAllah'a
4وَرُسُلِهِve rusulihiر س لBir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul mursalatun) - gönderilen şey/ler.\" Türkçe’ye girmiş türevler : resul, resulullah, irsaliye, mürsel, risaleve onun resulleri
5اُو۬لٰٓئِكَulāikeişte
6هُمُhumuonlardır
7الصِّدِّيقُونَS-Siddīḳūneص د قdoğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü konuşmak, birini güvenilir saymak. sadaqa fi al-qitaali - cesurca savaşmak. tsaddaqa - sadaka vermek. sidqun - hakikat, doğruluk, samimiyet, sağlamlık, çeşitli nesnelerde mükemmellik, sağlıklı ve hoş, olumlu giriş, övgü. saadiqun - doğru ve samimi olan, gerçeği söyleyen kişi. saadiqah - mükemmel kadın. sadaqat (çoğul: saduqaat) - başlık parası, mehir. siddiiq - güvenilir, samimi kişi. saddaqa - onaylamak, doğrulamak, yerine getirmek. asdaqu - daha doğru.sıddikler
8وَالشُّهَدَاءُve ş-şuhedā'uش ه دtanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey.ve şehidler
9عِنْدَǐndeع ن دEdat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve yer anlamını ifade eder. Doğru yoldan çıkmak, gerilemek, sapmak, asi olmak, zorba, karşı çıkan, inatçı direnmek, sınırları aşmak.yanında
10رَبِّهِمْrabbihimر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRableri
11لَهُمْlehumonların vardır
12اَجْرُهُمْecruhumا ج رödül/tazminat/karşılık, hizmet için ücret/ödeme/maaş, karmükafatları
13وَنُورُهُمْve nūruhumن و رateş, alev, sıcaklık, savaş, ışık, parıldamak, parlak ışık saçmak, tahrik etmek, sinirlendirmek veya savaşa kışkırtmakve nurları
14وَالَّذِينَve(e)lleƶīneve kimseler
15كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar eden(ler)
16وَكَذَّبُواve keƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.ve yalanlayanlar
17بِاٰيَاتِنَٓاbi āyātināا ي يİmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder; öyleki, onu algıladığımızda, normalde kendi kendine algılayamayacağımız diğer şeyi de onun vasıtasıyla algılamış oluruz.ayetlerimizi
18اُو۬لٰٓئِكَulāikeonlar
19اَصْحَابُeSHābuص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.halkıdır
20الْجَحِيمِl-ceHīmiج ح مAteş yakmak, yanmasını sağlamak, yanıp tükenmek, parlak veya şiddetli yanmak, gözü açmak, sakınmak/vazgeçmek/çekinmek/kaçınmak, ilerlemek veya öne gitmek, geri çekilmek veya geri çekmek [Bu fiil çelişkili anlamlar taşır], yok etmeye veya öldürmeye yakın olmak, arzu/açgözlülük ve cimrilikle yanmak, huyu dar olmak, inatçı veya cimri olmak, alevli veya parlak, şiddetli sıcak.cehennem

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve Allah'a ve Peygamberlerine inananlar yok mu, onlardır Rableri katında gerçeklerin ve tanıkların ta kendileri; onların mükâfatları da vardır, nurları da; kâfir olanlara ve delillerimizi yalanlayanlara gelince: Onlardır cehennem ehli.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve Allahʼa ve Peygamberlerine inananlar yok mu, onlardır Rableri katında gerçeklerin ve tanıkların ta kendileri; onların mükâfatları da vardır, nurları da; kâfir olanlara ve delillerimizi yalanlayanlara gelince: Onlardır cehennem ehli.

Adem Uğur

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.

Ahmed Hulusi

Esma'sıyla hakikatleri olan Allah'a ve Rasulüne iman edenlere gelince, işte onlar sıddıkların ve Rablerinin indinde şehidlerin (Al-u İmran: 18'de belirtilen şehadet; halk anlayışına göre şehit değil. A. H. ) ta kendileridirler! Onların mükafatları ve nurları vardır (hem Nebiye hem Rasule iman etmişler). . . Hakikat bilgisini inkar edenler ve varlıklarındaki Esma işaretlerimizi yalanlayanlar var ya, işte onlar cahim (cehennem)in ashabıdırlar.

