(15-16) Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍ مُتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ
ǎlā sururin mevDūnetin / muttekiīne ǎleyhā muteḳābilīne
Kelimeler
| # | Arapça | Okunuş | Kök | Anlam |
|---|---|---|---|---|
| 1 | عَلٰى | ǎlā | üzerindedirler | |
| 2 | سُرُرٍ | sururin | س ر رSevinmek, mutlu olmak, gizlemek, saklamak, sır tutmak, iç, öz, merkez, göbek, yatak, taht, divan, koltuk | tahtlar |
| 3 | مَوْضُونَةٍ | mevDūnetin | و ض نBir şeyi bir parçası diğerinin üzerine gelecek şekilde kaplamak veya katlamak, iç içe geçirmek, kabuklamak, altın ve değerli taşlarla süslemek. | altın ve cevahirle işlenmiş |
| 1 | مُتَّكِـِٔينَ | muttekiīne | و ك اUzanmak | yaslanırlar |
| 2 | عَلَيْهَا | ǎleyhā | onların üzerinde | |
| 3 | مُتَقَابِلِينَ | muteḳābilīne | ق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek | karşılıklı |
Tüm mealler
Meal seçin (79 / 79 görünüyor)
Türkçe
Azerice
Almanca
English
Fransızca
Hollandaca
Rusça
Türkçe
Abdulbaki Gölpınarlı
Onlara yaslanırlar, birbirlerine karşı.
Abdulkadir Gölpınarlı
Onlara yaslanırlar, birbirlerine karşı.
Adem Uğur
Onların üzerlerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
Ahmed Hulusi
Karşılıklı kurulmuşlardır.
Ahmet Tekin
Karşılıklı koltuklara oturup yaslanırlar.
Ahmet Varol
Onların üzerlerine karşılıklı olarak yaslanırlar.
Ali Bulaç
Karşılıklı yaslanmışlardır.
Ali Fikri Yavuz
Onlara yaslanarak karşı karşıya kurulmuşlar...
Ali Rıza Safa
Karşılıklı otururlar.
Bayraktar Bayraklı
- Mücevherlerle işlenmiş divanlar üzerinde karşılıklı olarak yaslanırlar.
Bekir Sadak
(15-16) Murassa tahtlara karsilikli olarak yaslanirlar.
Celal Yıldırım
Yaslanıp karşılıklı otururlar.
Diyanet (Kur'an Yolu Meali)
(15-16) Karşılıklı olarak mücevherlerle işlenmiş tahtlar üstüne oturup kurulmuşlardır.
Diyanet İşleri
(15-16) Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
Diyanet İşleri (eski)
(15-16) Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Diyanet Vakfi
(15-16) Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedir, karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)
Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
karşı karşıya kurulmuşlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karşı karşıya kurulmuşlar
Erhan Aktaş
Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.
Erhan Aktaş (10. Baskı)
Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.
Fizilal-il Kuran
Karşılıklı olarak bu tahtlara kurulurlar.
Gültekin Onan
Karşılıklı yaslanmışlardır.
Hamdi Döndüren
Karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
Hasan Basri Çantay
Üstlerinde karşı karşıya yaslanan (bahtiyar) lar olacak.
Hasib Asutay
Onların üzerinde karşılıklı olarak yaslanırlar.
Hayrat Neşriyat
(15-16) (Mücevherlerle) işlenmiş tahtlar üzerinde karşı karşıya (kurulup) yaslanmış kimselerdir.
İbni Kesir
Karşılıklı olarak üzerinde yaslanırlar.
Mehmet Okuyan
Karşılıklı olarak yaslanacakları mücevherlerle işlenmiş tahtlar üzerinde (ağırlanacaklar)dır.
Muhammed Esed
(ve) birbirlerine (sevgi ile) bakarak uzanacaklar.
Mustafa İslamoğlu
onlara yaslanıp tarifsiz bir (sevinci) paylaşacaklar;
Ömer Nasuhi Bilmen
Onların üzerine karşı karşıya olarak yaslanıcılardır.
Ömer Öngüt
Onların üzerine karşılıklı olarak yaslanırlar.
Suat Yıldırım
(15-16) Mücevheratla işlenmiş tahtlara yaslanarak karşılıklı otururlar.
Süleyman Ateş
Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.
Süleymaniye Vakfı
karşılıklı olarak onlara yaslanacaklar.
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Karşılıklı yaslanıp keyifle otururlar.
Şaban Piriş
Karşı karşıya oturup, arkalarına yaslanmışlardır.
Tefhim-ul Kuran
Üstlerinde karşılıklı olarak dayanıp yaslanmışlardır.
Ümit Şimşek
Onlara kurulmuş, karşılıklı oturmaktadırlar.
Yaşar Nuri Öztürk
Onlar üstünde karşılıklı yan gelip yaslanırlar.
Azerice (2)
Azerice — Alihan Musayev
qarşı-qarşıya əyləşib dirsəklənəcəklər.
Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov
Onlara (o taxtlara) söykənib bir-biri ilə qarşı-qarşıya əyləşəcəklər.
Almanca (3)
Almanca — Der Edle Quran
lehnen sie sich darauf einander gegenüber.
Almanca — M. A. Rassoul
lehnen (sie) auf diesen einander gegenüber.
Almanca — Muhammad Zaidan
angelehnt darauf einander gegenüber.
English (26)
Abdel Khalek Himmat
They recline thereon facing each other.
Abdul Haleem
they will sit facing each other;
Abdullah Yusuf Ali
Reclining on them, facing each other.
Abul A'la Maududi
reclining on them, arrayed face to face;
Aisha Bewley
reclining on them face to face.
Al-Hilali & Khan
Reclining thereon, face to face.
Ali Quli Qarai
reclining on them, face to face.
Amatul Rahman Omar
(They will be) reclining thereupon (and sitting) face to face.
Arthur John Arberry
reclining upon them, set face to face,
Bijan Moeinian
neighboring each other.
E. Henry Palmer
reclining on them face to face.
Edip-Layth
Residing in them, neighboring each other.
George Sale
sitting opposite to one another thereon.
Hamid S. Aziz
Reclining on them, facing one another.
Mahmoud Ghali
Reclining upon them, facing one another.
Marmaduke Pickthall
Reclining therein face to face.
Mohamed Ahmed - Samira
Reclining face to face.
Muhammad Asad
reclining upon them, facing one another [in love].
Mustafa Khattab
reclining face to face.
Progressive Muslims
Residing in them, neighbouring each other.
Sahih International
Reclining on them, facing each other.
Sam Gerrans
Reclining upon them, facing one another.
Shabbir Ahmed
Reclining thereon, socializing.
Syed Vickar Ahamed
Reclining on them, face to face,
Taqi Usmani
reclining on them, facing each other.
The Monotheist Group
Reclining in them, facing each other.
Fransızca (1)
Fransızca — Muhammad Hamidullah
sʹy accoudant et se faisant face.
Hollandaca (3)
Hollandaca — Fred Leemhuis
waarop zij tegenover elkaar zittend achteroverleunen.
Hollandaca — Salomo Keyzer
En tegenover elkander daarop zittende.
Hollandaca — Siregar
Daarop leunend, tegenover elkaar zittend.
Rusça (2)
Rusça — Ebu Adel
облокотившись на них [на ложа] и обратившись лицом друг к другу.
Rusça — Osmanov
друг против друга, облокотившись на [изголовья].