Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ

ve keƶƶebū ve ttebeǔ ehvā'ehum ve kullu emrin musteḳirrun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَكَذَّبُواve keƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.ve yalanladılar
2وَاتَّبَعُواve ttebeǔت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekve uydular
3اَهْوَٓاءَهُمْehvā'ehumه و يKuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayallerheveslerine
4وَكُلُّve kulluك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlive her
5اَمْرٍemrinا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmak
6مُسْتَقِرٌّmusteḳirrunق ر رSerin olmak veya serinlemek, sessiz kalmak, sebatlı olmak, sağlam olmak, ferahlamak, istikrarlı olmak, sağlam olmak, almak tatmin etmek, doğrulamak, kabul etmek, yerleşmek, sürmek. Karar - istikrar, sabit veya güvenli bir yer, emanet yeri, ilerideki yer. Kurratun - serinlik, keyif. Akarra (fiil 4) - onaylamak, dinlendirmek veya kalmaya sebep olmak. İstakarra (fiil 10) - sağlam kalmak. Müstakırrun - sağlam şekilde sabit kalan veya onaylanan, gizlenen, kalıcı olan, kesinlikle gerçekleşen, varlığında/hedefinde/amacında yerleşik olan. Müstakar - sağlam şekilde sabit/yerleşik, geçici ikamet, mesken. Kurratun - serinlik, ferahlık, neşe ve rahatlık kaynağı. Kawarir (karuratun'un çoğulu) - bardaklar, kristaller.yerini bulacaktır

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve yalanlarlar ve dileklerine uyarlar ve her iş, kararlaştırılmıştır.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve yalanlarlar ve dileklerine uyarlar ve her iş, kararlaştırılmıştır.

Adem Uğur

Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır.

Ahmed Hulusi

Yalanladılar ve hevalarına (nefslerine hoş gelen şeylere, sonu boş arzularına) tabi oldular! (Oysa) her hükmün gereği açığa çıkacaktır!

Ahmet Tekin

Ortaya konulan ilâhî plan mutlaka gerçekleşip hedefine vardığı halde, onlar peygamberleri yalanladılar, şahsî arzu ve ihtiraslarına uydular.

Ahmet Varol

Yalanladı ve kendi arzularına uydular. Oysa her iş yerini bulacaktır.

Ali Bulaç

Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.'

Ali Fikri Yavuz

(Kıyameti ve mucizeyi) inkâr ettiler; hevalarına uydular. Halbuki (Allah’ın vaad ettiği) her iş için bir hakikat var.

Ali Rıza Safa

Yalanladılar; kendi isteklerine ve tutkularına kapıldılar. Oysa tüm işler için yargı verilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Onlar yalanladılar ve kendi arzularına uydular. Oysa her işin varacağı bir yeri vardır.

Bekir Sadak

Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her isin karar kilacagi bir sonucu vardir.

Celal Yıldırım

(Hakk'ı) yalanladılar da kendi heveslerine uydular. Oysa her işin kararlaştırılmış bir vakti vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Hep yalan saydılar ve kişisel arzularına uydular; oysa her iş yerli yerindedir.

Diyanet İşleri

Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

Diyanet İşleri (eski)

Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır.

Diyanet Vakfi

Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yalan dediler, arzularına uydular. Halbuki, her iş (Allah takdirinde) yerini almıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yalan dediler, hevalarına uydular, halbuki her emir müstekır

Erhan Aktaş

Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve yalanladılar. Kendi tutkularına uydular. Oysa her şey kararlaştırılmıştır.

Fizilal-il Kuran

Yalanladılar, keyfi arzularına uydular; ama herşey yerinde duruyor.

Gültekin Onan

Yalanladılar ve kendi hevalarına uydular; oysa her buyruk 'sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır'.

Hamdi Döndüren

Yalanladılar, nefislerinin tutkularına uydular. Oysa her iş yerini bulacaktır.

Hasan Basri Çantay

(Peygamberi) tekzibetdiler. Heva (ve heves) lerine uydular. Halbuki (hayr-u şer) her iş bir gaayeye bağlıdır.

Hasib Asutay

Yalanladılar ve kendi tutkularına uydular. Hâlbuki her iş yerini bulacaktır.

Hayrat Neşriyat

(Peygamberi) yalanladılar ve (nefislerinin) arzularına uydular; hâlbuki (mukadder olan) her iş, yerini bulucudur (vakti geldiğinde olur).

İbni Kesir

Ve yalanlayıp kendi heveslerine uyarlar. Ve her iş kararlaşmıştır.

Mehmet Okuyan

Kendi arzularına uyarak (gerçeği) yalanladılar. (Oysa) her iş amacına ulaşacaktır.

Muhammed Esed

çünkü onlar kendi arzu ve heveslerine uyarak bunu yalanlamaya şartlanmışlardır. Ama her şeyin doğruluğu sonunda ortaya çıkacaktır.

Mustafa İslamoğlu

zaten hep yalanlıyorlar ve önyargılarının peşine düşüyorlar. Sonuçta, her hakikatin ortaya çıkmak (gibi bir huyu) var.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve onlar tekzîp ettiler ve kendi hevâlarına uydular. Halbuki, her iş kararlaşmıştır.

Ömer Öngüt

Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her iş kararlaşmıştır.

Suat Yıldırım

Onlar hakkı yalan saydılar, heva ve heveslerine uydular. Halbuki her iş gibi bu nübüvvetin de kararlaştırılmış bir sonu elbette vardır.

Süleyman Ateş

Yalanladılar, nefislerinin heveslerine uydular. Halbuki her iş, yerini bulacaktır (Allah'ın kararına kimse engel olamaz).