Ahmet Tekin

Allah’a ve Rasulüne iman edenler, onlar, işte onlar, doğruluk sembolleridir. Rableri katında, kutsal kitapları bilen ve tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderlik, doğruları konuşan şâhitlik ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onlar da, sadakat örneği, doğruluk sembolü samimi mü’minlerin, şehitlerin, şâhitlerin, örnek önderlerin mükâfatlarına ve nurlarına kavuşurlar. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar, âyetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da kaynayan köpüren Cehennem azâbına maruz olanlardır.

Ahmet Varol

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler işte onlar dosdoğru olanlar ve Rableri yanında şahitlerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince işte onlar da cehennem halkıdır.

Ali Bulaç

Allah'a ve O'nun Resulü'ne iman edenler; işte onlar Rableri katında sıddiklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır.

Ali Fikri Yavuz

Allah’a ve Peygamberine iman edenler; işte bunlar, Rableri katında, (imanları hususunda) tıpkı çok sadık olanlarla, (Allah yolunda can veren) şehidler gibidirler. Onların hem sevabları vardır, hem de (Sırat üzerinde) nurları... Küfre varıb da ayetlerimizi inkâr edenlere gelince; işte onlar, hep cehennemliktirler.

Ali Rıza Safa

Allah'a ve O'nun elçisine inananlar; işte onlar, dosdoğru olanlar ve tanık olanlardır. Onların ödülleri ve aydınlıkları, Efendilerinin katındadır. Nankörlük edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar; cehennemin yoldaşları, işte onlardır.

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve Peygamberlerine inananlar var ya, özü sözü doğru kişiler onlardır. Rableri katında tanık olanlar onlardır. Onların ödülleri ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennem yaranı olacaklardır.

Bekir Sadak

Allah'a ve peygamberlerine inananlara, dosdogru olanlara ve Allah yolunda sehit dusenlere, iste, onlara, Rableri katinda nur ve ecir vardir. Inkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, iste onlar da, cehennemlik olanlardir. *

Celal Yıldırım

Allah'a ve Peygamberine dosdoğru imân edenler var ya, işte doğruluğu huy edinenler, Rabbları yanında (O'nun adına) şehadette bulunanlar (veya O'nun yolunda şehîd olanlar) bunlardır. Kendilerine mükâfat ve aydınlık vardır. Bizim âyetlerimizi inkâr edip yalanlayanlar ise, işte onlar Cehennem'in arkadaşları ve dostlarıdır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Allah’a ve peygamberlerine (böyle) iman edenler var ya, işte onlar rableri katında sıddıklar ve şehidler mertebesindedirler. Mükâfatları ve nurları (âhirette) onları beklemektedir. İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise cehennemliktirler.

Diyanet İşleri

Allah'a ve Peygamberlerine iman edenler var ya, işte onlar sıddiklar (sözü özü doğru kimseler) ve Allah katında şahitlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar cehennemliklerdir.

Diyanet İşleri (eski)

Allah'a ve peygamberlerine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır.

Diyanet Vakfi

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Allah'a ve peygamberine iman edenler var ya, işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri yanında tıpkı sıddıklar ve şehitler gibidir. Onlara, onların mükafatları ve nurları vardır. Ayetlerimizi yalan diyenlere gelince, işte onların tümü cehennemin adamlarıdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem Allaha ve Resulüne iyman edenler hep onlar aynı sıddiklar ve şehidlerdir, Rablarının ındinde onlara onların ecirleri ve nurları vardır, ayetlerimizi tekzib edenlere gelince işte onlar hep Eshab-ı Cahim'dir.

Erhan Aktaş

Allah'a ve Resuller'ine iman edenler; işte onlar Sıddıklardır. Ve Rabb'leri yanında şahitlerdir. Onların ödülleri ve nurları vardır. Küfreden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Allah'a ve Resullerine iman edenler; işte onlar Sıddıklardır. Ve Rableri yanında şahitlerdir. Onların ödülleri ve nurları vardır. İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Allah'a ve Rasul'üne inananlar; işte onlar Rabb'leri katında Sıddıklar ve şehitler konumunda olanlardır. Onların ödülleri ve nurları vardır. İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar Cehennem halkıdırlar.

