"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."

اِصْلَوْهَا فَاصْبِرُوا اَوْ لَا تَصْبِرُوا سَوَاءٌ عَلَيْكُمْ اِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

iSlevhā fe Sbirū ev lā teSbirū sevā'un ǎleykum innemā tuczevne mā kuntum teǎ'melūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِصْلَوْهَاiSlevhāص ل يAteşte ısıtmak, sıcağa dayanmak, kızartmak/kavurmak/ızgara yapmak/yakmak.girin ona
2فَاصْبِرُواfe Sbirūص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.ve sabredin
3اَوْevveyahut
4لَا
5تَصْبِرُواteSbirūص ب رdirenmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı göstermekten kaçınmak. Bu kelime jaz'a'nın (üzüntü ve huzursuzluk gösterme) zıttıdır.sabretmeyin
6سَوَاءٌsevā'unس و يdüzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviyebirdir
7عَلَيْكُمْǎleykumsizin için
8اِنَّمَاinnemāancak
9تُجْزَوْنَtuczevneج ز يTatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmekcezalandırılacaksınız
10مَاgöre
11كُنْتُمْkuntumك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduklarınıza
12تَعْمَلُونَteǎ'melūneع م لiş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel, suistimal), mamul, muamele, teamül, imalatyapıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (78 / 78 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Girin ona da artık sabredin, yahut etmeyin, birdir size; ancak yaptığınızın karşılığı olarak cezâlanacaksınız.

Abdulkadir Gölpınarlı

Girin ona da artık sabredin, yahut etmeyin, birdir size; ancak yaptığınızın karşılığı olarak cezâlanacaksınız.

Adem Uğur

Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.

Ahmed Hulusi

"Yaşayın ateşte! Artık ister sabredin ister sabretmeyin; size fark etmez! Siz yaptıklarınızın sonuçlarını yaşamaktasınız!"

Ahmet Tekin

Yaslanın o ateşe. İster tahammül edin, isterseniz tahammülsüz davranarak ağlayıp sızlanın. Sizin için değişen bir şey olmayacak. İşlediğiniz amellerin cezasını elbette çekeceksiniz.

Ahmet Varol

Girin oraya. Artık ister dayanın ister dayanmayın. Sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.'

Ali Bulaç

"Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."

Ali Fikri Yavuz

Girin oraya (cehenneme)! İster azabına sabredin, ister etmeyin; artık hepsi bir... Hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

Ali Rıza Safa

"Oraya girin; artık dirençli olsanız da dirençli olmasanız da sizin için değişmez. Yalnızca yaptıklarınızın karşılığı verilerek cezalandırılacaksınız!"

Bayraktar Bayraklı

Oraya girin, artık ona dayanmanız da dayanmamanız da sizin için farketmez. Siz sadece yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.

Bekir Sadak

(15-16) Bu bir buyu mudur, yoksa hala gormez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artik birdir; ancak islediklerinizin karsiligini goruyorsunuz» denir.

Celal Yıldırım

Girin oraya! İster katlanın, ister katlanmayın sizin için birdir. Siz, ancak yapageldiklerinize karşılık cezalandırılıyorsunuz.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Girin oraya! Artık sabretmişsiniz etmemişsiniz, sizin için farketmez. Çünkü sadece yaptıklarınızın karşılığını görmektesiniz.”

Diyanet İşleri

"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."

Diyanet İşleri (eski)

(15-16) Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz' denir.

Diyanet Vakfi

Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız» (denilecek).

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi sizin için birdir; sadece yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi bir, hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz

Erhan Aktaş

Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oraya girin. Artık dayansanız da dayanmasanız da sizin için birdir. Yaptığınız şeylerin karşılığını görüyorsunuz.

Fizilal-il Kuran

Girin ona ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Anlattıklarımıza göre cezalandırılacaksınız.»

Gültekin Onan

"Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz."

Hamdi Döndüren

“Girin oraya! Artık sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için birdir. Siz ancak yapmış olduklarınızın karşılığını göreceksiniz!”

Hasan Basri Çantay

Girin oraya! İster dayanın, ister dayanmayın, sizce birdir. Siz ancak yapageldiklerinizin cezasına çarpılıyorsunuz".