Süleymaniye Vakfı

Onlar yalana sarıldı ve arzularının peşine düştüler. Ama her iş bir yere kadardır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Ayetler karşısında) yalana sarılıp, keyiflerine uyarlar. Ama her işin bir sonucu vardır.

Şaban Piriş

Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her iş kararlaştırılmıştır.

Tefhim-ul Kuran

Yalanladılar ve kendi heva (istek ve tutku)larına uydular; oysa her iş sonunda kendi amacına varıp karar kılacaktır.

Ümit Şimşek

Onlar kendi heveslerine uyup Peygamberi yalanladılar. Oysa her iş için belirlenmiş bir hedef vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular. Oysaki her iş ve oluş karara, ölçüye ve düzene bağlanmıştır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onlar Peyğəmbəri yalançı saydılar və öz nəfslərinin istəklərinə tabe oldular. Halbuki hər bir iş bərqərar olacaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar (ayın parçalanmasını, digər möʼcüzələri və Peyğəmbər əleyhissəlamı) təkzib etdilər və öz nəfslərinin istəklərinə uydular. Halbuki hər bir iş qərarlaşdırılmışdır! (Əzəldən müəyyən edilmiş hər bir iş, o cümlədən islam dini və Muhəmməd əleyhissəlamın peyğəmbərliyi bərqərar olacaqdır!)

Almanca (3)

Almanca — Der Edle Quran

Und sie erklären (es) für Lüge und folgen ihren Neigungen. Doch jede Angelegenheit ist festgesetzt.

Almanca — M. A. Rassoul

Und sie leugnen und folgen ihren Gelüsten. Doch alles steht endgültig fest.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie leugneten ab und folgten ihren Neigungen. Und jede Angelegenheit hat einen Endpunkt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

They denied the truth when it was presented to them and treated the Messenger as one who passes himself off as someone other than he is and they followed their own lustful course and a religion of a sensuous character. But every event has its determined time and place.

Abdul Haleem

They reject the truth and follow their own desires––everything is recorded––

Abdullah Yusuf Ali

They reject (the warning) and follow their (own) lusts but every matter has its appointed time.

Abul A'la Maududi

They also gave the lie to (the splitting asunder of the moon) and only followed their desires. Yet everything is destined to reach an end.

Aisha Bewley

They have denied the truth and followed their whims and desires, but everything has its time.

Al-Hilali & Khan

They belied (the Verses of Allâh - this Qur’ân), and followed their own lusts. And every matter will be settled (according to the kind of deeds: good deeds will take their doers to Paradise, and similarly evil deeds will take their doers to Hell).

Ali Quli Qarai

They denied, and followed their own desires, and every matter has a setting [appropriate to it].

Amatul Rahman Omar

They have cried lies (even to this sign) and have followed their low desires. Yet every decree (of God) shall certainly come to pass.

Arthur John Arberry

They have cried lies, and followed their caprices; but every matter is settled.

Bijan Moeinian

They deny the Lord and follow their own (low worldly) desires. Every prescribed event, however, will take place when its time arrives.

E. Henry Palmer

And they call it a lie and follow their lusts; but every matter is settled!

Edip-Layth

They rejected, and followed their desires, and every old tradition.

George Sale

And they accuse thee, O Mohammed, of imposture, and follow their own lusts: But every thing will be immutably fixed.

Hamid S. Aziz

And they call it a lie, and follow their own low desires; but every affair has its appointed term.

Mahmoud Ghali

And they have cried lies and closely followed their prejudices; and every Command is settled.

Marmaduke Pickthall

They denied (the Truth) and followed their own lusts. Yet everything will come to a decision

Mohamed Ahmed - Samira

And deny, and follow their own vain desires; but every matter is determined at its time.

Muhammad Asad

for they are bent on giving it the lie, being always wont to follow their own desires. Yet everything reveals its truth in the end.

Mustafa Khattab

They rejected ˹the truth˺ and followed their own desires—and every matter will be settled—

Progressive Muslims

And they disbelieved, and followed their desires, and every old tradition.

Sahih International

And they denied and followed their inclinations. But for every matter is a [time of] settlement.

Sam Gerrans

And they denied, and followed their vain desires; but every matter is settled.

Shabbir Ahmed

For they adamantly belie the Truth and follow their desires. Yet, everything moves to its destination in stages.

Syed Vickar Ahamed

They reject (the warning) and follow their (own) desires and every matter has its appointed time.

Taqi Usmani

They have rejected (the Truth) and followed their desires, while every matter has to settle (at some time).

The Monotheist Group

And they disbelieved, and followed their desires, and every old tradition.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et ils (le) traitent de mensonge et suivent leurs propres impulsions, or chaque chose arrivera à son terme (et son but).

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Muşrikan bi pêxember bawerî neanîn û da pey hewesên xwe. Her karek (ku peymana Xwedê pê hebe) di zemanê xwe de misoger dibe.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En zij loochenen het en zij volgen hun grillen. En alles heeft zijn vaste tijd.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En zij beschuldigen u, o Mahomet! van bedrog, en volgen hunne eigene lusten: maar ieder ding zal onveranderlijk bepaald wezen.

Hollandaca — Siregar

En zij loochenen en volgen hun begeerten, terwijl alle zaken al zijn vastgesteld.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И отвергли они (Посланника Аллаха) (и не уверовали в могущество Аллаха) и последовали за своими прихотями (которые сатана им разукрасил), но каждое дело (творения) (как благое, так и плохое) утвердится [вернется к совершившему его] (в День Суда).

Rusça — Osmanov

Они не признали [знамений] и последовали за своими низменными желаниями, ибо всякое дело свершается.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De är beslutna att avvisa (sanningen) och följer (bara) vad de själva tycker och önskar. Men allt har sin fasta bestämmelse.