Fizilal-il Kuran

Allah'a ve Peygambere inananlar var ya, onlar özü sözü doğru olanlar ile şehitlerdir. Allah katında onlara ödül ve nur verilir. Ayetlerimizi yalanlayan kafirler ise cehennemliktirler.

Gültekin Onan

Tanrı'ya ve O'nun Resulü'ne inananlar; işte onlar rableri katında sıddıklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. Küfredip ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da cehennem halkıdır.

Hamdi Döndüren

Allah’a ve peygamberlerine iman edenler, işte onlar, Rableri katında dosdoğru olan ve şehitlik derecesine erenlerdir. Onların hem ecirleri, hem de nurları vardır. İnkâr edenlere ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da cehennemliklerdir.

Hasan Basri Çantay

Allaha ve peygamberlerine iman edenler (yok mu?) Onlar sözü özü doğru olanlar, Allah için şahidlik edenlerdir. Onların hem mükafatları, hem nuurları vardır. Küfredenler (e), ayetlerimizi yalan sayanlar (a gelince:) Onlar da cehennemin yaranıdırlar.

Hasib Asutay

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem halkıdır.

Hayrat Neşriyat

Allah’a ve O’nun peygamberlerine îmân edenlere gelince, işte onlar Rableri katında sıddîklar ve şehîdler (mertebesinde)dir. Kendileri için, hem mükâfâtları, hem nûrları vardır. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar Cehennem ehlidirler.

İbni Kesir

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler; işte onlar, Rabbları katında doğrular ve şahidlerdir. Onların hem mükafatları, hem de nurları vardır. Küfredip de ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar da cehennem yaranıdırlar.

Mehmet Okuyan

Allah’a ve elçilerine iman edenler -evet sadece onlar- (gerçeği) çok doğrulayanlardır ve Rableri katında şahit olanlardır. (Mahşerde) onlar için ödülleri ve nûrları (ışıkları) vardır. İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem halkıdır.

Muhammed Esed

Allah'a ve Elçisi'ne inananlar, işte onlardır hakikate sahip çıkan ve Allah'ın huzurunda (ona) tanıklık edenler. (Böylece) onlar ödüllerini ve nurlarını elde edecekler. Hakikati inkara ve mesajlarımızı yalanlamaya şartlanmış olanlara gelince, onlar yakıcı ateşe mahkum olanlardır!

Mustafa İslamoğlu

Allah'a ve elçilerine (sadakatin bedelini ödeyerek) iman edenler var ya: onlardır doğruluk ve dürüstlük sembolü olanlar, yine onlardır Rableri katında şahitliğine (değer) verilenler; ödül de onların, ışık da onların olacak. Ama inkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlar, gözleri fal taşı gibi açan ateşe mahkum olacak.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve o kimseler ki, Allah'a ve o'nun peygamberlerine imân ettiler. Rablerinin indinde sıddıklar ve şehit olanlar onlardır, onlar için mükâfaatları ve nûrları vardır. Ve o kimseler ki, kâfir oldular ve Bizim âyetlerimizi tekzîp ettiler, işte onlar da cehennem sahipleridir.

Ömer Öngüt

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, işte onlar Rableri katında sıddîklar ve şehitlerdir. Onların mükâfatları ve nurları vardır. Kâfir olup da âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar da cehennem halkıdırlar.

Suat Yıldırım

Allah’a ve resullerine iman edenler, evet işte onlardır Rabbinin nezdinde sıddikler ve Hakka şahitlik edenler! Kendilerine mükemmel ecirler ve nurlar vardır. Ama kâfir olup âyetlerimizi yalan sayanlar. İşte onlar da cehennemliktirler.

Süleyman Ateş

Allah'a ve elçilerine inananlar (yok mu) işte Rableri yanında, sıddikler (çok doğru olanlar) ve şehidler onlardır. Onların mükafatları ve nurları vardır. İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar(a gelince), onlar da cehennem halkıdır.