Hasib Asutay

'Girin oraya, ister sabredin ister sabretmeyin, artık sizin için birdir. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.' (denilecek).

Hayrat Neşriyat

Girin oraya! Artık sabretseniz de, sabretmeseniz de sizin için birdir. (Siz) ancak yapmakta olduklarınızla cezâlandırılacaksınız.

İbni Kesir

Girin oraya. Sabretseniz de, sabretmeseniz de artık birdir. Çünkü siz; ancak yapmakta olduklarınızla cezalandırılıyorsunuz.

Mehmet Okuyan

Girin oraya (ateşe)! Sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için birdir. Size, sadece yaptıklarınızın karşılığı verilmektedir.

Muhammed Esed

(İşte şimdi) onu çekin! Ama (ister) sabredin, ister etmeyin, sizin için fark etmez. Siz, yalnızca yapmış olduğunuzun karşılığını görüyorsunuz."

Mustafa İslamoğlu

Orayı boylayın! Artık ister sabredin, ister sabretmeyin; size ilişkin (hüküm) değişmez: çünkü siz, sadece yaptıklarınızın cezasını çekmektesiniz."

Ömer Nasuhi Bilmen

(16-17) Oraya giriniz, artık sabredin veya sabretmeyin, size müsavîdir. Siz ancak yapar olduğunuz şey ile cezalandırılmış olacaksınız. Muttakîler ise şüphe yok ki, cennetler ve nîmetler içindedirler.

Ömer Öngüt

Girin oraya! İster dayanın ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınıza göre ceza göreceksiniz.

Suat Yıldırım

Girin oraya! İster dayanın, ister dayanamayın, artık hepsi bir! Siz sadece ne yaptıysanız onun karşılığını bulacaksınız.

Süleyman Ateş

"Girin ona, ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız."

Süleymaniye Vakfı

Oraya girip kalın! İster sabredin, isterse sabretmeyin, sizin için aynıdır. Size sadece yaptıklarınızın karşılığı verilecektir!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kızarın orada! Dayansanız da dayanmasanız da fark etmez. Size çektirilen sadece yaptığınızın cezasıdır."

Şaban Piriş

Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

Tefhim-ul Kuran

«Girin ona; artık ister sabredip dayanın, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla cezalandırılıyorsunuz.»

Ümit Şimşek

Girin oraya! Artık ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Çünkü yaptıklarınızın cezasını çekiyorsunuz.

Yaşar Nuri Öztürk

"Dalın ona! Artık ister sabredin ister sabretmeyin. Sizin için hepsi birdir. Siz ancak yapıp ettiğiniz şeylerin karşılığıyla yüzyüze geleceksiniz."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

Yanın orada! Dözsəniz də, dözməsəniz də sizin üçün eynidir. Sizə ancaq etdiyiniz əməllərin cəzası verilir”.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Erleidet es mit oder ohne Geduld, es ist euch gleich! Euch wird nur vergolten, was ihr getan habt.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Seid ihm ausgesetzt und ertragt es dann standhaft oder nicht, gleich ist es in Bezug auf euch; euch wird nur das vergolten, was ihr zu tun pflegtet.ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Brennt darin; und ob ihr euch geduldig oder ungeduldig erweist, es wird für euch gleich sein. Ihr werdet nur für das entlohnt, was ihr getan habt.ʺ

Almanca — Muhammad Zaidan

Tretet in es hinein, dann übt euch in Geduld oder übt euch nicht in Geduld, es ist für euch gleich. Euch wird nur vergolten, was ihr zu tun pflegtet.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Now, you are put to torture by the fire which avenges wrong and punishes crime. And whether you bear it patiently or impatiently, you bear enough wrongs that it serves you right.

Abdul Haleem

Burn in it––it makes no difference whether you bear it patiently or not–– you are only being repaid for what you have done.’

Abdullah Yusuf Ali

"Burn ye therein: the same is it to you whether ye bear it with patience, or not: Ye but receive the recompense of your (own) deeds."

Abul A'la Maududi

Go now and burn in it. It is all the same whether you bear it patiently or do not bear it with patience. You are only being recompensed for your deeds."