Süleymaniye Vakfı

Allah'a ve elçilerine /kitaplarına inanıp güvenenler var ya! İşte onlar özü sözü doğru olan ve Rableri katında şahitlik edecek olanlardır. Onların alacakları ödülleri ve ışıkları vardır. Kafirlik eden ve ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlara gelince, onlar da yakıcı ateşin ahalisidir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'a ve elçisine inanıp güvenenler, Rableri katında özü sözü doğru ve şahit sayılacak kimselerdir. Onların hem alacakları ödül hem de ışıkları (nurları) vardır. Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılarak ayetleri görmezlikten gelenler ise cehennem ahalisidir.

Şaban Piriş

Allah'a ve elçisine inananlar, işte onlar sıddikler ve şahitlerdir. Onlar mükafatlarını ve nurlarını elde edeceklerdir. Ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar ise işte onlar cehennem arkadaşlarıdır.

Tefhim-ul Kuran

Allah'a ve O'nun Resulüne iman edenler; İşte onlar Rableri katında sıddîklar ve şehidler (veya şahid)lerdir. Onların ecirleri ve nurları vardır. Küfredip de ayetlerimizi yalanlayanlar ise; işte onlar da Cehennem halkıdır.

Ümit Şimşek

Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, Rableri katında özü sözü doğru olan ve hakka şahitlik eden kimselerdir. Onların ödülleri de vardır, nurları da. İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlar ise Cehennem ehlidir.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah'a ve resulüne inananlar var ya, özü sözü doğru kişiler onlardır. Rableri katında tanık olanlar/şehitlik mertebesine erenler de onlardır. Onların ödülleri ve ışıkları vardır. Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemin dostu olacaklardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Allaha və Onun elçilərinə iman gətirənlər – məhz onlar doğru olanlardır. Şəhidlər isə öz Rəbbi yanındadırlar. Onların öz mükafatları və öz nurları vardır. Kafir olub ayələrimizi yalan sayanlara gəlincə, onlar Cəhənnəm sakinləridir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Allaha və peyğəmbərinə iman gətirənlər – məhz onlar öz Rəbbi dərgahında olan siddiqlər (özündə-sözündə doğru olanlar) və şəhidlərdir. Onların (qiyamət günü) öz mükafatları və (qıl körpüsü üstündə onlara yol göstərəcək) öz nurları vardır. Kafir olub ayələrimizi yalan sayanlara gəldikdə isə, onlar cəhənnəmlikdirlər.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Diejenigen, die an Gott und Seinen Gesandten glauben, sind die Wahrhaftigen und die Zeugen; sie haben bei ihrem Herrn Lohn und Licht. Die Ungläubigen aber, die Unsere Zeichen der Lüge geziehen haben, sind die Bewohner der Hölle.

Almanca — Der Edle Quran

Und diejenigen, die an Allah und Seine Gesandten glauben, das sind die stets Wahrhaftigen und die Zeugen vor ihrem Herrn. Sie erhalten ihren Lohn und ihr Licht. Diejenigen aber, die ungläubig sind und Unsere Zeichen für Lüge erklären, das sind die Insassen des Höllenbrandes.

Almanca — M. A. Rassoul

Und diejenigen, die an Allah und Seine Gesandten glauben, sind die Wahrhaftigen und die Bezeugenden vor ihrem Herrn; sie werden ihren Lohn und ihr Licht empfangen. Diejenigen aber, die ungläubig sind und Unsere Zeichen leugnen, sind die Insassen der Gahim.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und diejenigen, die den Iman an ALLAH und Seine Gesandten verinnerlichten, diese sind die äußerstWahrhaftigen und die Zeugen bei ihrem HERRN. Sie haben ihre Belohnung und ihr Licht. Und diejenigen, die Kufr betrieben und Unsere Ayat abgeleugnet haben, diese sind die Weggenossen der Hölle.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

And those whose breasts have been filled with reverential. awe and their hearts with the image of religious and spiritual virtues and their deeds with wisdom and piety on the ground of their sincere belief in Allah and His Messenger and the promotion Of their purpose, are they who are titled with the dignified rank of the "pure", the "veracious". Then come the pious who carried the banners of truth at odds and have acquired the glorious privilege of "Martyrs" through resisting to blood with their spiritual armour. Both of them are they who have been destined to enjoy such designations in the heavens realm There await them a meritorious reward and light emanating from Allah's countenance to glow in their faces and proceed ahead of them But those who denied Allah and refused to recognize His revelations are those who shall make their abode in hell.

Abdul Haleem

Those who believe in God and His messengers are the truthful ones who will bear witness before their Lord: they will have their reward and their light. But those who disbelieve and deny Our revelations are the inhabitants of Hell.

Abdullah Yusuf Ali

And those who believe in Allah and His messengers- they are the Sincere (lovers of Truth), and the witnesses (who testify), in the eyes of their Lord: They shall have their Reward and their Light. But those who reject Allah and deny Our Signs,- they are the Companions of Hell-Fire.

Abul A'la Maududi

In Allah's sight only those who truly believe in Allah and His Messengers are utterly truthful and true bearers of witness(for the sake of Allah). For them is their reward and their light. As for those who gave the lie to Our Signs, they are the people of Hell.

Aisha Bewley

Those who have iman in Allah and His Messengers – such people are the truly sincere – and the martyrs who are with their Lord will receive their wages and their light. But those who are kafir and deny Our Signs, will be Companions of the Blazing Fire.

Al-Hilali & Khan

And those who believe in (the Oneness of) Allâh and His Messengers - they are the Siddiqûn (i.e. those followers of the Prophets who were first and foremost to believe in them), and the martyrs with their Lord, they shall have their reward and their light. But those who disbelieve (in the Oneness of Allâh - Islâmic Monotheism) and deny Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) - they shall be the dwellers of the blazing Fire.

Ali Quli Qarai

Those who have faith in Allah and His apostles —it is they who are the truthful and the witnesses with their Lord; they shall have their reward and their light. But as for those who are faithless and deny Our signs, they shall be the inmates of hell.

Amatul Rahman Omar

And for those who believe in Allâh and His Messengers they alone are the truthful people and faithful witnesses in the sight of their Lord, they will have their full reward and their light. But those who disbelieve and cry lies to Our commandments are the very inmates of Hell.

Arthur John Arberry

And those who believe in God and His Messengers -- they are the just men and the martyrs in their Lord's sight; they have their wage, and their light. But the unbelievers, who have cried lies to Our signs, they are the inhabitants of Hell.

Bijan Moeinian

Those who have believed in God and His Prophets are the ones who have truthfully believed in truth. As the true witnesses, they will receive their light [the energy which will give them enough power to fly to Heaven] and a great reward (paradise.)

E. Henry Palmer

And those who believe in God and His Apostle, they are the confessors and the martyrs with their Lord; for them is their hire and their light! But those who misbelieve and call our signs lies, they are the fellows of hell!

Edip-Layth

Those who acknowledged God and His messengers are the truthful ones. The martyrs at their Lord will have their reward and their light. As for those who rejected and rejected Our signs, they are the dwellers of hell.

George Sale

And they who believe in God and his apostles, these are the men of veracity, and the witnesses in the presence of their Lord: They shall have their reward, and their light. But as to those who believe not, and accuse our signs of falsehood, they shall be the companions of hell.

Hamid S. Aziz

And those who believe in Allah and His Messengers, these it is that are the truthful and the faithful ones in the sight of their Lord: they shall have their reward and their light, and as for those who disbelieve and reject Our revelations, these are the inmates of Hell.

Mahmoud Ghali

And the ones who have believed in Allah and His Messengers, those are they who are the most sincere; and the martyr-witnesses in the Providence of their Lord will have their reward and their light. And the ones who have disbelieved and cried lies to Our signs, those will be the companions (i.e., inhabitants) of Hell-Fire.

Marmaduke Pickthall

And those who believe in Allah and His messengers, they are the loyal, and the martyrs are with their Lord; they have their reward and their light; while as for those who disbelieve and deny Our revelations, they are owners of hell-fire.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who believe in God and His apostles are true of word and deed; and by their Lord are considered testifiers of the truth. They have their guerdon and their light. As for those who do not believe and reject Our revelations, are the people of Hell.

Muhammad Asad

For, they who have attained to faith in God and His Apostle - it is they, they who uphold the truth, and they who bear witness [thereto] before God: [and so] they shall have their reward and their light! But as for those who are bent on denying the truth and on giving the lie to Our messages - it is they who are destined for the blazing fire!