Aisha Bewley

Roast in it! And bear it patiently or do not bear it patiently. It makes no difference either way. You are simply being repaid for what you did.’

Al-Hilali & Khan

Taste you therein its heat and whether you are patient of it or impatient of it, it is all the same. You are only being requited for what you used to do.

Ali Quli Qarai

‘Enter it, and whether you are patient or impatient it will be the same for you. You are only being requited for what you used to do.’

Amatul Rahman Omar

`Burn you in it, and whether you show patience or you show (it) not, will be the same to you, (for) you will be requited only for your deeds. '

Arthur John Arberry

Roast in it! And bear you patiently, or bear not patiently, equal it is to you; you are only being recompensed for that you were working. '

Bijan Moeinian

Burn now. whether you bear it or not, this is your destiny. You are simply being rewarded according to your deeds.

E. Henry Palmer

broil ye therein, and be patient thereof or be not patient, it is the same to you: ye are but rewarded for that which ye did do!'

Edip-Layth

"Enter it, whether you are patient or impatient, it will be the same for you. You are only being requited for what you used to do."

George Sale

Enter the same to be scorched: Whether ye bear your torments patiently, or impatiently, it will be equal unto you: Ye shall surely receive the reward of that which ye have wrought.

Hamid S. Aziz

Burn you therein, and whether you bear it patiently or not, it makes no difference; you shall be requited only what you did.

Mahmoud Ghali

Roast in it! So (endure) patiently (in it) or do not (endure) patiently, equal it is to you! Surely you are only being recompensed for whatever you were doing. "

Marmaduke Pickthall

Endure the heat thereof, and whether ye are patient of it or impatient of it is all one for you. Ye are only being paid for what ye used to do.

Mohamed Ahmed - Samira

Roast in it. Bear it with patience or impatience, it will be the same for you. You will be requited for what you had done."

Muhammad Asad

Endure it [now]! But [whether you] bear yourselves with patience or without patience, it will be the same to you: you are but being requited for what you were wont to do. "

Mustafa Khattab

Burn in it! It is the same whether you endure ˹it˺ patiently or not.[1] You are only rewarded for what you used to do."

Progressive Muslims

"Enter it, whether you are patient or impatient, it will be the same for you. You are only being requited for what you used to do."

Sahih International

[Enter to] burn therein; then be patient or impatient - it is all the same for you. You are only being recompensed [for] what you used to do."

Sam Gerrans

“Burn therein! And be you patient or be you not patient — it is the same for you; you are but being rewarded for what you did.”

Shabbir Ahmed

Endure the heat herein. It is the same whether you bear it patiently or impatiently. This is only the built-in Requital of what you used to do.

Syed Vickar Ahamed

"So you burn in there, it is the same to you whether you can bear it with patience, or not: You only receive the penalty for your (own) deeds. "

Taqi Usmani

Enter it. Now, whether you endure (it) patiently or impatiently, it is all the same for you; you are merely rewarded for what you used to do."

The Monotheist Group

"Enter it, whether you are patient or impatient, it will be the same for you. You are only being requited for what you used to do."

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

De herin dojehê, vêca hûn sebrê bikêşin û nekêşin ji bo we her wekhev e. Bi rastî hûn cezayê ya ku we dikir, dikişînin.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Braadt erin en of jullie het wel of niet kunnen verdragen maakt voor jullie niet uit. Aan jullie wordt vergolden wat jullie gedaan hebben.ʺ

Hollandaca — Salomo Keyzer

Treedt er binnen, om verschroeid te worden. Hetzij gij uwe marteling geduldig of ongeduldig verdraagt, het zal voor u gelijk wezen: gij zult zekerlijk de vergelding ontvangen, van hetgeen gij hebt verricht.

Rusça (1)

Rusça — Ebu Adel

(И будет сказано им): «Горите в нем [в адском Огне]! Терпите или не терпите – все равно (не будет облегчено это наказание) для вас: вам воздается только за то, что вы совершали (в своей жизни на Земле)».

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Känn hur dess lågor bränner er! Vare sig ni uthärdar det eller inte, förändrar det ingenting för er; detta är den rätta lönen för era handlingar.ʺ