Mustafa Khattab

˹As for˺ those who believe in Allah and His messengers, it is they who are ˹truly˺ the people of truth. And the martyrs, with their Lord, will have their reward and their light. But ˹as for˺ those who disbelieve and reject Our signs, it is they who will be the residents of the Hellfire.

Progressive Muslims

And those who believed in God and His messengers are the truthful ones. And the martyrs at their Lord will have their reward and their light. As for those who disbelieved and rejected Our revelations, they are the dwellers of Hell.

Sahih International

And those who have believed in Allah and His messengers - those are [in the ranks of] the supporters of truth and the martyrs, with their Lord. For them is their reward and their light. But those who have disbelieved and denied Our verses - those are the companions of Hellfire.

Sam Gerrans

And those who believe in God and His messengers: it is they who are the men of truth and the witnesses in the sight of their Lord — they have their reward, and their light. But those who ignore warning and deny Our proofs: those are the companions of Hell.

Shabbir Ahmed

For, those who (thus) believe in Allah and His Messengers, it is they - they who are indeed true, and they who are the witnesses to (the Glory of) their Lord. For them is their reward and their light. But, those who openly reject Our Messages and those who deny them in practice - it is they who will be companions of the Insurmountable Barrier (that bars their "Self" from developing).

Syed Vickar Ahamed

And those who believe in Allah and His messengers— They are the sincere (caretakers of Truth), and the witnesses (who testify), in the eyes of their Lord: They shall have their reward and their light. But those who reject Allah and deny Our Signs (verses), they are the companions of Hell-Fire.

Taqi Usmani

And those who believed in Allah and His messengers, - those are the Siddīqs (the most righteous after prophets) and the Shuhadā’ (martyrs) in the sight of your Lord. For them shall be their reward and their light. As for those who disbelieved and rejected Our verses, they are the inmates of Hell.

The Monotheist Group

And those who believed in God and His messengers are the truthful ones. And the martyrs at their Lord will have their reward and their light. As for those who disbelieved and denied Our revelations, they are the dwellers of Hell.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ceux qui ont cru en Allah et en Ses messagers ceux-là sont les grands véridiques et les témoins auprès dʹAllah. Ils auront leur récompense et leur lumière, tandis que ceux qui ont mécru et traité de mensonges Nos signes, ceux-là seront les gens de la Fournaise.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku bi Xwedê û pêxemberên wî bawerî anîn; ha ew in yên rast û durist. Herçî ku şehîd in, ji bo wan li cem Xwedayê wan, xelat û ronahiya wan heye. Herçî ew ên ku kafir bûne û bawerî bi ayetên me neanine, ha ew xelkê dojehê ne.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij, die in God en zijne gezanten gelooven, zijn menschen van waarachtigheid, en getuigen in de tegenwoordigheid van hunnen Heer; zij zullen hunne belooning en hun licht hebben. Maar wat degenen betreft die niet gelooven en onze teekens van valschheid beschuldigen, zij zullen de bewoners der hel zijn.

Hollandaca — Siregar

En degenen die in Allah en Zijn Boodschapper geloven: zij zijn de getrouwen en de getuigen bij hun Heer, voor hen is er hun beloning en hun licht. En degenen die ongelovig zijn en die Onze Verzen loochenen: zij zijn de bewonen van Djahîm (de Hel).

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

А те, которые уверовали в Аллаха и Его посланников, – они являются правдивейшими [теми, которые признали истину, с которой приходили посланники, говорили ее и жили в соответствии с ней]. А мученики [погибшие на пути Аллаха] – у их Господа [в Раю] им (будет дана) награда их и свет их (освещает им путь в День Суда). А те, которые стали неверующими и отвергли Наши знамения, они – обитатели Огня [Ада].

Rusça — Osmanov

А те, которые уверовали в Аллаха и Его посланников, - они говорят правду и свидетельствуют [против неверных] перед своим Господом. Им уготованы награда и свет [в День воскресения]. А те, которые не уверовали и отвергли наши аяты, они - обитатели ада.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Och de som tror på Gud och Hans Sändebud och som vittnar om sanningen inför Gud, de skall få sin lön och (skall lysas av) ett klart ljus! Men de som förnekar sanningen och påstår att Våra budskap är lögn har Elden till arvedel!